İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla; taraflarınca .... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyası ile borçlu ... Anonim Şirketi hakkında 16/12/2021 tarihinde cari hesaba dayanan ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, borçlunun süresi içinde verdiği itiraz dilekçesinde borcun muaccel olmadığını ileri sürdüğünü ve takibe itiraz ederek durdurduğunu, edimini ifa etmeyen davalı borçlunun bilinçli olarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemeye çalıştığını ve ortada likit bir alacak mevcut olmasına karşın icra takibine itiraz ettiğini, müvekkili şirketin huzurdaki davaya ve icra takibine konu alacağının, davalı borçlu ile arasındaki cari hesaptan kaynaklandığını, davalı takip borçlusunun kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek durmasına yol açmak süretiyle müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediğinin açıkça ortada olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin Esas 2011/13827 K. 2012/4538 T. 20.03.2012 sayılı ilamı ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/8502 K. 2015/11324 T. 9.6.2015 sayılı ilamının bu doğrultuda olduğunu, Davalı borçlunun itirazının yerinde olmadığını iddia ederek, Davanın kabulüne, davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm fer'ileri ile birlikte devamına, davalı aleyhine alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davacının davalı şirketteki alacağının neye dayalı olduğu, yanlar arasında mevcut ticari ilişki sebebiyle davacının hangi faturaya dayalı alacağı nın ödenmediğine dair bir açıklama bulunmadığını, soyut bir iddia ile davacının yanlar arasındaki ticari ilişki sebebiyle davalıdan alacaklı olduğunun iddia edildiğini ve var olduğu iddia edilen alacağın tahsili amacı ile takip yapıldığını, takibe itiraz üzerine de huzur daki davanın açıldığının ifade edildiğini, mücerret fatura keserek muhataba göndermenin borç doğurmayacağını, yanlar arasında ticari ilişki olduğunu ve müvekkili şirketin davacı şirketten kumaş satın aldığını, satın aldığı bu kumaşların bedellerini davacıya ödedi ğini ve yanlar arasındaki cari hesabın bu şekilde kapatıldığını, davacının, yanlar arasında hiçbir şekilde kur farkı tahsil edileceğine dair bir sözleşme ve kabul olmamasına rağmen haksız ve dayanaksız şekilde, iki kez “kur farkı alacağı" gerekçesiyle 01.07.20221 tarih ve 31.12.2021 tarihlerinde fatura keserek müvekkili şikete gönderdiğini, müvekkili şirket tarafından bu faturaların kabul edilme-yerek iade edildiğini, davacı yanın mücerret keserek gönderdiği ve müvekkili şirket tarafından kabul edilmeyerek iade ettiği bu faturalar dışında müvekkili şirketin satın alınmış kumaş bedelinden kaynaklı olarak davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, davacı şirketin müvekkili şirkete gönderdiği 15.12.2021 tarihli yazıda, “son zamanlarda ülkemizde yaşanan kur dalgalanmaları ve hammad denin yabancı para cinsinden olması sebebiyle, 01.01.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kesilen tüm faturalar USD veya EURO cinsinden cari hesaba işlenecek olup, TL cinsinden nakit tahsilatların tahsil edildiği ve çek tahsilatlarının vadesindeki MB satış kuru üzerinden cari hesaptan düşüleceği" nin bildirildiğini, 01.01.2022 tarihinden itibaren müvekkili şirketin davacıdan hiçbir tekstil ürünü almadığı gibi yazı içeriği kabul de edilip müvekkili şirket tarafından imzalanmadığını, yani davalı/müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki en son -satım ilişkisinin 17.06.2021 tarihinde gerçekleştiğini, bu tarihten sonra müvekkili şirketin davacı şirketten kumaş satın almadığını, kaldı ki 15.12.2021 tarihli yazı içeriğinden ve 01.01.2022 tarihi kur farkı uygulanacağı açıklamasına göre davacı ile müvekkili şirket arasında önceki tarihlere ve ticari ilişkiye uygulanacak kur farkı fiyatlandırmasının yanlarca kabul edilmediği mümkün olamayacağının zaten anlaşıldığını, yasal düzenleme ve özellikle Yargıtay' ın yerleşik kararlarında, kur farkı talep edilebilmesinin ancak yanlar arasında bir sözleşme ile kabul edilmesi halinde mümkün olabileceğinin bilindiğini, huzurdaki uyuşmazlıkta davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari alım-satım - ilişkisinde kur farkı alacağının kabul edilebileceği, bunun faturaya bağlanarak istenebileceği yolunda ne bir sözleşme ne de kabul bulunduğunu, dolayısı ile davacının bu yoldaki talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi yerleşik içtihat kararlarına da uygun olmadığını, davacı şirketin ticari bir şirket olduğunu, ticari şirketlerin TTK na göre basiretli bir tacir olması gerektiğini ve beklendiğini, A.Ş. niteliği ile ticaret yapan davacı şirketin, kur farkı talebinin ancak yanlarca kabul edilen bir sözleşme ile mümkün olabileceğini bilmesi gerektiğini, buna karşın davacı şirketin talep edemeyeceğini bilmesine rağmen müvekkili şirket hakkında haksız şekilde icra takibi yaptığını, müvekkili şirketin borçlu sıfatı ile takibe konu olmasına sebebiyet verdiğini ve ticari itibarına zarar verdiğini, bu nedenle; davacı şirketin ısrarlı olduğu bu haksızlığı sebebiyle, haksız icra takibi tazminatına mahkum edilmesi gerektiği kanısında olduklarını, son olarak, 2021 yılı Temmuz ayından itibaren Ba-Bs formlarının vergi dairesine - bildirimi, ibrazı zorunluluğunun kaldırılmış olduğunu ifade etmek gerektiğini, Mahkeme tarafından ara kararla istenmiş olmakla birlikte, bu hususunda göz önünde bulundurulmasını ileri sürerek, davacının haksız talep ve davasının reddine, haksız ve kötü niyetli takibi sebebiyle takibe ve davaya konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi 25/09/2023 tarih ve 2022/753 Esas - 2023/910 Karar sayılı kararında;"......Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark, kur farkı alacağıdır. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebilir. Uyuşmazlıkta, davacı tarafın -dan, kur farkı alacağına istinaden, davalı aleyhinde dayanak 3.811,98 USD asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %2,00 TBB - Mevduat USD bankalarca değişen oranlarda faizi ile birlikte tahsili talebiyle icra takibine başlatıldığı, kur farkı alacağının fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebileceğinden, davanın reddi-ne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.(Emsal İstanbul BAM 43.H.D'nin E: 2020/1398, K: 2023/753 sayılı ilam)" gerekçesi ile,
''1-Davanın REDDİNE,

2-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu satışta akdi ilişki yabancı para cinsinden olduğu için kur farkı alacağı istenilebil-eceğini, tarafların dava konusu satışa yönelik faturalarda bedellerin TL ve USD karşılığını göstererek fatura ettiğini, yabancı para üzerinden yapılan işlemlerde kur farkının dikkate alınacağının teamül olarak yerleştiğini ve davalı tarafın faturaları aldığı tarihlerde bu duruma herhangi bir itirazı olmadığını, bir faturada dövizli satış karşılığı Türk lirasının yazılı olmasının kur farkının talebi için yeterli olduğunu, tek koşulun tarafların imzaladığı sözleşme olmadığını, davaya konu borcun yabancı para üzerinden takibe konu edilmesin de herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, İİK madde 58/3'göre alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi belirtilmesi gerektiğini, alacağın yabancı para olması durumunda alacaklının yabancı para alacağının Türk Lirası olarak karşılığını, alacağın hangi tarihteki kura dayalı olarak talep edildiği ve faizini belirtmesi gerektiğini, ayrıca TBK madde 99/2'ye göre ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşme de aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebileceğini, yerel mahkeme nin icra takibini Türk Lirası olarak başlatmayı davanın reddi gerekçesi olarak ileri sürmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu borcun yabancı para üzerinden takibe konu edilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, yerel mahkemenin yeterli inceleme yapmaksızın haksız bir şekilde uyuşmazlık konusu alacakla ilgili davanın reddine karar vermesi ve müvekkil şirketin hak kaybına uğramasına sebebiyet vermesinin kabul edilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki ticari satımdan kaynaklı bakiye cari hesap (açık hesap) alaca ğının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı tarafça davaya konu icra takibi ile; cari hesaptan kaynaklı 3.811,98 Usd asıl alacak + 30,92 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam: 3.842,90 USD alacağın tahsili talebiyle 09/12/2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz üzerine 3.811,98 USD asıl alacak yönünden itirazın iptali davası açılmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, taraflar arasında hiçbir şekilde kur farkı tahsil edileceğine dair bir sözleşme ve kabul olmamasına rağmen haksız ve dayanaksız şekilde davacı tarafın iki kez “kur farkı alacağı” gerekçesiyle 01.07.20221 ve 31.12.2021 tarihlerinde kur farkı faturası keserek müvekkili şirkete gönderdiğini, müvekkili şirket tarafından bu faturalar kabul edilmeyerek iade edildiğini, bu faturalar dışında müvekkili şirketin satın aldığı kumaş bedelinden kaynaklı olarak davacıya hiçbir borcu bulunmadığını beyan etmiştir.Somut olayda, davacı tarafından davalı adına düzenlenen satış faturalarının tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı her ne kadar icra takibi ile bakiye cari hesap alacağını talep ettiğini beyan etse de, davacının talebinin kur farkından kaynaklandığı bilirkişi rapor unda tespit edilmiştir.TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca; ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenebilir. Anılan madde uyarınca kur farkı alacağının talep edilebilmesi için; satış sözleşmesinde satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırılması veya faturaya konu malların yabancı para karşılığı satımının yapılmış olması yeterli olup, kur farkında vade farkından farklı olarak sözleşme veya teamül aranmaz. Dolayısıyla yabancı para borçlusu borcunu vade/fiili ödeme tarihindeki rayiç değer üzerinden TL olarak ödemiş ise ve fiili ödeme/vade tarihindeki kur borcun doğduğu tarihteki kurdan yüksek ise, yabancı para alacaklısı, TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca borcun doğumu tarihi ile fiili ödeme/vade tarihi arasındaki kur farkını talep edebilir. Kur farkı alacağının, döviz cinsinden alacaklarda borcun doğumu tarihi ile vade/fiiliödeme tarihi arasında değişen kur nedeniyle oluşan farka dayalı ve ancak TL cinsinden talep edilebilecek türden bir alacak olduğunun gözden kaçırılmaması gerekir. İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalar olduklarından, usulüne uygun bir takip başlatılmış olması dava şartıdır. Yargıtay 11 HD'nin 26/05/2022 tarih, 2020/694 Esas ve 2022/4076 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kur farkı alacağı döviz cinsinden alacaklarda borcun doğumu tarihi ile vade/fiili ödeme tarihi arasında değişen kur nedeniyle oluşan farka dayalı ve ancak TL cinsinden talep edilebilecek türden bir alacak olup yabancı para cinsinden talep edilmesi mümkün değildir. Davacının icra takibine ve davaya konu ettiği cari hesap alacağının kur farkından kaynaklandığı, başka bir deyişle kur farkı alacağı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edildiği, kur farkı alacağının, Türk Lirası olarak talep edilebileceği, Türk Kanunları’na göre döviz alacağının Türk Lirası olarak istenmesi mümkün ise de, Türk Lirası alacağının dövize çevrilerek istenmesinin mümkün olmadığı, davacının kur farkından kaynaklanan Türk Lirası alacak hakkının saklı olduğu anlaşılmakla; Bu tespitler doğrultusunda mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11 HD.nin 2020/6941 Esas - 2022/4076 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.