İSTİNAF MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin, 27.10.2007 tarihinde karşıya geçmek isterken, davalıya trafik sigortalı ... plaka sayılı aracın çarpması ile meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, kaza tespit tutanağı ve tanık beyanlarına göre kazanın meydana gelmesinde her iki tarafın da kusuru bulunduğunu,......Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen engeli sağlık raporuna göre %76 oranında özrü bulunduğunu, müvekkilinin, engellilik durumu nedeniyle yaptığı ve yapacağı işlerde zorlanacağından güç kaybı tazminatı talep etme hakkı bulunduğunu, dava tarihinden evvel yapılan başvuru neticesinde müvekkiline ibraname imzalaması karşılığında 19.950,00 TL ödeme yapıldığını, ancak yapılan ödeme ile müvekkilinin zararı arasında aşırı orantısızlık bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) 1.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren bankalarca uygulanacak en yüksek işletme kredisi temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 11.01.2023 tarihli dilekçesi ile, tazminat taleplerini 60.049,29 TL'ye artırdıklarını bildirerek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafça davaya karşı yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış, 26.10.2016 tarihinde sunulan dilekçe ile; davanın zamanaşımına uğradığı, müvekkili tarafından davadan evvel 05.08.2016 tarihinde yapılan ödeme ile sorumluluğun yerine getirildiği savunularak davanın reddine karar verilmesi talep olunmuştur. İlk derece mahkemesince; ATK tarafından düzenlenen 12.06.2022 tarihli rapor ile, davacının %28 oranında sürekli maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 05.01.2023 tarihli raporda, ödeme tarihindeki verilere göre davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararının 45.420,76 TL olduğu ancak davalı tarafça 19.950,71 TL ödeme yapıldığı, güncel verilere göre, davacının geçici iş göremezlik zararının 1.055,61 TL, sürekli iş göremezlik zararının 207.005,90 TL olduğu, davacının bakiye zararının, poliçe limitini aşması nedeniyle, davalının sorumluluğu-nun, kaza tarihi itibariyle trafik sigortası poliçe limitinden, yapılan ödemenin mahsubu neticesinde bakiye (80.000,00-19.950,71) 60.049,29 TL limit ile sınırlı olduğu ve davalının temerrüt tarihinin 02.03.2016 tarihi olduğunun bildirildiği gerekçesi ile;
"1-Davacının davasının KABULÜ ile,
2-Geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 60.049,29 TL tazminat alacağının davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 02/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanacak en yüksek işletme kredisi temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; zamanaşımı ve davacının bakiye zararı bulunmadığına ilişkin savunmaları nın neden dikkate alınmadığı hususunda gerekçe açıklanmadığı, davanın, 8 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı, dolayısıyla bedel artırım dilekçesi ile talep edilen tazminat miktarının da zamanaşımına uğradığı, yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak belirlenmesi ve hesaplama yapılırken, bakiye ömür süresinin PMF yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerektiği, davacının maluliyetine ilişkin raporlar arasında çelişki bulunduğu, çelişki giderilmeksizin karar verildiği hususlarına yöneliktir.
Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Dosya içeresindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesine dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, zamanaşımı süresinin mahkemece resen dikkate alınamayacak olmasına ve zamanaşımı def'inin davalı tarafça yasal süresi içerisinde ileri sürülmemiş olmasına, Yargıtay ilgili Dairesinin ve Dairemizin yerleşmiş uygulamaları gereğince tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmak suretiyle yapılması gerekmesine, mahkemece hükme esas alınan ATK İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 10.06.2022 tarihli 8559 Esas sayılı raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümleri esas alınarak düzenlenmiş olması, ...Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 21.10.2014 tarihli engelli sağlık kurulu raporunun ise hangi Yönetmelik kullanılarak düzenlendiğinin belirli olmaması karşısında raporlar arasında çelişki bulunduğundan söz edilemeyecek olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin HMK m. 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,
1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,
2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 4.101,97 TL harçtan peşin yatırılan 1.025,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.076,48 TL istinaf ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.08/04/2026