İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı şirketten olan alacağına ilişkin tarafımızca davalı tarafa ... 37. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe 16.01.2023 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini, bunun üzerine icra takibin durdurulduğunu, davalı tarafın yapmış olduğu itiraz haksız ve hukuka aykırı olup ; takibin iptali gerektiğini, müvekkili kendisine ait yermek firması ile davalı şirket arasında kurulan ticari ilişki sonucu müvekkil davalı şirkete, davalı şirketin talep ve isteği doğrultusunda yemek hizmeti vermiş ve verdiğini yemek hizmetine ilişkin de fatura düzenlendiğini, düzenlenen faturalar e-fatura olup davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı ile müvekkilim arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturalara konu borcun davalıca ödenmesi gerekirken bugüne kadar müvekkile şirketçe eksik ödeme yapıldığını, davalı şirket ticaretle uğraşan bir limited şirket olduğunu, müvekkili şirket aylardır alacağını tahsil edememiş olduğundan büyük mağduriyet yaşadığını, davalı şirketin ödeme güçlüğü çektiği, ticari sıkıntılarının olduğu hususları göz önüne alındığında davalı şirketin mevcut durumunda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle müvekkil şirketin hakkını elde etmesi önemli ölçüde zorlaşacak hatta imkansız hale geleceğini, bu durumda müvekkil şirketin alacağına ulaşmasının imkansızlaşması ve daha fazla zarara uğramaması adına davalı şirkete ait banka hesaplarının, menkul ve garimenkullerinin tespiti için ilgili yerlere müzekkere yazılarak tespit edilen banka hesapları başta olmak üzere menkul ve gayri menkullerine dava değeri miktarı kadar ihtiyati tedbir konulmasını, davalarının kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İtirazın iptali davasının icra takibine bağlı olduğunu, icra takibinde dayanılmayan ve sunulmayan belgelerin sunularak işbu davanın ikame edilmesine muvafakatinin bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine alacaklı konumda bulunduğunu, ticari defterler incelendiğinde bu durumun görüleceğini, müvekkili şirketin, davacı yanın talebi üzerine fatura alacağından kaynaklanan bir kısım ödemeleri davacının borçlu olarak bulunduğu firmalara yaptığını, müvekkilinin ödemelerini yaparken özellikle “...” yaptığını belirttiğini, aynı zamanda davacının bildirmiş olduğu banka hesaplarına havale ve EFT yoluyla birçok kez ödemelerde bulunduğunu, dava değeri ispat sınırından fazla olduğundan senetle ispatının zorunlu olduğunu, tanık deliline muvafakat etmediklerini belirterek davanın reddine, takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ...yemin beyanında; "02.01.2023 tarihinde ... Ltd. Şti. aleyhine başlatmış olduğum icra takibi tarihi itibarıyla, dava konusu faturalara ilişkin olarak davalı şirket tarafından tarafıma veya işletmeme icra takibi sonrasında herhangi bir ödeme yapılmadı, dava konusu faturalara konu edilen danışmanlık ve organizasyon hizmetlerinin tamamını, eksiksiz ve fiilen yerine getirdim, davalı ... Ltd. Şti. tarafından tarafıma veya işletmeme yapılan ödeme ve para transferlerini ticari defter ve kayıtlarıma işledim, yapılmayan ve bakiye kalan ödemeler için icra takibi başlatılmıştır." demiştir.
Toplanan Deliller:
... 37. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları,
... 11. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının UYAP kayıtları,
... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davacı asilin ticaret sicil kayıtları,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı asilin 2022 yılına ait gelir vergi beyannamesi,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı asilin 2022 yılına ait BA/BS kayıtları,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı şirketin 2022 yılına ait BA/BS kayıtları,
Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 20/09/2024 tarihli bilirkişi raporu,
Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 18/08/2025 tarihli bilirkişi ek raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır.

Dava, cari hesap ilişkisine dayalı olarak yürütülen ... 37. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:

1-İlamsız takip yapılmış olması,

2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,

3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,

4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Somut olayda, ... 37.İcra Müdürlüğü'nün 2... Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 02.01.2023 tarihinde, 477.477,96 TL yemek hizmetine ilişkin ödenmeyen faturalandırılmış hizmet bedeli ve 30.000,00 TL işlemiş faiz toplamı olan 507.477,96 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının taraflar arasında yapılan yemek hizmetine ilişkin ödenmeyen faturalandırılmış hizmet bedeli şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 12.01.2023 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 16.01.2023 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 11.08.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek rapor tanzim edilmesi amacıyla dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi ile, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen faturaların davacı ve davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturaların davalı tarafa tebliğine ve bu faturalara konu hizmetin davalı yana verilip verilmediğine dair kaydın bulunup bulunmadığı, takip tarihi itibarıyla davacı şirketin davalıdan alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarı, alacak tutarının davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği, cari hesaptan kaynaklanan alacak bulunup bulunmadığı, davacı tarafından 10.10.2024 tarihli rapora karşı itiraz dilekçesinde belirtildiği üzere ... isimli firmanın kapatıldığı iddiasının yerinde olup olmadığı, bu iddianın doğru olması halinde davacı ...'e virman gerçekleştiğine yönelik beyanlar da göz önünde bulundurulduğunda davacının takip tarihi olan 02.01.2023 günü itibariyle alacaklı olup olmadığı, yemek hizmeti bedeline ilişkin davalı tarafından ödenmeyen fatura bedeli olup olmadığı, bilhassa 31.07.2024 tarihli 384.386,04 TL tutarlı, 30.06.2022 tarihli 460.185,84 TL tutarlı, 31.05.2022 tarihli 205.476,48 TL tutarlı, 30.04.2022 tarihli 112.125,60 TL tutarlı ve 28.03.2022 tarihli 100.000,00 TL tutarlı faturaların davalı tarafından ödenip ödenmediği, bu faturalara konu hizmetin davalıya verilip verilmediği, davalının söz konusu faturaları defterlerine kaydedip kaydetmediği ve bu faturalara itiraz edip etmediği, bu bedellerin kısmen ödenip ödenmediği, taraf defterleri arasındaki mutabakatsızlığın hangi sebepten kaynaklandığı gibi hususlarda bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporları ile, davacı ve davalı tarafça sunulan defterlerin taraflar lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı tarafça takip ekine ve dosyaya sunulan hesap ekstrelerinde davalının sunmuş olduğu muavin kayıtlar ve ödeme belgelerinin bir bölümünün dikkate alınmadığı ve davacı hesaplarında davalı lehine kaydedilmediğinden kaynaklı tarafların defterleri arasında hesap farkının oluştuğu, 31.12.2022 tarihli yevmiye ve muavin kayıtlarında virman işleminin mevcut olduğu, bu kaydın, şirket alacağının firma kapanışıyla birlikte davacı ...'in şahsi alacağına dönüştüğünü gösterdiği, davalı defterlerinde toplam 1.388.277,81 TL'lik ödeme kaydı bulunduğu, davacı tarafından kesilmiş faturaların toplam tutarının 1.312.177,96 TL olduğu, bu durumda defter kayıtlarına göre 76.099,85 TL fazla ödeme yapıldığı görülmekle birlikte, davacı cari hesabına göre 523.577,81 TL tutarındaki ödeme kaydının davacı ekstresine işlenmediği, ödeme dekontları incelendiğinde 359.470,00 TL tutarında olduğu, 164.107,81 TL'lik kısmın hiçbir belge ile desteklenmediği, fotokopi nitelikli belgeler ve davalı defter kayıtlarının ödeme için “yeterli belge” sayılmaması halinde, davacının 31.12.2022 tarihinde şahsına virman ettiği 477.477,96 TL tutarında alacağının 2023 yılı itibariyle şahsi alacak olarak mevcut olduğu, buna karşılık bu belgelerin ödeme emaresi olarak kabul edilmesi halinde 88.007,96 TL bakiye alacak olduğu görüş ve terditli kanaatin bildirildiği, kök ve ek raporun dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, hukuki değerlendirmenin Mahkememizin takdirine bırakıldığı, bu nedenle rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Taraf iddia ve savunmalarına, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına, BA/BS formlarına ve bilirkişi kök ve ek raporuna göre, ... isimli firmanın davacı ...'e virman gerçekleştirmesi ile davacının davalıdan şahsi alacaklı olduğu, tarafların defter kayıtları ile ticari ilişkinin doğrulandığı, nitekim davacıya yemin teklif edilmesi üzerine de edimin ifa edildiğinin ve fatura bedelinin tahsil edilemediğinin kabul edilmesi gerektiği, dekont içeriklerine göre davalı tarafından ödeme yapıldığı iddia edilmişse de çeklerin illetten mücerret olduğu, bu kambiyo senetlerine dayalı yapılacak ödemelerin cari hesap ödemesi olarak kabulünü teyit edecek yazılı başkaca bir delil sunulmadığı, öyleyse kambiyo senetlerinde yer alan tutarların ödeme iddiası yönünden kabulünün mümkün olmadığı, dekontlar bakımından ise açıklama yer almaması, defterlere işlenmemesi ve yemin beyanında kabul edilmemesi sebebiyle dekont içeriklerine üstünlük tanınamayacağı, öyleyse tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre yapılan değerlendirmeye üstünlük tanımak gerektiği, buna göre de fotokopi nitelikli belgeler ve cari hesaba ilişkin yapıldığı anlaşılamayan ve defter kayıtlarına işlenmeyen ödemeler dikkate alınmadığında davacının 31.12.2022 tarihinde şahsına virman ettiği 477.477,96 TL tutarında alacağının 2023 yılı itibariyle şahsi alacak olarak mevcut olduğu ve asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği, fatura ve cari hesap alacağı muaccel olsa da davalının usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmemesi ve muacceliyet ile temerrüdün farklı hususları ifade etmesi sebebiyle işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ...Esas,...Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas, ... Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olup faturaya dayandığından asıl alacak taleplerinin ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, işlemiş faiz talebinin reddine ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

İzah olunan gerekçelerle,
Davanın KISMEN KABULÜ ile,

1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 37.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 447.477,96 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (447.477,96 TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 89.495,59 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (447.477,96 TL) üzerinden alınması gereken 30.567,22 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 8.666,46 TL peşin harcın mahsubu ile eksik olan 21.900,76 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

4-Davacı taraftan tahsil edilen 8.666,46 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 612,50 TL posta ve tebligat masrafı ile 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.612,50 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına isabet eden 5.830,69 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 781,81 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın kabul oranına göre hesaplanan ve takdir olunan 71.596,47 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın red oranına göre hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin,
a)Davanın kabul oranına isabet eden 2.751,12 TL'sinin davalıdan,
b)Davanın red oranına isabet eden 368,88 TL'sinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,

10-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, davacı asil ...'in, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/04/2026