Yukarıda tarih, esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası Dairemize gönderilmiş olup inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle 06/10/2020 tarihinde ... sıralarında ... Mahallesi ... Bulvarı Yan Yol ... Sokak ... Denizli adresinde ...'a ait olan ... plakalı ticari aracın önce refüje daha sonra da sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki davacıya ait ... plakalı araca çarpması sonucu haksız fiile dayalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı ...'a ait olan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketince sigortalandığını, davacıya ait aracı sevk ve idare eden ..., ... Bulvarı Yan Yol kavşağındaki "DUR" levhasına uygun hareket ederek kavşağa gelince durup yolu kontrol ettiğini, kavşakta durduktan sonra yan yoldan gelen iki aracın geçmesi üzerine başka gelen aracın olmadığını gördüğünü ve sağa dönüş sinyalini vererek yola çıktığını, ...'ın, kavşaktan döndükten sonra yaklaşık 15-20 metre ileride bulunan ... Hastanesinin önüne aracı park ettiği sırada ...'a ait aracı kullanan firari sürücü, önce yolu bölen refüje daha sonra da davacıya ait aracın sol ön kısmına çarpmak suretiyle maddi hasarlı trafik kazasının oluşmasına sebebiyet verdiğini, kazaya sebep olan ehliyetsiz sürücü ve yanındaki yolcuların, ... plakalı aracı sürücünün tamamen kusurlu olduğunu bildikleri için kazaya karışan aracı bırakarak olay yerinden kaçtıklarını, davacıya aracın değer ve maddi kayıplarının tespiti için Denizli 4. Sulh Mahkemesinin ... Değişik iş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını ve tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda ... plakalı aracın hasar miktarının 61.219,79 TL ve değer kaybının 100.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından 31/12/2020 tarihinde 9.236,77 TL hasar kaybına ilişkin ödeme yapıldığını, 11/01/2021 tarihinde de 3.323,00 TL değer kaybına ilişkin ödeme yapıldığını, davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemelerin taraflarınca talep edilen bedelin oldukça altında olduğundan taraflarınca 02/03/2021 tarihinde davalı sigorta şirketine bakiye alacağın ödenmesinin talep edildiğini, ancak sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığını belirterek HMK’nin 109. maddesi gereğince davacının hasar ve işçilik bedeli olan 6.500,00 TL alacağının kaza tarihi olan 06/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, bu dava açılmadan önce taraflarınca açılan Denizli 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... değişik iş sayılı delil tespiti dosyasında yapılan yargılama giderleri ve hükmedilen vekalet ücreti de göz önünde bulundurularak yargılama giderleriyle vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle olay mahalline gelen trafik ekiplerince kaza tespit tutanağı tutulduğunu ve karşı yanın dur tabelasına uymadığının tespit edildiğini, davacı tarafın her ne kadar kazanın kavşakta gerçekleşmediğini, kavşaktan döndükten sonra aracı park halindeyken kazanın meydana geldiğini iddia etse de bu iddiaların gerçek dışı olduğunu, zira Google Haritalar uygulamasından alınan güncel fotoğraflara bakıldığında kavşaktan dönüldüğünde araçların park edebileceği bir alan olmadığının ortada olduğunu, alan olmadığı gibi park etmenin de yasak olduğunu, fotoğraflarda davacının kazadan kurtulmak amacıyla sola manevra yaptığı refüj taşları dahi açıkça görüldüğünü, refüj taşlarının hemen kavşağın yanında olduğunu, araçların hasarlı bölgelerine, yolun durumuna ve kaza fotoğraflarına bakıldığında karşı yanın iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun izahtan vareste olduğunu, kaza yeri terk gibi bir durumun da bulunmadığını, davacının ailesine haber vermek üzere aracını orada bırakarak polisler gelene kadar olay yerinden uzaklaştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde ise özetle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, şirketlerinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafa 11/01/2021 tarihinde 3.325,00 TL değer kaybı tazminatı ödendiğini, 31/12/2020 tarihinde ise 9.236,77 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davacı yanın tüm zararlarının karşılandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince özetle davanın kısmen kabulü ile 2.189,64 TL bakiye değer kaybı tazminatının davalı ...’tan kaza tarihi olan 06/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...’dan temerrüt tarihi olan 11/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin ve hasar bedeline ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından özetle davacının dur levhası gereğince durduğu, yola çıktığı, 15 metre kadar ilerlediği, davalı sürücünün hızla gelip davacının aracına çarptığı, kusur oranının doğru tespit edilmediği, ağır kusurlu olanın sürücü belgesiz araç kullanıp kaza yerini yaya olarak terk eden davalı sürücü olduğu, kapı camı ve kilidinin kazada hasar aldığı, tespit için alınan bilirkişi raporunda bunların hasarlı olduğunun belirtildiği; buna rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda kapı camı ve kilidi için hasar bedeli hesaplanmadığı, hasarın tamiri için gereken işçilik bedelinin düşük hesaplandığı, değer kaybının sigorta genel şartlara göre hesaplanamayacağı, peşin ödemenin güncellenip mahsup edilemeyeceği, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılardan alınmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulmuştur.
Duruşma açılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından inceleme ve görüşmeler HMK'nin 342,353,355 ve 356 maddeleri uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olmak üzere dosya üzerinden yürütülmüştür.
Dava, hasar bedeli ve değer kaybı ödenmesine ilişkindir.
Hasar bedeli yönünden, bilirkişi kurulundan asıl ve ek rapor alınmıştır. Bilirkişi raporlarında, fotoğraflardan yapılan incelemeye göre kapı camı ve kilidinin hasarlı olup olmadığının anlaşılmaması nedeniyle davacı lehine hasar bedeli hesaplanmamış ise de davacının, dava tarihinden önce sulh hukuk mahkemesine delil tespiti istemiyle başvurduğu, trafik kazasına karışan araçla ilgili keşif yapılıp bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi raporunda kapı camı ve kilidinin hasarlı olduğu ve değişmesi gerektiğinin yazılı olduğu, davacının kapı camı ve kilidinin değiştirildiğine dair tamir faturası sunduğu anlaşılmakla kapı camı ve kilidinin hasarlı olup olmadığının anlaşılamadığı; bu nedenle davacı lehine hasar bedeli hesaplanamayacağı yönündeki bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı değerlendirilerek, davacının itirazları da bulunduğu gözetilerek sulh hukuk mahkemesine sunulan bilirkişi raporu ile dava dilekçesine ekli faturalardaki miktara göre düşük hesaplanan işçilik bedelinin de değerlendirilmesi için HMK’nin 281/3. maddesi uyarınca farklı bir bilirkişiden hasar bedeli için yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiği gözetilmeden yetersiz bilirkişi raporuyla hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Araçta meydana gelen değer kaybının, aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki hasarlı halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir.
Somut olayda değer kaybı, bilirkişi asıl raporu trafik sigortası genel şartlarına göre hazırlanmış olup hüküm kurmaya elverişli değildir. Bilirkişi ek raporunda değer kaybının yukarıda belirtilen ilke gözetilerek hazırlandığı belirtilmiş ise de aracın hasarsız ve onarılmış hasarlı değerleri için bir bedel yazıldıktan sonra değer kaybının önceki rapordaki gibi olacağı belirtilmiş olup bu haliyle bilirkişi ek raporu yargı denetimine elverişsiz ve hüküm kurmak için yetersizdir. O halde ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen ilke uyarınca araçtaki değer kaybının hesaplanması için HMK’nin 281/3. maddesi uyarınca farklı bir bilirkişiden rapor alınmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Harcın yargılama giderlerine katılarak oranlanması doğru değildir.
Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir (HMK Md. 326/3).
Somut olayda ilk derece mahkemesince yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ise de Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesi gereğince davalıların zarardan müteselsilen sorumlu olmaları, dava dilekçesinde müteselsil sorumluluk ilkesine dayanılması karşısında yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden davalıların müteselsilen sorumlu tutulmalarının daha doğru olacağının gözetilmemesi isabetsiz bulunmuştur.
Bu itibarla istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1-a-6 maddesi uyarınca esas incelenmeden kararın kaldırılmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenler ve gerekçe ile

1-İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1-a-6 maddesi uyarınca esas incelenmeden kararın kaldırılmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

2- Başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde başvurana iade edilmesine,
HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olarak oy birliğiyle 09/04/2026 tarihinde karar verildi.
...