İTİRAZIN İPTALİ

Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/1459 Esas ve 2022/1317 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.

Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekilince sunulan dava dilekçesi ile özetle; Davalı ile müvekkili arasında gerçekleşen mal alış verişi neticesinde davalıya faturalar düzenlendiğini, ürünlerin davalıya teslim edildiğini, faturaların defter ve kayıtlara işlendiğini, davalı tarafın 18.325,59 TL eksik ödeme yaptığını, davalıya 14/07/2021 tarihinde temerrüt ihtarnamesi gönderildiğini ancak ödeme yapılmadığını, bu nedenle faturaların tahsili amacıyla Manisa 3. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5966 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, borçlu tarafından itiraz edilerek takibin durdurulduğunu iddia ile itirazın 14.987,59 TL üzerinden iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.

Davalı şirket yetkilisi tarafından sunulan cevap dilekçesi ile özetle; Alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafça, watsup yazışmaları ile de sabit olduğu üzere, kendilerine kesilen fiyat farkı faturalarını gerek kayıtlarına gerekse dosyaya beyan etmediklerini, incelenecek watsup kayıtları ve dinlenecek tanık beyanları ile de sabit olacağı üzere fiyat farkı faturalarının bizzat davacı tarafın bilgisi ve isteği doğrultusunda düzenlendiğini, savunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:
Davanın konusu fatura kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemidir.
Davanın konusu icra takibine yapılan itirazın iptali istemidir.
6100 Sayılı HMK'nın, 222/1. Maddesi ile; Mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, 222/2. Maddesi ile Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğunu, 222/3. Maddesi ile; İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, düzenlenmiştir.
Mahkememizin 27/04/2022 tarihli duruşması ile taraflara ticari defterlerini sunması veya bulundukları adresi bildirilmesi için 2 hafta kesin süre verilmiş olup, duruşma zaptı davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Davacı tarafça ticari defterlerin bulunduğu adres bildirilmesine rağmen davalı tarafça verilen kesin süre içerisinde herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Dosyaya sunulan 13/07/2022 tarihli bilirkişi raporu ile, davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süre içerisinde yaptırılmış olduğu, muhasebe kayıtlarının usulüne göre yapılmış olduğu, davacının defter kayıtlarının lehine delil olmasına mani bir durumun bulunmadığı, defter kayıtlarına göre, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 18.325,59 TL asıl alacak, 443,38 TL takip tarihine kadar işleyen gecikme faizi olmak üzere toplam 18.768,97 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Dosyaya sunulan bilgi, belge ve bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle toplam 18.768,97 TL alacağının bulunduğu anlaşılmış olup, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne ve davalının itirazında haksız olduğu ve alacağın likit olduğu..." gerekçesi ile, DAVANIN KABULÜ ile; Manisa 3.İcra Dairesi'nin 2021/5966 Esas sayılı takibe ilişkin davalının yaptığı İTİRAZIN 14.987,59 TL kısmının İPTALİNE, takibin 14.987,59 TL asıl alacak ve faizi yönünden devamına, Asıl alacağın % 20'si olan 2.997,50.TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davalı istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, savunma haklarının kısıtlandığını, taraflarına usulüne uygun olarak ticari defter ve kayıtlarını sunmaları için süre verilmediğini, tek taraflı, eksik ve hatalı olarak sunulan bilirkişi raporuna yaptıkları itiraz ekinde sundukları ticari defter ve kayıtların mahkemece dikkate alınmadan eksik inceleme sonucu hatalı karar verildiğini, icra takibine itirazlarında belirttikleri üzere whatsapp kayıtları ve dinlenecek tanık beyanları ile fiyat farkı faturalarının bizzat davacının bilgisi ve isteği doğrultusunda düzenlendiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, fatura bakiye alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.
Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise; "Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.
TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.
Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.
Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini hizmetin verildiğini kanıtlaması gerekir.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacı tarafından malların davalıya satıldığının, teslim edildiğinin usulüne uygun yasal delillerle ispatlanmamasına, davalı tarafından ödeme yapıldığı veya malların eksik teslim edildiği, iade edildiği yönündeki savunmalarının ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2022 tarih ve 2021/1459 Esas 2022/1317 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalının istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.023,80.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 255,95.TL harcın mahsubu ile bakiye 767,85.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.