İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında Tedarikçi Taşıma Sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmede müvekkilinin işveren davalının da yüklenici olarak adlandırıldığı, bu sözleşmenin konusunun yüklenici’nin taşıma aracı/araçları ile işveren tarafından talep edilen koşullarda taşıma işlerini üstlenmesi ve buna ilişkin karşılıklı hak ve yükümlülüklerin belirlenmesi olduğu, sunulan Tedarikçi Taşıma Sözleşmesinde taraflar arasındaki ilişkinin tüm şartlarının yer aldığı, müvekkilinin sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiği, ancak davalının sözleşme hükümlerini yerine getirmediği, ek'te sunulan faturaların müvekkilince kesildiği ve davalı tarafa usulüne uygun bir şekilde teslim edildiği, davalı tarafça faturalara bir itiraz olmadığı ve faturaların ticari defterlere işlenerek kesinleştiği, davalının fatura bedellerini ödemediği, davalı hakkında ---- İcra Dairesi ------ Esas sayılı dosyası kapsamında takibe geçildiği, davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği, davanın kabulünü, itirazın iptali ve takibin devamı, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Usulüne uygun olarak dava dilekçesinin ve tensip zaptının tebliğ edildiği cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi nedeni ile ---- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali davası olduğu noktalarında toplanmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan, davalı yönünden defter incelenmesi için ---- ve ----- İllerine talimatlar yazıldığı, defter sunmadığı ve beyanda da bulunmadığı görülmüştür.
Davacı defter incelemesi yönünden dosya ----- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş. Mali Müşavir yönünden yapılan incelemede bilirkişinin ibraz ettiği 29/06/2025 tarihli raporda; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şart olduğu, davacının 2022 yılı ticari defter tasdiklerinin usulüne uygun ve süresi içinde yapılmış olduğu, kayıtların birbirini doğruladığı, HMK 222 'ye göre sahibi lehine delil olma niteliğine haiz olduğu tespit edildiği,------ 2022 yılı ticari defter tasdiklerini, usulüne uygun ve süresi içinde tasdik ettirmiş olduğu HMK M222'ye göre delil niteliğine haiz olduğu, davacının ticari defterlerinde davalıyı, ----- ... hesabında takip etmiş olduğu, davaya konu alacağa esas teşkil eden faturaların, davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davalı tarafça, davacının düzenlemiş olduğu faturalara ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığı davacının ticari defterlerinde davalının takip tarihi ve 31.12.2022 tarihi itibariyle borç bakiyesinin asıl alacak, 139.265,25 TL (7.000 usd) olduğu mütala edilmiştir.
Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun talimatlara rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere talimat mahkemesine sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 139.265,25 TL (7.000 usd) alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen
fatura davacının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca,bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın
tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura
içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne
uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı
hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu
faturaya, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın
yapılmadığı anlaşılmakta olup, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı
tarafından zımni olarak kabul edildiği fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya
ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak,
davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve rızası dahilinde
düzenlenmiş olduğu, bu faturaların dayanağını oluşturan hizmetlerin ifa edildiği ve
yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle faturaların içeriğinin
davalının bilgisi dahilinde olduğu, davalının ticari defterlerini sunmadığı, davacı tarafın ticari defterleri lehine delil kabul edilerek usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla alacağın, takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden karşılığının %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
Davanın KABULÜ İLE,
1-Davalının ----- İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan alacağın, takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden karşılığının %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 12.565,00 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.051,17 TL harçtan mahsubu ile bakiye 11.513,83 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 1.051,17 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.231,07 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri 1.092,5 TL, ve bilirkişi ücreti 4.500,00 TL olmak üzere toplam 5.592,5 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı (e-duruşma), davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde --- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.