İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.06.2023 tarih 2022/190 Esas 2023/536 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
DAVA: Davacı vekili, müvekkili şirkette aynı zamanda müdürlük görevini de yürüten davalı ortağın 30/11/2020 tarihinde şirketteki 196 adet payını şirketin diğer ortaklarından ....’e devrettiğini, aynı tarihli genel kurul kararıyla davalının müdürlük ve temsil yetkisinin de iptal edildiğini, davalının yetkisiz temsil ile 07/12/2020 tarihinde Bornova 4. Noterliği’nde 40130 yevmiye numaralı 550.000,00 TL değerinde araç satış sözleşmesini gerçekleştirilmesine karşın, müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin alacaklarının tahsili amacıyla davalı hakkında İzmir 17. İcra Müdürlüğü’nün 2021/1367 sayılı dosyasında takip başlatıldığını, ödeme emrinin tebliğinden ve bankalara 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesinden 1 gün önce müvekkilini zarara uğratmak amacıyla bankadaki 1.000.000,00 TL'sini ....'a gönderdiğini belirterek, davalının icra takibine yönelik itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 14/12/2020 tarihli 33887 yevmiye numaralı işlem ile tarafına ait hisse bedelinin 196 pay 196.000,00 TL olarak belirtilmesine karşın, bu bedelin gerçeği yansıtmadığını, zira; 2020 yılı Ekim ayında hisselerin değeri olarak 2.808.166,20 TL üzerinden anlaşma sağlandığını, bu bedelin 2.258.000,00 TL olan kısmının nakit, 550.000,00 TL’lik kısmının ise kendisine kullanması için tahsis edilen .... aracın devri ve yine şahsi kullanımında tarafına tahsis edilen 2 adet bilgisayar ve 2 adet cep telefonunun devriyle ödeneceğinin belirlendiğini, mevcut ödemelerin anlaşıldığı üzere 22/10/2020 tarihinde 100.000,00 Euro, 10/12/2020 tarihinde 976.000,00 TL, 21/12/2020 tarihinde 356.000,00 TL ve müvekkilinin kullanımına tahsis edilen.... plakalı Mercedes marka aracın devrinin davacı şirket tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin şahsi kullanımına tahsis edilen cep telefonları ve bilgisayarların anlaşmanın aksine şirket envanterinden düşülmediğini, İzmir 25. İcra Müdürlüğü’nün 2021/1422 sayılı dosyasında hisse değeri olarak müvekkiline ödenen 100.000,00 Euro’nun “borç verildi ancak ödenmedi” gerekçesiyle icra takibine konu edildiğini, İzmir 17. İcra Müdürlüğü’nün 2021/1367 sayılı dosyasında 550.000,00 TL değerindeki araç sözleşmesi bedelinin icra takibine konu edildiğini, tüm araç satış bedeli işlemlerinin davacı şirket yetkilisi olması sıfatıyla müvekkili tarafından yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirketin ortağı ve yetkili müdürü olduğu, Ankara 40. Noterliği’nde düzenlenen 30/11/2020 tarihli 32585 yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi ile davalının şirketteki 196 payını 196.000,00 TL devir bedeli ile dava dışı ....’e devrettiği, şirketin 30/11/2020 tarihli 2020/02 sayılı genel kurul kararı ile söz konusu devrin kabulüne ve pay defterine işlenerek tesciline ve müdürlük yetkisinin iptaline karar verildiği, bu şekilde davalının şirket ortaklığının sona erdiği 30/11/2020 tarihinde davacı şirketteki müdürlük görevi (temsil yetkisi) sona erdikten sonra Bornova 4. Noterliği’nde 07/12/2020 tarihli 40130 yevmiyenumaralı araç satış sözleşmesi ile davacı şirkete ait ...plakalı ... marka aracı babasına 550.000,00 TL bedelle satmasına karşın, satış bedelinin davacı şirkete verilmediği, davalı tarafça her ne kadar noterlikte düzenlenen limited şirket pay devir sözleşmesinin aksine “dava dışı ... ile davalı arasındaki şirket hisse devir bedelinin 2.808.166,20 TL olduğu ve bu bedelin 2.258.000,00 TL’sinin nakit olarak, 550.000,00 TL’sinin ise .... marka aracın devri ve 2 adet bilgisayar ile 2 adet cep telefonunun devri suretiyle ödeneceği” şeklinde bir savunma ileri sürülmüş ise de, pay devir bedelinin pay devir sözleşmesinde yazılanın aksine daha fazla olduğu ve aracın da bu devir bedeli olarak verildiği yönündeki savunmasını ispatla yükümlü olan davalının bu konuda HMK’nın 200. maddesi kapsamında yazılı bir delil sunamadığı gibi yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından, davalının, yetkisiz olarak gerçekleştirdiği araç satışı işlemi nedeniyle aldığı satış parasını davacı şirkete ödemekle yükümlü olduğu, davacı vekilinin takipte yasal faiz talebinde bulunduğundan mahkemece 07/12/2020 satış tarihi ile 08/02/2021 takip tarihi arasında 63 gün için yasal faiz oranının 8.543,83 TL olarak belirlendiği, takip talebinde 8.112,00 TL faiz talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile; davalının, İzmir 17. İcra Müdürlüğü’nün 2021/1367 sayılı dosyasında 550.000,00 TL asıl alacak ve 8.112,00 TL faiz olmak üzere toplam 558.112,00 TL borca itirazının iptaline, 558.112,00 TL’nin % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili, 14.12.2020 tarihli 33887 yevmiye numaralı hisse devri konulu genel kurul kararıyla hisse bedeli 196,000 TL olarak belirtilmiş ise de, bu bedelin gerçeği yansıtmadığı, Ekim 2020 yılında hisselerin değeri olarak 2.808.166,20 TL karşılığı anlaşma sağlandığını, bu bedelin 2.258.000,00 TL'sinin nakit, 550.000,00 TL'sinin ise kullanması için tahsis edilen aracın devri ve yine şahsi kullanımında olan 2 adet bilgisayar ve 2 adet cep telefonunun devri olarak belirlendiğini, müvekkilin kullanımına tahsis edilen .... plakalı aracın devrinin davacı şirket tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkiline yöneltilen suçlamaların gerçek dışı olduğunu, davacının şahsi kullanımında bulunan cep telefonu ve bilgisayar ve aracın davacı şirkete teslim edilmeyerek şahsi kullanımında bırakıldığını, eski şirket hissedarları ve müdürleri için uygulanan hisse devir prosedürlerinin müvekkili için farklı işletildiğini, müvekkilinin görevinin 30.11.2021 tarihinde değil, 22.12.2020 tarihinde sona erdiğini, tanıkların şirket çalışanı ve şirket içi uygulamaların muhattabı olduklarını, ancak yargılama esnasında tanık dinlenilmediğini, yine şirket bilançoları ve ticari defterlerin incelenmesi halinde davacı şirketin yıllık kazancı ve tüm kazançlarının yüksek bedeller olduğu ve hisselerinin büyük bedeller ettiğinin ortaya çıkacağını, bu hususların mahkemece aydınlatılmadığını belirtmiştir.
GÖRÜŞ: Dava, davacı şirketteki müdürlük görevi ve temsil yetkisi sona eren davalı tarafından, satışı gerçekleştirilen davacı şirkete ait araç bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK'nun 67. maddesi gereğince iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, davacı şirket ortağı ve yetkili müdürü olan davalı tarafından Ankara 40. Noterliği’nin 30/11/2020 tarih ve 32585 yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesiyle şirketteki hisselerini 196.000,00 TL bedelle dava dışı ...’e devrettiği, davacı şirket genel kurul kararıyla söz konusu pay devrinin pay defterine işlenerek tescil edildiği ve davalının müdürlük yetkisinin iptaline karar verildiği, bu şekilde davacı şirket ortaklığı ve temsil yetkisi 30/11/2020 tarihinde sona eren davalı tarafından, Bornova 4. Noterliği’nde 07/12/2020 tarihli 40130 yevmiye numaralı araç satış sözleşmesiyle davacı şirkete ait .... plakalı aracın 550.000,00 TL bedelle satılmasına karşın, satış bedelinin davacı şirket hesabına aktarılmadığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda hisse devir bedelinin noterlikte düzenlenen limited şirket pay devir sözleşmesinde belirtilen miktarın üzerinde olduğu, gerçekte hisse devir bedelinin 2.808.166,20 TL olup, bu bedelin 2.258.000,00 TL’sinin nakit olarak, 550.000,00 TL’sinin ise dava konusu araç ve 2 adet bilgisayar ile 2 adet cep telefonunun devri suretiyle ödeneceğinin yazılı delille kanıtlanamadığı gibi davalı tarafça bu hususta yemin deliline de başvurulmadığı, bu itibarla davalı tarafından yetkisiz olarak gerçekleştirilen araç satışı nedeniyle elde edilen bedelin davacı şirkete ödenmesi gerektiği yönündeki yerel mahkeme gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, mahkemenin tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, özellikle de söz konusu araç satışının davalının temsil yetkisinin sona erdiği tarihten sonra gerçekleştirilmiş olmasına, araç satış bedelinin davacı şirkete ödenmediği konusunda uyuşmazlık bulunmamasına, mevcut yazılı hisse devir sözleşmesinin aksine, söz konusu hisse devir bedelinin noterlik sözleşmesinde belirtilenden daha fazla olduğu ve söz konusu aracın da bakiye hisse devir bedeline karşılık olarak davalının uhdesinde bırakıldığının davalı tarafça kanıtlanamamış olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 38.124,63 TL'den peşin alınan 9.531,15 TL'nin mahsubu ile bakiye 28.593,48 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.