İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “davalı yan ile davacı yan arasında 13.08.2021 tarihli Satış Sözleşmesi akdedildiğini, ana sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olan 13.08.2021 tarihli adet ve ürün listesinde, satışı yapılan ürünlerin listesinin, nevilerinin, adetlerinin ve fiyatlarının belirtildiğini, tüm ürünlerin, davalı yana eksiksiz ve sözleşme hükümlerine uygun olarak teslim edildiğini, davacı, satış ve teslimini yapmış olduğu ürünlere ilişkin olarak; takip dışı 04.03.2021 tarih, 126,00 TL bedelli fatura ve icra takibine konu: 04.10.2021 tarih, 127.296,00 TL bedelli fatura, 25.11.2021 tarih, 12.240,00 TL bedelli fatura, 25.11.2021 tarih, 10.710,00 TL bedelli fatura, 15.03.2022 tarih, 7.513,00 TL vade farkı bedelli fatura olmak üzere toplam beş adet e-fatura düzenlediğini ve davalı yana elektronik posta ile tebliğ ettiğini, davalı yanın bu beş faturanın tamamına hiç bir itirazda bulunmadığını ve iade de etmediğini, davacı yanın, faturasını keserek davalı yana teslim etmiş olduğu ürünlerin bedelini talep ettiğini ancak davalı yanın 28.01.2022 tarihinde 17.410,65 TL ve 04.02.2022 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere toplam 27.410,65 TL’lik kısmını davacı yan banka hesabına ödeme yaptığını ve bunun dışında davalı yan tarafından hiçbir ödeme yapılmadığını, taraflar arasında akdedilmiş olan 13.08.2021 tarihli Satış Sözleşmesinin 3.2.1 maddesinde, davalı yanın ödeme miktar ve oranları dört eşit taksite bölündüğünü ve ödeme tarihlerinin (30.12.2021,30.01.2022,28.02.2022,30.03.2022 olacak şekilde) kesin vadelerle hüküm altına alındığını, davacı yanın tüm bu ödeme ve vade tarihlerini beklediğini, son ödeme tarihi de geçtikten ve davalı yanın tüm taksitleri yönünden, temerrüde düştükten sonra 11.05.2022 tarihinde icra takibine geçildiğini, takip talebinde,ana alacağın son taksitinin vade tarihi olan 30.03.2022 tarihinden itibaren faiz talep ettiğini, davacı yanın faiz alacağı yönünden eksik talepte bulunduğunu, davalı, icra takibi dayanağı fatura bedellerinden ötürü davacı yana borçlu olduğunu, davalının haksız, mesnetsiz, hukuka aykırı ve kötü niyetli itirazının iptali, takibin devamı için iş bu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu, izah olunan nedenler ile davalarının kabulüne, borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan takibin haksız olduğunu, davalı yan tarafından tüm gerekliliklerin eksiksiz yerine getirildiğini, davacının davalı yan uhdesinde herhan -gi hak ve alacağının bulunmadığını, davacının yanın, dava dilekçesi ekinde cari hesap özeti ve düzenlemiş olduğu faturaları alacağın ispatı olarak sunmuş olduğu ancak kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından fatura düzenlenmiş olması hiçbir suretle alacağın ispatı niteliği taşımadığını, davacının alacak iddiasına konu sözde ürün bedellerinin ödenmediğini somut deliller ile ispat edemediğini, bu nedenle davanın tümden reddinin gerektiğini, davacı tarafından olduğu iddia edilen alacağın likit olmadığını ve yargılama gerektirdiğini, her durumda icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için yasal koşulların somut olayda bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafından talep edilen icra inkâr tazminat taleplerinin de tümden reddinin gerektiğini, izah olunan nedenler ile dava-nın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi 05/10/2023 tarih ve 2022/625 Esas - 2023/723 Karar sayılı kararında;".......Tüm dosya kapsamı birlikte değer-lendirildiğinde açılan davanın ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali talepli olduğu, incelenen davacı ve davalı defterlerinin her ikisinin de usulüne uygun tutulmakla sahibi lehine delil vasfının bulunduğu, takibe konu edilen faturalar ve ticari defterler incelendi-ğinde taraflar arasında akdedilen 13/08/2021 tarihli 127.296,00 TL tutarlı malın tedariği ve teslimi muhteviyatlı sözleşmenin 5.1. mad desinde “sözleşmeden doğan damga vergisi taraflarca %50 - % 50 oranında karşılanacaktır” hükmünün mevcut olduğu, bu durum da ilgili dönemde sözleşmenin damga vergisi oranının binde 9,48 olduğu, sözleşme damga vergisinin (127.296,00 TL x 0,00948) 1.206,78 TL olacağı, damga vergisi mükellefiyeti olan davalı yanın davacı yandan rücu edebileceği sözleşmesel (1/2) damga vergisi tutarının 603,39 TL olduğu, diğer bir deyiş ile davalı tarafından davacıya düzenlenen 28/09/2021 tarihli 603,39 TL tutarlı faturanın haklı yere ve doğru tutarla tanzim edildiği, yine taraflar arası cari hesap farkına konu diğer faturanın ise davalı tarafından davacıya düzenle nen 01/10/2022 tarihli 7.513,00 TL tutarlı iade faturası olduğu, iadeye konu faturanın ise davacı tarafından davalıya 01/10/2022 tarihinde düzenlenen 7.513,00 TL tutarlı “Vade Farkı” muhteviyatlı fatura olduğu, davacı tarafından davalıya düzenlenen 01/10/2022 tarihli 7.513,00 TL tutarlı “Vade Farkı” muhteviyatlı faturanın haklı yere düzenlendiğinin ise davacı tarafça isbat edilemediği zira vade farkı faturası düzenlenebilmesi için, sözleşmede açık hüküm, ayrı bir vade farkı sözleşmesi yada taraflar arası vade farkı faturası düzenlenebileceği yönünde bir ticari teamül olması gerektiği, davacı tarafından davalıya düzenlenen vade farkı faturasına aynı gün e-fatura yoluyla süresinde iade faturası düzenleyerek itiraz eden davalının iadesinin haklı olduğu, davacının vade farkı talep edebilme-sinin hukuki şartlarının oluşmadığı, davalının ticari defterlerinde takip tarihi olan 10/05/2022 tarihi itibarıyla davalının davacıya 122.357,96 TL borçlu olduğu, davacının ticari defterlerinde gözüken alacağın 7.513,00 TL tutarlı kısmının “Vade Farkı” alacağı olduğu, vade farkının şartlarının oluşmadığı, davacı yan tarafından bu tutarın takibe konu alacaktan tenzil edilmesi gerektiği, yine davalı yan tarafından davacı yana düzenlenen 28.09.2021 tarihli ..........nolu 603,39 TL damga vergisinin ½ oranında yansıtılması muhteviyatlı faturanın da davacı yanın ticari defterlerinde gözüken alacaktan tenzil edilmesi ile 2 tarafın ticari defterlerinin de birebir örtüştüğü, bu durumda davalı defterlerinin esas alınması ile davalının takip tarihi itibari ile davacıya 124.127,34 TL borçlu olduğunun tespit edil-diği, taraflara ait BA-BS kayıtlarınında bu hususu teyit ettiği, bu durumda davacının davalıya usulüne uygun şekilde alacağı oluşturan faturalar muhtevası mal ve hizmeti sunup teslim ettiği, ancak davalının borcunu ödemediği, bu hususun davalının bizzat kendi ticari defterleri ile de kanıtlandığı, taraf defterlerinin ayrıntılı olarak fatura bazında yapılan değerlendirmeler ile birebir uyuştuğu mahkeme -mizce anlaşılmış, 13/06/2023 tarihli bilirkişi raporu gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla hükme esas alınmış ve bu doğru-ltuda davanın 122.357,96 TL asıl alacak ve 1.769,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 124.127,34 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş, davacının itiraz neticesinde alacağına geç kavuşmuş olması ve alacağın likit olması da birlikte değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına da hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesi ile,
''1-Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
İstanbul .......... İcra Müdürlüğü'nün ....... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 122.357,96 TL asıl alacak ve 1.769,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 124.127,34 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
Alacak likit olmakla asıl alacağın %20'si oranında hesap edilen 24.471,59 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket uhdesinde herhangi hak ve alacağı bulunmaması sebebiyle mes-netsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olan iddiaları uyarınca huzurdaki davanın tümden reddinin gerektiğini, Davacı ile müvekkili ara -sındaki ticari ilişkiden kaynaklanan malların satışı ile teslimi iddialarının davacı tarafından ispat edilemediğini, müvekkil şirket taraf -ından malların alındığı iddiası ispat edilmemesine rağmen müvekkil şirketten talep edilen alacak nedeniyle icra takibine başlandığı -nı ve taraflarınca haklı olarak itiraz edildiğini, davacının müvekkil şirketten alacağı bulunmamasına ve iddiasını ispat edememesine rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu e-faturaların herhangi bir ispat kabiliyetine haiz olmadığını, TTK m. 21/1 incelendiğinde fatura istenebilmesi ve düzenlenip verilebilmesi için, geçerli bir sözleşmenin varlığının şart olması gerektiğini, fatura sözleşmenin icra aşamasıyla ilgili bir belge olduğunu ve ifa sırasın-da veya daha sonradan düzenlenip verilmesi yanında, ifadan önce de düzenlenebileceğini, bu sebeple borcun gereği gibi ifa edildi-ğini kanıtlamayacağını, TTK m. 21/2 incelendiğinde ise fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde faturanın içeriği hakkın-da bir itirazda bulunmamış ise bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, itiraza uğramayan faturaların dahi malın teslim edildiğini, işin gereği gibi görüldüğünü veya borcun ifa edildiğini kanıtlamayacağını, her halde davacı tarafın malın teslim edildiğini ve borcun usulü ne uygun olarak ifa edildiğini ispat etmesi gerekecek iken davacı tarafın sunduğu dilekçe ve diğer delillerin bu iddiaları ispatlamak -tan çok uzak olduğunu, diğer yandan taraflarca alacağın tespitinde dayanak gösterilen ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığını, delil niteliğine haiz olmadığını, ayrıca ticari defterler usulüne uygun tutulmuş olsa dahi tarafların ticari defterlerindeki kayıtların birbiri -ne aykırı olması nedeniyle işbu defterlerin delil vasfına haiz olmadığını, Müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını ve kötü niyetli olmadığını, bu nedenle yerel mahkemece %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin kabulünün mümkün olmadı-ğını, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı fatura alacağının tahsili talebiyle başla-tılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
MK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte ilk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler gözetildiğinde, davalı vekilinin eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı taraf gerek cevap dilekçesinde gerekse istinaf dilekçesin -de, davacı tarafından mal teslim edilmediği, davacının alacaklı olmadığı ileri sürülmüş ise de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ; davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacıya 122.357,96 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu alacağı oluşturan davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı faturalara davalı tarafın TTK'nın 21/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz edilip iade edildiği ileri sürülmediği gibi bu yönde delil de ibraz edilmemiştir. 6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, dava konusu alacağı oluşturan faturaların davalı ticari defter - lerinde kayıtlı olması fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğine ilişkin karine oluşturduğu,davalı tarafın bu karinenin aksini yazılı delil ile ispat edememiştir. Bu tesbitler doğrultusunda davacının davalıya mal teslim ettiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu HMK'nın 222. maddesi uyarınca ispat etmiştir. Bu durumda ispat külfeti davalı tarafta olup tüm bu değerlendirmeler ışığında, davalı tarafın fatura konusu malları teslim almadığını ispat edemediği gibi davacı tarafa ödeme yapıldığına dair ödeme belgesinin de sunulmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar veril-mesinde, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği, İİK'nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmün -ce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belli olması gerekir. Somut olayda, davaya konu icra dosyasındaki icra takibine dayanak alacak faturadan kaynaklı olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile mahke-mece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir. Mahkemenin kabul ve gerekçesine göre, davalı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 mad-desi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.479,14 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.119,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.359,35 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.