İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Malın Ayıpsız Misli ile Değiştirilmesi
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda;
TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı şirketten 03.12.2020 tarihinde toplam 5 adet araç satın aldığını; 4 araçta hiçbir sorun olmamasına rağmen arızalı olan 1 aracı 03.12.2020 tarihli faturadan da görüleceği üzere ... Marka aracı 1.344.634,87 TL karşılığında davalı şirketten satın aldığını; davacı şirketin davaya konu aracı aldıktan kısa bir süre sonra aracın sürekli olarak arızalanmaya başladığını, müvekkili şirketin araç arızasından dolayı 04.12.2020,17.12.2020,26.04.2021,25.05.2021,15.06.2021,22.09.2021,13.10.2021,12.2021,24.03.2022 tarihlerinde aracı tamire götürdüğünü, aracın sürekli arızalanmasından dolayı müvekkili şirketin aracı kullanamadığını, aracın müvekkiline ayıplı olarak verilmesinden dolayı müvekkili şirketin aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini davalı taraftan talep ettiğini, davalı yanın ayıplı malı satarak kusurlu olmasına rağmen davacı müvekkilinin aracın ayıpsız misliyle değişimi talebini kabul etmediğini, müvekkilinin aracı satın aldığında gerekli dikkat ve özeni göstererek incelemesini yaptığını fakat araçta bir problem görmediğini; araçta ki bu ayıpları müvekkilinin önceden fark etmesinin imkânı olmadığını, araçtaki ayıbın kullanım esnasında da ortaya çıkacak cinsten/kullanım kaynaklı olmayıp gizli ayıp olduğunu; şirketin almış olduğu diğer 4 araçta hiçbir arıza meydana gelmediğini, davalarının kabulü ile dava konusu aracın ayıpsız misli ile ücretsiz olarak değiştirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava konusu aracı ayıptan ari olarak tam ve eksiksiz teslim ettiğini; dava konusu aracın ayıplı olmadığını; dava konusu araç gibi çok karmaşık mekanik ve elektronik unsurlardan oluşan sanayi mallarından olan araçlarda oluşan her bir şikayetin açık ayıp veya gizli ayıp olarak değerlendirilmemesi gerektiğini; davacı tarafın arıza olarak iddia ettiği hususun bir arıza veya ayıp olmadığını, araçtaki sorunların garanti kapsamında ücretsiz olarak giderildiğini, 26.04.2021 tarihinde “sağ ön lastikten ses şikayeti” ile geldiğini, müşteri ile yapılan testlerde herhangi bir ses duyulmadığını, 25.05.2021 tarihinde “rampa inerken dönüşlerde ses var” şikayeti ile ilgili ön ve arka fren balatalarının temizlendiğini ve sorunun giderildiğini, 22.09.2021 tarihinde “seyir halinde önden vurma sesi geliyor” şikayeti ile ilgili ön fren kaliperlerinin izole edildiğini, 13.10.2021 tarihinde “rampa inerken dönüşlerde ses geliyor” şikayeti ile ilgili fren kaliperlerinin izole edildiğini ve sesin giderildiğini, bu müdahalelerin haricindeki müdahalelerin müvekkili şirketin servisi haricinde gerçekleştiğini; davacı tarafça iddia edilen durumun teknik standartlar çerçevesinde olduğunu ve ayıp olarak nitelendirilemeyeceğini; davacı tarafça seçimlik haklarından onarım hakkının kullanıldığını, seçimlik hakkın kullanılmakla sona erdiğini, dava konusu aracın kullanım sebebi ile amortisman tutarının ve elde edilen menfaatlerin hesaplanarak iade edilmesini ve davanın reddini talep etmiştir.
İhbar olunan vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dilekçesinde ifade etmiş olduğu onarımı yapılarak giderilmiş şikayeti sebebiyle anılan malın ayıplı olduğunu iddia ettiğini, otomobillerde oluşan her şikayetin ayıp olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını; davacının ileri sürdüğü şikayetlerin aracın sürekli kullanımını engelleyen ve araçtan beklenen faydayı ortadan kaldıran türden arızalar olmadığını; aracın motoruna veya diğer mekanik aksamına da zarar vermediğini, davacı tarafın arıza olarak nitelendirdiği hususların ayıp niteliği taşımadığını; dava konusu araçtaki şikayetlerin davalı tarafından garanti kapsamında ücretsiz olarak giderildiğini, davacının ücretsiz seçimlik hakkını kullandığını aracın şu an sorunsuz bir şekilde davacının kullanımında olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Eldeki dava, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebine ilişkindir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 22/02/2026 tarihli bilirkişi raporuna göre; dava konusu ...plakalı araç üzerinde 19.12.2024 tarihinde yapılan incelemede ve araç ile yapılan sürüş testinde, özellikle yokuş tırmanma ve dönüşler ile birlikte sağa ve sola dönüşlerde ön kısımlarda takırtı-tukurtu şeklinde kasılma veya metal akşamlardan kaynaklı sesler geldiği, bu seslerin frene basarken veya frene basılmadığı durumlarda da olduğu seslerin aracın yavaş kullanımı sırasında, hem yokuş tırmanma/inme hem de sağ veya sol dönüşlerde aynı anda meydana geldiği farkedilmiş olup, dava konusu aracın tescil tarihinden yaklaşık 5 (Beş) ay sonrasında başlayan ve 2 yıllık yasal garanti süresinde 8(Sekiz) defa aynı arıza şikayetine karşılık farklı çözümler ile arızanın marka yetkili servislerinde giderilmeye çalışılmış olduğu, ancak dava açılış tarihi ve sonrasındaki kayıtlar ile birlikte toplam 13 (Onüç) defa aynı arıza ile ilgili Yetkili Servislerde Bakım/Onarım/Parça Değişim hizmetinin sunulmuş olduğu, bunlara rağmen kaynağı tam olarak tespit edilemeyen ve araç üzerinde yapılan incelemede de sesin ön kısımlarda olmasına rağmen kaynağının taraflarınca da belirlenemediği “Anormal Ses” probleminin devam etmekte olduğu görülmüş olup, aracın marka ve modeli değerlendirildiğinde de araç sürücüsünün araçtan bekleyeceği konfor seviyesinin üst düzey olması nedeniyle ve mevcut mekanik ses ile yeterli konfor ve donanım özelliklerinden faydalanamayacağı değerlendirildiğinde, dava konusu araçtaki arızanın/arızaların, araçtan beklenen faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik içeren teknik arıza olduğu, dava konusu aracın arızasının/arızalarının özellikle tescil tarihinden sonra iki yıl içerisinde 8 (Sekiz) kez benzer şekilde tekrarlamış olması nedeniyle teknik olarak “AYIPLI” olduğunu, davacının aracın kullanımı sırasında yaşanan problemleri satın alma aşamasında basit bir kontrol ve muayene ile anlayabilmesi mümkün olmadığından ve arızaların aracın kullanımı ile ortaya çıkmasından dolayı, ayrıca kullanıcı tarafından meydana getirilebilecek arızalar olmadığı ve dosya kapsamında yer alan kaza kayıtları ile teknik olarak bir illiyet bağı olmayacağından, ayıbın niteliğinin de teknik olarak “GİZLİ AYIP” olacağını, Davacının: 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakkını kullandığı ve bu hakkın kullanılmasının uygunluğu hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı kanaatinin Mahkemenin takdirine sunulduğunu, dava konusu 34 STL 07 plakalı aracın, davacı tarafından kullanımı sırasında meydana gelen kazaları neticesinde oluşan değer kaybının, işbu rapor tarihi itibariyle ortalama 15.000,00 TL olacağı, dava tarihi 12.02.2023 itibariyle ortalama 14.850,00 TL olacağını, davacı tarafından satın alınma tarihi 03.12.2020 itibariyle de 5.400,00 TL olacağını belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 14/12/2025 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; taraflarınca tanzim edilen 22.02.2025 tarihli kök raporda yer alan aşağıdaki kanaatlerinin aynen korunduğunu, dava konusu ... plakalı araç üzerinde 19.12.2024 tarihinde yapılan incelemede ve araç ile yapılan sürüş testinde, özellikle yokuş tırmanma ve dönüşler ile birlikte sağa ve sola dönüşlerde ön kısımlarda takırtı-tukurtu Ģeklinde kasılma veya metal akşamlardan kaynaklı sesler geldiği, bu seslerin frene basarken veya frene basılmadığı durumlarda da olduğu seslerin aracın yavaş kullanımı sırasında, hem yokuş tırmanma/inme hem de sağ veya sol dönüşlerde aynı anda meydana geldiği farkedilmiş olup, dava konusu aracın tescil tarihinden yaklaşık 5 (Beş) ay sonrasında başlayan ve 2 yıllık yasal garanti süresinde 8(Sekiz) defa aynı arıza şikayetine karşılık farklı çözümler ile arızanın marka yetkili servislerinde giderilmeye çalışılmış olduğu, ancak dava açılış tarihi ve sonrasındaki kayıtlar ile birlikte toplam 13 (Onüç) defa aynı arıza ile ilgili Yetkili Servislerde Bakım/Onarım/Parça Değişim hizmetinin sunulmuş olduğunu, bunlara rağmen kaynağı tam olarak tespit edilemeyen ve araç üzerinde yapılan incelemede de sesin ön kısımlarda olmasına rağmen kaynağının tarafımızca da belirlenemediği “Anormal Ses” probleminin devam etmekte olduğu görülmüş olup, aracın marka ve modeli değerlendirildiğinde de araç sürücüsünün araçtan bekleyeceği konfor seviyesinin üst düzey olması nedeniyle ve mevcut mekanik ses ile yeterli konfor ve donanım özelliklerinden faydalanamayacağı değerlendirildiğinde, dava konusu araçtaki arızanın/arızaların, araçtan beklenen faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik içeren teknik arıza olduğu, dava konusu aracın arızasının/arızalarının özellikle tescil tarihinden sonra iki yıl içerisinde 8 (Sekiz) kez benzer şekilde tekrarlamış olması nedeniyle teknik olarak “AYIPLI” olduğunu, davacının aracın kullanımı sırasında yaşanan problemleri satın alma aşamasında basit bir kontrol ve muayene ile anlayabilmesi mümkün olmadığından ve arızaların aracın kullanımı ile ortaya çıkmasından dolayı, ayrıca kullanıcı tarafından meydana getirilebilecek arızalar olmadığı ve dosya kapsamında yer alan kaza kayıtları ile teknik olarak bir illiyet bağı olmayacağından, ayıbın niteliğinin de teknik olarak “GİZLİ AYIP” olacağını, Davacının: 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakkını kullandığı ve bu hakkın kullanılmasının uygunluğu hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı kanaatinin Mahkemenin takdirine sunulduğunu, dava konusu ... plakalı aracın, davacı tarafından kullanımı sırasında meydana gelen kazaları neticesinde oluşan değer kaybının, işbu rapor tarihi itibariyle ortalama 15.000,00 TL olacağı, dava tarihi 12.02.2023 itibariyle ortalama 14.850,00 TL olacağını, davacı tarafından satın alınma tarihi 03.12.2020 itibariyle de 5.400,00 TL olacağını belirtmişlerdir.
6098 sayılı TBK’nın 227. maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Öğretide ayıp satılanda, vaat edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır (Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, ... E.- ... K. Sayılı kararı).
Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.
6098 sayılı TBK 231. Maddesi "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." düzenlemesini içermektedir.
Davacının aracı her seferinde servise götürmesinin ayıp ihbarı niteliğinde olması nedeniyle davalının süresi içinde ayıp ihbarı yapılmadığı yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...Esas -... Karar sayılı ilamı)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... E.,...K. Sayılı ilamında "Davacı davalı firmadan satın aldığı buzdolabının soğutma işlevini yerine getirememesi nedeniyle 2009 yılında bir, 2010 yılında bir, 2011 yılında ise iki kez yetkili servislere başvurmuş, en son 2012 yılında yine aynı sorunun giderilememesi üzerine malı teslim almak istemeyerek davalıya gönderdiği ihtarname ile zararının giderilmesini talep etmiştir. Davalı satıcı sattığı ürünün onarımını yetkili servisler eliyle yürütmekte olup davacının tüm başvurularına rağmen arızanın giderilemediği dosya kapsamı ile sabit olduğundan somut olayda üretimden kaynaklı gizli ayıp mahiyetindeki arıza yönünden davalı satıcının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hâl böyle olunca yerel mahkemece davalının 4077 sayılı TKHK’nın 4/4. maddesinin son cümlesi hükmü gereğince davalının zamanaşımı def’ini yerinde görmeyerek verdiği direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir." gerekçesi ile davacının tüm başvurularına rağmen arızanın giderilmemesi halinde üretimden kaynaklı gizli ayıp mahiyetindeki arıza yönünden davalı satıcının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiği belirtilmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta da davaya konu aracın arızasının yetkili servislerle giderilmeye çalışılsa da giderilemediği ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde bir teknik arıza niteliğinde olması nedeniyle TBK m.231'de düzenlenen 2 yıllık zamaşımı süresinin ağır kusurlu olan davalı yönünden uygulanamayacağına kanaat getirilmiş ve davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.
Davacının davalıdan 5 adet araç satın aldığını, bu araçlardan bir tanesi olan davaya konu aracın sürekli olarak arızalanması nedeniyle ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ettiği, davaya konu aracın ayıplı olup olmadığı, ayıbın gizli olup olmadığı ve aracın sürekli arızalanıp arızalanmadığının tespiti için mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan bilirkişi kök ve ek raporuyla davaya konu aracın 2 yıllık garanti süresi içerisinde 8 defa aynı arızayı verdiğinin, araçtaki arızanın araçtan beklenen faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan teknik arıza olduğunun, ayıbın gizli ayıp olduğunun ve aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığının tespit edildiği, yapılan yargılama ve toplanan delillerle ayıp ihbarının zamanında yapıldığının, davanın süresinde açıldığının, davaya konu aracın gizli ayıplı olduğunun ve arızanın devam ettiğinin anlaşıldığı, bu şekilde TBK m.227'de düzenlenen malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi seçimlik hakkının koşullarının sağlandığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davanın kabulü ile, davaya konu ... plakalı ... koltuk ... model aracın davalı tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davaya konu aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalıya teslimine,
2-Alınması gereken 91.852 TL harçtan peşin alınan harcın ve tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 68.672,10 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç ve 23.000 TL tamamlama harcının toplamı olan 23.359,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 206.248,88 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 6.845 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120 TL arabuluculuk ücretinin tamamının davalıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına,
8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı vekilinin, davalı vekilinin ve ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/04/2026