Tazminat

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili ..Şti.’nin inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davalı banka tarafından yapılan hatalı veri girişi ve davalı ...’nin denetim eksikliği neticesinde müvekkil şirkete ait vergi kimlik numarasının, proje bazlı çalışan başka bir firmanın Findeks kayıtlarıyla eşleştirildiğini beyan etmiştir. Söz konusu hatalı işlem nedeniyle müvekkil şirketin, ... projesi başta olmak üzere, ..., ... ve ... gibi firmalarla imza aşamasına geldiği toplamda milyonlarca Türk Lirası değerindeki projeleri, gerekli risk ve çek raporlarını sunamaması sebebiyle kaybettiği veya mevcut sözleşmelerinin feshedildiği ileri sürülmüştür. Davacı taraf, davalı KKB’nin 11/11/2021 tarihli yazısıyla hatayı ikrar ettiğini, ancak düzeltme sürecinde müvekkil şirket yetkilisinin bu kez de dava dışı ... firmasının yetkilisi olarak sisteme tanımlanması suretiyle yeni bir hataya sebebiyet verildiğini iddia etmiştir. Bu süreçte müvekkil şirketin bankalar nezdindeki kredi ve ticari ürün taleplerinin reddedildiği, ... merkezli bir firma olmasına rağmen sistemde halen ... merkezli göründüğü ve hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan davalı bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davranarak müvekkilin ticari itibarını zedelediği savunulmuştur. Bankaların en hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu ilkesine atıfla; müvekkilin yaşadığı kâr mahrumiyeti ve güven kaybı nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL maddi ve müvekkil şirketin sarsılan ticari itibarı için 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile sistemsel kayıtların düzeltilmesi talep edilmiştir.

Davalı KKB vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından daha önce ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası ile aynı iddialarla bir dava açıldığını, bu davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin ardından ikame edilen huzurdaki davada, ilk dosyada sunulmayan bir takım sözleşme ve iptal yazılarını içeren yeni delillere dayanıldığını beyan etmiştir. Söz konusu belgelerin ilk davanın açılış tarihinden önce mevcut olmasına rağmen ilk yargılamada sunulmamasının, HMK m. 318 ve 319 uyarınca "iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına" aykırılık teşkil ettiğini, bu delillerin sonradan ihdas edildiği şüphesini uyandırdığını ve dosyada yok hükmünde sayılması gerektiğini savunmuştur. Sunulan belgelerin (... ve ... sözleşmeleri gibi) kaşe ve imzalarının kopyalanmış olduğu iddiasıyla, belgelerin asılları ve damga vergisi makbuzları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmiştir. Usule ilişkin olarak; müvekkil şirketin yerleşim yerinin Anadolu yakasında olması sebebiyle yetki itirazında bulunulmuş, davanın zamanaşımına uğradığı ve basit yargılama usulüne tabi olan bu dosyada davacının cevaba cevap dilekçesi sunma hakkının bulunmadığı belirtilmiştir. Esas yönünden ise; davacının alamadığını iddia ettiği ihaleler ve yaşadığı sistemsel hatalar ile müvekkil şirket arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığı, hatanın diğer davalı bankanın veri girişinden kaynaklandığı, müvekkil şirketin bu süreçte herhangi bir kusuru veya dahli olmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca, davacı tarafın dava dilekçesinde kaçırılan işlerin bedellerini (1.300.000 TL, 9.000.000 TL, 5.201.900 TL vb.) net rakamlarla zikretmiş olması karşısında, alacağın belirlenebilir olduğu ve bu nedenle belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı savunulmuştur. Basiretli bir tacir gibi davranmayan davacının kendi ihmaliyle rapor alamadığı, sistemsel karışıklığın zaten çözüldüğü ve müvekkil şirketin bu uyuşmazlığın tarafı haline getirilmesinin kötü niyetli olduğu ileri sürülerek, davanın usulden ve esastan reddine, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar miktarını dilekçesinde açıkça belirtmesine rağmen davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, alacağın belirlenebilir olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini savunmuştur. Usule ilişkin olarak ayrıca, dava konusu işlemin 17.10.2019 tarihinde yapıldığı, davacının en geç 13.08.2021 tarihinde durumdan haberdar olduğu, dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ileri sürülerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddi talep edilmiştir. Esas yönünden ise; davacının daha önce ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası ile benzer iddialarla dava açtığı, ancak o dosyada ileri sürülmeyen birçok yeni sözleşme ve zararın huzurdaki davada tutarsız bir şekilde ortaya atıldığı beyan edilmiştir. Davacının, ... İnşaat ve diğer firmalarla yaptığı görüşmelerin sadece Findeks raporu eksikliği nedeniyle olumsuz sonuçlandığına dair somut ve inandırıcı bir delil sunamadığı, sunulan e-posta yazışmalarının ise işin kesin olarak davacıya verileceğini kanıtlamadığı iddia edilmiştir. Zarar ve illiyet bağı unsurlarının oluşmadığını savunan davalı taraf; ihalelerin varlığı, şartları ve davacının yeterliliği hususunda ilgili şirketlere müzekkere yazılmasını, iddia edilen kâr kaybının ise brüt bedel üzerinden değil, maliyetler düşüldükten sonraki net miktar üzerinden uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Müvekkil bankanın herhangi bir kusurlu eyleminin bulunmadığı, manevi tazminat şartlarının da oluşmadığı vurgulanarak; haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğu ileri sürülen davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacının Findeks kaydına, dava dışı ... Ltd. Şti'nin kaydının yapıldığı iddiası ile hatalı işlem sebebiyle uğradığını iddia ettiği kar mahrumiyetinin davalılardan tahsili taleple alacak ve Findeks kaydındaki hatalı verinin düzeltilmesi davasında, dava tarihinde davacının Findeks kaydında hatalı kayıt bulunup bulunmadığı, davalıların ayrı ayrı kusurlarının bulunup bulunmadığı, zararın miktarı, kusurları var ise kusurlu işlemle zarar arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususlarından ibaret olduğu görüldü.

Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 02/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dosyaya sunulan bilirkişi raporunun incelenmesinden; çekler haricinde ... firmasına ait 5 adet bankacılık ürünü için gecikme kaynaklı olarak 01.02.2020 tarihinde...’ye bildirimler yapıldığı tespit edilmiştir. Söz konusu bildirimlerde, asıl borçlu olan ... firmasına ait ... ... yerine sehven davacı ... şirketinin ... ... bilgilerinin kullanıldığı, bu nedenle 17.10.2019 ile 01.02.2020 tarihleri arasında davacı aleyhine hatalı kayıt oluştuğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda bankanın, Findeks raporunun gecikmesinde kusurlu olduğu saptanmış; ancak zararın oluşup oluşmadığına ilişkin nihai hukuki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu vurgulanmıştır. Davacı şirketin 2021 yılı kâr oranının %2,88 olduğu hesaplanmıştır. Davacı şirketin, ... Adi Ortaklığı’na fiyat teklifi verebilmesi için Findeks raporuna ihtiyaç duyduğu, ancak bu belgenin sadece ihaleye katılım için ön şart niteliğinde bir evrak olduğu, ihalenin kazanılıp kazanılmayacağının ise belirsiz olduğu ifade edilmiştir. Sayın Mahkemece davacının ihaleyi kazanacağı kabul edildiği takdirde; teklif bedelleri üzerinden yapılan hesaplama neticesinde davacının toplam 274.101,49 TL kâr kaybı yaşayacağı değerlendirilmiştir. Öte yandan, ... Tic. Ltd. Şti. ile imzalandığı belirtilen... Yapım İşleri’ne ilişkin olarak ...’den gelen cevabi yazıda; bahse konu iş ve yüklenicinin kurum kayıtlarında mevcut olmadığının bildirildiği, dolayısıyla böyle bir sözleşmenin hukuken mümkün olamayacağı belirtilmiştir. Ayrıca, davacı tarafından sunulan ... ve ...’a ait yazı metinlerinin çözünürlüğünün çok net olduğu, kaşe ve imzaların metne fotoğraf üzerinden montajlanmış gibi göründüğü, imza boyutlarının sabitliği dikkate alındığında belgelerin.... veya ... formatında sonradan düzenlenmiş olabileceği yönünde şüpheler oluştuğu kaydedilmiştir. İmzaların sıhhati ve gerçekliği hususu uzmanlık alanı dışında kaldığından, bu konudaki kesin tespitin uzman bilirkişi marifetiyle yapılması gerektiği" sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 15/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Taraf vekillerinin talebi doğrultusunda mahkemece bilirkişi heyetine tevdi edilen hususlar çerçevesinde yapılan teknik inceleme neticesinde; ticari hayatta Findeks Risk ve Çek Raporlarının iş ortağı değerlendirmesinde yaygın bir kullanım alanı bulduğu, ancak Findeks Ticari Abonelik Sözleşmesi’nin 5. maddesi uyarınca bu raporların bir garanti taahhüdü içermeyip yalnızca tavsiye niteliğinde olduğu saptanmıştır. Bu kapsamda, salt Findeks raporunun sunulamamasının tek başına bir sözleşme iptali veya avans ödememe gerekçesi olarak kabul edilmesinin olağan ticari teamüllere uygun düşmediği, dosya kapsamında bu yönde kesin bir sektörel standart veya zorunluluk tespit edilemediği kanaatine varılmıştır. Davacının iddia ettiği sözleşme kayıplarına ilişkin yapılan incelemede;...ile imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığı, sürecin teklif aşamasında kaldığı ve ihalenin sonuçlanmamasında iskonto reddi ile sertifika yetersizliği gibi Findeks dışı alternatif faktörlerin mevcut olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, ... ile imzalandığı iddia edilen 5.201.900,00 TL bedelli sözleşmenin TOKİ ve Adalet Bakanlığı resmi kayıtlarıyla doğrulanamadığı; ... İnşaat sözleşmesi ile iptal yazısındaki imza ve kaşelerin aynı konumda olması sebebiyle belge özgünlüğünün şüpheli bulunduğu; ... İnşaat ve ... Lojistik yazımetlerinin ise imla hataları dahil birebir aynı olması nedeniyle bağımsız hazırlanmadıkları yönünde sorgulanabilir nitelikte oldukları tespit edilmiştir. Mevcut delil durumu itibarıyla, davacının yalnızca Findeks raporu sunamaması sebebiyle somut ve doğrulanabilir bir sözleşme kaybına uğradığı hususu kesin olarak tespit edilememiştir. Kusur durumuna ilişkin yapılan değerlendirmede; hatalı ... girişinin önlenmesi noktasında doğrulama protokolü uygulamayan ... ile veri kabul aşamasında ...-unvan eşleşmesini kontrol eden bir mekanizma kurmayan ...’nin, veri doğrulama sorumluluğu bakımından eşit derecede kusurlu olduğu saptanmıştır. Her iki kurumun da finansal veri yönetimi alanında uzman profesyonel kuruluşlar olarak bu tür hataları önleyecek teknik tedbirleri almaları beklendiği vurgulanmıştır. Öte yandan davacı açısından, 2021 yılı Ağustos ayından itibaren sorunu çözmek adına yeterli ve somut girişimde bulunduğuna dair dosyada delil bulunmadığı görülmekle; davalıların veri doğrulama kusuru bakımından eşit oranda, davacının ise basiretli tacir yükümlülüğü bakımından kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak; iddia edilen projelerdeki Findeks dışı alternatif faktörler, resmi kayıtlarla doğrulanamayan sözleşmeler, belgelerdeki özgünlük şüpheleri, damga vergisi tahakkuk belgelerinin sunulmaması ve ticari defterlerde ilgili kayıtların yer almaması nedenleriyle, davacının salt Findeks raporu sunamamasından kaynaklanan somut ve hesaplanabilir bir maddi zararının varlığı mevcut delillerle ispat edilememiştir. Manevi tazminata esas teşkil eden ticari itibar kaybı iddiası ise teknik bilirkişilik kapsamı dışında bir hukuki nitelendirme gerektirdiği" sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, davacının Findeks kaydına, dava dışı ... Ltd. Şti'nin kaydının yapıldığı iddiası ile hatalı işlem sebebiyle uğradığını iddia ettiği kar mahrumiyetinin davalılardan tahsili talepli alacak davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının Findeks kaydına, dava dışı ... Ltd. Şti'nin kaydının yapıldığı iddiası ile hatalı işlem sebebiyle birçok işin alınamadığı ve imzalanan sözleşmelerin iptal edildiğini, ... ile 25.9.2021 tarihinde imzalanan değeri 5.201.900,00 TL olan ... Cezaevi işine ait sözleşmenin 5.10.2021 tarihinde, ... İnşaat ile 27.8.2021 tarihinde imzalanan değeri 4.289.300,00 TL olan ... konut inşaatı sözleşmesinin ise 10.9.2021 tarihinde iptal edildiğini, ayrıca Ensar İnşaat'ın 10.11.2021 tarihinde, ...'ın ise 5.1.2022 tarihinde avans ödeme yapamayacaklarını bildirdiğini bu sebeple davacı şirketin maddi zarara uğradığını, yine bu sebeplerle davacı şirkete duyulan güvenin sarsıldığını ve ticari çevresindeki itibarının zedelendiğini, bu sebeple de manevi zarara uğradığını beyan ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
Davalı Kredi Kayıt Bürosu vekili cevap dilekçesinde, davacı şirketin, müvekkili şirket aleyhine ilk olarak ... 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyası ile dava ikame ettiğini, görevsizlik kararı üzerine dava ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... E. sayılı dosya ile kaydedildiğini, davacının, ilk dava sürecinde yalnızca imzasız ve bila tarihli teklif metinleri ile bir e-postayı delil olarak sunduğunu, bu davada davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davacının daha sonra bu davayı açtığını, davacının ilk dava dosyasına sunmadığı yeni delillerin şüpheli olup gerçekliğinin ispat edilmesi gerektiğini, davacının, ... ile 25.9.2021 tarihli sözleşme ve 5.10.2021 tarihli iptal yazısını, ... ile 27.8.2021 tarihli sözleşme ve 10.9.2021 tarihli iptal yazısını, ...'ın 10.11.2021 tarihli ve...'in 5.1.2022 tarihli avans ödeme yapılamadığına ilişkin yazılarını işbu davaya sunduğu ancak bu belgelerin tarihlerinin ilk davanın açılışından ve tam ıslahından önceye ait olduğunu, davacının bunları ilk davaya sunmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca ... ve ... ile düzenlenen sözleşme ve iptal yazılarındaki kaşe ve imzaların birebir aynı konumda olduğunu, yani kopyalandığını, bu belgelerin aynı anda oluşturulduğunu ve kaşe imzaların görsel olarak metin üzerine eklendiğini savunmuştur. Ayrıca Müvekkili şirket ile diğer davalı banka arasında 30.6.2015 tarihinde İş birliği Sözleşmesi imzalanmış olup, bu sözleşme kapsamında Ticari Üyelik Sözleşmesi ve ilgili belgelerin davalı banka tarafından basılacağı ve müşteriye imzalatılacağı, kimlik kontrolleri ile imza sirküleri ve yetki kontrollerinin diğer davalı banka personeli tarafından yapılacağı, müşteriye ait bilgilerin müvekkil şirketin oluşturduğu sisteme diğer davalı banka personeli tarafından girileceğinin düzenlendiği, bu iş akışına göre diğer davalı bankanın, Findeks üyeliklerinin sağlanması için müvekkil şirkete aracılık yapmakta olduğunu, üyelik belgeleri banka personeli tarafından doldurularak müşterilere imzalatılmakta ve sisteme girilmekte olduğunu, bu dava konusu üyelik sürecinin de diğer davalı banka tarafından yürütüldüğünü ve müvekkili şirketin sürece herhangi bir dahlinin söz konusu olmadığını, somut uyuşmazlıkta müvekkil şirketin hukuka aykırı bir fiili ve kusuru bulunmadığını, dava konusu uyuşmazlığa neden olan durumun diğer davalı bankanın hatasından ve davacının ihmalinden kaynaklandığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davaya konu işlemin yapılmasında müvekkili bankanın kusuru olmadığı gibi davacı meydana geldiğini iddia ettiği zararı ispat edemediği somut olayda haksız fiil sorumluluğunun şartlarının oluşmadığı, manevi tazminat talebi yönünden bahse konu hukuki eylemin illiyet bağının bulunması gerektiği, ortada bir zararın söz konusu olmadığı, bir zarar söz konusu olsa da bu zarar ile müvekkil bankanın hiçbir işlemi arasında illiyet bağı olmadığı, davanın hukuki yarar yokluğundan, zamanaşımından, ve esastan reddinin gerektiği yönünde beyanda bulunmuştur.
Davacı ile davalı ... arasında doğrudan sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Davalı ...'ın dava dışı şirketin Kredi Kayıt Bürosu nezdinde tutulan Findeks kaydını davacı şirket adına oluşturması sebebiyle dava konusu uyuşmazlığın meydana geldiği, bu haliyle hem davalı ... hem de davalı Kredi Kayıt Bürosu ile davacının dava konusu işlemde doğrudan sözleşmesel bir ilişki bulunmadığı, bu haliyle uyuşmazlığın haksız fiil sorumluluğundan doğduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Davalı Kredi Kayıt Bürosu vekili mahkememizin yetkisine itiraz etmiştir. Her ne kadar mahkememizin 07/02/2024 tarihli celsesinin 4 nolu ara kararı ile yetki itirazının HMK'nın 16. Maddesi gereği reddine karar verilmiş ise de esasında HMK'nın 7. Maddesi gereği davalılardan ...'ın adresi itibariyle mahkememizin yetkili olduğu, davalı birden fazla ise davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği anlaşılmakla davalının yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalılar aynı zamanda zamanaşımı defini ileri sürmüştür. Dava konusu haksız fiil davalı ... tarafından, davalı Kredi Kayıt Bürosu nezdinde tutulan Findeks sistemine dava dışı firma adına Findeks üyelik işlemi sırasında davacıya ait vergi kimlik numarasının sisteme girilmesi suretiyle 17/10/2019 tarihinde gerçekleşmiştir. 11/11/2021 tarihine kadar ilgili durum devam etmiş, bu tarih itibariyle işlem düzeltilmekle haksız fiil son bulmuştur. Dava ise 31/10/2023 tarihinde açılmıştır. Davacı zararın dava dışı şirketlerin sözleşmeleri 05/10/2021, 10/09/2021 tarihlerinde iptal ettiklerini, diğer dava dışı şirketin 05/01/2022 tarihinde avans ödemesini yapmadığını ileri sürdüğüne göre zararın oluştuğunu iddia ettiği tarihler ve haksız fiilin son bulduğu tarih göz önüne alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi olan 31/10/2023 tarihi itibariyle dolmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple cevap dilekçesinde ileri sürülen zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış ve 02/03/2025 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Bu raporda sonuç olarak; çekler dışında, ...’un 5 adet bankacılık ürünü için gecikme kaynaklı olarak 01.02.2020 tarihinde ...’ye bildirim yapıldığı; ancak bu bildirimlerde ...’un ...’si olan ... yerine, ... şirketinin ...’si olan ...’un bildirildiği, bu nedenle 17.10.2019 tarihi ile 01.02.2020 tarihi arasında davacı yönünden herhangi bir bildirim bulunmadığı, bankanın Findeks raporunun gecikmesinde kusurunun bulunduğu, davacı şirketin kâr oranının 2021 yılında %2,88 olduğu, ... Şirketi’nin, ...Adi Ortaklığı’na fiyat teklifi verebilmesi için Findeks raporuna ihtiyaç duyduğu; söz konusu raporun yalnızca ihaleye katılabilmek için gerekli bir evrak niteliğinde olduğu, ihalenin kazanılıp kazanılamayacağının ise belirsiz olduğu, Mahkemenin davacının ihaleyi kazanacağını kabul etmesi hâlinde, 1.300.128,00 TL + 8.217.285,00 TL = 9.517.413,00 TL tutar üzerinden %2,88 oranında hesaplandığında 274.101,49 TL kâr kaybı oluşacağı, ... Ltd. Şti. ile sözleşmesi imzalandığı belirtilen ... İşleri’ne ilişkin olarak ... Kurumundan gelen cevabi yazıda, “Bahse konu iş ve yüklenici, İdaremiz kayıtlarında mevcut değildir.” şeklinde beyanda bulunulduğu; bu nedenle böyle bir sözleşmenin mevcut olmayabileceğinin değerlendirildiği, ayrıca ...’e ait yazı metninin çözünürlüğünün oldukça net olduğu, kaşe ve imzaların fotoğraf üzerine montaj yapılmış izlenimi verdiği, imza boyutlarının aynı olduğu ve bu belgelerin PDF veya Word formatında düzenlenmiş olabileceği kanaatine varıldığı, bununla birlikte, bu konunun uzman bilirkişi marifetiyle incelenebileceği, ...’a ait yazı metninin çözünürlüğünün oldukça net olduğu, kaşe ve imzaların fotoğraf üzerine montaj yapılmış izlenimi verdiği, imza boyutlarının aynı olduğu ve bu belgelerin PDF veya Word formatında düzenlenmiş olabileceği kanaatine varıldığı, bununla birlikte, bu konunun uzman bilirkişi marifetiyle incelenebileceği, ... A.Ş. ve .... firmalarına ait herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, yalnızca avansın ödenmediğine ilişkin yazıların mevcut olduğu; söz konusu yazılardaki metinlerin ve imla hatalarının aynı olduğu, dolayısıyla metinlerin kopyala-yapıştır yöntemiyle hazırlanmış olabileceği bununla birlikte, bu konunun uzman bilirkişi marifetiyle incelenebileceği kanaati bildirilmiştir.
Taraf vekillerinin rapora karşı itirazları üzerine mahkememizin 17/07/2025 tarihli ara kararı ile dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş ve bilirkişi heyetinden; dosyada mevcut taraf dilekçeleri, yazışma cevapları, ticari defterler, önceki bilirkişi raporunda yapılan tespitler, bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri,... vekilinin 21/02/2024 tarihli bilirkişilerden cevaplanmasını istediği hususlara dair dilekçe, ve gerektiğinde ..., ... ve davacı defterlerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle; taraf vekillerinin bilirkişiden tespit edilmesini istediği hususlar ile, uygulamada, iş sahibinin salt findeks raporunun sunulmaması sebebiyle sözleşme iptali ya da avans ödemesi yapmama hallerinin bulunup bulunmadığı, somut olayda davacının yalnızca findeks raporunun sunulmaması sebebiyle katıldığı/katılamadığı ihalelerin, imzaladığı/imzalayamadığı/feshedilen sözleşmelerin, ödenmeyen avans iadelerinin bulunup bulunmadığının, davalıların ve davacının ayrı ayrı, davacının findeks raporu alamamasında, ya da yanlış bilgileri içerir findeks raporu alınmasında kusurunun bulunup bulunmadığının, kimlerin hangi oranda kusurlu olduğu, davacının yalnızca findeks raporunun sunulmaması sebebiyle uğradığını iddia ettiği zararın miktarının tespitinin yapılmasının istenilmesine karar verilmiştir.

Mahkememiz ara kararı üzerine düzenlenen 15/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda, ... A.Ş. tarafından 17.10.2019 tarihinde, dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. adına yapılan Findeks ticari üyelik işlemi sırasında, davacı ... Mühendislik şirketine ait ... numaralı vergi kimlik numarasının sehven sisteme girildiği; ... firmasının gerçek ...’sinin ise ... olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti, Findeks sisteminin vergi kimlik numarası bazlı çalışan merkezi bir veri altyapısı olduğunu, üyelik kaydının ise yalnızca sisteme erişim yetkisi sağladığını belirtmiştir. Hatalı ... girişinin şirketin kredi geçmişini değiştirmediği, ancak hangi şirket adına rapor alınabileceğini etkilediği ifade edilmiştir. Raporda, ...’ın veri girişinde doğrulama mekanizmalarını işletmediği, ...’nin ise banka tarafından iletilen ... ile şirket unvanı arasında eşleşme kontrolü yapmadığı, bu nedenle her iki kurumun da hatalı kaydın oluşumunda eşit derecede kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. ... tarafından, davacının başvurusu üzerine 13.08.2021 tarihinde yetkili ve unvan düzeltmesi yapıldığı ileri sürülmüş; ancak bu işlemlerin kapsam ve zamanını kesin olarak gösterecek sistem loglarının dosyaya sunulmadığı belirtilmiştir. ...’nin, bu kayıtları KVKK gerekçesiyle paylaşmamasının hukuken yeterli bir gerekçe oluşturmadığı, zira yargılama faaliyetlerinin KVKK kapsamı dışında kaldığı ifade edilmiştir. Bilirkişi heyeti ayrıca, düzeltme işlemlerinin gerçekten yapılıp yapılmadığının, davacı şirket yetkilisine gönderilen Findeks SMS kayıtlarının ilgili GSM operatöründen celbiyle teknik olarak doğrulanabileceğini değerlendirmiştir. Raporda, davacının zarar gördüğünü ileri sürdüğü sözleşme ve ticari kayıpların büyük kısmının, ...’nin beyan ettiği düzeltme tarihinden sonraya ait olduğuna dikkat çekilmiştir. ... İnşaat, ..., ... İnşaat ve ... Lojistik ile ilgili işlemlerin 13.08.2021 sonrasında gerçekleştiği, bu nedenle söz konusu zararların hatalı Findeks kaydıyla doğrudan ilişkilendirilmesinin kronolojik açıdan sorunlu olduğu belirtilmiştir. Ayrıca TOKİ ve Adalet Bakanlığı’ndan gelen resmi yazılarda, davacının ileri sürdüğü bazı iş ve yüklenici kayıtlarının kurum kayıtlarında bulunmadığı, özellikle...’in onaylı alt yüklenici olarak görünmediği tespit edilmiştir. Bu durumun, iddia edilen sözleşmelerin varlığı ve geçerliliği konusunda ciddi şüphe doğurduğu değerlendirilmiştir. Dosyaya sunulan belgeler üzerinde yapılan teknik incelemede; bazı kaşe ve imzaların birebir aynı konumda yer aldığı, belgelerdeki çözünürlüğün olağan dışı derecede net olduğu ve görsellerin sonradan eklenmiş izlenimi verdiği belirtilmiştir. ... İnşaat ve ... Lojistik yazılarında aynı metinlerin ve aynı yazım hatalarının bulunmasının da belgelerin özgünlüğü konusunda şüphe yarattığı ifade edilmiştir. Ayrıca yüksek bedelli olduğu ileri sürülen sözleşmelere ilişkin damga vergisi tahakkuk ve ödeme kayıtlarının dosyaya sunulmadığı, davacının ticari defterlerinde ..., ..., ... Lojistik, ... İnşaat ve ... şirketleriyle herhangi bir ticari ilişki kaydına rastlanmadığı tespit edilmiştir. ... ihalesine ilişkin yazışmalarda ise davacının ek iskonto talebini reddettiği ve sertifika yetersizliği bulunduğu yönünde kayıtlar olduğu, bu nedenle ihalenin kaybedilmesinin tek sebebinin Findeks raporu olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Sonuç olarak bilirkişi heyeti, ... ve ...’nin veri doğrulama süreçlerinde gerekli teknik önlemleri almamaları nedeniyle kusurlu olduklarını; ancak davacının ileri sürdüğü zararlarla hatalı Findeks kaydı arasında doğrudan ve münhasır bir illiyet bağının teknik açıdan net şekilde kurulamadığını değerlendirmiştir. Raporda, bazı sözleşmelerin resmi kayıtlarla doğrulanamaması, belgelerin güvenilirliği konusunda şüphe bulunması, ticari defter kayıtlarının iddiaları desteklememesi ve alternatif zarar sebeplerinin mevcut olması nedeniyle tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı hususundaki nihai değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu ifade edilmiştir.
Uyuşmazlığın kaynağı, davacı ... ile davalı ... arasında herhangi bir sözleşmesel ilişkinin doğrudan bulunmadığı, davacı ile davalı ... arasında Ticari Abonelik Sözleşmesi mevcut ise de uyuşmazlığa konu olayın bu sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanmadığı, davalı ... A.Ş. Tarafından dava dışı ...adına Findeks üyeliği gerçekleştirilirken 17/10/2019 tarihinde sehven davacı...'a ait ... no’lu vergi kimlik numarası ile üyelik girişi yapıldığı ve sorunun bahse konu hatalı ... girişinden kaynaklandığı, bu haliyle uyuşmazlığın haksız fiil hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 15/12/2025 tarihli hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, sistemin işleyişi şu şekilde olup, Findeks, Kredi Kayıt Bürosu tarafından işletilen ve gerçek ile tüzel kişilerin finansal geçmişlerini finans kuruluşlarının erişimine sunan merkezi bir bilgi paylaşım platformudur. Sistemde ticari üyelik süreci, iş ortağı banka aracılığıyla başlatılmakta olup üyelik için gerekli şirket bilgileri, vergi kimlik numarası, yetkili imza sirküleri ve paylaşım istisna tanımları banka personeli tarafından sisteme girilmektedir. Somut olayda ... A.Ş., 17/10/2019 tarihinde dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin Findeks ticari üyelik başvurusu sırasında vergi kimlik numarasını hatalı olarak girmiştir. Dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere ... personeli, .... şirketinin üyelik işlemlerini gerçekleştirirken ... alanına davacı ... şirketine ait vergi kimlik numarasını sehven kaydetmiştir. Bu hata sonucunda ... şirketinin Findeks ticari üyelik hesabı, davacı ...'ın vergi kimlik numarasıyla eşleşmiş ve sistem kayıtlarında iki farklı tüzel kişilik arasında bir çapraz bağlantı oluşmuştur. Dosya kapsamında ... firmasının bu hatalı kayıt nedeniyle herhangi bir şikayette bulunduğuna dair bir bilgi veya belgeye rastlanmamıştır; bu durum söz konusu firmanın kendi adına yapılan sorgulamalarda doğru verilere ulaştığını ve hatanın farkında olmadığını düşündürmektedir. Hatanın teknik boyutu değerlendirildiğinde Findeks üyelik sürecinde önemli bir yazılımsal eksiklik tespit edilmektedir. Banka personelinin ... girişi yaptıktan sonra sistemin bir ara sayfa aracılığıyla ... sorgulama yapması, girilen numaraya karşılık gelen şirket unvanını ve ticaret sicil bilgilerini ekranda göstermesi ve personelden doğrulama onayı istemesi beklenir. Böyle bir kontrol mekanizmasının bulunmaması veya etkin şekilde çalışmaması, veri girişi hatalarının tespit edilmeden sisteme kaydedilmesine zemin hazırlamaktadır. Nitekim somut olayda banka personeli ... şirketi için işlem yaparken farklı bir şirkete ait ... girmiş ve bu hata herhangi bir sistem uyarısı olmaksızın kayda geçmiştir. Davalı ...'nin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde yer alan beyanlara göre davacı, 09/08/2021 tarihinde ... ile iletişime geçerek hatalı kayıt işlemini bildirmiştir. Davacı, ... tarafından verilen bilgi doğrultusunda 10/08/2021 tarihinde imzaladığı Şirket Yetkilisi Değişiklik İşlemleri Formu ile firması için Findeks'te şirket yetkilisi olarak atanma talebinde bulunmuştur. ..., davacının bu başvurusu üzerine Findeks yetkili değişikliği işleminin 13/08/2021 tarihi saat 15: 59'da gerçekleştirildiğini, hatalı şekilde girilmiş olan unvanın ise aynı gün saat 17: 08'de düzeltildiğini beyan etmektedir. ... ayrıca davacının bu tarihten sonra 24/09/2023 tarihine kadar kendi ticari hesabına giriş yaparak Risk Raporu veya Çek Raporu talep etmediğini ileri sürmektedir. Ancak ...'nin bu beyanlarını destekleyen sistem log kayıtları, giriş denemeleri ve işlem tarihçesi gibi teknik verilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gerekçesiyle dosyaya sunulmadığı görülmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir ki 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 28/1-d maddesi uyarınca kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi halinde bu kanun hükümleri uygulanmamaktadır. Dolayısıyla yargılama süreçlerinde mahkeme kararıyla talep edilen bilgi ve belgeler KVKK kapsamındaki istisnalar arasında yer almakta olup davalının bu gerekçeyle delil ibrazından kaçınması mevzuat kapsamında geçerli bir mazeret oluşturmamaktadır. Tarafların iddialarının ispat yükü kendisine ait olup, düzeltme işlemlerinin iddia edilen tarihlerde gerçekleştirildiğine ve davacının sisteme giriş yapmadığına dair somut delil bulunmamaktadır. Bu durum, KKB'nin düzeltme sürecine ilişkin beyanlarının dosya kapsamındaki mevcut delillerle doğrulanmasını engellemekte ve iddia edilen hızlı müdahalenin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda belirsizlik yaratmaktadır. Davalı ...'ın kusuru incelendiğinde hatalı veri girişinin bu davalı tarafından gerçekleştirildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. ... 17.10.2019 tarihinde dava dışı ... firmasının Findeks ticari üyelik başvurusunu işleme alırken ... alanına davacı...'a ait ... numarasını sehven kaydetmiştir. ... firmasının gerçek ...'si ... olup iki numara arasında rakamsal benzerlik bulunmamaktadır. Bankacılık sektöründe veri girişi işlemlerinde doğrulama protokollerinin standart uygulama olduğu gözetildiğinde bu hatanın oluşması sistemik bir kontrol eksikliğine işaret etmektedir. Davalı ...'nin kusuru değerlendirildiğinde hatalı veri girişinin bizzat ... tarafından yapılmadığı sabittir. Ancak ... Findeks platformunun işleticisi olarak sistemin teknik altyapısından sorumludur. Findeks sisteminin de bankadan gelen ... bilgisini alırken ilgili şirket unvanını sorgulaması ve banka personelinin seçtiği unvanla eşleşip eşleşmediğini kontrol etmesi gerekirdi. Bankadan ... unvanıyla gelen kayıtta ...'a ait ... bulunması halinde sistemin bu uyumsuzluğu tespit ederek kaydı reddetmesi veya uyarı vermesi beklenirdi. Günümüz teknolojisinde bu tür doğrulamalar standart bir uygulama olup tüzel kişiler için Gelir İdaresi Başkanlığı'nın sunduğu ... sorgulama servisleri, bireysel müşteriler için ise MERNİS entegrasyonu aracılığıyla kimlik ve unvan eşleşmesi anlık olarak kontrol edilebilmektedir. ...'nin bu yaygın ve erişilebilir doğrulama mekanizmalarını sistemine entegre etmemiş olması teknik açıdan ihmal teşkil etmektedir. Davacı ise bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde 15/01/2024 tarihinde ... A.Ş. tarafından Findeks raporu talep edildiğini ancak halen sisteme giremediği için raporu sunamadığını beyan etmiştir. Ancak 2021 yılından 2024 yılına kadar geçen yaklaşık 2.5 yıllık süre zarfında davacının bu sorunu çözmek için hangi somut adımları attığına dair dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Basiretli tacir ilkesi çerçevesinde bir tacirin ticari faaliyetini doğrudan etkileyen bir sorunu yıllarca çözümsüz bırakması hayatın olağan akışına uygun olmayıp davacının bu süre zarfında ...'ye yazılı başvuru yapıp yapmadığı, Findeks platformuna giriş deneyip denemediği, banka kanalıyla yeni üyelik başvurusunda bulunup bulunmadığı hususları dosya kapsamında ispata muhtaç kalmıştır. Bu durum TBK'nın 52. maddesi kapsamında davacının da müterafik kusuru bulunduğu sonucunu doğurmuştur. Davacı davasını kısmi dava olarak 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsili talepli açmış olup yukarıda açıklandığı üzere davacının dava tarihi itibariyle talebinin zamanaşımına uğramadığı tespit edilmiştir. Davacının maddi zarar kalemlerinin incelenmesinde, ... Ortaklığı ile olan ticari ilişki incelendiğinde davacının 08/05/2021 tarihinde ....Şaft Kapakları işi için teklif sunduğu görülmektedir. Dosyada bodrum kat yangın kapıları için 8.217.285,00 TL ve şaft kapakları için 1.300.128,00 TL tutarında teklif formları bulunmaktadır. Ancak davacı ile ... arasında imzalanmış herhangi bir sözleşme mevcut değildir. ... tarafından sunulan e-posta yazışmalarında 05/08/2021 tarihinde davacıdan ilave iskonto talep edildiği ve 06/08/2021 tarihinde davacının bu talebi reddettiği görülmektedir. Ayrıca teklif metinlerindeki notlar kısmında davacı firmanın sertifikasının söz konusu iş için yeterli olmadığına yönelik şerh bulunmaktadır. Bu durumda ihalenin Findeks raporu nedeniyle mi kaybedildiği belirsizdir. Davacının ihaleyi kazanamamasının üç farklı sebebi olabilir: Findeks raporu sunulamaması, ek iskonto talebinin reddedilmesi veya sertifika yetersizliği. Dosya kapsamında bu üç sebepten hangisinin belirleyici olduğuna dair kesin bir veri bulunmamaktadır. İlliyet bağının kurulabilmesi için zararın münhasıran Findeks kaydından kaynaklandığının ortaya konması gerekmekte olup bu husus ispat edilememiştir. ... ile olan ticari ilişki incelendiğinde davacı ile ...arasında 25.09.2021 tarihinde ...Cezaevi işine ilişkin 5.201.900,00 TL bedelli sözleşme akdedildiği iddia edilmektedir. Bu sözleşmenin 05/10/2021 tarihinde Findeks raporu sunulamaması gerekçesiyle iptal edildiği belirtilmektedir. Ancak bu iddia resmi kurum kayıtlarıyla desteklenememektedir. ...'nin 14/02/2024 tarihli müzekkere cevabında davaya konu iş ve yüklenicinin İdare kayıtlarında mevcut olmadığı açıkça bildirilmiştir. Davacı vekili itiraz dilekçesinde işin ...'ye değil Adalet Bakanlığı'na ait olduğunu ve ...'ın alt yüklenici konumunda bulunduğunu ileri sürmüştür. Bu itiraz üzerine Adalet Bakanlığı'na da müzekkere yazılmıştır. Adalet Bakanlığı'nın 22/07/2024 tarihli cevabında ... Ceza İnfaz Kurumu Yapım İşinin yüklenicisinin ... Ortaklığı olduğu belirtilmiştir. Aynı yazıda Ülküsan firmasının onaylı alt yüklenici olarak kayıtlarda yer almadığı açıkça beyan edilmiştir. Dolayısıyla hem ... hem de Adalet Bakanlığı bu sözleşmeyi ve taraflarını tanımamaktadır. Davacı vekili alt taşeron sözleşmelerinin resmi kayıtlara yansımayabileceğini ileri sürmektedir. Ancak 5.201.900,00 TL gibi yüksek bedelli bir taşeronluk ilişkisinin ne iş sahibi ...'de ne de işi ihale eden Adalet Bakanlığı'nda herhangi bir kaydının bulunmaması olağan ticari teamüllere aykırı olmakla davacı bu zarar kalemi yönünden de iddiasını ispatlayamamıştır. ... İnşaat ile olan ticari ilişki incelendiğinde davacı ile Armes arasında 27/08/2021 tarihinde ...konut inşaatı çelik kapı yapım işine ilişkin 4.289.300,00 TL bedelli sözleşme imzalandığı iddia edilmektedir. Bu sözleşmenin 10/09/2021 tarihinde Findeks raporu sunulamaması gerekçesiyle iptal edildiği belirtilmektedir. 02/03/2025 bilirkişi raporunda sözleşme ve iptal yazısındaki kaşe ile imzaların birebir aynı konumda olduğu tespit edilmiştir. Bu durum imzaların fiziken atılmadığını ve dijital ortamda kopyalandığını düşündürmektedir. Belgelerdeki yazı metni çözünürlüğünün çok net olması ve kaşelerin fotoğraftan montaj görüntüsü vermesi bu şüpheyi güçlendirmektedir. Davacı vekili sözleşme serbestisi ilkesine dayanarak sözleşmelerin geçerliliği için şekil şartı aranmadığını ileri sürmekte ise de hem ... ile imzalandığı iddia edilen 4.289.300 TL ve ... ile imzalandığı iddia edilen 5.201.900 TL bedelli sözleşmelere ilişkin damga vergisi tahakkuk ve ödeme belgeleri dosyaya sunulmadığından hem de .... İnşaat'ın 10/11/2021 tarihli yazısı ile ... Lojistik'in 05/01/2022 tarihli yazısının metin içerikleri kelimesi kelimesine aynı olduğundan, üstelik her iki belgede de firma unvanı MÜHENDSLİK şeklinde aynı imla hatasıyla yazıldığından iki farklı ticari şirketin birbirinden bağımsız olarak hazırladığı yazılarda aynı cümle yapılarının aynı ifadelerin ve aynı yazım hatalarının bulunması hayatın olağan akışına aykırı görülmüştür. Ayrıca bu iki firma ile davacı arasında herhangi bir sözleşme de dosyaya sunulmamıştır. Davacının 2021-2022 yılı yasal ticari defterlerinin incelenmesinde ..., ..., ... Lojistik, ...ve ... şirketlerine ait herhangi bir ticari ilişki kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla davacı maddi tazminat istemine ilişkin haksız fiilden kaynaklı uğradığı maddi zararını ispat edememiştir.
Maddi tazminat istemi yönünden davacı vekili 03/03/2026 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemini 900.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. Davalılar ıslaha karşı ayrı ayrı zamanaşımı definde bulunmuştur. Yukarıda dava tarihi itibariyle haksız fiilden kaynaklı zamanaşımının oluşmadığının kabul edildiği açıklanmıştır. Ancak davacı zararın dava dışı şirketlerin sözleşmeleri 05/10/2021, 10/09/2021 tarihlerinde iptal ettiklerini, diğer dava dışı şirketin 05/01/2022 tarihinde avans ödemesini yapmadığını ileri sürdüğüne göre zararın oluştuğunu iddia ettiği tarihler ve haksız fiilin son bulduğu 11/11/2021 tarihi göz önüne alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresinin 03/03/2026 tarihli ıslah dilekçesi tarihi itibariyle dolduğu görülmüştür. Bu sebeple davacının davasının 1.000,00 TL'lik maddi tazminat istemi yönünden yukarıda açıklandığı üzere davalıların kusurlu olmasına karşın hem maddi zararın net olarak, hem de net maddi zararla haksız fiil arasındaki illiyet bağının ispat edilememesi sebebiyle reddine, ıslah edilen 899.000,00 TL'lik kısım yönünden ise zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Manevi tazminat istemi yönünden ise yukarıda da açıklandığı üzere hem ...'ın veri girişi aşamasında hem de KKB'nin veri kabul aşamasında doğrulama mekanizması kurmaması nedeniyle her iki davalının da hatalı kaydın oluşmasında eşit derecede kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Manevi zarar, mal varlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. (TBK 58) maddesine göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir denilmiştir. Şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58.) maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208). Her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, hatalı bankacılık işleminden doğan mağduriyet durumunun TMK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağı anlamına gelmez. Bu durumda her somut olayın kendine has özellikleri içinde bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince, davacı her ne kadar maddi tazminatı oluşturacak zararı ispat edememiş ise de Findeks notunun/raporlarının hatalı olması sebebiyle, davalıların hatalı işleminden dolayı, davacının bankalarla, finansal kuruluşlarla, resmi kurumlarla ticari hayatının olumsuz etkileneceği gibi, içinde bulunduğu durum nedeniyle ticari çevresinde de sıkıntı yaşadığının kabulü gerekir. Bu durumda somut olay bakımından davacının kişilik haklarının zarar gördüğü, TBK 58. maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Kişilik hakları saldırıya uğrayan kimse Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmü uyarınca manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı Kanunun 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği göz önünde tutularak miktar belirlenmelidir. Yani, bu tazminatın miktarı, onun amacına göre belirlenmelidir. Bu durumda, somut olayın özellikleri, tarafların statüsü, kusurun ağırlığı ve tüm dosya kapsamı göz önüne alınarak 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-Davacının maddi tazminat talebinin REDDİNE,

2-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 50.000 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine

3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 3.415,50 TL nispi karar harcının, peşin ve ıslah ile alınan 17.077,83 TL harcın mahsubu ile artan 13.662,33 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,

4-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesinin 13/4. Maddesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

5-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 3.723,75 TL (269,85 TL BHV, 38,40 TL VSH, 3.415,50 TL karar harcı) harcın davalılardan alınarak, davacıya verilmesine,

7- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 50.234,50 TL (234,50 TL tebliğler ve posta, 50.000,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.511,73 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,

8-Davalı ... tarafından yapılan toplam 10.224,00 TL (10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 234,00 TL tebliğ ve posta) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına hesaplanan 9.712,80 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilemsine,

9-Davalı ...Bürosu Anonim Şirketi tarafından yapılan toplam 10.324,00 TL ( 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 324,00 TL tebiğ posta) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranı dikkate alınarak 9.807,80 TL' sinin davacıdan alınarak davalı ... Şirketi'ne verilmesine,

10-Arabuluculuk ücreti olan 3.200,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 160,00 TL'sının davacıdan, 3.040,00 TL'sının davalılardan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin yüzüne ;6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/04/2026