İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İstirdat
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; müvekkili ... Ltd. Şti.’nin ticari ilişkisi kapsamında .... Şti.’den aldığı, ... Bankası’na ait, 31.10.2022 keşide tarihli ve 90.000 TL bedelli çekin de dahil olduğu toplam 9 adet çekin, müvekkiline ait araç içerisinden çanta ve kaşesi ile birlikte çalındığını beyan etmiştir. Söz konusu hırsızlık vakasına ilişkin ...’ne müracaat edildiği ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ...soruşturma sayılı dosyasının ikame edildiği belirtilmiştir. Davacı taraf, çalınan çeklere ilişkin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası üzerinden çek iptali davası açıldığını ve ödeme yasağı kararı alındığını; ancak bu süreçte dava konusu çekin kötü niyetli üçüncü kişilerce bankaya ibraz edildiğini ileri sürmüştür. Çek üzerindeki ciro silsilesinin kopmamasını sağlamak amacıyla müvekkili şirketin çalınan kaşesinin kullanıldığı ve yetkilisinin imzasının taklit edildiği, müvekkili ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan ... Malzemeleri San. Ve Tic. Ltd. Şti. ve diğer davalılara ciro edilerek sahte bir ciro silsilesi oluşturulduğu iddia edilmiştir. Çek üzerindeki imzanın müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığının bilirkişi incelemesi, imza sirküleri ve diğer karşılaştırma materyalleri ile sabit olacağı; ayrıca taraflar arasında çekin devrini gerektirecek bir ticari ilişkinin bulunmadığının ticari defterler ve BA/BS formları ile teyit edileceği savunulmuştur. Neticede, müvekkilinin çekin meşru ve haklı hamili olduğunun tespiti ile söz konusu çekin davalılardan istirdat edilerek müvekkiline iadesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı ...vekilinin cevap dilekçesinden özetle; huzurdaki davanın bir menfi tespit davası değil, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 792. maddesi kapsamında açılmış bir çek istirdat davası olduğunu, bu tür davalarda imza sahteliği iddiasının davanın kabulü için tek başına yeterli bir sebep teşkil etmediğini savunmuştur. Yargıtay içtihatlarına atıfla, imza sahte olsa dahi ciro silsilesinin dış görünüş itibarıyla düzgün olması durumunda, hamili geri verme yükümlülüğü altına sokan temel unsurun iktisap anındaki kötü niyet veya ağır kusur olduğu belirtilmiştir. Davalı taraf, çekin müvekkili tarafından iktisap edildiği anda çekin rıza hilafına elden çıktığını bildiğine dair davacı tarafça hiçbir somut ve yazılı delil sunulmadığını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu ileri sürmüştür. Çek üzerindeki ödeme yasağı kararının varlığının, hamili kendiliğinden kötü niyetli kılmayacağı gibi icra takibi başlatılmasına da engel teşkil etmediği ifade edilmiştir. Müvekkilinin, ciroların birbirini takip ettiği muntazam ciro silsilesine göre TTK m. 790 uyarınca yetkili ve meşru hamil olduğu, çekin çalıntı olduğu hususunu ancak bankaya ibraz sürecinde öğrendiği ve dolayısıyla iktisap anında iyiniyetli olduğu savunulmuştur. Ayrıca, davacının tacir sıfatıyla basiretli hareket etme yükümlülüğü altında olduğu, şirket kaşesi ve çekleri araç içerisinde muhafaza etmesinin hayatın olağan akışına ve özen borcuna aykırı olduğu, kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sonuçlarına katlanması gerektiği belirtilmiştir. Davacının hırsızlık iddiasına ilişkin karakol kayıtlarının tek başına iddiayı kanıtlamaya yetmeyeceği vurgulanarak; yasal şartları oluşmayan haksız davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Dosyanın, 08/11/2023 tarihli duruşmada işlemden kaldırıldığı, davacı vekili tarafından 02/01/2024 tarihli dilekçe ile tekrar yenilenmiş olduğu görüldü.
Davacı vekillerinin 25/08/2025 tarihli dilekçesi ile vekillikten çekildiği, vekillikten çekilme dilekçesinin 16/03/2026 tarihinde davacı asile tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin vekillikten çekilme dilekçesi davacı asile tebliğ edilmiş olup davacı vekilinin kaydı uyap sisteminden silindiğinden davacı vekilinin 07/04/2026 tarihli mazeret dilekçesi sonuç doğuracak nitelikte değildir.
Davanın basit yargılamaya tabii olduğu ve 08/04/2026 tarihli duruşmada, yenilemeden sonra tekrar takipsiz bırakıldığı anlaşılmaktadır. HMK madde 320/4 maddesinde belirtilen "Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır." hükmüne göre dava hakkında açılmamış sayılmasına ilişkin karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1-Davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK 320/4'e göre davanın açılmamış sayılmasına,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.536,98 TL harcın mahsubu ile artan 804,98 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE;
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına,
5-Gider avansının kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
6-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, davacı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/04/2026