Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ... tarihleri arasında ... numaralı Maksimum Kasko Sigortası Poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, davalıların sorumluluğunda bulunan yolda çalışma yapılan ve uyarı ikaz levhası bulunmayan alanda kaza yapması sonucu meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde ... numaralı hasar dosyası kapsamında sigortalıya 10.000,00 TL hasar bedeli ödendiğini, müvekkilinin yapmış olduğu tazminat ödemesi neticesinde TTK m.1472 gereği sigortalının haklarına halef olduğunu, bu nedenle meydana gelen hasardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, kaza tespit tutanağı ile yolun yapım ve bakımından sorumlu kurum ve kuruluşların kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, kazanın meydana geldiği mevkide çalışma ile ilgili yeterli miktarda trafik güvenliği açısından işaret ve levhanın bulunmadığı yönünde tespitte bulunulduğunu, davalıların kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduklarını, alacaklarının tahsili amacıyla ... 26. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarının, davalıların itirazı neticesinde takibin durdurulduğun, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yapılan haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/ Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, işbu davayı davalı idare yönünden hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte söz konusu davada göreyli mahkeme İstanbul Asliye Hukuk mahkemeleridir. Davalı İdaremiz kamu İdaresi olup, tacir değildir. Söz konusu davada görevli mahkeme İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Mahkemeniz aksi kanaatte ise; Gerçekleştiği iddia edilen kaza kamu hizmetinin görülmesinden kaynaklanıyorsa buna ilişkin tazminat davası öncelikle ilgili idareye başvuru ve nihayetinde İdare Mahkemelerinde açılması gerekir. Bu nedenle görevli mahkemeler ... Mahkemeleridir. Davacının söz konusu davayı davalı idaremize yöneltmesinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Söz konuşu davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği; davanın yasal dava açma süresi içinde açılıp açılmadığının Mahkemece re'sen incelenmesini talep ettiği; zamanaşımı itirazı bulunduğu; dava konusu olayda davalı idaremizin kusurlu/kusursuz sorumluluğu; müteselsil sorumluluğu- işleten sorumluluğu hiçbir şekilde bulunmadığı; davanın gerçekleştiği iddia edilen yol anaerter yol ağında olmayıp Kağıthane İlçe Belediyesinin sorumluluğunda olup davanın husumet yönünden reddini talep ettiği; kaza tespit tutanağı bulunmadığı neticeten Mahkemenizin işbu davada görevsiz olmasından İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olmasından kaynaklı davanın görev yönünden usulden reddine; Mahkemenizin aksi düşünmesi ihtimaline binaen davacının davalı idareye dava açmasında hukuki yararının bulunmamasından kaynaklı hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine, zamanaşımı itirazımızın değerlendirilerek zamanaşımı yönünden davanın reddine,Mahkemenizin aksi düşünmesi ihtimaline binaen davanın husumetten reddine,Mahkemenizin aksi düşünmesi ihtimaline binaen davanın tümden reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıya aidiyetine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı .. Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi; görev itirazında bulunduğu; ... Başkanlığının dava konusu taşınmaz ile bir ilgisi bulunmadığı; davanın tarafımıza karşı husumetten reddi gerektiği; zamanaşımı definde bulunduğu; dava alacak davası olup olayda Belediyemizin sorumlu olabilmesi için; kusur ile birlikte zarar, nedensellik bağı ve hukuka aykırılık unsurlarının da mevcut olması ve kaza ile zarar arasında uygun illiyet bağının kesilmemiş olması gerektiği; belediyenin gerçekleşen kazada hiçbir kusuru bulunmadığı; neticeten öncelikle davanın görev husumet ve zamanaşımı yönünden reddine, yapılan masraf ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır.

Dava konusu uyuşmazlığın, mahkememizin görev alanında olup olmadığı, sigortalı ... plakalı aracın yolda çalışma yapılan ve uyarı ikaz levhası bulunmayan alanda kaza yapması sonucu meydana gelen oluşan hasar nedeniyle davacının yaptığı ödemeden davalıların sorumlu olup olmadığı,davalılara husumet yöneltilip yöneltilmeyeceği, davalıların hasarın oluşmasında kusurunun bulunup bulunmadığı, kusuru var ise oranı, sigortalı araçta meydana gelen hasarın miktarı, davacının hangi miktar yönünden davalılara rücu edebileceği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Mahkememizin 05/07/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamında ''Dosya incelendiğinde davacının davalılar ...Başkanlığı ve ...Başkanlığı aleyhine açmış olduğu dava, davalıların kaza mahallinde yolun inşa, bakım ve onarımını gereği gibi yapmamasından kaynaklanan hizmet kusuruna dayanan bir davadır. Davalı belediyelerin kamu tüzel kişisi olup kural olarak işlem ve eylemleri kamusal nitelik taşımaktadır. İş bu dava kapsamında davalı belediyenin yolun inşa, bakım ve onarımını yapmadığı yönündeki iddialar görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi anlamında hizmet kusuru teşkil etmektedir. İdarenin hizmet kusurundan kaynaklanan davalar ise Anayasa'nın 125. maddesi ve 2777 Sayılı İYUK m.2/2 kapsamında tam yargı davası olarak idari yargı yerlerinde açılması gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin... tarih,...) Görev, mahkemelerin resen nazara alması gereken bir dava şartı olduğundan görev - dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması sonrası İstanbulbölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin 17/01/2023 tarih ...Esas ... Karar sayılı ilamı ile ''2918 sayılı Kanun'un 6099 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değiştirilen 110. maddesi “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.” hükmünü amirdir.
Anılan düzenlemenin gerekçesine bakıldığında, 2918 sayılı Kanun’un uygulanması gereken sorumluluk davalarında bir karmaşanın söz konusu olduğu, bu karmaşanın adli yargı yerlerinin görevli olduğu belirlenmek suretiyle giderilmek istendiği anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrar kazanmış kararlarında da açıklandığı üzere, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin kararları (26.12.2013 tarih ve E.... K...; 16.02.2012 tarih ve E.... K....) gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, somut uyuşmazlıkta adli yargının görevli olduğuna ilişkin istinaf başvurusu yerindedir. (Yargıtay 4 Hukuk Dairesinin ...Esas - ...Karar sayılı kararı aynı yöndedir)
Bu durunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine'' şeklinde karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim uygulanması da doğru değildir. (Yargıtay 17 HDB'nın 15.12.2011 tarih .. E. ... K., 28.03.2016 tarih ... E. ...K., 04.04.2016 tarih...E. ...K., 17.03.2014 tarih ...E. ... K. Sayılı ilamları)
Mahkememiz 20/09/2023 tarihli duruşma ara kararı ile kazanın meydana geldiği yolun bakım ve onarım işlerinin ..., Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı'na ve ... Müdürlüğü ile Kağıthane Belediyesi Trafik Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak 24/10/2017 tarihinden ve bu tarihten öncesinde kimin sorumluluğunda olduğu ve varsa yapılan çalışmaya ait belgelerin mahkememize gönderilmesinin istenilmesine, müzekkere cevapları geldiğinde, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, tüm dosya kapsamı bakımından dosyanın re'sen seçilecek Değer kaybı, Hasar, Kusur Uzmanı bilirkişi ile sigorta poliçeleri konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdii ile davacıya ait araçta meydana gelen maddi hasar nedeniyle kusur, hasar ve değer kaybı tespitinin yapılarak istenen alacak miktarının ve dosya kapsamında sigorta teminatı dışında kalan bir husus olup olmadığı değerlendirilerek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Bu kapsamda makine mühendisi ..., sigorta uzmanı ... ve trafik bilirkişi ...'dan alınan 21/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... plakalı açık kasa kamyonet sürücüsü ...'ın maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında %100 (yüzde yüz) oranında asli derecede kusurlu olduğu, Davalı ... ve ... maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında il i görülmediğinden dolayı kusursuz olduğu, dava konusu araçta diğer kalemi kabul edilmemesi halinde toplam hasarın 9.847,00 TL, diğer kaleminin kabul edilmesi halinde toplam hasarın 10.000,00 TL olduğu kanaatinde olduğunu, Kasko ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortaları Genel ve Özel Şartları kapsamında sigorta tazminatını ödeyen davacı sigorta şirketinin sigorta ettirenin tam kusurlu olması sebebiyle rücu şartları tahakkuk etmemiş olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememiz 23/10/2024 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın ... Trafik Kürsüsü’nde görevli üçlü bilirkişi heyetine tevdi edilerek dosya kapsamında alınan kusur raporu da değerlendirilmek suretiyle davacının ve davalıların kusur durumu ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle rapor hazırlanmasının istenilmesine karar verilmiştir. ..., Dr. Öğr. Üyesi Yük.Müh. ... ve Dr. Yük. Müh. ...'den alınan 15/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 24/10/2017 tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı'ndaki olay yeri krokisinde, yolun krokide yer alan kısmının tamamında, bozuk satıh ve çamurlu yolu belirten işaretler gösterilmiş olduğu halde, 20/06/2024 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda, kamyonetin devrildiği kesimden önce, yol üzerinde bozuk satıh olduğuna dair tespit bulunmadığı yönünde yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu, sonuç olarak, anılan Bilirkişi Heyet Raporunda belirtilen kusur durumunun da tamamen isabetsiz bulunduğu, kabule şayan olmadığı sonucuna varıldığı, ...plaka numaralı kamyonetin dava dışı sürücüsü, seyir sırasında, ön ilerisini/seyir alanını, sürekli etkin biçimde kontrol altında tutması, yerleşim yerinde bulunduğunu, 50 km/saat azami hız sınırlaması olduğunu, yolun dik iniş eğimli bulunduğunu da dikkate alarak, aracın hızını düşürmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmemiş, mevcut şartlara göre, aşırı hızla seyretmiş ve bu nedenle, olay mahallinde direksiyon hakimiyetini kaybederek kamyonetin hasar görmesine sebebiyet vermiş olduğu, Dava dışı sürücü ...'in, tedbirsiz, dikkatsiz, trafik düzeni ve güvenliği ile ilgili dikkat ve özen yükümlülüklerine, aracın hızını, yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurma zorunluluğuna aykırı şekilde hareket ettiği, bu hatalı sevk ve idaresinin, olayda, birinci (asli) derecede ve takdiren % 50 (yüzde elli) oranında etkili bulunduğu mütalaa olunmakta ve 24/10/2017 tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda, kamyonet sürücüsünün hatalı sevk ve idaresinden söz edilmemesinin, tamamen isabetsiz bulunduğu değerlendirildiği, olayın cereyan ettiği yolda yapılan yol çalışması sebebiyle, yol yüzeyinin düzgünlüğünün bozulmasının ve çamurlu-kaygan hale gelmesinin, yoldaki trafik güvenliği açısından tehlikeli bir durum yarattığı, yolun yapımı, bakımı, onarımı ve güvenli şekilde işletilmesinden sorumlu ve yetkili olan idarenin, yolda oluşan olumsuz koşullarla ilgili gerekli işaretlemeyi (işaret koyma, yönlendirme, engelleme vb.) yapmamış olmasının bir hizmet eksikliği oluşturduğu ve bu hizmet eksikliğinin, olayda, birinci (asli) derecede ve takdiren % 50 (yüzde elli) oranında, kamyonetin dava dışı sürücüsü ...'ın hatalı sevk ve idaresi ile eşdeğer derecede/eşit oranda etkili bulunduğu tespit edilmiştir.
Mahkememiz 19/03/2025 tarihli duruşma ara kararı ile Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi'ne müzekkere yazılarak davacının sigortalısı olan aracın 24/10/2017 ve öncesine ait tramer kayıtlarının istenilmesine, ara karar yerine getirildiğinde 20/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda makine mühendisi bilirkişi ve sigorta uzmanı tarafından denetime elverişli rapor hazırlanmadığı yalnızca eksper raporunun hasar ile uyumlu olduğu tespit edildiği ancak hasar fotoğrafları incelenmediği anlaşılmakla iş bu fotoğraflar üzerinden inceleme yapılarak Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi müzekkere cevabı da dikkate alınarak kazaya karışan aracın özelliği, yaşı, aracın onarım masrafının orjinal parça ile yedek parça ve işçilik dahil olmak üzere davacının aracında hasar bedelinin tespitinin ve sigorta teminatı kapsamında tespit yapılması için dosyanın önceki heyette yer alan makine mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişiye tevdine karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 07/10/2025 tarihli ek raporda özetle; Dava konusu araçta onarım bedelinin, KDV'li ve orijinal yedek parça ile işçilik dahil olmak üzere toplam 17.582,00 TL olduğu, TTK m. 1472 ve KTK m. 95/2 hükümleri çerçevesinde, sigorta ettirenin tam kusurlu olması nedeniyle sigorta şirketinin halefiyet veya rücu hakkını kullanabileceği koşullar oluşmadığı, Davacı sigorta şirketinin, davalı idarelere yönelttiği rücu talebinin hukuki dayanağı bulunmadığı tespit edilmiştir.
Mahkememiz 10/12/2025 tarihli duruşma ara kararı ile ek raporun denetime elverişli olmadığı anlaşılmakla yeni bir makine mühendisi bilirkişiye tevdii ile 19/03/205 tarihli 3 nolu ara karar uyarınca yeni rapor alınmasına karar verilmiştir.
Makine mühendisi ...'ndan alınan 02/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu kaza ve hasar durumunun uyumlu olduğu, Yargıtay'ın orijinal parça ile onarım yapılması yönünde kararlarının bulunduğu ancak orijinal parça kullanımının orijinalliğini yitirmemiş parçalar açısından söz konusu olduğunu, başka bir deyişle daha önce orijinalliğini yitirmiş olan bir parçanın yerine orijinal parça takılmasının beklenemeyeceği, dava konusu aracın kaza tarihinde henüz 3 (üç) yaşında olduğu dikkate alındığında söz söz konusu aracın geçmiş 5(beş) kazasında aynı parçaların hasar görmemiş olması durumunda orijinal parça kullanılması gerektiğini, dava konusu aracın geçmiş 5(beş) adet kazasına yönelik Ekspertiz Raporlarının dosya muhteviyatına sunulmamış olduğundan kazada hasar gören parçaların orijinal olup olmadığı tespiti yapılamadığı, bu kapsamda hasarlı fotoğrafların, SBGM müzekkere cevabının dikkate alınarak kazaya karışan aracın özelliği, yaşı, aracın onarım masrafının orijinal yedek parça ve işçilik dahil olmak üzere davacının aracında bulunan hasarın orijinal parça kullanımı ile kdv ve işçilik dahil (iskontosuz) gerçek zararın 17.216,11 TL hasar meydana gelmiş olduğu, Dava konusu aracın kaza tarihi itibariyle 2. El rayiç değerinin 55.000,00 TL olduğu dikkate alındığında onarımın ekonomik olacağından aracn pert total kabul edilemeyeceği, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ...E. ...K. Ve 24.04.2018 tarihli kararı; “eksper raporunda aracın rayiç değeri belirlendikten sonra izah edildiği biçimde tamir masrafları ayrıntılı gösterilmemiş ve belirtilen hasar miktarına göre de perte ayrılma durumu gerçekleşmemiştir. dairemiz uygulamasına ve kaza tarihine göre aracın perte ayrılması için tamir masraflarının kaza tarihindeki aracın rayiç değerinin %50'sini aşması ve tamirinin ekonomik olmaması gerekir. O halde dosyanın ... Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne gönderilerek dosyadaki bilgi ve belgelere göre tamir masraflarının ne olacağı, tamirinin ekonomik olup olmadığı, 2. el rayiç bedeline göre perte ayrılıp ayrılmayacağı konularında ayrıntılı, denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru olmamıştır...” görüş ve kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, davacının sigortalısı olan ...plakalı aracın 24/10/2017 tarihinde ... seyir halinde bulunduğu esnada bozuk satıhtan dolayı aracın kayrak ön kısmını aydınlatma direğine çarptıktan sonra sol yan üzerine devrildiği; yolda çalışma olduğuna dair işaretleme veya levha bulunmadığı trafik kaza tespit tutanağı ile tespit edildiği anlaşılmıştır.
Davacının ... plakalı aracın ... Poliçesi bulunup 20/01/2017- 20/01/2018 tarihleri arasında kasko ve imss kapsamında sigortalandığı; iş bu hasar kapsamında 10.000,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. ... 26. İcra Müdürlüğü’nün ...esas sayılı takip dosyasında yapılan incelemede davacı tarafından davalılar aleyhine 10.000,00 TL asıl alacak ve 499,52 TL işlemiş faiz üzerinden takip başlatıldığı, davalıların borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
...müzekkere cevabında kazanın meydana geldiği...'ın herhangi bir ana arter yol ağına dahil olmadığı; İBB tarafından yapılan çalışma bulunmadığı, sorumluluğun ... Başkanlığı'nda olduğu anlaşılmıştır.
İstanbul BAM 40. HD ... Esas ...Karar sayılı ilamında özetle "... Buna göre davaya konu kazanın ana arter olan ... sokakta meydana gelmesine ve olay yerinin ...'nin sınırları içerisinde olan bir sokak olmasına göre ilk derece mahkemesince oluşan zarardan davalı belediyenin sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin husumete yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. " dikkate alındığında kazanın meydana geldiği ...'ın herhangi bir ana arter yol ağına dahil olmadığı yalnızca Kağıthane İlçe Belediye Başkanlığı'nda sorumluluğun bulunduğu anlaşılmakla iş bu hasar kapsamında davalı İBB yönünden zararın rücuen tazmini talep edilemeyeceğinden davalı ... Başkanlığı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce alınan tek kişilik kusur bilirkişi raporunda kamyonetin devrildiği kesimden önce, yol üzerinde bozuk satıh olduğuna dair tespit dikkate alınmadığından hükme esas alınmamıştır. Bu nedenle ... Trafik Kürsüsün'de yer alan heyet kusur bilirkişi raporunda davacının sigortalısı olan araç sürücüsünün seyir sırasında, ön ilerisini/seyir alanını, sürekli etkin biçimde kontrol altında tutması, yerleşim yerinde bulunduğunu, 50 km/saat azami hız sınırlaması olduğunu, yolun dik iniş eğimli bulunduğunu da dikkate alarak, aracın hızını düşürmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmemiş, mevcut şartlara göre, aşırı hızla seyretmiş ve bu nedenle, olay mahallinde direksiyon hakimiyetini kaybederek kamyonetin hasar görmesine sebebiyet verdiği; davadışı sürücünün tedbirsiz, dikkatsiz, trafik düzeni ve güvenliği ile ilgili dikkat ve özen yükümlülüklerine, aracın hızını, yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurma zorunluluğuna aykırı şekilde hareket ettiği, bu hatalı sevk ve idaresinin, olayda, birinci (asli) derecede ve % 50 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Davaya konu araçta meydana hasar kapsamında alınan 21/06/2024 tarihli kök ve ek raporda makine mühendisi bilirkişi ve sigorta uzmanı tarafından denetime elverişli rapor hazırlanmadığı yalnızca eksper raporunun hasar ile uyumlu olduğu tespit edildiği; hasar fotoğrafları incelenmediği, kusur oranında dahi yeni alınan bilirkişi raporunun dikkate alınmadığı anlaşılmakla iş bu raporlar denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığından hükme esas alınmayarak, dosyanın yeni makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek alınan 02/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu araçta meydana gelen kaza ve hasarın uyumlu olduğu; kaza tarihinde aracın 3 yaşında olduğu, aracın geçmiş 5 kazasında aynı parçaların hasar görmemiş olması durumunda orijinal parça kullanılması gerektiği kazada hasar gören parçaların orijinal olup olmadığı tespiti yapılamadığı, bu kapsamda hasarlı fotoğrafların, SBGM müzekkere cevabının dikkate alınarak kazaya karışan aracın özelliği, yaşı, aracın onarım masrafının orijinal yedek parça ve işçilik dahil olmak üzere davacının aracında bulunan hasarın orijinal parça kullanımı ile kdv ve işçilik dahil (iskontosuz) gerçek zararın 17.216,11 TL hasar meydana geldiği anlaşılmakla davacının ödediği 10.000,00 TL hasar bedeli tazminatı yönünden iş bu miktarı talep edebileceği anlaşılmıştır. Kusur bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının sigortalısı olan araç sürücüsünün %50 kusurlu olması nedeniyle yalnızca 5.000,00 TL hasar bedelini talep edebileceği anlaşılmıştır. Bu durumda olay yerinin Kağıthane Belediyesi'nin sınırları içerisinde olan bir sokakta meydana gelen olmasına göre ilk derece mahkemesince oluşan zarardan davalı belediyenin sorumlu tutulmasında yolda yapılan yol çalışması sebebiyle, yol yüzeyinin düzgünlüğünün bozulmasının ve çamurlu-kaygan hale gelmesinin, yoldaki trafik güvenliği açısından tehlikeli bir durum yarattığı, yolun yapımı, bakımı, onarımı ve güvenli şekilde işletilmesinden sorumlu ve yetkili olan idarenin, yolda oluşan olumsuz koşullarla ilgili gerekli işaretlemeyi (işaret koyma, yönlendirme, engelleme vb.) yapmamış olmasının bir hizmet eksikliği oluşturduğu anlaşılmakla davalı ... tarafından ... 26. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı takip dosyasında itirazın 5.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin iş bu miktar üzerinden takip talepnamesindeki şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Dava dilekçesi ve delil listesinde davalıların takip öncesinde temerrüde düşürüldüğüne dair bilgi ve belge olmadığından takip öncesi işlemiş faiz talep edilemeyeceğinden fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Alacak likit olmadığından, yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davacının davasının kısmen kabulüne,

1-Davalı ... tarafından ... 26. İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı takip dosyasında itirazın 5.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin iş bu miktar üzerinden takip talepnamesindeki şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2-Davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,

3-Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL karar harcının, peşin yatırılan 179,31 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 552,69 TL harcın davalı ...'ndan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'ndan tahsili ile davacıya verilmesine,

6-Davalı ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 10.499,52 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'na verilmesine,

7-Davalı ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 5.499,52 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'na verilmesine,

8-Davacı tarafından yapılan toplam 29.435,25 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 14.017,42 TL yargılama giderinin ve 179,31 TL peşin harç ve 80,70 TL başvurma harcı toplamı 14.277,43 TL'nin davalı ...'ndan tahsili ile davacıya verilmesine,

9-Davalı ... tarafından yapılan toplam 300,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ...'na verilmesine,

10-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 08/04/2026