İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu 22/04/2022 keşide tarihli, 30/01/2023 vade tarihli, 36.000 EURO bedelli senedin lehtarı olan dava dışı -------- Şti. tarafından --------- Bankası şubesine ibraz edildiğini, banka şubesi tarafından müvekkillerine 29/12/2022 tarihinde protesto gönderildiğini, müvekkillerinin senetten bu protesto ile haberdar olduklarını, müvekkillerinin söz konusu bonodan dolayı borçlu olmadıklarını, davalı tarafı tanımadıklarını, aralarında ticari bir ilişkinin de olmadığını, senetteki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, senetten dolayı müvekkillerinin ileride telafisi imkansız zararlara maruz kalabileceğini bu nedenle öncelikle senedin ödenmesini engeller mahiyette tedbir kararı verilmesini, senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitini, davalının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazlarının olduğunu, davacı tarafın açmış olduğu iş bu davanın davacının kendi adresinin bulunduğu yerde açıldığını, HMK'nun 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkemenin müvekkilinin adresi itibariyle ---------- Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyet raporu, ticaret sicil kayıtları, temin edilen belgeler ve tüm dosya kapsamı.Mahkememiz ara karar ile dosyanın 3'lü grafloloji alanında uzman bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 19.02.2026 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.Bilirkişi raporunda özetle; İnceleme konusu alacaklısı ---------- Şti. Borçlusu ----------Şti., kefili ---------- olan, 22.04.2022 düzenleme, 30.01.2023 ödeme tarihli 36.000 EURO bedelli senetteki, -------- Şti. yetkilisine ve kefil --------- atfen atılmış olan imzaların, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla ve grafolojik tanı unsurları bakımından aralarında saptanan uygunluk ve benzerliklere nazaran davacı -------- eli ürünü olduğu kanaatine varılmıştır.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir. Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davacı olan borçlu üzerindedir. Senette bulunan imzanın inkar edilmesi durumunda ise senette bulunan imzanın davacıya ait olduğu hususundaki ispat külfeti ise davalı üzerindedir.
Senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması” “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. Bu nedenledir ki, borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir ve mahkemece bu iddia incelenmelidir. İmza incelemesinde sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle incelemeye konu belgenin düzenlenme tarihinden öncesine ilişkin imzası incelenecek kişinin uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Düzenlenme tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa, daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise de borçlunun duruşmada alınan imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılması mümkün değildir. Bu nedenle imza incelemesinin belge asıllarının getirtilerek incelemenin bu belgeler esas alınmak suretiyle yapılması gerekir.
Davacı yanca, şirketin tek yetkilisinin --------- olduğu iddia edilmiş ise, dosyaya gelen ticaret sicil kayıtlarından davacı şirketin yetkililerinin davacı -------- ve -------- olduğu, yetki şeklinin ise münferiden olduğu anlaşılmış olduğundan bu iddianın yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olayda, davacılar kendi imzasının sahteliğine dayandığından mutlak defi niteliğindeki iddiasını herkese karşı ileri sürülebileceği anlaşılmakla, mahkememizce yapılan yargılamada senet aslı ve yeterli mukayese belgeler temin edilmiş, yargılamada alınan 19/02/2026 tarihli heyet raporunda dava konusu yapılan 22/04/2022 düzenleme tarihli senetteki davacı keşideci şirket ve davacı kefil ---------- adına atılan imzaların davacı -------- eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu denetime ve hükme esas almaya elverişli olup, senetteki imzaların davacıların eli ürünü olduğu anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davanın REDDİNE, Davacının tedbir talebi reddedildiğinden davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığından davalının tazminat talebinin reddine,
2- Peşin alınan 12.640,63 TL ( 12.597,30 TL +43,33 TL) harçtan alınması gerekli 732,00 TL peşin harcın düşümü ile Hazineye irat kaydına, bakiye kalan 11.908,63 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
4-Davalı tarafından yapılan bilirkişi ve posta gideri olmak üzere 15.350,00 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 117.028,86 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Karar kesinleştiğinde ---------- soruşturma sayılı dosyası ilgi tutularak, ---------- emanet numaralı sırasına 22.04.2022 keşide tarihli 30.01.2023 vade tarihli 36.000 EURO bedelli, alacaklısı ----------Şti., borçlusu ----------Şti., kefilin ------------ olduğu senet aslının ve 01/01/2023 tarihli ödememe protesto aslının iade edilmesine, ---------- soruşturma sayılı dosyasına bilgi verilmesine, senedin sigortalanarak postaya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde temin edilen mukalese belgelerin iadesine, davacı --------- ve dava dışı ---------- ait huzurda alının yazı imza örneklerinin dosya arasında saklanmasına,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davalı yüzüne karşı davacıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/04/2026