Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmeye göre bardakların doldurularak kapatılmasını sağlayıp satışa hazır hale getirecek makine ve ekipmanların anahtar teslim olarak sözleşmede belirtilen şart ve hükümlere göre yapılması hususunda anlaştıklarını, buna ilişki olarak bardak makinasının 2016 yılının Eylül ayında teslim edildiğini, sözleşme konusu makinaların randumanlı çalışmaması üzerine sürekli olarak servis çağrılmak zorunda kalındığını, eksiklikler ve ayıpların giderilmesi için ..... Noterliğinin 27/07/2017 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile karşı tarafa bu durumun bildirildiğini, ancak müspet bir netice alınamadığını, Sapanca Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/9 D.iş ve 2018/8 Karar sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunulmuş ve yapılan keşif neticesinde bahse konu makinanın tam kapasiteli çalışmadığını, maliyet artırımına ve müşteri şikayetlerine neden olacağı açık bir şekilde ifade olunduğunu,maddi zarar ile ilgili olarak dava hak ve taleplerimiz saklı kalmak kaydı ile davanın kabulünü, makinanın aynı marka ve modelde yeni bir makina değiştirilmesini, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde müvekkilinin ayıplı mal için ödemiş olduğu 105.000 Euro'nun şimdilik 1.000 TL'ye tekabül eden kısmının sözleşmenin kurulduğu 29/07/2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsilini, makinanın davalıya iadesini, ukarıdaki taleplerimizin kabul görmemesi durumunda ayıplı satıştan dolayı aracın fiyatında indirip yapılıp aradaki 29/07/2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte farkın müvekkilime ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının da belirttiği üzere makina davacıya 2016 Eylül ayında teslim edildiğini, sözleşmeye göre makinanın garanti süresi 2018 Eylül’de sona erdiğini, bu süre sonrasında makinede gizli ayıp olması halinde müvekkilinin hukuki ayıptan dolayı sorumlu tutulabileceğini, aksi halde davacı makinanın aynı marka ve modelde yeni bir makine ile değiştirilme -sini, bedel iadesini ve ayıplı iddia olunan satıştan bir indirim yapılarak bedel iadesi talebinde bulunamayacağını, davanın açılma tarihinin 19/11/2018 tarihi olduğu dikkate alındığında davacının garanti süresi geçmiş bir ürüne yönelik talepte bulunduğunu, her 2 tarafın tacir olduğu bu sözleşmede tüketici değil, Ticaret kanununun uygulama alanı bulacağını, delil tespiti bilirkişi raporunda da açıkça makinede gizli ayıbın olmadığının belirtildiğini ve müvekkilinin de kötü niyetli olmaması nedeniyle garanti süresi geçmiş bir ürüne yönelik davacının talepte bulunma haklarını dava açma tarihi itibariyle tamamen kaybetmiş olacağını, garanti süresi geçmiş bir ürüne yönelik olarak davacının süre aşımı yönünden dava konusu taleplerde bulunmasının mümkün olmayacağını, davacı tarafın garanti süresi içinde hiçbir şekilde makinanın iadesine ve yeni ve aynı modelde farklı bir makina talebinde bulunmadığını, tüm servis formları incelendiğinde davacının taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin gerektiğinde hızlı bir şekilde davacıya teknik servis imkanı sağladığını ve gerekli tadilatları sağladığını, eksik kalan tüm işlemleri tamamladığını ve davacıya teslim ettiğinı, izah olunan nedenlerden dolayı davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi 10/04/2023 tarih ve 2022/639 Esas - 2023/333 Karar sayılı kararında; ".......Dava dilekçesinde davaya konu makine ve ekipmanın 2016 yılı Eylül ayında teslim aldığı belirtilmiş olup bilirkişi raporunda ayıp açık ayıp olarak nitelendirilmiş,ayıbın elektriksel sistem ile mekanik elemanların çalışmasında uyumsuzluktan kaynaklandığı,4-5 bardak yapıştırma işlemi sonrasında üst folyoların düzgün yapıştırma yapmadığı, su dolu bardakların kenarlarında boşluklar, folyonun kalıpları üzerinde sağa sola kaymalar meydana geldiği ve sonuç olarak bardakların tam olarak folyo ile kapatılamadığı belirtilmiş olup, bardakların tam olarak folyo ile kapatılamadığı çıplak gözle dahi görülebilecek bir husus olup bilirkişi heyetinin açık ayıp nitelindirmesinin yerinde olduğu kanaatine varılmış,TTK 23/1-c uyarınca 2 günlük süre içinde bildirimde bulunulması gerekmesine rağmen bu süre içinde bildirimde bulunul -madığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,
''1-Davanın REDDİNE'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin ayıp nitelemesi ve kararının yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte açık ayıp niteliğinde olsa dahi makinenin garanti süresinin varlığının ayıp ihbar bildirim süresini garanti süresince genişletmekte olduğunun ve davalıya garanti süresi içerisinde yapılan birçok bildirimle bu ayıp ihbarının süresinde yapılmış olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Dava konusu uyuşmazlığın ayıbın açık olup olmadığı noktasında ve garanti süresinin ayıp ihbar bildiririm süresini genişletip genişletmeye ceği hususlarında toplandığını, mahkeme değerlendirmesinin de ayıbın çıplak gözle görülebilecek düzeyde açık ayıp olduğu yönün de olduğunu, makinedeki ayıbın varlığının sabit olduğunu, ancak yapılan açık ayıp tespiti ile ayıbın türünün doğru tespit edilmemiş olduğunu, makinedeki ayıbın kullanım sonucu anlaşılan ayıp olduğunu, esasen ayıbın kullanma ile ortaya çıktığını, ancak ilk kullan-ımla birlikte açık ayıp denilebilecek düzeyde bir açık ayıbın varlığından ziyade sürece yayılan bir şekilde kullanımla anlaşılan ayıbın katiyet teşkil etmesinin söz konusu olduğunu, bilirkişi raporlarında da aslında ayıbın ilk bakışta görülebilen bir ayıp olmadığı ve kullanımla ortaya çıktığı sabit olmasına rağmen ayıbın türünün takdirinde hataya düşüldüğünü, mahkemece de bu hatalı değerlendir meye itimat edildiğini, zira bilirkişi raporunun da esasen makinedeki ayıbın kullanımla fark edilir hale geldiğini tüm teknik açıklama larıyla saptadığını, ayıbın kullanımla anlaşılmış bir ayıp olduğu hususuna itibar edilmez ise ayıbın bu sefer gizli ayıp olarak nitelendir-ilmesi gerektiğini, Ayıbın net bir açık ayıp olduğu kabul edilmemekle birlikte; neticede ayıbın açık ayıp olarak kabul edilmesinin dahi sonucu değiştirmeyeceğini, müvekkil şirket tarafından açıkça anlaşılmayan bu ayıbın makinenin kullanımı sonucu anlaşıldığında davalı şirkete garanti süresi içerisinde defalarca başvurulduğunu, davalı tarafın bilirkişi davanın açıldığı tarihte makinenin garanti süresinin dolduğunu ifade etmekte müvekkil şirketin davaya konu taleplerini bu garanti süresi içerisinde ileri sürmesi gerektiğini ifade ettiğini, davalının, "dava tarihinde garantinin süresinin dolduğu" ifadesinin makinenin garanti belgesiyle satıldığına dair tevilli ikrarı olduğunu, bu ikrarı doğrultusunda makinenin garanti süresi tanınarak satıldığı anlaşılmakla müvekkilin de garanti süresi içerisinde davalı şirkete 01.02.2017,18.08.2017,22.09.2018,14.03.2018 ve 30.06.2018 tarihlerinde ayıptan kaynaklı olarak yaşanan sorunlar nedeniyle bildirim yapılarak servis hizmeti alındığını, ancak sorunun çözülemediğinin dosyada bulunan servis formaların dan sabit olduğunu, Makinenin garanti süresi ayıplı makinenin satımına konu sözleşmeden açıkça anlaşılmasa dahi, sunulan teknik servis formlarında davalının verdiği teknik servislerin "Garanti Kapsamında" olduğunun servis formlarından anlaşılmakta olduğunu,bildirimin garanti süresinde yapıldığı ve servisinde garanti kapsamında verildiğini gösterir bahse konu teknik servis formlarının dosyada mevcut olduğunu, dolayısıyla ayıp ihbar sürelerine uyulmadığı ifade edilmekteyse de bu durumun doğru olmadığını, zira makinenin açık ayıplı olduğunun kabulü halinde dahi, garanti süresi içerisinde birçok kez davalıya bildirim yapıldığı ve davalının da bu bildirimler üzerine servis sağladığı ancak sorunların çözülmediğinin sabit olduğunu, nitekim garanti süresi içerisinde davalıya başvurulmuş olmakla açık ayıbın varlığı söz konusu olsa dahi ayıp ihbarının usule uygun yerine getirildiğini, Yargıtay'ın emsal karar-larında garanti süresi içerisinde yapılan bildirimin ayrıca ayıp ihbarı yapılması gerekliliğini ortadan kaldırdığının net olarak anlaşıldığı nı, 01.02.2017,18.08.2017,22.09.2017,21.02.2018,14.03.2018 ve 30.06.2018 tarihlerinde makinedeki sorunların bildirilmesi üzerine garanti süreleri içerisinde yapılan 6 servis kontrolüne rağmen davalının usule uygun ayıp ihbar bildirimi yapılmadığı değerlendirmesinin Yargıtay içtihatlarıyla ve hukukla bağdaşmadığını, bu değerlendirmenin "garanti" verme mantığını ortadan kaldırmakta olduğunu, kötü niyetli satıcıların / yüklenicilerin önünü açacağını, Ayıbın öncelikle açık ayıp olmaması, kullanımla anlaşılan ayıp olması ve bu farkına varmayla davalıya hemen bildirim yapılmış olması ve kabul anlamına gelmemek üzere; açık ayıp olarak değerlendirilecek olsa dahi tüm bildirimlerin ve servislerin garanti süresi içerisinde yapılmış olması ile garanti süresinin varlığında ayrıca bir ayıp ihbarına gerek olmaması hususları gözetilerek yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, ayıplı mal satışı nedeniyle misli ile değişimi, bunun mümkün olmaması nedeniyle satış bedelinin iadesi, bunun da mümkün olmaması halinde satış bedelinde indirim istemlerine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, taraflar arasında 29/07/2016 tarihli 180,200,250 ml.'lik bardakların doldurularak kapatılmasını sağlayıp satışa hazır hale getirecek makine ve ekipmanları anahtar teslimi olarak işbu sözleşmede belirtilen şart ve hükümlere göre davalı imalatçı tarafından yapılması konulu sözleşme akdedildiği, dosyaya ibraz edilen sözleşmede garanti süresine ilişkin açık bir düzenleme olmasa da davalı tarafça cevap dilekçesinde teslimden itibaren 2 yıllık garanti süresi olduğu beyan edilmiştir. 2016 yılı Eylül ayında makine ve ekipmanların davacıya teslim edildiği tarafların kabulündedir. Dosya kapsamında mevcut servis formlarından ve bilirkişi raporların dan 12/10/2016 tarihinde makinenin kurulum ve montaj işlemlerinin yapılarak çalıştırıldığı, 28/10/2016 tarihinde ilk arızanın meydana geldiği ve en son servis hizmetinin 30/06/2018 tarihinde parça değişimi yapmak suretiyle verildiği, dava tarihi itibariyle arızanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece önceki bilirkişiden alınan ek raporda; meydana gelen arızaların sebebinin elektriksel kontrol sistemi ile makinanın mekanik elemanlarının çalışmasında meydana gelen uyumsuz luklar nedeniyle nedeniyle sistemin düzgün çalışmadığı, bardak üst folyolarının bir süre düzgün yapıştırma işlemi yaptığı ancak 4-5 sıra bardak yapıştırma işlemi sonrasında sistemin uyumsuzluğunun meydana geldiği ve düzgün yapıştırma yapamadığı, su dolu bardakların kenarlarında boşluklar, folyonun su kalıpları üzerinde sağa veya sola kaymalar meydana geldiği, bardakların tam olarak folyo ile kapatılamadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle sistemin ayıplı olduğu, ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Dairemiz kaldırma kararından sonra alınan ek raporda, ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de, meydana gelen arızalar ın sebebinin elektriksel kontrol sistemi ile makinanın mekanik elemanlarının çalışmasında meydana gelen uyumsuzluklar nedeniyle nedeniyle sistemin düzgün çalışmadığı, bardak üst folyolarının bir süre düzgün yapıştırma işlemi yaptığı ancak 4-5 sıra bardak yapış tırma işlemi sonrasında sistemin uyumsuzluğunun meydana geldiği ve düzgün yapıştırma yapamadığı, su dolu bardakların kenarlar ında boşluklar, folyonun su kalıpları üzerinde sağa veya sola kaymalar meydana geldiği, bardakların tam olarak folyo ile kapatılama dığı tespit edilmiş, makinenin imalat hataları nedeniyle çok sayıda arıza vermesi, ayrıca tamir ile tam olarak giderilememesi karşı sında ayıbın çıplak gözle tespit edilebilecek bir ayıp olmadığı, yani kullanımla ortaya çıkan bir ayıbın (gizli ayıp) söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla ayıp ihbar süreleri bakımından TTK’nun 23.maddesi hükmü değil, yine TBK’nun 223.maddesi hükmü dikkate alınacaktır. Servis kayıtlarına göre makinanın ilk montaj ve çalıştırmasının 12.10.2016 tarihinde yapıldığı, 23.10.2016 tarihinde 10'lu bardak ve robot üzerinde (......) Makinanın çalıştırılmasının yapıldığı, deneme üretimleri gerçekleştirildiği, eğitim veril diği, göz önüne alındığında makinanın kurulumunun yapılıp, eğitim verildikten sonra çalıştırmaya başlanıldığı ve kısa süre sonra ilk olarak 28.10.2016 tarihinde 10'lu bardak ve robot üzerinde (....) Makinada ortaya çıkan sıkıntıların giderilmesi ile ilgili çalışmaların yapıldığı ve akabinde sürekli ve düzenli olarak servis hizmeti alınmış olup, yetkili servise başvuru ayıp ihbarı niteliğinde olduğundan (Yargıtay kapatılan 19.Hukuk Dairesi’nin 04/04/2019 tarihli 2017/4068 E., 2019/2268 K. sayılı emsal kararı) ihbarın süresinde olduğu kabul edilmiştir. Bununla birlikte davalı tarafça, garanti süresinin 2 yıl olduğu ve 2018 yılı Eylül ayı itibariyle sona erdiği, garanti süresi dolmuş ürüne ilişkin taleplerin süre aşımı nedeniyle dikkate alınamayacağı ileri sürülmüş ise de, sözleşme içeriğinde garanti süresi tespit edilememiş olmakla birlikte, davacının bu süreye açık bir itirazı olmadığı görülmüştür. Ne var ki arızalar garanti süresi içinde meydana gelmiş, ayrıca davacı tarafça garanti süresi içinde gönderilen ihtarname ile ayıbın giderilmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiş, davalı tarafça bir takım servis hizmetleri verilmiş ise de ayıp giderilememiş olduğuna göre davacının iş bu dava ile bedelde indirim talebinde bulunmasına engel bir durum bulunmamaktadır.Davacı vekili 07/10/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile; Yargılamada gelinen aşama ve dosyaya sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda 1 ve 2 no'lu taleplerinden feragat ettiğini ve 3 numaralı talebi doğrultusunda ayıplı satıştan dolayı makine fiyatında indirim yapılıp aradaki farkın müvekkiline ödenmesine karar verilmesi talep ettiğini belirterek ayıplı satıştan dolayı bilirkişi raporu doğrultusunda %40 indirim yapılıp bu tutara tekabül eden 262.122 TL'in 29/07/2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı TBK 227/1-2 m. uyarınca ayıp oranında bedelde indirim hakkını kullanmış, dairemiz kaldırma kararından önce yapılan bilirkişi incelemesi ile ayıp oranı %40 olarak tespit edilmiş ve davalı tarafça bu orana itiraz edilmemiştir. Öte yandan davacı satışın KDV hariç 105.000,00 Euro üzerinden yapıldığını ileri sürmüş ve bilirkişi raporunda hesaplama bu bedel üzerinden yapılmış, davalı tarafça yargılama sırasında bu tespite itiraz edilmemiş olup dairemizin kaldırma kararından önceki mahkeme kararına karşı yapılan istinaf aşamasındaki “anlaşmanın ve ödemenin TL üzerinden yapıldığı” yönündeki iddiasına itibar edilmemiştir. Davacı iş bu davada Euro alacağının TL karşılığını talep etmiş, harca esas değer olarak 1.000,00 TL göstermiş, daha sonra talebini ıslah etmiştir.
Davacının bedelde indirim talebinin belirsiz alacak niteliğinde olduğu açık olup, bu durumda “ıslah” olarak nitelendirilen dilekçenin de “talep artırımı” dilekçesi olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda satış bedeli 105.000,00 Euro’nun dava tarihindeki TL karşılığı bulunarak talep artırım dilekçesi içeriğine göre %40 oranında indirim yapılarak talep edilebilecek tutarın tespiti gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece davacının ayıp oranında bedelde indirim talebi, raporda tespit edilen indirim oranı ve satış bedelinin dava tarihindeki TL karşılığı dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b2 m. uyarınca hükmün kaldırılması ve davanın kısmen kabulü ile 255.712,80 TL'nin ıslah tarihi olan 07/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,
Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../04/2023 tarih ve 2022/... Esas - 2023/... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,

2-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
255.712,80 TL'nin ıslah tarihi olan 07/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine,

İLK DERECE YÖNÜNDEN:

3-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Harçlar Kanunu ve tarifesi uyarınca alınması gereken 17.467,74 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından dava açılırken yatırılan 35,90 TL peşin harç ve 4.476,38 TL. ıslah harcının mahsubu ile bakiye 12.957,41 TL' nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,

4-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı ve 4.476,38 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.548,18 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde sarf edildiği anlaşılan 4.706,38 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesap olunan 4.565,18 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı tarafının sarf edilen 150,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesap olunan 4,50 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,

7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

8-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve taktir olunan 6.409,20 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

9-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:

10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

11-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının davacıya iadesine,

12-Davacı tarafından sarf edilen 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 217,62 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidiş/dönüş masrafı olmak üzere toplam 709,62 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

13-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.