Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.07.2023 tarih 2020/367 E. 2023/512 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... A.Ş vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

DAVA: Davacı vekili, 09/09/2016 tarihinde müvekkilinin yolcu konumunda bulunduğu ... yönetimindeki ... plaka sayılı aracın sağ arka lastiğinin patlaması sürücünün aracı otoyolun sağında bulunan emniyet şeridine park ederek araçtan indikten sonra arkasından aynı yöne seyreden mülkiyeti davalı ...'a ait davalı ...'nin kullandığı, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesiyle sigortalı .... plakalı aracın direksiyon hakimiyeti kaybetmesi neticesinde müvekkilinin de içinde bulunduğu aracın sol arka kısmına sağ ön kısmı ile çarpması neticesinde yaralamalı maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kazadan dolayı Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/521 E sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davalının tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili; bahsi geçen ... plakalı aracın, müvekkili şirket tarafından ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, bu poliçe limitinin 290.000 TL ile sınırlı olduğunu, dava dilekçesinde davacının emekli olduğu ancak çalışmaya devam ettiği, alçıpan ustası olarak kazadan önce 3.000,00 TL gelir elde ettiği belirtilmiş ise de davacının geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi masraflarının tedavi gideri tazminatı kapsamına dâhil olduğundan poliçe kapsamında bulunmadığını, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının tespit edilmesi gerektiğini, dolaylı zararlara ilişkin tazminat taleplerinin sigorta kapsamı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili; davayı kabul etmediklerini, müvekkillerden ...'ın kazaya karışan ... plakalı aracın maliki olduğunu, diğer davalı ...’a aracı sattığını, ancak resmi olarak satışının yapılmadığını, malik olarak müvekkili ...'in göründüğünü, ... plakalı araç kaza tarihinde fenni muayenesi olmadığı için trafiğe çıkmasının yasaklanığını ve trafikten men edildiğini, bahse konu ticari kamyonet arka kısmında yük taşımaya ve toplamda sürücü dahil 2 kişilik koltuğa sahip olduğunu, kaza anında olay yerinde 3 kişi olup ifadeler de bunu doğruladığını, Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 2017/310 E sayılı dosyasında müvekkili hakkında hukuka aykırı bir biçimde mahkumiyet kararı verildiğini, müvekkili ...'ın sürücüsü ve fiilen maliki müvekkili ... olan aracın, ... A.Ş tarafından sigorta olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir .

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 09/09/2016 tarihinde davalılardan ... idaresindeki, diğer davalı ...'a ait ve davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesiyle sigortalı ... .plakalı araçla, davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın çarpışmasıyla meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, davalı ...'ın tam kusurlu olduğu, davacının İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu 28.04.2022 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu

Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca engellilik oranının %21, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayacağı tespit edildiği, davacının asgari ücrete göre geçici ve kalıcı iş göremezlikten kaynaklanan toplam zararının 423.493,48 TL olarak hesaplandığı, davacının belgelendirilmemiş tedavi ilaç, tıbbi malzeme harcamaları ile ulaşım refakat ve bakım harcamaları toplamının 4.702,97 TL olduğu, davacının tedavi ve bakım harcaması için 1.250,00 TL, kazanç kaybı için 1.250,00 TL çalışma gücünün azalmasından doğan maddi kayıplar için 1.250,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan maddi kayıplar için 1.250,00 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 516.589,04 TL'ye yükselttiği, davacının ne kadar süre ile ekonomik geleceğin sarsılıp sarsılmadığı yönünde tespit yapılamadığından bu talebinin reddine, 423.493,48 TL geçici ve kalıcı iş göremezlikten, 4.702,97 TL tedavi ve bakım giderinden oluşan toplam 428.196,45 TL maddi tazminat davasının kabulü ile (davalı ... şirketinin 310.000,00 TL sigorta limitiyle sorumlu olmak kaydı ile) davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi 14/09/2020 tarihinden diğer davalılar yönünden kaza 09/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davacının yaralanma derecesi yaralanma nedeniyle duyulan acı ve eleminin derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığı da gözetildiğinde davacının dava dilekçesinde talep ettiği manevi tazminat miktarının fazla olduğu olduğu anlaşıldığından 25.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiş, ancak davacı vekilince dava dilekçesinde manevi tazminat yönünden davalılar arasında ayırım yapılmamış, dava dilekçesinde talep edilen gerek maddi tazminat, gerekse manevi tazminat talepleri yönünden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, davalı sigorta şirketi yönünden manevi tazminat talebi açısından red gerekçesi farklı olduğundan davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davalı ... A.Ş vekili, hükme esas alınan 28.04.2022 tarihli İstanbul ATK 2.İhtisas Dairesi raporunda, davacıdaki solunum yetmezliğinin, kaza ile nedenselliği bulunmayan kronik bronşite bağlı olmasına karşın, dava konusu kaza ile ilişkilendirilerek, davacıda travmatik kaynaklı solunum yetmezliği olduğu kabulü ile hesaplama yapıldığını, bu nedenle davacının maluliyet oranının olması gerekenin üzerinde %21 olarak tespit edildiğini, bu haliyle %21'lik oranın kabulünün mümkün olmadığını, hem İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi raporu hem de 18.07.2022 tarihli medikal firma raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul raporları hakkında yönetmelik uyarınca düzenlenmesine karşın, her iki rapor ile tespit edilen sakatlık oranları arasındaki fahiş farkın ATK 2. İhtisas Dairesi Üst Kuruluna gönderilmesi yönünde talepte bulunulmasına karşın, bu itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, TRH 2010 tablosuna göre teknik faiz oranı %1,8 esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, Anayasa'nın 153/5. maddesi gereği, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamında olmayıp müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının kaza sırasında emniyet kemeri takmadığı için müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, hesaplanan tazminat miktarının fahiş olduğunu belirtmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, müvekkillerden ...'ın kazaya karışan .... plakalı aracın maliki olup, diğer davalı ...’a aracı sattığını, bu şekilde araç maliki ... olarak görünse de aracın gerçek sahibinin ... olduğunu, aracın ... A.Ş. tarafından ZMMSS poliçesiyle ve .... .Şirketi tarafında kasko poliçesiyle sigortalı olduğunu, kazada .... plakalı araç sürücüsü ...'nin kusurlu olduğunu, husumetin kendisine yöneltilmesi gerektiğini, .... plakalı aracın emniyet şeridi dışına taşarak müvekkilinin seyrettiği sağ şeride taşarak kazanın gerçekleşmesinin sebep olduğunu, müvekkili ... 0 promil alkollü çıktığı gibi kazanın oluşunda da herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkili hakkında Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/310 E sayılı dosyasında müvekkilim hakkında hukuka aykırı bir biçimde mahkumiyet ve H.A.G.B. Kararı verildiğini, dava dilekçesinde davacı ....’nin emekli olduğu beyan edildiğini, kaza öncesi çalışmasına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, emekli olduğundan dolayı tüm tedavi ve sağlık giderlerinin SGK tarafından karşılandığını, 28.04.2022 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi raporunda, davacıdaki solunum yetmezliği, kaza ile nedenselliği bulunmayan kronik bronşite bağlı olmasına karşın, dava konusu kaza ile ilişkilendirilerek, davacıda travmatik kaynaklı solunum yetmezliği olduğu kabulü ile hesaplama yapılması nedeniyle davacının maluliyet oranının olması gerekenin üzerinde %21 olarak tespit edilmiştir. haliyle %21 lik işbu oranın kabulü mümkün olmadığını, davacıdaki solunum yetmezliğinin kronik bronşite bağlı olması nedeniyle, hesaplamaya dahil edilmemesi durumunda %7 lik bir oran tespit edildiğini, hem İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi raporu hem de 18.07.2022 tarihli medikal firma raporunda tespit edilen sakatlık oranları arasında fahiş fark bulunması nedeniyle çelişkinin giderilmesi için dosyanın ATK 2. İhtisas Dairesi Üst Kuruluna gönderilmesi yönündeki taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.

Dava, işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS kapsamında maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının gereği manevi tazminat poliçe kapsamı dışında olduğundan davalı sigorta şirketinin manevi tazminat talebi yönünden her hangi bir sorumluluğu söz konusu değildir. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumludur.
Davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arzeder. Bu kapsamda, dosyaya kazandırılan açıklamalı, ayrıntılı, ceza dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporuyla uyumlu, denetime elverişli bilirkişi raporu ile olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, oluş şekline uygun düşecek biçimde kusur oranının tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Mahkemece kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe uygun olarak davacının maluliyet durumunun tespit edilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17.HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K.)
Anayasa Mahkemes'inin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E - 2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde SGK'ca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Dolayısıyla, trafik kazasından kaynaklı geçici işgöremezlik tazminatı ile belgesiz tedavi ve tedavi amaçlı yol giderleri bakımından işleten ile ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. (Yargıtay 4. HD'nin 10.03.2022 tarih ve 2021/12001 E. - 2022/4532 K. ve 24.03.2022 tarih ve 2021/22793 E. - 2022/5790 K.)
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusurun olayın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosuna ve progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının ve olayda davacının müterafik kusurunun bulunduğunun kanıtlanamamış olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalılar ... ve ... yönünden istinaf karar harcı olan 29.250,10 TL'den peşin alınan 7.739,47 TL'nin mahsubu ile bakiye 21.510,63 TL'nin davalılar ... ve ...' dan alınarak hazineye gelir kaydına,

2-Davalı ... A.Ş yönünden istinaf karar harcı olan 19.789,70 TL'den peşin alınan 7.312,53 TL'nin mahsubu ile bakiye 12.477,17 TL'nin davalı ... A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydına,

3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar ... ve ... ile davalı ... A.Ş' nin yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/04/2026