Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun davalı şirket ortağı müteveffa ...'nun kızı ve yasal mirasçısı olduğunu, muris ...'nun 20.07.2012 tarihinde vefat ettiğini, bu tarih itibariyle TTK.m.596/1 gereğince müvekkilinin, mirasçı olması hasebiyle davalı şirketin ortaklarından olduğunu, davalılardan ...'nun sahte genel kurul tutanağı düzenlemek suretiyle kendisini davalı şirket müdürü olarak tayin ettirdiğini, müdür atamasına ilişkin kararın yokluğunun Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1081 Esas 2019/299 Karar sayılı kararı ile tespit edildiğini, bununla birlikte sahte tutanakla elde etmiş olduğu görünürdeki yetkiyi davalı şirketin içini boşaltmak ve faaliyetini sonlandırmak amacıyla kullandığını, bu arada genel kurul toplantısı çağrısında bulunma gereği duymadığını, davalı şirketin yaklaşık 8 yıldır genel kurul toplantısı yapmadığını, bu nedenle TTK 410. maddesi uyarınca mahkemeden davalı şirket için genel kurulun toplantıya çağırılması için karar verilmesini talep ettiklerini, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1081 Esas 2019/299 Karar sayılı gerekçeli kararı ile davalı şirketin halihazırda müdürünün bulunmadığının tespit edilmiş durumda olduğunu, öte yandan kabul manasına gelmemek kaydıyla, davalı ...’nun müdür olarak atanmasına dair işlem geçerli olsaydı dahi yaklaşık 8 yıldır ortaklar kurulu toplantısı çağrısı yapılmaması ve davalı ...’nun tüm faaliyetlerinin müvekkilinin ve davalı şirketin zararına olarak, davalı şirketin faaliyetlerini sonlandırmaya yönelik gerçekleştirmesi sebebiyle de davalı şirkete kayyım atanmasını talep ettiklerini, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1081 Esas 2019/299 Karar sayılı kararı ile tespit edilmiş olmasına rağmen davalı ...’nun fiilen haksız olarak kullanmakta olduğu temsil yetkisinin tedbiren ve neticeten kaldırılmasına ve yetkinin bir kayyıma verilmesine karar verilmesini talep ettiklerini beyanla TTK.m. 630 uyarınca davalı ...’nun haksız olarak fiilen kullanmakta olduğu temsil yetkisinin tedbiren ve neticeten kaldırılmasına, TTK 410. maddesi uyarınca davalı şirket için genel kurulun toplantıya çağrılmasına, genel kurulun toplantıya çağrılması için mahkeme tarafından toplantı gündeminin düzenlenerek TTK hükümleri uyarınca çağırıyı yapmak üzere kayyım atanmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Arabuluculuk kanunu gereğince ticari davaların arabuluculuk şartına tabi olduğunu, davanın arabulucuya başvurmadan açıldığını, davacı tarafın dilekçesinde taraflar arasındaki mevcut davaların hiç birine değinmediğini, davacı tarafın şirket yönetimi ile ilgili kendisine bilgi verilmediğini iddia ettiğini ancak bu güne kadar müvekkilinden herhangi bir bilgi istemediğini, merhum ...’nun ölümünden bu yana şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, bu durumun davacının bilgisi dahilinde olduğunu, bu nedenle davacının şirket faaliyetlerine katılmasının herhangi bir nedenle engellenmediğini, bu güne kadar davacı tarafından ilk defa genel kurul talebi olduğunu, kayım atama taleplerinin daha öncede çeşitli mahkemelerden istendiğini, Bakırköy 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/344 E sayılı dosyasından davalı şirkete kayyım atanmasının istendiğini, bu talebin mahkemece reddedildiğini, bu dava dosyasında mahkemece müvekkilinin şirket müdürlüğünden azline karar verilmiş olup, kararın halen kesinleşmediğini, davacının Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1081 E sayılı dava dosyasında şirkete kayyım atanmasını talep ettiğini, mahkemece bu talebin reddedildiğini, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1081 E sayılı dosyasından ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verildiğini, bu kararın temyiz edildiğini, henüz kesinleşmediğini, şirketin, menkul, gayrimenkul, bankalarda parası vs. herhangi bir mal varlığının bulunmadığın, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/444 Esas ve Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1081 Esas sayılı dosyaları kesinleşmeden şirket müdürlüğünün görevden alınmasının söz konusu olamayacağını, yeni müdür seçimi talebinin yerinde olmadığını, bu nedenle yeni müdürün seçimi için yukarıda belirtilen dosyaların kesinleşmesi gerektiğini beyanla bekletici mesele talebinin kabulü ile Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/444 E ve Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1081 Esas sayılı dosyaların kesinleşmesinin beklenmesine, arabucululuk şartı nedeniyle davanın reddine, aksi halde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; davanın, davalının şirket müdürlüğünden azli ile şirkete yönetim kayyımı atanması talebine ilişkin olduğu, davacı vekilinin, şirket yetkilisi ve müdürü olan davalının, hissedar olan müvekkiline bilgi vermediğini, şirket işleyişi ile ilgili olarak da hiçbir ilgi paylaşımı yapmadığını ve bilinçli olarak şirketi zarara uğrattığını, şirkete ait sözleşmeleri ihlal ederek feshedilmelerine sebebiyet verdiğini, ticari defterlerin düzgün tutulmadığını ve bu defterlere ulaşamadığını, en önemlisi de şirketin organlarının uzun süreden beri toplanamadığını ileri sürdüğü, limited şirketlerin yönetim ve temsiline ilişkin TTK. m. 623/3 hükmüne göre müdürlerin kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkili oldukları, müdürlerin yetki ve görevlerini düzenleyen TTK. m. 625 hükmü uyarınca, “şirketin yönetimi için gerekli olduğu takdirde, muhasebenin, finansal denetimin ve finansal planlamanın oluşturulması... şirket finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporunun ve gerekli olduğu takdirde topluluk finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi” hususlarının da müdürlerin devredilmez yetki ve görevleri arasında olduğu, söz konusu hükümler birlikte dikkate alındığında, dava konusu şirketin temsil ve idare edilmesinin, şirket adına bütün iştemlerin basiretli bir tacir gibi yürütülmesinin, ticari defterlerin muhasebe ilkelerine uygun olarak tutulmasının davalı şirket müdürünün sorumluluğunda olduğu, bilirkişi raporunun mali inceleme bölümünde tespit edildiği üzere; şirketin herhangi bir kar payı elde edememesi ve hiç kar payı dağıtmaması, son dönemlerde zarar etmesi ve en önemlisi de gayri faal hale gelmesi, dava konusu şirketin tek faaliyet konusu olan akaryakıt istasyonunun, ...'nın vefatının hemen akabinde davalı tarafından gayrifaal duruma getirilmesi ve aynı akaryakıt istasyonunun davalı ...'nın sahibi olduğu ... .... Şti.'ne devredilerek bu şirket bünyesinde işleltilmeye başlanması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davalının dava konusu şirketi basiretsiz yönettiği ve gayri faal hale getirdiği, şirketin malvarlığını kendi şirketine aktardığı, bu bakımdan özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği sonucuna varıldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davalının yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin TTK'nın 630/2 nci maddesi uyarınca haklı sebeple kaldırılmasına, atanan yönetim kayyımının görevinin devamına karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; davanın müvekkiline karşı açıldığı ancak Mahkemece ... .... Şti, hakkında verildiği, dava dışı şirketin en başından davaya dahil edilmediği, usul kurallarının hiçe sayıldığı, davaya dahil olmayan şirkete kayyım atadığı, dava dilekçesinde şirket davalı gösterilmiş olmasına rağmen şirkete tebligat yapılmadığı, taraf teşkilinin sağlanmadığı, TTK madde 630 gereği şirket müdürünü görevden alma yetkisinin genel kurula ait olduğu, Mahkemece genel kurulda çoğunluk sağlana -madığından bahsedilmiş ise de, bu hususta bir genel kurul yapılmadığı, davacının öncelikle genel kurul yapılmasını talep etmesi gerektiği, Mahkemece çoğunluğun sağlanamayacağına dair farazi bir değerlendirme yapıldığı, Mahkemenin dava dilekçesinde yer almayan hususlara göre karar verdiği, davacının asıl dayandığı hususun kendisinin şirket faaliyetlerine dahil edilmemesi olduğu ancak şirketin herhangi bir faaliyetinin olmadığı, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1081 Esas sayılı dosyasından, davalının müdür seçildiği genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine dair verilen kararın kesinleşmediği, bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği, davacının şirketten genel kurulun toplanmasını talep etmeden Mahkemeden talep edemeye ceği, gündem belirtilmeden genel kurulun toplantıya davet edilemeyeceği, dava dilekçesinde gündemin yer almadığı, bu sebeplerle kararın hatalı olduğuna ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca limited şirket müdürünün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
TTK'nın 630. maddesinin ikinci fıkrasında; her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebileceği, aynı maddenin üçüncü fıkrasında; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmiş olması haklı sebep olarak kabul edilmiştir.
Elbette haklı sebepler maddede sayılanlar ile sınırlı değildir. Her somut olayın özelliğine göre davacı tarafça ileri sürülen sebeplerin haklı sebep olup olmadığı mahkemece değerlendirilecektir. Somut olayda; davacının, babası ...'nun vefatı ile dava dışı ... .... Şti.'nde pay sahibi olduğu, davalının da şirketin ortağı ve 21/03/2011 tarihli genel kurul kararı ile 10 yıl süre ile atanmış münferit yetkili müdürü olduğu, davanın, davalı ile birlikte dava dışı şirket aleyhine de açıldığı ancak Mahkemece 23/01/2020 tarihli ara karar ile davalı hakkındaki iş bu davanın 2020/37 Esas sayılı asıl dosyadan tefrik edildiği ve o dosyada davalı şirket hakkındaki davanın reddine karar verildiği, bu sebeple tefrik edilen bu dosyada davalı olmayan şirkete tebligat yapılmasının gerekmediği, müdürlük hak ve yetkilerinin kaldırılmasına dair davaların yalnızca ilgili müdüre karşı yönetilmesi yeterli olup, şirketin de davalı gösterilmesine gerek olmadığı, kararın infazı için hükümde davalı olan müdürün hangi şirketteki müdürlük hak ve yetkisinin kaldırıldığının belirtilmesi gerektiği, Mahkemece de dava dışı şirket hakkında hüküm kurulmadığı, davalının hangi şirketteki müdürlük hak ve yetkilerinin kaldırıldığının açıklandığı, bu itibarla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin haksız olduğu, Mahkemece verilen kararda, dava dışı şirket genel kurul toplantısının yapılmasına dair bir hüküm olmadığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin isabetsiz olduğu, TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca mahkemece müdürlük hak ve yetkilerinin kaldırılmasına karar verilebilmesi için öncelikle genel kurulun bu hususta toplanması ve fakat karar alamamasının şart olmadığı, bu nedenle davacının öncelikle şirket müdüründen bu gündemle genel kurulun toplantıya davet edilmesini talep etmemesinin, davanın görülmesine engel teşkil etmediği, dava dilekçesinde davalının müdürlük hak ve yetkilerinin kaldırılması yönünde ileri sürülen haklı sebeplerin, davacının şirketin işleyişi hakkında bilgilendirilmemesi yanında genel kurulun yapılmaması, şirketin içinin boşaltılması, faaliyetlerinin sonlandırılması da olduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda ileri sürülen bu sebeplerin değerlendirildiği, öte yandan Mahkemece dava dilekçesinde ileri sürülmediği halde, şirket ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmaması, şirketin kar elde etmemesi ve dağıtmamasının da haklı sebep olarak kabul edilmesi hatalı ise de, davalının şirketin tek faaliyeti olan akaryakıt istasyonunun faaliyetini sonlandırarak kendisine ait şirkete devretmesi, şirketi borca batık hale getirmesi, genel kurul toplantısı yapmaması ve bu şekilde müdürlük görevlerini ağır şekilde ihlal etmesi nedeniyle kararın ve gerekçesinin yerinde olduğu, davalının müdür olarak atandığı 23/01/2020 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti için açılan Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1081 Esas sayılı dosyasının neticesinin beklenmemesinin kararın kaldırılmasını gerektirmediği, kaldı ki anılan Mahkemece verilen 2015/1081 Esas ve 2019/299 Karar sayılı karar ile, 23/01/2011 tarihli genel kurul kararında müteveffa ... adına atılan imzanın sahte olduğu gerekçesi ile kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verildiği, Uyap üzerinden yapılan incelemede karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi' nin 2020/373 Esas ve 2022/1671 Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verildiği ve bu kararın da Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 2023/338 Esas, 2024/2250 Karar sayılı ve 20/03/2024 tarihli kararı ile onandığı, dolayısıyla davalının müdür olarak atandığı bir karar bulunmadığından müdürlük hak ve yetkisinin de olmadığı, Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri haksız bulunmuştur.

Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.