Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete ...numaralı ... Sigorta Poliçesi ile sigortalı emteaların 03.01.2017 tarihinde yaşanan kaza ile kullanılamaz hale geldiğini, müvekkili şirkete ait 332,93 metrekare büyüklüğünde plaka mermerler ........numaralı irsaliye ile İstanbul’dan İzmir’e nakledilmekteyken ... plakalı aracın ....... mevkiinde viraj almak için manevra yaptığı sırada aracın çukura düşmesi sonucunda mermer plakaların yan yattığını ve kırılarak kullanılamaz hale geldiğini, anılan kaza sonrasında davalı sigorta şirketine hasarın tazmini için başvurulmuşsa da sigorta şirketi tarafından hasarın tazmin edilmediğini, tazmin edilmeme nedeni olarak emteaların uygun istiflenmediğinin bildirildiğini, oysa aracın çukura girmesinin mermer plakaları yerinden kaydırdığını, hatta sarsıntının etkisi ile yükü taşıyan tırın dorse yan kapaklarının dahi kırıldığını, aracın tonajı ve çukurun büyüklüğü ele alındığında yaşanan olayda istiflemenin ya da ambalajlamanın kazanın oluşumunun önüne geçmesinin mümkün olmadığını, olay sonrasında çekilen ekli fotoğraflar ile bu durumun sabit olduğunu, davalı şirkete sigorta teminatı limitleri dahilinde ödeme için başvuru yapılmışsa da davalının gereken ödemeleri yapmayarak temerrüde düştüğünü, sigorta şirketinin hasarı tazmin etmesi gerekirken bu talebi reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla; 45.000,00 TL alacağın olay tarihi olan 03.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşımanın işlemi ... (.........) (TC: .........) tarafından gerçekleştirildiğinden ve emtialarda hasar meydana geldiği iddia edildiğinden davanın ...'e (.......... ihbarını ve davaya dahil edilmesini talep etme zorunlulu -ğu doğduğunu, davacının tüm talepleri zamanaşımına uğradığından davanın reddi gerektiğini, sigorta poliçesine göre 197.57 m2 statuario cins mermer emtiası 03.01.2017 hasar tarihinden sonra tanzim edilen 04.01.2017 tanzim tarihli poliçe ile sigortalanmış olup hasar tarihinde geçerli poliçe mevcut olmadığından bu emtiada meydana geldiği iddia edilen zararın teminat dışı olduğunu, davaya konu yükleme/ambalajlama/istifleme ve taşıma işinin poliçe şartları teminatına aykırı olarak yaptırıldığını, müvekkili şirkete nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalanmış olan emtiaların hasarlandığı iddiası ile işbu dava ikame edilmiş ise de, davacı tarafından sigorta poliçesinde yer alan hükümlere ve nakliyat poliçesi genel şartları teminat klozlarına aykırı olarak taşıma işlemi yaptırıldığını, ve emtianın davacının kusuru ile hasarlandığını, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarı fahiş olup reddi gerektiğini, nakliye aracının istiap haddini aşıp aşmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafından nakliye aracına ilişkin (çekici ve dorse) ait ruhsat belgelerinin sunulması gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; davanın, sigortalı emtianın taşınması sırasında meydana geldiği iddia edilen hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında ........ Sigorta Poliçesi düzenlen diği ve fakat 03/01/2017 tarihinde yaşanan kaza ile taşımaya konu emtiada zarar oluştuğu, sigorta poliçesine dayalı olarak açılan işbu davada zamanaşımı süresinin başlangıcı 03.01.2017 tarihi olmakla, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, istinaf kararı kapsamında hazırlanan ek raporda; kök rapor sonuçlarında belirlenen 62.863,00 TL bakımından 300,00 TL sovtaj düşüldüğünde davalının sorumlu tutulabileceği tazminatın 62.563,00 TL hesaplandığı, meydana gelen zararın taşıma sürecinde oluştuğu gözetilerek emtia nakliyat sigortası kapsamında kaldığının değerlendirildiği, raporun denetimine uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, hasarlanan emtianın davalı sigorta tarafından sigorta poliçesi kapsamında tazmini gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; davacının taleplerinin 04/01/2019 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı, Yerel mahkemece hatalı olarak ıslah edilen tutar yönünden zamanaşımı iddialarının reddedildiği, beyan edilen hasar tarihi ve hasar ihbar tarihi göz önüne alındığında ıslah tarihinde kanunda ön görülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, ıslah tarihinin zaman -aşımı süresinin dolmasından 3 ay sonra olduğu, Mahkemece nakliyat emtia sigortasının hatalı şekilde sorumluluk sigortası olarak kabul edildiği ve zamanaşımı süresinin de hatalı şekilde 10 yıl olarak kabul edildiği, Yerel mahkemece aldırılan bilirkişi ek raporun da cevap dilekçesinde ileri sürdükleri iddialar ile kök rapora itirazlarının dikkate alınmadığı, emtianın hasar tarihinden sonra tanzim edilen poliçe ile sigortalandığı ve hasar tarihinde geçerli sigorta poliçesi olmadığından davanın reddi gerektiği, davaya konu yükle -me, istifleme, ambalajlamanın poliçe şartları teminatına aykırı olarak yapıldığı, emtianın yola uygun şekilde ambalajlanmadığı ve istiflenmediği, ayrıca taşımanın tüzel kişi tarafından yapılmadığı ve hasarın teminat dışı olduğu, davacının hasar gören emtianın nere de olduğunu bildirmediği, herhangi bir imha tutanağı sunmadığı, faiz başlangıç tarihinin en erken olay tarihi değil temerrüt tarihi olduğu, Mahkemece hükmedilen tarihin hatalı olduğuna ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, nakliyat ... sigorta poliçesi ile davalı nezdinde sigortalan mermer emtiasının kara -yolu ile taşınması sırasında, sürücün kusuru ile hasara uğradığından bahisle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.Mahkeme -ce, yukarıda açıklanan gerekçe ile davalının zamanaşımı itirazının reddine ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.TTK'nın 1420. maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482. madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bede -line ilişkin istemler her halde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıllık zamanaşımına tabidir. Açıklanan maddede saklı tutu-lan 1482. maddede, sigortacıya yöneltilecek tazminat istemlerinin, sigorta konusu olaydan itibaren on yıllık zamanaşımına tabi oldu ğu düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm sorumluluk sigortalarına ilişkin maddeler arasında yer almaktadır. TTK'nın 1420. maddesin de düzenlenen zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak kabul edilen alacağın muaccel olduğu tarih ise, Mahkemece de açıklandığı üzere aynı Kanun'un 1427/2. maddesine göre belirlenmektedir. Bu madde uyarınca sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleş mesinden sonra riziko ile ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmalarının bitmesinden ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan itibaren 45 gün sonra muaccel olmaktadır. 1446. maddede, sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildireceği düzenlenmiş ve bu bildirim için maktu bir süre belirlenmemiştir.
Somut olayda; davaya konu hasarın 03/01/2017 tarihinde meydana geldiği, davacı tarafından davalı sigorta şirketine 04/01/2017 tarihinde hasar ihbarının yapıldığı, davalının 12/04/2017 tarihli cevabı ile tazminat ödenmesi talebini reddettiği, buna göre muaccel iyetin 12/04/2017 tarihinde gerçekleştiği, davanın 12/06/2018 tarihinde açıldığı ve ıslahın 11/04/2019 tarihinde yapıldığı, her ne kadar Mahkemece somut olayda uygulanması mümkün olmayan sorumluluk sigortalarına ilişkin TTK'nın 1482. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmak suretiyle dava ve ıslah ile talep edilen alacağın zamanaşımına uğramadığının kabul edilme si hatalı ise de, TTK'nın 1420. maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dava ve ıslah tarihi itibariyle geçmediği ve sonucu itibariyle zamanaşımı itirazının reddi kararının doğru, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin ise haksız olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu olayın kapsamına alındığı sigorta poliçesi her ne kadar 04/01/2017 tarihinde düzenlenmiş ise de, poliçe de teminatın başlangıç tarihinin 03/01/2017 olarak kabul edildiği ve hasar da bu tarihte gerçekleştiğinden davalı vekilinin hasarın poliçe kapsamına dahil olmadığına yönelik istinaf sebebinin haksız olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesinin "Notlar Açıklamalar" kısmında yer alan tüzel kişilik notu ile; "teminat taşımayı yapan nakliyecinin bir tüzel kişilik olması ve sevkiyatın hukuken geçerli yazılı bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması kaydı ile geçerlidir. Aksi halde teminat geçersiz sayılacaktır." düzenlemesinin kabul edildiği, dosya kapsamında mevcut sevk irsaliyesi ve navlun faturasından taşıma söz-leşmesinin tüzel kişi ile değil ... isimli gerçek kişi ile yapıldığı, taşımanın yapıldığı aracın da bu kişi adına kayıtlı olduğu ve bu sebeple söz konusu taşıma sırasında oluşan zararın teminat kapsamında olmadığı, davalı tarafça cevap dilekçesi ve aşamalardaki tüm beyanlarda bu husus ileri sürülmesine rağmen Mahkemece dikkate alınmaması ve davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulun-muştur.Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılma -sına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,
İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../01/2023 tarihli, 2021/....Esas 2023/..... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
-Davanın REDDİNE,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:

2-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, fazla yatırılan 36,49 TL harcın talep halinde davacı tarafa iadesine,

3-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen 232,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

6-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:

7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 137,00 TL toplamı 875,00 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

11-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.