İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İtirazın İptali
KARARIN YAZ. TARİH: 07.04.2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.04.2023 tarih ve 2021/507 Esas, 2023/240 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 03.07.2023 tarih ve 2023/1560 Esas, 2023/1325 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili 07.10.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı şirkete ait iş makinalarının beton pompalarının parça bakımlarını ve parça satışı ile ilgili servis bakım ve onarım işlemlerini yaptığını, bu hususta verilen hizmetin servis formlarına göre fatura düzenlendiği ve adreslerine gönderilerek karşılığında müvekkili şirkete bedelin ödendiğini, davalı şirketin 16.07.2020 - 14.06.2021 dönemine ilişkin kısmi ödemeler yaptığını, kalan fatura bakiyenin 71.889,45 TL'lik kısmını ise 10.06.2021 tarihli ARK...398 fatura numaralı 19.285,64 TL ve 10.06.2021 tarihli ARK...399 fatura numaralı 52.603,81 TL'lik müvekkili şirkete usulsüz e-fatura kesildiğini, davalının müvekkili şirkete gönderdiği usulsüz faturalar incelendiğinde açıklama kısmında zarar bedeli yansıtıldığının belirtildiği, müvekkili şirketin bu usulsüz e-faturaların gider kayıtlarına almadıkları ve ilgili vergi dairesine de bildirim yaptıkları, bunun üzerine davalı hakkında Kuşadası İcra Müdürlüğü'nün 2021/7088 takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız yere itiraz ettiğini ve bunun üzerine takibin durduğunu beyan ederek davanın kabulü ile haksız yere yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 24.11.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin müvekkili şirkete ait iş makinalarının, beton pompalarındaki arızaların parça bakımlarının ve parça satışı ile ilgili servis bakım ve onarım işlemlerinin yapılması işini üstlendiğini, taraflarca yüklenilen edimler kapsamında müvekkili şirket sözleşme konusu tüm edim ve taahhütlerini zamanında ve eksiksiz yerine getirdiklerini, buna rağmen karşı tarfaça yüklenilen edimlerin gereği gibi yerine getirilmediğini, davalı tarafından ifası gerçekleşen, müvekkili tarafından ödemesi yapılmayan hiçbir alacağın bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi 13.04.2023 tarih ve 2021/507 Esas, 2023/240 Karar sayılı kararında özetle; "...Taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu davacı tarafından düzenlenen:
-16.07.2020 tarihli GIB202000000065 Nolu 168.963,61 TL bedelli.... plakalı aracın servis formu ile uyumlu fatura,
-06.10.2020 tarihli 00000000070120 nolu 2714,00 TL bedelli fatura,
-25.11.2020 tarihliGIB202000000170 nolu 7495,36 TL bedelli, ... plakalı aracın servis formu ile uyumlu fatura,
- 25.11.2020 tarihliGIB202000000180 nolu 7203,90 TL bedelli, ... plakalı aracın servis formu ile uyumlu fatura,
-30.11.2020 tarihli GIB202000000188 nolu 9322,00 TL bedelli, ... plakalı aracın servis formu ile uyumlu fatura,
-01.12.2020 tarihli 000000000070258 nolu 4130,00 TL bedelli, .... plakalı aracın servis formu ile uyumlu fatura,
-07.12.2020 tarihli 000000000070267 nolu 4637,40 TL bedelli, ... plakalı aracın servis formu ile uyumlu fatura, DAVALININ TİCARİ DEFTERLERİNDE KAYITLIDIR.
Uyuşmazlığa konu davalı yanca düzenlenen 10.06.2021 tarihli ARK2021000000399 nolu 52.603,81 TL bedelli fatura incelendiğince " ... plakalı aracın hatalı tamiratı sebebiyle bedel yansıtmasıdır" açıklamasının bulunduğu, yine 10.06.2021 tarihli ARK2021000000398 nolu 19.28564 TL bedelli fatura incelendiğince ".... plakalı aracın hatalı tamiratı sebebiyle bedel yansıtmasıdır" açıklamasının bulunduğu anlaşılmış, söz konusu faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmüştür.
Davalı yan, dayandığı yansıtma faturalarının temeli olarak aşağıda tablo halinde gösterilen.... ŞTİ., ... ŞTİ., ... ŞTİ.'den aldıkları faturaları sunmuş, ilgili faturaları defterlerine kaydetmiştir. Yine bu faturaların temelini oluşturan servis formlarını sunmuştur...
...Davalı tarafından sunulan:
-....şti. Ait 12.02.2021 CAG 20210000059 nolu fatura incelendiğinde fatura içeriğinde herhangi bir plaka yazmadığı, elle .... yazıldığı ve herhangi bir servis formu sunulmadığı, (24.780,00 TL bedelli)
-...şti. 17.02 2021 tarihli GRP 2021000000246 nolu fatura incelendiğinde fatura içeriğinde herhangi bir plaka yazmadığı, elle.... yazıldığı ve sunulan formunda da plakanın bulunmadığı,(19.858,81 TL bedelli)
-.... ŞTİ. 24.02 2021 tarihli USF 2021000000005 nolu fatura incelendiğinde fatura içeriğinde ... yazıldığı ve sunulan formunda da ... plakanın yazıldığı, (7965,00 TL bedelli)
-.... ŞTİ. 25.02 2021 tarihli USF 2021000000011 nolu fatura incelendiğinde fatura içeriğinde .... yazıldığı ve sunulan formunda da .... plakanın yazıldığı, (8193,64 TL bedelli)
-...ŞTİ. Ait 12.02.2021 CAG 20210000096 nolu fatura incelendiğinde fatura içeriğinde herhangi bir plaka yazmadığı, elle .... yazıldığı ve herhangi bir servis formu sunulmadığı, (11.092,00 TL bedelli) anlaşılmıştır.
Faturalardan sadece ... tarafından düzenlenen 8193,64 TL bedelli faturanın ... plakalı araca ait olduğu diğer faturaların uyuşmazlık konusu olmayan .... araca ait olduğu bu haliyle davalı tarafından 10.06.2021 tarihli ARK2021000000399 nolu 52.603,81 TL bedelli fatura ile .... plakalı aracın hatalı tamiratından kaynaklı yansıtma yapamayağı, yine 10.06.2021 tarihli ARK2021000000398 nolu19.28564 TL bedelli faturadan ise sadece ... . plakalı aracın tamirine ilişkin .... Şti. 25.02 2021 tarihli USF 2021000000011 nolu faturaya dayalı 8193,64 TL 'yi yansıtabileceği diğer faturaların hangi araca ilişkin olduğunun belirlenemediği kanaatiyle 8193,64'yi mahsup ederek davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Asıl alacağın likit olduğu dikkate alındığında asıl 8193,64 TLnin mahsubu ile bulunan bakiye alacak 63.695,81 TL'nin %20'sine isabet eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm kurulmuştur..." gerekçeleriyle;
Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; Kuşadası İcra Müdürlüğü'nün 2021/7088 takip sayılı icra takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 63.695,81 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa icra takibinden itibaren ticari faiz işletilmesine, 63.695,81 TL'nin %20'sine isabet eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili tarafından istinaf dilekçesi verilmiş ise de;
İlk derece mahkemesi 01.06.2023 tarih ve 2021/507 Esas, 2023/240 Karar sayılı istinaf değerlendirme kararında özetle; "...Mahkememizden verilen 13/04/2023 tarih 2021/507 esas 2023/240 karar sayılı ilam, davacı vekiline 16/05/2023 tarihinde yapılmış olup, istinaf süresi 30/05/2023 tarihinde bitmiş olmasına rağmen davacı vekilince 31/05/2023 tarihinde UYAP sistem üzerinden gönderilmiş olup, HMK.nun 346/1maddesi gereğince davacı vekilince yasal süresi geçtikten sonra istinaf edildiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçeleriyle;
Davacı vekilinin 13/04/2023 tarih 2021/507 esas 2023/240 karar sayılı ilamına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun yasal süresi içinde yapılmaması nedeniyle istinaf başvuru talebinin reddine dair karar verilmiştir.
Davalı vekili 29.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece makhemesi kararının öncelikle usul yönünden ve aynı zamanda esas yönünden hukuka aykırı olup; bozularak ortadan kaldırılması gerektiğini;
Usule yönelik itirazlarında;
03.04.2023 tarihinde taraflarına bilirkişi raporu tebliğ edilmiş olup duruşmanın yapıldığı 13.04.2023 tarihinde henüz rapora itiraz sürelerinin dolmadığını, nitekim bilirkişi raporunun tebliğ edildiği kapalı tebligat zarfı üzerinde; rapora karşı itiraz süresinin 2 hafta olduğunun da açık bir şekilde ihtar edildiğini, yani 13.04.2023 tarihli duruşmada henüz rapora itiraz süresi dolmadığından dolayı dosyaya taraflarınca ''Henüz bilirkişi raporuna itiraz süresi içinde olduğumuzdan karar verilmemesi için'' ve diğer mesleki mazeretlerinin de belgelendirilmek sureti ile gerekçelendirilerek; mazeret dilekçesi yollanmış olup mahkemece ne rapora itiraz sürelerinin, ne de mazeret dilekçelerinin dikkate alınmadığını, mahkemenin rapora itiraz sürelerinin dolmasını beklemeden dosyaya mazeret dilekçesi gönderildiği halde mahkemece mazeret dilekçesi ve bilirkişi raporu dikkate alınmadan karar verildiğini, ayrıca kısa kararın verilmiş olduğu; 13.04.2023 tarihli duruşmada rapora itirazların reddine dair ara karar kurulmuşsa da; mesleki mazeretin kabulü ya da reddi yönünde ara karar dahi kurulmadığını, mesleki mazeretin kabulü ya da reddi yönünde bir karar verilmeden, yokluklarında verilen kararın; hukuki dinlenilme hakkının çok açık bir şekilde ihlali mahiyetinde olduğunu, ayrıca söz konusu kararın; savunma hakkının açık bir şekilde kısıtlandığını gösterdiğini ve Anayasal hakların da ihlali mahiyetinde olduğunu (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/20865 Esas, 2015/22004 Karar, ve 25.06.2015 tarih ve 2015/20865 Esas, 2015/22004 Karar, 31.05.2017 tarih ve 2015/19585 Esas 2017/6733 Karar sayılı ilamları.), açıklanan nedenlerle; hukuki dinlenilme hakkının ve savunma hakkının açık bir şekilde yok sayıldığı kararın kabulünün mümkün olmadığını, kararın öncelikle usulden bozularak ortadan kaldırılması gerektiğini,
Esasa yönelik itirazlarında;
İlk derece mahkemesi kararının dosyadaki delil ve belgelerle ve dahi bilirkişi raporu ile çelişki yarattığını, bu çelişkiye rağmen yeniden rapor alınmadan karar verilmiş olmasının; kararı denetimden yoksun ve hatalı kıldığını,
Davacı şirketin müvekkiline ait iş makinelerinin; beton pompalarındaki arızalar, parça bakımları ve parça satışları ile ilgili servis bakım ve onarım işlemlerinin yapılması işini üstlendiğini,
Davacının edimini tam ve eksiksiz yerine getirmediğinden, müvekkili şirketin üçüncü kişi olan yetkili firmadan (.... Şti.) yetkili servis raporu alarak hizmetin ayıplı olarak ifa edildiğini tespit ettirdiğini ve bu ayıpların giderilmesi için üçüncü kişi olan (.... Şti,... Şti., ....Şti'den) malzeme ve hizmet aldığını, iş makinelerinin tamirini bu şirketlerden, temin edilen malzemeler doğrultusunda üçüncü kişi firmalara yaptırmak zorunda kaldığını, bilirkişi tarafından 30.03.2023 tarihli raporda servis formlarının, taraflarınca sunulan dava dışı üçüncü firmalarca tanzim edilen faturaların belirtilen konulardaki arızaların giderilmesi için yapılan işçilik ve yedek parçalara ilişkin olup olmadığı hakkında bir rapor düzenlendiğini ve dosya kapsamındaki fatura, servis formları, fotoğraflar dikkate alındığında davacının davalı iş makineleri beton pompalarında yedek parça temini ile bakım onarım yaptığı ve masrafları faturalandırdığı, makinelerde kısa süre sonra arızaların tekrarlandığı ve taraflarınca yapılan 71.889,45 TL masrafın faydalı ve zorunlu olduğu kanaatine varıldığını,
13.04.2023 tarihinde de taraflarına tebliğ edilen bilirkişi raporunun da açıkça mahkeme tarafından verilen kararın haksızlığını ortaya koyduğunu,
Kararda: ''Faturalardan sadece Üçler makine tarafından düzenlenen 8193,64 TL bedelli faturanın ... plakalı araca ait olduğu diğer faturaların uyuşmazlık konusu olmayan... araca ait olduğu bu haliyle davalı tarafından 10.06.2021 tarihli ARK2021000000399 nolu 52.603,81 TL bedelli fatura ile ... plakalı aracın hatalı tamiratından kaynaklı yansıtma yapamayağı, yine10.06.2021 tarihli ARK2021000000398 nolu19.28564 TL bedelli faturadan ise sadece ... plakalı aracın tamirine ilişkin.... Şti. 25.02 2021 tarihli USF 2021000000011nolu faturaya dayalı 8193,64 TL 'yi yansıtabileceği diğer faturaların hangi araca ilişkin olduğunun belirlenemediği kanaatiyle 8193,64'yi mahsup ederek davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Asıl alacağın likit olduğu dikkate alındığında asıl 8193,64 TLnin mahsubu ile bulunan bakiye alacak 63.695,81 TL'nin %20'sine isabet eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm kurulmuştur.'' şeklinde gerekçe bulduğunu, ancak bu alanda teknik bilirkişinin dahi; söz konusu tamir ve onarımın ayıplı ifa sonrasında ve ayıplı ifa sebebi ile yapıldığını ortaya koyduğunu, mahkeme tarafından rapora itibar edilmeden karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Bu kararın dosya kapsamı tamamen incelemeden verilmiş eksik ve hatalı bir karar olup taraflarınca istinaf edilmesi gerektiğini bozularak ortadan kaldırılması gerektiğini,
Öncelikle mahkemece taraflarınca delil olarak sunulan servis formları ve dava dışı üçüncü firmalarca tanzim edilen faturalarının dikkate alınmadığını,
Oysa ki bilirkişinin 13.04.2023 tarihli raporunda da tespit ettiği üzere; ''Dosya kapsamı fatura, servis formları, fotoğrflar dikkate alındığında davacının davalı iş makinaları beton pompalarında yedek parça temini ile bakım onarım yaptığı ve masrafları faturalandırdığı, makinalar da kısa süre sonra arızaların tekrarlandığı, bu kez aynı işlerin davalı tafaca dava dışı 3 kişilere yaptırıldığı ve toplam 71889,45 TL faydalı ve zorunlu masraf olduğu kanaatine varılmıştır.'' yani davalı müvekkilinin; davacı şirket tarafından eksik ve ayıplı olarak ifa edilen hizmetlerini daha sonra başka firmalar aracılığı ile giderdiğini, bu firmalara hizmetleri karşılığı ödeme yaptığını, yapmış olduğu ödemeleri de davacının ayıplı hizmeti nedeniyle davacıya yansıttığını, ancak davacının, ayıplı hizmeti sonucu hak etmemiş olduğu ücreti talep etmekle, müvekkilinin ayıplı hizmeti ile zarara uğrattığı gibi bu zararı da katlama gayretinde olduğunu, davacı tarafın üstlenmiş olduğu işin özen ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bakım ve onarım hususunda gerekli işlemleri yapmayarak edimin yükümlülüğüne aykırı davrandığını, müvekkilinin bu nedenle edimin eksik ve hatalı olarak yerine getirilmesi sonucu, işi üçüncü şahıs şirketlere yaptırarak zarara uğradığını ki sundukları faturalarla da bu durumun sabit olduğunu ve ayrıca bu alanda uzman bilirkişilerce yapılan değerlendirmenin de bu yönde olduğunu, sözleşmenin gereği gibi ifa edilseydi bu zarara uğranılmayacağının da ortada olup oluşan zararın müspet zarar olduğunu, davacı tarafın müvekkili tarafından kesilen faturaları ödemekten kaçınmak amacıyla kayıtlarına almadığını ve defter kayıtlarına işlemediğini (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 06.07.2011 tarih ve 2010/14990 Esas, 2010/9564 Karar sayılı ilamı.),
Bu doğrultuda 3. kişilerce tanzim edilen ve malın ayıplı olduğuna ilişkin fatura ve servis formlarına rağmen müvekkili şirkete açılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu açıksa da mahkeme tarafından yeterli inceleme yapılmadan ve dosya kapsamındaki beyan ve itirazları dikkate alınmadan, dosyadaki delil, belge ve teknik bilirkişi raporlarının aksine, yokluklarında taraflarınca gönderilen mazeret dilekçesi dikkate alınmadan, henüz bilirkişi raporuna itiraz süresi içindeyken dosyanın kısmen kabul kısmen reddine takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesi hatalı olup bu kararın istinaf incelemesi sonucunda kaldırılması gerektiğini,
Ayrıca müvekkili şirketin ayıptan doğan zararının, yargılama aşamaları göz önünde bulundurulduğunda; alacağın kabulü anlamına gelmemekle birlikte; alacağın likit ve belirli olmadığının açık olduğunu, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini, yine aynı şekilde belirli ve temerrüte düşmüş bir alacak olmadığı için faiz istemi ve faiz başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu belirterek;
Yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle; istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına, neticeten davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili 07.06.2023 tarihli istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı tarafından tüm yansıtma faturalarının ... yetkili servis raporu esas alınarak yaptırıldığı, faturalandırıldığı ve faturaların da müvekkil şirkete yansıtıldığının beyan edildiğini, ...ı Yetkili Servis Raporunda .. marka 43 metre pompadan, yani .... plakalı araçtan bahsedildiğini, ...nin davalı şirkete kestiği USF 2021..011 nolu faturada (8.193,64 TL) birden fazla kalem olduğu ve ... markaya ait olduğunun açık olduğunu, ... ve ...in davalı tarafa kestiği fatura toplamının 19.285,64 TL ve Fatura içeriğinin ... olduğunu, taraflarınca yansıtılmak istenen faturalarda ... marka 43 metre pompaya ait olan ... plaka olduğunu, Davalı şirketin de müvekkili şirkete kestiği yansıtma faturasınınARK2021…398 fatura nolu 19.285,64 TL bedelli fatura olduğunu, ... ve ... tarafından USF 2021..011 - CAG 2021..096 nolu faturalarına istinaden davalı tarafa kesilen faturanın plakasız kesildiği ama fatura içeriklerinin ( ... marka 43 metre) beton pompası ile ilgili olduğunun açık olduğunu, Davalı tarafın Müvekkili şirkete yansıtma faturasındaki açıklamasında ... plakayı belirtmesinin yerel mahkeme tarafından uygun bulmadığını. Davalı tarafınca yansıtılan faturanın müvekkili lehine reddedildiğini, bu kısım ile talebimiz kabul görmüşken, USF 2021..011 fatura nolu 8.193,64 TL lik fatura içeriğinin ....plakanın fatura içeriği ile uyuştuğu kanaati kanısında kalınmasının anlamlandırılamadığını, ... ve ...firmalarının davalı tarafa kestiği fatura içeriğinin ... marka olduğunu, Davalı tarafın ne olduğu belli olmayan faturası ile ... plakalı aracın hatalı tamirat sebebi ile oluşan 19.285,64 TL zarar bedeli yansıtma faturasının mesnetsiz olduğunu ve müvekkil şirket ile hiç bir alakası olmadığını, Faturaya sonradan elle ... plakası eklenerek mahkemenin yanıltılmaya çalışıldığını, ...ya 8193,64 TL bedelli fatura yönünden,her ne kadar davalı taraf müvekkili şirkete yansıtma faturasındaki açıklamada .... plaka yazmış olsa da .... Servis raporunda da görüleceği üzere.... marka beton pompasından bahsettiğini, bunun da .... plaka olduğunu, bu plakaya ait olan aracın davada taraf olmayan.... A.Ş - (8894) şirkete ait olduğunu,
Yerel mahkemenin, ...Şti. 25.02.2021 tarihli USF 2021000000011 nolu faturaya dayalı 8.193,64 TL 'nin yansıtabileceği konusundaki kararının yukarıdaki açıklamaları nezdinde hatalı olduğunu,
Yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle; istinafa cevap dilekçesi ile cevap yolu ile dosyanın istinaf edilmesine, davalının usul ve esas bakımından yersiz istinaf sebeplerinin reddine, davanın incelemesi sonucunda Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/507 E. 2023/240 K. sayılı 13.04.2023 tarihli kararının, tahkikat evresinde toplanan deliller neticesinde kısmi kabul kararın onanması ve kısmi reddedilen kararın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk derece mahkemesinin 01.06.2023 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararıyla; Davacı vekilinin 31.05.2023 tarihli istinaf dilekçesiyle yapılan başvurunun, yasal süresi içerisinde yapılmamış olması nedeniyle reddine karar verildiği görülmektedir. Davalı vekilince sunulan 29.05.2023 tarihli istinaf dilekçesinin davacı vekiline 07.06.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilince 07.06.2023 tarihli katılma talebiyle istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 09.03.2023 tarihli celsede, gelen servis formları doğrultusunda ek rapor aldırılmasına dair ara karar verildiği, ancak dosyanın ek rapor için daha önce rapor hazırlayan Makine Mühendisi Bilirkişi ....'a tevdi edilmediği,15.03.2023 tarihli görevlendirme ve teslim tutanağıyla Makine Mühendisi Bilirkişi ...'a tevdi edildiği, bilirkişinin 30.03.2023 tarihli raporunu dosyaya sunduğu, bu raporun 03.04.2023 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği, mahkemece yargılamaya son verilen duruşma tarihi olan 13.04.2023 tarihi itibariyle davalı vekilinin bilirkişi raporuna iki haftalık beyan süresinin dolmadığı, ayrıca davalı vekilinin 13.04.2023 günü yapılacak olan duruşmaya katılmayacağına dair, duruşma gün ve saatinden önce mesleki mazeret dilekçesi sunduğu, bu dilekçede itiraz süresi içinde olduklarının da belirtildiği görülmektedir.
Bu nedenlerle mahkemece 13.04.2023 tarihli celsede, davalı vekilinin bilirkişi raporuna beyan süresi dolmadan, davalı vekilinin mesleki mazeretine ilişkin bir karar da verilmeden yargılamanın sonlandırılarak hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki İcra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı, Yargıtay 15.H.D. 2015/944 Esas, 2015/4911 Karar)
Somut olayda, taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereğince davacı yüklenicinin bakım ve onarım işini eksik ve ayıplı yapıp yapmadığı, varsa eksik ve ayıpların giderim bedeli hususları yargılamayı gerektirdiğinden likid bir alacaktan söz edilemeyeceği için icra inkâr tazminatına hükmedilmesi koşulları bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre ; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kabul edilen kaldırma sebepleri karşısında, davacı vekilinin istinafı hakkında bu aşamada inceleme yapılmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, KABULÜ ile,
2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.04.2023 tarih ve 2021/507 Esas, 2023/240 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı vekilinin katılma yoluyla istinafı hakkında bu aşamada inceleme yapılmasına YER OLMADIĞINA,
5-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
6-Davalı tarafından yatırılan toplam 1.087,76 TL istinaf karar harcının istek halinde yatıran davalıya ilk derece mahkemesince geri verilmesine,
7-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının istek halinde yatıran davacıya ilk derece mahkemesince geri verilmesine,
8-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
9-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
10-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.