İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.02.2023 tarih 2021/138 Esas 2023/70 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı sigorta şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının .... plaka sayılı motosikleti ile 06/06/2018 tarihinde saat 13: 00 sıralarında ....Mah. .... Sk. Üzerinde seyir halindeyken ...Sk. Kesişiminde, davalı .... yönetimindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu maddi ve yaralamalı kaza meydana geldiğini, davalının tam kusurlu olduğunu, Selçuk Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/632 Esas, 2019/442 Karar sayılı dosyasında yargılama yapıldığını, davalının ceza aldığını, müvekkilinin kazada yaralandığını, Selçuk devlet Hastanesi'ne kaldırıldığını, oradan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiğini, müvekkilinin akciğerinde yaralanma, kaburgalarında kırıklar oluştuğunu, göğüsüne göğüs tüpü takıldığını, halen nefes alıp verirken zorlandığını, tedavisinin halen devam ettiğini, kaza sonrası psikolojisinin bozulduğunu, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine Adli Tıp Anabilim Başkanlığı'nın 17/12/2019 tarihli raporunda Sürekli Özürlülük oranı %20 olduğunu, müvekkilinin hastanede kaldığını ve bakımını eşinin yaptığını, davalıya ait ... ... plakalı aracın ZMMS sigortası ile diğer davalı .... A.Ş. Tarafından sigortalandığını, müvekkilinin aylarca raporlu kaldığını ve işe gidemediğini, vücut bütünlüğünün zarara uğradığını, sigorta poliçesi kapsamındaki zararların; tarafların kusur oranları göz önünde alınarak ve poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğu miktarlar dahilinde davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, bunun dışındaki taleplerinden sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, açıkladığı nedenlerle; Kazaya karışan ve davalıya ait .... plakalı araca karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama sırasında alacak miktarı ve değeri tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda taleplerinin arttırılacağı kaydı ile tarafların kusur oranları da göz önüne alınarak geçici talep miktarlarını içeren HMK 107. Maddesi gereğince belirsiz alacak davası istemli dava ve alacakların kabulünü, davalı .... A.Ş. Şirketinden sigorta poliçe kapsamındaki zararlar ve poliçe kapsam ve limiti ile sorumlu olduğu miktarlar dahilinde kalan miktar kadar olmak üzere; Diğer davalı .... yönünden ise tüm talep üzerinden tamamı sorumlu olaraktan, 5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin, kazanın oluş tarihi olan 06/06/2018 tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinden ticari reeskont faizi ile birlikte, diğer davalıdan yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından ZMMS Genel Şartları gereğince tazminat hesabı yapılabilmesi için gerekli olan sağlık kurulu raporu ve kusur raporu ile başvuru yapılmadığını, başvuruların eksik olduğunu bu yüzden davanın usulden reddini, .... plakalı araç için düzenlenen 15/07/2017 - 15/07/2018 vade tarihli 24890706 numaralı ZMMS sigorta poliçesinin bulunduğunu, kaza tarihinde ölüm ve sakatlanma teminat limitinin 360.000,00 TL olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderinin SGK sorumluluğunda olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden rapor alınmasını, müvekkilinin temerrüte düşmediğini, açıkladığı nedenlerle; dava şartı yokluğundan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı .... davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 06.06.2018 tarihinde .... plakalı motosiklet ile .... yönetimindeki .... plakalı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacı ....'nin yaralandığı, 27.09.2021 tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Kurulu Raporu'na göre kaza sonucu yaralanan ....'nin özürlülük ölçütü sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmelik hükümlerine göre engellilik oranının %20 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 46 gün olduğu, 1 hafta süreyle geçici olarak yardıma ihtiyaç duyacağının tespit edildiği, meydana gelen kazada 27.10.2021 tarihli Ankara Trafik İhtisas Dairesi'nin raporuna göre davacı ....'nin %75 oranında kusurlu, davalı ....'in %25 oranında kusurlu olarak belirlenmiş olduğu, SGK kayıtlarına göre; 06/06/2018 - 01/07/2018 tarihleri arası 1.214,47 TL, 02/17/2018 - 21/07/2018 tarihleri arası 2.816,27 TL davacıya geçici iş göremezlik ödemesi yapılmış olduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada 07.05.1974 doğumlu davacı ....'ın sürekli maluliyet başlangıç tarihi olan 22.07.2018 tarihinde 45 yaşında olduğu, davacının aktif çalışma süeresinin 16 yıl, TRH Yaşam Süresi'ne göre kalan bakiye yaşam süresinin 31,2 yıl olduğu, TRH- 2010 Yaşam Tablosu %10 artırım ve iskonto uygulanarak yapılan hesaplamada davacının sürekli maluliyetinin 601.873,22 TL olduğu, yine SGK'nın sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi giderinin 1.416,00 TL olduğu, belgelendirilmeyen tedavi giderinin 343,51 TL olduğu, bakım giderinden kaynaklı alacağının 473,43 TL, tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin ise 340,00 TL olacağının hesaplandığı, davacı için geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığından geçici iş göremezlik alacağının bulunmadığı, davacıya ait motosikletin hasar onarım bedeli ya da bu bakımdan gerçek zararının tespiti için motosikletin şasi numarasının, tescil belgesinin, ve trafik kayıtlarının davacı tarafça sunulmadığı, davacının sunduğu belgeler ile bir tespit yapılamadığı, davacının toplam maddi tazminat alacağının 604.446,16 TL olduğu, bu miktardan davacının kusuruna isabet eden %75 oranındaki kusur indirimi sonrası bakiye maddi tazminat alacağının 151.111,54 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin KTK.nın 85 ve 91. Maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu oldukları, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği ve zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, davacı vekilinin 17.11.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile toplam maddi tazminat talebini 151.111,54 TL'ye yükselttiği ve bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, manevi tazminat talebi yönünden, davacının sürekli maluliyeti ile sonuçlanan kazanın meydana geliş şekli, davaya konu trafik kazasında tarafların kusur oranları, davacının %20 oranında maluliyeti oluşacak şekilde yaralanması, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının, yaralanması nedeniyle çektiği elem ve ızdırap nazara alınarak davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ....A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yaşam olasılıklarının hesaplamaya dahil edilmediğini, %10 iskonto faizi kullanıldığını, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlara göre hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu ve 1.8 Teknik faiz kullanılarak gerçekleştirilmesi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun maluliyet raporu düzenlemekle görevli Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kurulu tarafından düzenlenmediğini, davalı sigorta şirketinin sağlık giderleri teminatından dolayı sorumlu olmadığını, sağlık giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri zararlarının Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğunda olduğunu, davacının geçici iş göremezlik zararının SGK tarafından karşılandığı ve bakiye geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketine geçerli bir başvuru yapılmadan dava açıldığından davalı şirketin temerrüde düşmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

Dava, trafik kazası sonucu oluşan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüe karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.)
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası yönünden, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir.(Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 - 2022/9633).
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K).
Davalı vekili, maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını istinaf nedeni olarak ileri sürmüş ise de; İlk derece mahkemesince hükme esas alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun 28.09.2021 tarihli raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranının 06.06.2018 kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmiş olmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili, tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. HD 22.06.2021 tarih 2021/3089 E., 2021/3441 K.) İlk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüerya raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant metodunun uygulanmış olması yerinde olup, davalı vekilinin bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 17.7.2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Dolayısıyla, trafik kazasından kaynaklı geçici işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri ile belgesiz tedavi ve tedavi amaçlı yol giderleri bakımından ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. Açıklanan nedenlerle davalı sigorta vekilinin bakıcı ve tedavi giderlerinin davalı sorumluluğunda olmadığına dair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2022 tarih ve 2021/12001 E. - 2022/4532 K. ve 24.03.2022 tarih ve 2021/22793 E. - 2022/5790 K.)
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı). Somut olayda, KTK'nın 97. maddesi uyarınca davacı vekilince davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce yazılı başvuru evrakının gönderildiği, davalı tarafça hasar dosyası oluşturulduğu ve dava şartının gerçekleştiği anlaşıldığından davalı sigorta vekilinin dava öncesi temerrüt koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, dava açılmadan önce davalıya usulüne uygun başvuru yapılmasına, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusurun maddi olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle sürekli maluliyet, bakıcı gideri, SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi gideri, SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi gideri ve tedaviye bağlı ulaşım gideri zararına hak kazanmasına, davacının gelirinin soysal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde saptanmasına, maluliyetin olay tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, iş görmezlik tazminatının ise TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı ....A.Ş. vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı sigorta şirketi yönünden istinaf karar harcı olan 9.220,45 TL'den peşin alınan 2.305,11 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.915,34 TL'nin davalı sigorta şirketinden alınarak hazineye gelir kaydına,

3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı sigorta şirketinin yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.