İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı borçlu taraf arasında gerçekleştirilen ticari ilişki nedeni ile cari hesap alacağından kaynaklı olarak müvekkilinin vermiş olduğu mallara karşılık bedelin davalı tarafından ödenmemiş olduğunu, müvekkili tarafından borcun ödenmesine yönelik defalarca talepte bulunulmasına rağmen davalı tarafça bir girişimde bulunulma-dığını, alacağın tahsiline yönelik .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı sebebi ile bu takibin durduğunu, davalının bu itirazı müvekkilinin alacak hakkını ortadan kaldırmakta olup dayanaksız olduğunu, zira konu olan takip borcunun ticari defterlerinde, faturalarında ve cari hesap alacak kayıtlarında mevcut olduğunu beyanla davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, ticari defter ve kayıtlarında bu hususun sabit olduğunu, davacının daha evvel aralarında meydana gelen ticari ilişkiyi kullanmak suretiyle bütün alacaklarını almasına rağmen hayali bir alacak uydurarak ve tutar iddiasıyla huzurdaki davayı açtığını, müvekkilinin davacıya olan bütün borçlarını ziyadesiyle ödediğini ve cari hesap alacağını sıfırladığını, bu hususun müvekkilinin defter ve kayıtları ile olduğu gibi davacı tarafın dafter ve ticari kayıtları ile de tevsik edileceğini, davacının bunun dışında bir alacağı olduğunu kesin delillerle ispatlamak zorunda olduğunu, müvekkilinin taraflar arasında meydana gelen ticari ilişkiden dolayı aracılık yaptığı firmaya davacı tarafından gönderilen malların eksik ve ayıplı çıkmasından dolayı davacıdan alacaklı durumda olduğunu, müvekkilinin davacının eksik ve ayıplı mal göndermesin den dolayı büyük zarara uğradığını, bununla ilgili olarak davacı tarafa 24.02.2020 tarihli Noter ihtarnamesi gönderildiğini beyanla davacının usul ve yasaya aykırı davasının reddine, kötü niyetli davacının % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; taraflar arasındaki uyuşmalığın davacının takip ve dava tarihi itibariyle takip konusu fatura ve cari hesap alacağı nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği, temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı, ispat yükünün alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olduğu, davalı ise ödeme iddiasında bulunmuş olup ödeme iddiası bakımından ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, dosyada mübrez bilirkişi raporları değerlendirildiğinde, davalının sunmuş olduğu makbuzlardaki ödemelerin davacı şirkete yapılıp yapılmadığının çözümlenmesi gerektiği, davacının söz konusu makbuzları ve ödemeleri kabul etmediği, 04.02.2021 tarihli raporda makbuzların usulüne uygun olmadığının tespit edildiği, tanık Hüseyin Düşmez'in imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, bu kapsamda davalı vekiline her bir makbuzdaki ödemenin kime yapılarak imzasının alındığı yönünde beyanda bulunması için süre verilmiş ise de her bir makbuz bakımından imzanın yetkili kişiler tarafından atıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı gibi tespit edilebilir nitelikte olmadığı yönünde beyanda bulunulduğu, kaldı ki her ne kadar daha önce benzer nitelikte ödemelerin davacı şirket tarafından kabul edildiği iddia edilmiş ise de, benzer makbuzların davacı tarafından ödeme olarak kabul edildiği yönünde de dosyada bir delil bulunmadığı, tüm bu nedenlerle dosyaya sunulan makbuzların davacı tarafından ödeme karşılığında davalıya verildiği iddiasını davalının ispatlayamadığı, cevap dilekçesinde dayandığı yemin delili hatırlatılmış ise de yemin deliline dayanmayacaklarını beyan etmeleri karşısında ödeme iddiasının davalı tarafından ispatlanamadığı, davacının alacak miktarı bakımından ise 11.02.2023 tarihli rapordaki tespitlere göre 19.475,19 TL nin düşülmek sureti ile 52.500,00 TL alacağın ispat edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı lehine kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; davacının dava dilekçesi ile beraber dayanak delil ve belgelerini, cari hesap ekstresini, faturaları ve defterlerini sunmadığı, ön inceleme aşamasında verilen kesin sürede de sunmadığı, bu nedenle davacının ispatlanmayan davasının reddi yerine yargılamaya devam edildiği, davacının sürresinden sonra sunduğu delilerin dikkate alındığı ve usule aykırı hareket edilerek davanın sonuçlandırıldığı, davalının süresinde ibraz ettiği ticari defterleri ile davacının alacaklı olmadığının ispat edildiği, her ne kadar davacı taraf cari hesap sözleşmesine dayanmış ise de, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, TTK'nın 89.maddesi gereği taraflar arasında ancak yazılı şekilde yapılmışsa cari hesap sözleşmesinin geçerli olacağı, dolayısıyla cari hesaba ilişkin hükümlerin uygulanamayacağı, davalı tarafından davacı adına düzenlenen ve Mahke-mece kabul edilip alacaktan mahsup edilen üç faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu hususun da davacının ticari defterlerini usulüne uygun şekilde tutmadığını ve tahsilat makbuzları ile tahsil edilen bedelleri de ticari defterlerine işlemediği, davacının tahsilat makbuzu koçanını sunması halinde ödemelerin tevsik edileceği ancak sunmadığı, kaldı ki dinlenen davacı tanığının da şirketlerin devri sırasında bir takım karışıklıklar yaşandığını, tahsilat makbuzlarında ... A.Ş.nin logosu, iletişim bilgileri, seri numaraları, tahsilat tarihi ve elden alanın imzasının bulunduğu, davacı tanığının beyanında davacı şirketin 2019 yılında .....'ne dönüştüğünü, şirketlerin aynı şirket olduklarını ve kesintisiz olarak davacı adına çalıştığını beyan ettiği, davacıya daha önce de aynı şekilde makbuz karşılığı ödeme yapıldığı, bu hususta taraflar arasında ticari teamül oluştuğu, davacının satış müdürü tarafından da bu durumun teyit edildiği, alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadıkları, ihtilafın çözümü için tahsilat makbuzu koçanının davacı tarafından sunulması gerektiği, alacağın likit olmadığı, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği, takibin kötü niyetli olduğu, davacının var olmayan alacağı talep ettiği ve bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, fatura ve bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 3 ayrı rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda savunma sebepleri hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafça dava dilekçesinde ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanıldığı, Mahkemece ön inceleme duruşmasında dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına ve taraf vekillerine belirlenen inceleme gün ve saatinde ticari defterleri ile dayanak belge ve kayıtlarını sunmak üzere süre verildiği, davacı tarafça bu ara karar üzerine ticari defter, cari hesap kaydı ve faturaların bilirkişi incelemesine sunulduğu, alınan ilk bilirkişi raporunda her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının da incelendiği, dolayısıyla davalı vekilinin süresinden sonra ibraz edilen delillere göre karar verildiğine dair istinaf sebebinin haksız olduğu, kök bilirkişi raporunda her iki tarafın ticari defterlerinin de usulüne uygun şekilde tutulmuş ve davacının düzenlemiş olduğu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunun, defter kayıtları arasındaki farkın, yani davacının kendi defterlerinde alacaklı gözükmesine rağmen davalının ticari defterlerinde borçlu gözükmesinin, davalı tarafından düzenlenen 3 adet faturanın ve yine davalının kayıtlarında bulunan ve 9 adet tahsilat makbuzuna dayanan ödemelerin davacının defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığının tespit edildiği, bu noktada Mahkemece davacının, davalının düzenlediği üç adet fatura hariç olmak üzere 52.500 TL alacağını usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri ile ispat ettiğinin kabul edildiği, bu kabule karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı, dolayısıyla artık davalının 52.500 TL alacağı ödediği savunmasını ispat etmesi gerektiği, davalı tarafından sunulan tahsilat makbuzlarında davacının unvanı, seri numarası, tahsilat tarihi ve imza bulunmakla birlikte tahsil edenin adının yazmadığı, davalı tarafça tahsilatı davacının satış müdürünün yaptığı ve imzanın ona ait olduğunun iddia edildiği, mahkemece davacının satış müdürünün tanık olarak beyanının alındığı ve tanığın imzaların kendisine ait olmadığını ve kime ait olduğunu bilmediğini, davacı adına tahsilat yapmadığını beyan ettiği, her ne kadar davalı taraf daha önce de aynı şekilde tahsilat yapıldığı ve taraflar arasında teamül oluştuğunu savunsa da bilirkişi raporunda davalının daha önceki ödemelerini çekle yaptığı, tahsilat makbuzu ile elden ödeme yapılmadığının tespit edildiği, bu itibarla davacının yetkilisi, temsilcisi veya çalışanı tarafından teslim alan sıfatı ile imzalandığı ispat edilemeyen tahsilat makbuzlarının davalının ödeme savunmasını ispat etmediği, bu itibarla Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin ise haksız olduğu anlaşılmış, öte yandan davalı tarafça cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep edilmiş olmasına rağmen Mahkemece davanın reddolunan kısmı üzerinden bu taleple ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması hatalı olmuş ise de, davalı tarafça bu husus açık bir istinaf sebebi olarak ileri sürülmediğinden kararın kaldırılma sebebi yapılmamıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.586,30 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 896,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.689,72 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.