İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ
KARAR
Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/09/2016 tarihinde maliki ve işleteninin davalı ...... olan ...plakalı aracın davalı ....... sevk ve idaresinde iken müvekkili idaresindeki motosiklete çarptığını ve kaza sonucu müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, daha sonra müvekkilinin hastaneye götürüldüğünü ve yoğun bakıma alındığını, meydana gelen kazada müvekkilinin almış olduğu darbeler sebebi ile kısmi konuşma yeteneğini kaybettiğini, vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyeceğini ve yürümekte de zorlandığını, dolayısıyla iş gücü kaybına uğradığını belirterek fazlaya dair taleplerin saklı kalması kaydı ile müvekkili için 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın ise davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı şirkete başvuru tarihi olduğu iddia edilen 09/12/2016 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından gerekli belgelerin ibraz edilmediğini ve esas hakkında inceleme yapılmasına gerek olmadan davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın huzurdaki dava ile geçici iş göremezlik tazminatı ve sair taleplerinin olduğunu ancak bu taleplerin Trafik Sigortası Genel Şartları gereği teminat dışı olduğunu, davacının sürekli maluliyet halindeki zararını ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüte düşmediğini, davacı tarafın kaza sebebi ile elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, müvekkilinin sorum -luluğunun poliçede yazılı teminat ile sınırlı olduğunu, davacının motosiklet üzerinde kask takmaması ve uygun kıyafetler giymemesi sebebi ile ağır kusurlu olduğunu ve hesaplama yapılırken asgari %25 oranında indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ve ... cevap dilekçelerinde özetle; kazada davacı tarafın kusurlu olduğunu, motosiklet sürücüsünün kask takmadığını ve ehliyetsiz bir şekilde aracı kullandığını, motosiklet de kendisi ile birlikte 3 kişi olduklarını, kaza sırasında motosikletten etrafa alkol kutuları savrulduğunu ve bu hususla ilgili promil testinin sağlık kuruluşundan istenmesi gerektiğini, motosikletin sigortasının bulunmadığını ve davacı iddialarının yasal dayanaktan yoksun, soyut olduğunu, kazanın ....'da gerçekleştiği ni, davalıların yerleşim yerininde .... olduğunu ve yetkili mahkemeninde .... Mahkemeleri olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 599.200 TL maddi tazminatın (davalı ... A.Ş. yönünden 310.000 TL ile sınırlı olmak üzere ve dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı şahıslar yönünden kaza tarihi olan 18/09/2016 tarihinden itibaren yasal faiz ile yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacının davalı şahıslara karşı manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 20.000 TL manevi tazminatın davalı ... ve ...'dan 18/09/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kazadaki kusur oranlarını kabul etmediklerini, kazanın oluşu itibariyle tali kusurun davacıya verilmesinin isabetsiz olduğunu, ceza davasında aldırılan raporun olayın oluş şekline uygun olmadığını, kusura ilişkin ATK raporunun üstün körü hazırlandığını, kaza tarihinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre geçerli bir ehliyetinin de bulunmadığını, durumunun ehliyetsiz kişilerin durumu gibi değerlendirilmesi gerektiğini, karşı tarafın kusuruyla kazanın meydana geldiğini, hükmedilen tazminatın uygun olmadığını, davacı tarafından aktüerya raporuna itirazı olmamasına rağmen yeniden alınan raporda davacı lehine sonuç çıkmasının doğru olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 18/09/2016 tarihinde davalı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ...plakalı aracıyla ....... merkez ....... Cadde istikametinden gelip ........ sokağı takiben ......... okulu istikametine seyir halindeyken, olay yeri kavşağa geldiğinde, sağ tarafından ..... istikametinden gelip ......sokağını takiben ...... sokak istikametine seyir halinde olan davacı sürücü ..........'in sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısımları ile çarpışması meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. sonucu yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir. Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre davalı sürücü...........'ın % 75, davacının ise % 25 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Isparta 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/1063 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre davalı sürücü ...'ın asli derecede, davacının ise tali derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bir olayda birden fazla müterafik kusur hali olsa dahi ancak bir kez ve %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılabilir. İlk Derece Mahkemesince davacı kask takmadığın -dan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminat belirlenmiş olduğundan davalı vekilinin davacının ehliyeti olmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 08/06/2022 tarihli aktüerya bilirkişi raporunun istinaf talep eden davalı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmak tadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde bilirkişi raporunda hesaplama verileri bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden aktüerya raporundaki hesaplama verilerine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebilece -ğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında davacılar lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davalı vekilinin istinaf itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
1-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 42.297,55 TL harçtan peşin alınan 10.574,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 31.723,17 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/04/2026