Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)

DAVA VE İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil banka ile dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. arasında 27.06.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşmeyi davalıların müteselsil kefil/müşterek borçlu sıfatı ile imzaladıklarını, sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine üzerine müvekkili banka tarafından hesabın kat edilerek ... 27.Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtara rağmen borcun üzerine ... 29.İcra Müdürlüğü... esas sayılı dosyasından davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, taraflar arasında yapılan arabulculuk görüşmelerinden anlaşma sağlanamadığını belirterek; davanın kabulü ile ... 29.İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalıların icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılara tebligat yasası hükümlerine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü bildirildiği halde; davalılar tarafından stresi içerisinde cevap dilekçesinin sunulmadığı, sunulan beyan dilekçesi ile davayı kabul etmediklerini beyan ettikleri anlaşılmıştır.

Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, genel kredi sözleşmesi, ıslak imzalı evrak asılları, ... 29.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya Uyap mündericatı, arabuluculuk tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı...
Dosyamız arasında yer alan ... 29.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası incelenmekle; Alacaklının davamızın davacısı, borçluların davamızın davalıları olduğu, davacı banka tarafından davalılar aleyhine genel kredi sözleşmesi dayanak gösterilmek suretiyle 106.916,00 TL asıl alacak, 280,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 107.196,66 TL alacağın tahsili amacıyla 13/11/2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme eminin davalı - borçlulara 16/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu - davalıların da 20/11/2018 tarihinde takibe, imzaya, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu anlaşılmıştır.
Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, dava konusu sözleşmeye ilişkin tüm kayıt ve belgeler celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Dava konusu edilen alacağın hesaplanmasının yapılması için dosya alanında uzman bilirkişi Bankacı ...'dan alınan 02/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle, "... Davacı banka ile davalı asıl borçlu arasında 27.06.2013 tarihinde “GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ imzalanan sözleşme kapsamında davalı asıl borçluya krediler kullandırılması nedeniyle ticari bir ilişkinin doğduğu anlaşılmaktadır. Davalı kefiller ...,...,... 'da söz konusu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarından her bir kefilin doğan borçdan 2.000.000.00 TL kapsamında sorumlu olduğu, Davacı banka KREDİ alacağına ilişkin, davalıların takip dosyasına yapımış oldukları itiraz nedeniyle yapılan hesaplamalar neticesinde davacı bankanın davalılardan sayın mahkemenizce de kabul edilmesi halinde takip tarihi itibarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 106.916.00 TL asıl alacak 280.66 TL işlemiş faiz, olmak üzere toplam 107.196.66 TL alacaklı olduğu, 15.854.46 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren b 33 ve TCMB tarafından deklere edilem değişen oranlarda temerrüt faizi ve bu faizin *65 BSM nin davalılardan istenebileceği, 91.061.54 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren 96 19.50 ve TCMB tarafından deklere edilen değişen oranlarda AVANS faizi ve bu faizin 965 BSM nin davalılardan istenebileceği". şeklinde raporun ibraz edildiği anlaşılmıştır.

Dava; Davacı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan davalııların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.
Davacının ilgili icra dosyasındaki alacak iddiasının, dava dışı şirket arasında imzalanan genel kredi kullanımından kaynaklı olarak davalıların kefil sıfatı ile bulunması nedeni ile kat edilen ve muaccel hale geldiği ileri sürülen alacaklar yönünde olduğu görülmüştür.
Davacı tarafından taraflar arasında akdolunan genel kredi sözleşmesi, hesap hareketleri, ihtarname ile arabuluculuk tutanağı ibraz olunmuş; dava konusu takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
... 29.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Alacaklının davamızın davacısı, borçluların davamızın davalısı olduğu, davacı banka tarafından davalılar aleyhine genel kredi sözleşmesi dayanak gösterilmek suretiyle 106.916,00 TL asıl alacak, 280,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 107.196,66 TL alacağın tahsili amacıyla 13/11/2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme eminin davalı - borçlulara 16/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu - davalıların da 20/11/2018 tarihinde takibe, imzaya, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu anlaşılmıştır.ağa, gecikme cezasına ve oranına itiraz ederek takibi durdurduğu anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1 hükmü "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı tarafından 04/05/2023 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır.
Davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğuna ilişkin kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeni ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmış olup davacı tarafından açılan davanın anılan düzenleme karşısında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş, Genel Kredi Sözleşmesi hükmüne nazaran davacı banka ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle, var ise takip tarihi itibariyle banka alacağının faiz oranı, faiz başlangıç tarihi ve diğer fer'ilerle birlikte saptanması bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde raporun dosyamız arasına sunulduğu anlaşılmış ve söz konusu raporun dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yasal mevzuata kısmen uygun, teknik ve ayrıntılı olarak hazırlanmış olması nedeniyle rapor Mahkememizce de benimsenmiş ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilmiştir.
Yapılan Yargılama Neticesinde Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Davacı banka ile asıl borçlu ... A.Ş arasında 27/06/2013 tarihinde 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin akdedildiği, davalılar ...A.Ş, ..., ... ve ...'ın genel kredi sözleşmesine imza atarak müteselsil kefil sıfatıyla toplam 2.000.000,00 TL kefalet limitiyle borç altına girdiği, sözleşmeye istinaden kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından hesabın kat edilerek asıl borçlu ve kefil olan davalı borçlulara ... 27.Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesinin gönderildiği ve ihtarnamenin asıl borçluya 12/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı -kefil ...'a gönderilen ihtarnamenin bila tebliğ iade edildiği ve diğer davalı kefillere ise tebligatın 11/10/2018 tarihinde yapıldığı, ihtarname ile verilen 3 günün sonunda temerrütünün (hafta sonraları da dikkate alınarak) davalı asıl borçlu şirket yönünden 16/10/2018 tarihinde, davalı tebligat yapılan ... dışındaki kefiller yönünden ise 15/10/2018 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Fakat müteselsil kefillere yapılan tebligatın asıl borçluya yapılan tebligattan sonra olması durumunda TBK'nın 586/1 maddesindeki "borçluya gönderilen ihtarın sonuçsuz, kalması” şartı gerçekleşmiş olacağından, müteselsil kefiller yönünden temerrüt tarihinin kefillere gönderilen ihtarnamenin tebliği ya da ihtarda belirtilen ödeme süresinin sonundan başlayacağı, ancak müteselsil kefillere yapılan tebligatın borçlununkinden önceki bir tarihte olması halinde, TBK'nın 586/1 maddesindeki koşul gerçekleşmeden kefile ihtarname tebliğ edilmiş olacağından ve şart gerçekleşmeden gönderilen ihtarname sonuç doğurmayacağından müteselsil kefillerin temerrüdünün böyle bir durumda takiple başlayacağına dair yüksek yargı kararları gözetildiğinde davalı kefillerin temerrütünün icra takip tarihi ile olacağı anlaşılmıştır.
Davalı borçluların kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, kredi türü ve kefaletin türü dikkate alındığında, alacaklı tarafından asıl borçlu yerine müşterek borçlu ve müteselsil kefillerden de borcun ödenmesinin talep edilebilmesinin mümkün olduğu ve kredi sözleşmesinin şekli bakımdan usulüne uygun olup, herhangi bir eksiklik içermediği dikkate alındığında davalının ödenmeyen borçtan kefalet limitleri oranında sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalılar vekili tarafından her ne kadar takibe konu sözleşme altında yer alan imzanın davalılara ait olmadığı yönünde beyanda bulunmuş ise de, Mahkememizce davalılar vekiline buna ilişkin süre verilmesine rağmen davalıların imza örneklerinin alınması için Mahkememiz kaleminde hazır etmediği, yine imza örneklerinin alınmasına esas olmak üzere tebligata yarar adreslerinin bildirilmediği, davalılardan bir kısmının yurt dışında yaşaması nedeni ile Mahkememizce gerekli usuli işlemlerin yapılamadığı ve davalılar vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde açıkça bu hususa ayrıca ve açıkça beyanda bulunmadığı anlaşılarak söz konusu imza inkarına ilişkin gereklerin davalılar tarafından yerine getirilmemesi nedeni ile bu husustaki itirazlarından vazgeçilmiş sayıldıkları kabul edilerek davanın sair yönlerinden incelenmesine geçilmiştir.
Davalı borçlular tarafından borcu bulunmadığı gerekçesiyle icra takibine itiraz edilmişse de, dosya kapsamında bankacılık işlemleri uzmanı bilirkişiden temin edilen 02/09/2025 tarihli rapor ile davalıların, bilirkişi tarafından belirlenen miktarda davacı bankaya borçlu bulunduğu ve dava dışı asıl borçlunun borcunun 27/06/2013 tarihinden kullandığı krediden kaynaklı borçlarının tamamı sona ermediğinden davalıların itirazlarının yerinde olmadığı ve demeye ilişkin ise davalılar tarafından evrak sunulmadığı anlaşıldığından bu husustaki itirazlarının soyut beyanda kaldığı anlaşılmış ve Mahkememizce denetime ve hüküm tesisine elverişli bulunan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.
Davalı borçlu tarafından söz konusu borcun ödendiği veya başka bir nedenle sona erdiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu hususlar dikkate alınarak, temin edilen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafça açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
İcra İnkar Tazminatı Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Yargıtay HGK,... E.,...K.,13.6.2001 T. Sayılı ilamında ise icra inkar tazminatı şu şekilde tanımlanmaktadır:
"...İİK.nun 67. maddesi ile konulmuş olan icra inkâr ödencesi, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan ödencedir..."
Bu minvalde söz konusu tazminatın getirilme amacı borçlunun borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olması halinde, icra takibine konu olan alacağa haksız itiraz etmesini önlemek olarak tarif edilmiştir.
İcra inkar tazminatının oluşabilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerekli ve yeterli olup ayrıca kusur ve zarar araştırılması yapılmamaktadır. Bu kapsamda somut olay bakımından davalının ilgili icra takibi yapılan alacağının likit ve muayyen olduğu, davalının itirazı ile icra takibinin durduğu ve davacı tarafından ayrıca ve açıkça icra inkar tazminatı talebinde bulunulduğu anlaşılmakla İİK'nun 67. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davanın KABULÜNE,
... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine davalıların yaptığı İTİRAZIN İPTALİ İLE,
Takibin 160.916,00 TL asıl alacak, 267,29 TL işlemiş faiz ve 13,37 TL BSMV olmak üzere toplam 107.196,66 TL üzerinden DEVAMINA,

Takibin devamına karar verilen asıl alacak miktarı olan 15.854,46 TL üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık %33 oranında temerrüt faizi ve TCMB tarafından ilan edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ile bu faiz üzerinden %5'i oranında BSMV UYGULANMASINA,

Takibin devamına karar verilen asıl alacak miktarı olan 91.061,54 TL üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 oranında avans faizi ve TCMB tarafından ilan edilen değişen oranlarda avans faizi ile bu faiz üzerinden %5'i oranında BSMV UYGULANMASINA,
Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, hükmedilen alacak miktarlarının %20'si oranınına isabet eden 21.439,33 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.322,60 TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 1.294,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.027,92 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir yazılmasına,
Davacı tarafından ilk dava açılırken yatırılan 1.294,68 TL harç parasının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 179,90 TL, posta, bilirkişi ücreti gideri ve basın ilan kurumu gideri 34.177,00 TL olmak üzere toplam 34.35690 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.280,00 TL arabuluculuk giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye İrat Kaydına,
6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına iadesine,
HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03.04.2026