Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2018/423 ESAS SAYILI DOSYASI

Ticari Şirket (Fesih İstemli)

BİRLEŞEN İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
2018/702 ESAS SAYILI DOSYASI

Ticari Şirket (Müdürlükten Azil)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin süt ve süt ürünleri ham madde alım satımı, ithalat ve pazarlaması iştigaliyle kurulan bir limited şirketi olduğunu, şirketin %50 ortağı olan diğer davacının gıda mühendisi ve sektörde pazarlama ve satış uzmanı olduğunu, şirket kuruluşunda ortaklar arası görev dağılımı yapılırken ...'ın gıda sektöründeki bilgi ve tecrübesi sebebiyle pazarlama ve satış organizasyonunu kademeli olarak seçmek, kurmak ve yönetmek misyonunu üstlendiğini, davacı ...'ın şirketin kurulmuş olduğu günden bugüne kadar geçen 8 yıllık süre içerisinde şirket ortağı ve/veya şirket müdürü sıfatı ile hiçbir gelir elde etmediğini, buna karşılık davalının ise şirketin kurulduğu andan bu yana şirket gelirini haksız, usule ve yasaya aykırı bir biçimde kendi yedine aktardığını, daavcı şirketin tescili itibariyle şirket ortaklarının ... ve ...olduğunu, ...'ın davalının eşi olduğunu, davalının şirket kuruluşunda şirket ortağı gözükmemesinin nedeninin Meslek Mensuplarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 43. Maddesinde belirtilen yasak olduğunu, davalının bu hükme rağmen 11/10/2010 tarihli ve 7666 sayılı ticaret sicil gazetesinde ilan olunduğu üzere önce %75 oranında, daha sonra 12/10/2012 tarihli ve ... sayılı ticaret sicil gazetesinde tescil olunduğu üzere %50 oranında davacı şirkete ortak olduğunu, davacı şirketin kurulduğu ilk günden beri maddi ve hukuki her türlü işlemini davalının tek başına ve hukuka aykırı olarak yürüttüğünü, davalının, davacıyı "bana vekaletname verdiğin için şirket defterleri ile ilgili senin yapman gereken bir işlem yok. Ben tek başıma tüm imzaları atmaya yetkiliyim." şeklinde sözlerle kandırdığını, davacının ortaklar karar defterini sadece bir defa gördüğünü, ortaklar karar defterinde davacı adına atılmış imzaların çoğunun sahte olduğunu, şirketin iştigal ettiği işle ilgili kar marjının davalının davacıya beyan ettiğinden daha yüksek olduğunu, davalının şirket ortaklar cari hesabından usulsüz olarak tüm ortaklar adına para çekme ve yatırma işlemleri yaptığını, davalının şirketten 211.669,00 TL bedelli muhtelif çekleri tahsil ettiğini, ancak paranın şirkete teslim edilmediğini, davalının borç senetleri başlığı altında bir göstermelik gider havuzu oluşturduğunu, gerçekte var olmayan sebeplerle şirketi borçlandırıcı senetler varmış gibi gerçeğe aykırı kayıt tutarak birikmiş tutarları tahsil edecek şekilde kayıt düzenlediğini, davalının gerçekte çalışmadıkları halde kendi yakınlarını şirkette çalışıyormuş gibi gösterdiğini belirterek, davanın kabulüne, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasna karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkisini gasp ederek açmış olduğu davanın esasa girmeksizin usulden reddi gerektiğini, davalının şirketten çıkarılması için gereken haklı nedenlerin oluşmadığını, davacının dilekçesinde yer verdiği beyanların çelişkili olduğunu, hangi beyanlarında samimi olduğunun tespitinin gerektiğini, davalının sahte fatura kullanarak şirketten para tahsil ettiği ve şirketi zarara uğrattığı iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davalının şirketten para çekerek şirkete zarar uğrattığı iddialarının hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını, davacının 2012 yılından bu yana şirket müdürü olarak görev yaptığını, müdürlük görevinin gereğini yerine getirmediğini, davacının basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğünden haberdar değilmiş gibi davranmasının kabulünün mümkün olmadığını, davacının şirket defterlerinin kendisine teslim edilmediği ve saklandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının şirket kurulurken şirket sermayesinin tamamının kendisi tarafından yatırıldığı ve müvekkilinin şirketten para çekerek şirketi zarara uğrattığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının dilekçesinde tek tek ifade ettiği hususların tamamının gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN 2018/423 ESAS SAYILI DOSYASI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın İstanbul Ticaret Sicil Gazetesinin 12.10.2012 gün ve ............ sayılı nüshasında yayınlanan genel kurul kararı ile diğer davalı ...ya müdür olarak atandığını, davalı ... tarafından ...yı temsilen olağan genel kurul toplantısına çağrı mektubu gönderildiğini, müvekkili tarafından çağrı mektubu altında imzaya eşlik eden şirket kaşesinde bulunan telefon ve faks numalarının defalarca arandığını, faks numarasına belge gönderilmek istenilmiş ise de herhangi bir yanıt alınama dığını, belgenin iletilemediğini, genel kurul toplantısının yapılacağı bildirilen adrese fiilen gidildiğini, boş bir oda görüldüğünü, içeri girilemediğini ve herhangi bir görevli de bulunamadığını, olağan genel kurul toplantısı tarihinde çağrılan adrese gidildiğinde ise şirket merkezinin bulunması gereken adreste başka ticari şirketin faaliyetine devam ettiğini, toplantının yapılacağı adrese gidildiğin de kapalı olan kapının açıldığını, içerideki odaların birinde birkaç sandalye olduğunu, masaların birinde enerji kablosu bile olmayan göstermelik bir bilgisayar bulunduğunu, odada internet bağlantısı sağlamak için gerekli hatların olmadığını, prizlerin bile sökülü olduğunu, bu hususun İstanbul ... Noterliğince de tespit edildiğini, toplantı saatinde odada ... ve... ve mali müşavir...ın belirtilen adreste olduklarını, şirket müdüründen 15 gün önce burada hazır bulunduracağını beyan ettiği şirket kayıtlarını ve bunlara dayanak belge ve kayıtlarının sorulduğunu, şirketin nerede olduğunu, demirbaşların, kasa mevcudunun, kıymetli evrakların, nasıl, kim tarafından ve nerede muhafaza edildiğinin sorulduğunu, ... tarafından hiç bir açıklama yapılmamış olduğunu, açıklanan nedenlerle; Aralarında fiili ve hukuki bağlantı olması nedeniyle dosyanın İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1066 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalı ...'ın .... Şti'deki müdürlük görevinden yargılamanın neticesine kadar tedbiren azline, .... Şti'nin ve hissedarlarının haklarının korunması amacıyla kayyum tarafında sevk ve idare edilmesine, .... Şti'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin 2 ortaklı bir şirket olduğunu, ortakların şirkette %50-%50 hisseye sahip olduklarını, davacının ortaklardan biri olduğunu ve şirketi zarara uğratmış olması nedeniyle hakkında diğer ortak ... ve Şirket tüzel kişiliği tarafından tazminat ve ortaklıktan çıkarma davası açıldığını, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1066 Esas sayılı dosyasıyla görülmekte olan davanın halen derdest olduğunu, bu dava sürerken, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde ...numara ile kayıtlı şirketin kiracı olarak bulunduğu taşınmaz ile ilgili kira sözleşmesinin sona erdiği ve şirketin adresinin nakli zorunluluğunun doğduğunu, bu zorunluluk nedeniyle adres değişikliği amacıyla olağanüstü genel kurul toplantısınin 30/03/2018 tarihinde yapılmak istendiğini, ancak ortak ...'ın toplantıyı gündem maddelerine geçilmesini engelleyerek bloke ettiğini ve adres naklini engellediğini, bu durumu aşmak amacıyla, ardından ilanlı olarak ve sadece adres değişikliği gündemiyle 25/05/2018 tarihinde ortakların olağanüstü toplantıya çağrıldıklarını ve olağanüstü toplantının 25/05/2018 tarihinde tek gündemle yapıldığını, toplantıya bütün ortakların katıldığını ve herhangi bir itiraz olmadığından Yönetmeliğin 12. Maddesine uygun olarak toplantı açıldığını, şirketin merkezinin bulunduğu taşınmaz ile ilgili kira sözleşmesi, mülk sahibi tarafından feshedilmiş olduğundan Şirketin merkezsiz kalmaması ve işlerinin aksamaması için diğer ortağın oyu ile adres nakli kararı alındığını, yapılan genel kurul sonrası kararın tescili için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvuru yapıldığını ve müdürlükçe "gerekli çoğunluk sağlanamadığı" gerekçesiyle red cevabı verildiğini, kötü niyetli ortak ...'ın adres değişikliğine muvafakat etmemesinin şirketin işleyişini engellediği ni, bu sebeple Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına karşı İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/820 Esas Sayılı dosyası ile itiraz yoluna başvurulduğunu, dosyanın halen derdest olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2018/702 ESAS SAYILI DOSYASI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... Şti.'nin tek yetkili müdürü olduğunu, davalının şirket merkezini kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olarak taşıdığını, davalı yanca ....İzmir'e taşınmış olup, şirket adresini ısrarla gizlemeye çalıştığını, şirketin yeni adresini tescil ettirmediğini, davalının adres değişikliği gündemli olağanüstü genel kurul yapma girişimlerinde bulunduğunu, davalının şirket belge ve kayıtlarını ibraz etmediğini, davalı ...'ın işlerde yetersiz olduğunun, şirket idaresine ehil olmadığının tebliğ ettiği belgelerle sabit olduğunu, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde ....'nın feshi ve tasfiyesi talepli dava açıldığını bildirerek davanın kabulü ile davalı ...'ın .... Ltd. Şti.'ndeki müdürlük görevinden yargılama neticeleninceye kadar tedbiren azline, .....ın korunmasının temini bakımından dava sonuçlanıncaya kadar uygun görülecek bir kayyum tarafından sevk ve idare edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi 16/01/2023 tarih ve 2015/1066 Esas - 2023/37 Karar sayılı kararında; "Mahkememizde görülen asıl dava ortaklıktan çıkarma ve yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası olup, birleşen mahkememizin 2018/423 esas sayılı dosyasında davacı ... tarafından davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istenilmiş, birleşen İstanbul 8 ATM'nin 2018/702 esas sayılı dosyasında müdür olan davalı ...'ın müdürlükten azline yönelik dava olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizin 06/11/2017 tarihli celse ara kararı uyarınca Tarafların iddia ve itirazları sunulan delil ve açıklamalar klasör hesap ekstre ve belgeleri.... bankasının yazılı açıklaması dava konusu kalemler denetlenerek davacı şirket ve dava dışı ...Bankasının sunmuş olduğu tüm hesap ekstre ve dökümleri ve gerektiğinde burada yapılacak yetki ile verilen inceleme neticesinde var ise davacının alacağının belirlenmesi yönünde mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti raporunda özetle; Davacıların, davalının usulsüz işlemlerden kaynaklanan tazmin edilmesi gereken 1.768.888,00 TL alacağı hesaplandığı,Davacıların ileri sürdüğü sebeplerin. öğreti ve yargı kararları ışığında ortaklıktan çıkarıma için haklı sebep olarak nitelendirilebileceği, ancak dava şartı (limited şirket genel kurulunda TTK 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunluk larafından bu kapsamda bir kararın alınması) yerine getirilmediğinden işbu raporun teslim tarih itibariyle davalının ortaklıktan çıkarılmasının mümkün olmadığı; söz konusu dava şartının yerine getirilmesi halinde ise davalının haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasının mümkün olduğu, tarafların masraf, tazminat ve benzeri diğer taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdirleri içinde kaldığı, şeklinde değerlendirmeler yapılmıştır.Mahkememizin 21/01/2019 tarihli celse ara kararı uyarınca dava dosyasının aynı bilirkişi kuruluna tevdi ile alınan ilk rapor, bu rapora yapılan davalı itirazları ve itirazlarına ek uzman görüşü değerlendirmesi de dikkate alınarak davacı taraf defter ve eki belgeleri ve gerektiğinde banka ve defter kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılarak davalı itirazlarının tek tek kendi sıra numarası altında değerlendirilerek talep de dikkate alınarak (zarar kalemleri yönünden sadece vekalet ilişkisi dönemi ve SMM işlemleri dikkate alınarak) detaylı, gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, itirazları karşılar rapor sunulmasının istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; Mali konularda kök bilirkişi raporundan ayrılmayı gerektirecek bir durum olmadığı, hukuk bakımdan ise (davalı ortak) ...'ın şirketten çıkarılmasına ilişkin davacı talebinin, genel kurul kararının alınması için gerekli (TTK m. 621/1-h) hükmünde öngörülen yeter sayı elde edilemediğinden mümkün olmadığı,
Birleşen dosya TİCARİ ŞİRKET (FESİH İSTEMLİ) (12. ATM 2018/423 E. / 2018/1209 K.) yönünden, davalı .... Şti.'nin haklı sebeple feshi yerine davalı ...'ın şirketten çıkarılmasının veya (bu davada şirketle birlikte hasım gösterilen) diğer davalı ...'ın şirketten çıkarılmasının duruma uygun düşen ve kabul edilebilir çözümler kapsamında olduğu, bu konuda takdirin sayılı mahkemeye ait olduğu, Birleşen dosya TİCARİ ŞİRKET (YÖNETİCİLERİN AZLİNE İLİŞKİN) (5. ATM 2018/702 E. / 2018/867 K.) yönünden, davalı müdür ...'ın yönetim hakkının ve temsil yetkisinin (haklı sebeplerin varlığı hasebiyle) kaldırılabileceği ancak bu konuda takdirin sayın mahkemeye ait olduğu, belirlenmiştir.Mahkememizin 16/03/2020 tarihli celse ara kararı uyarınca dava dosyasının Prof. Dr. ..., SMM... ve bilirkişi listesinden tespit edilecek Ekonomist ile Finans uzmanına dosyanın tevdi ile ana ve birleşen dava dosyalarındaki tarafların iddia ve savunmaları, alınan raporlar, raporlara yapılan itirazlar ve tüm dosya kapsamınca mahkememizce daha önceki bilirkişi görevlendirmelerindeki talimatları ve yine ek rapor alınması yönündeki mahkememiz talimatı da dikkate alınarak tüm dosya kapsamınca detaylı, gerekçeli, dayanaklı, denetime açık bilirkişilerden rapor sunmalarının istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişi heyetinde yer alan bilirkişi ...'un heyetten ayrı olarak sunduğu raporda özetle;
1-2007-31.12.2014 Tarihi itibari ile ...'ın Borç/Alacak bakiyesi,
2- 2007-31.12.2010 Tarihi itibari ile...' ın Borç /Alacak bakiyesi,
3-03.03.2015 Tarihi itibari ile ...'ın; Alınan Çekler hesabı Borç/Alacak Bakiyesi,Alacak Senetleri Hesabı Borç/Alacak Bakiyesine ilişkin,Dava dosyası ve ekindeki belgelerde yer alan bilgiler; yine Dava konusu döneme ait RESMİ DEFTERLER dosya ekinde bulunmadığından, DOĞRULANAMAMIŞTIR.

4-Şirkette Çalışmadığı iddia edilen personellerle ilgili olarak dosya ve ekinde; herhangi bir SGK Müfettişliği yada başkaca kurum inceleme elamanınca yapılmış bir TESPİTE rastlanılmamıştır. Şeklinde görüş bildirilmiştir.Heyette yer alan diğer bilirkişiler ... ve ....'ın sunduğu raporda özetle;
Hukuki tavsifi ve nihai takdiri mahkemeye ait olmak üzere yukarıda detaylı biçimde açıklanan sebeplerle (davacının davalı ...'dan 159.772,04 TL alacaklı olduğu, davacı şirketin davalı ...'ı çıkartmak için GK kararı alması gerektiği, ancak dava şartı mahiyetinde olan bu kararın alınmamış olduğu; birleşen haklı sebeple fesih davasında şirketin haklı sebeple feshi için gereken şartların oluştuğu, birleşen yöneticinin azli davasında haklı sebebin müdürlükten azil için de mevzu bahis olacağı; bu çerçevede mahkemenin alternatif çözüme hükmetmek konusunda yasa gereği yetkisinin olduğu, alternetif çözümler çerçevesinde şirketin feshini talep eden davalı ...'ın hissesinin şirket tarafından satın alınmasına karar verebileceği, zira davacı ...'ın da talebinin (davalı ...'ın şirketten çıkartılması) bu olduğunun dava dosyasından görüldüğü, mahkemece bu yönde bir karar verilirse davalı ...'ın ayrılma akçesi olarak (1.213.583,87 TL - 159.772,04 =) 1.053.811,83 TL talep edebileceği, belirlenmiştir.Mahkememizin 15/10/2021 tarihli bilirkişi ek inceleme kararı uyarınca Dosyanın bilirkişiler...., .... ve ...'a verilerek kasada ve depoda bulunan (üç koli evrak) evrak ve klasörler de incelenmek suretiyle taraf vekillerin, ayrı ayrı sunulan bilirkişi raporlarına karşı beyan ve itirazlar da gözetilerek heyet halinde ek rapor düzenlen -mesinin istenilmesine karar verilmiştir.Bilirkişi heyeti raporunda özetle; Hukuki tavsifi ve nihai takdiri mahkemeye ait olmak üzere yukarıda detaylı biçimde açıklanan sebeplerle davacının davalı .....'dan 109.465,66 TL alacaklı olduğu, davacı şirketin davalı .....'ı çıkartmak için GK kararı alması gerektiği, ancak dava şartı mahiyetinde olan bu kararın alınmamış olduğu; birleşen haklı sebeple fesih davasında şirketin haklı sebeple feshi için gereken şartların oluştuğu, birleşen yöneticinin azli davasında haklı sebebin müdürlükten azil için de mevzu bahis olacağı; bu çerçevede mahkemenin alternatif çözüme hükmetmek konusunda yasa gereği yetkisinin olduğu, alternatif çözümler çerçevesin de şirketin feshini talep eden davalı ...'ın hissesinin şirket tarafından satın alınmasına karar verebileceği, zira davacı ...'ın da talebinin (davalı ...'ın şirketten çıkartılması) bu olduğunun dava dosyasından görüldüğü, mahkemece bu yönde bir karar verilirse davalı ...'ın ayrılma akçesi olarak (1.213.583,87 TL - 109.465,66 TL =) 1.104.118,21 TL talep edebileceği, şeklinde değerlendirme ve görüşler bildirilmiştir.Netice olarak, tüm dosya kapsamı alınan bilirkişi raporları ve sunulan itirazlar gözetilerek mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre;Mahkememizde görülen asıl dava ortaklıktan çıkarma ve yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası olup, davacı tarafın davalı ...'dan yönetici sorumluluğu kapsamında 109.465,66 TL alacaklı olduğu yapılan hesaplamalar sonucunda bilirkişi raporu ile belirlenmiş olmakla ve alınan raporun hükme esas alınmaya elverişli olarak kabulünün gerektiği kanaatine varılmakla, 109.465,66 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. Bu davadaki diğer talep olan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin davacı şirketin davalı ...'ı çıkartmak için GK kararı alması gerektiği, ancak dava şartı mahiyetinde olan bu kararın alınmamış olduğu anlaşıldığından davalı ...'ın ortaklıktan çıkarılması talebi yönünden, HMK 114/2 maddesindeki dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. Birleşen mahkememizin 2018/423 esas sayılı dosyasında davacı ... tarafından davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istenilmiş olup, Limited şirketin haklı sebeple feshine ilişkin TTK 636/3'e göre “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” Haklı sebeple fesih davasının davacısı olan ortağın (...) kusurlu davranışlarının (muhasebeci olmasına rağmen defter ve belge düzenindeki usulsüzlükler, şirkete olan borcu), diğer ortağın (...) kusurlu davranışlarına (kira sözleşmesinin sona ermesi ve merkezin taşınması olgusu, ancak burada kiranın yüksek kalması ve taşınmaya ilişkin iddialar ve ilgili GK'ya ilişkin taraf beyanlarından açık bir sonuca varılamaması karşısında davalı ...'ın kusurunun daha hafif olduğu kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporlarında yapılan değerlendirmelere ve mahkememizde oluşan kanaate göre haklı sebeple fesih davasında şirketin haklı sebeple feshi için gereken şartların oluştuğu belirlenmiş olmakla, kusur durumları da dikkate alınarak şirketin devamlılığının mahkememizce daha uygun olarak görülmesi karşısında, alternatif çözüme hükmetmek konusunda TTK 636/3 maddesi kapsamında alternetif çözümler çerçevesinde şirketin feshini talep eden ...'ın hissesinin şirket tarafından satın alınması yolu ile, davacı ...'ın davalı ... Limited Şirketi'nden çıkmasına, çıkma payı olarak karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerine göre bilirkişi raporunda belirlenen 1.213.583,87 TL'nin davalı şirketten alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.Birleşen İstanbul 5 ATM'nin 2018/702 esas sayılı dosyasında müdür olan davalı ...'ın müdürlükten azline yönelik dava olduğu anlaşılmış olup, müdürün görev süresi dava sürecinde dolduğundan azli gereken müdürlük görevi olmadığından konusuz kalan bu dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Haklı sebebe ilişkin bilirkişi raporundaki değerlendirmeler ve mahkememizde bu yönde oluşan kanaat uyarınca, azli talep edilen müdür ...'ın dava tarihi itibari ile azledilmesi hususunda haklı gerekçelerin oluştuğu anlaşıldığından, her ne kadar müdürün görev süresinin dolmuş olması sebebi ile bu davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, dava tarihindeki haklılık durumuna göre davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolunmuştur."gerekçesi ile,
'' 1-Asıl davada;

A-Davalı ...'ın ortaklıktan çıkarılması talebi yönünden, HMK 114/2 maddesindeki dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine,
b-109.465,66 TL'nin davalı ...'dan alınarak, davacılara verilmesine,

c-Fazla talebin reddine,

2-Birleşen mahkememizin 2018/423 esas sayılı dosyasında;
Davacı ...'ın davalı şirket hakkındaki fesih ve tasfiye talebinin reddine, davacı ...'ın davalı ... Limited Şirketi'nden çıkmasına, çıkma payı olarak karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerine göre belirlenen 1.213.583,87 TL'nin davalı şirketten alınarak davacı ...'a verilmesine,

3-Birleşen İstanbul 5. ATM'nin 2018/702 esas sayılı dosyasında;
Müdür olan davalı ...'ın müdürlükten azline yönelik dava, müdürün görev süresinin dolmuş olması sebebi ile konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacılar birleşen davalarda davalılar vekili (katılma yoluyla) ve asıl davada davalı birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacılar birleşen dosyalarda davalılar vekilinin katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile 1.721.796 TL tazminat talep edilmiş olup yerel mahkemece 109.465,66 TL'nin davalı ...'dan alınarak, davacılara verilmesine karar verildiğini; dosyaya sunulmuş birinci bilirkişi raporunda ve özel denetim raporunda gerçek zararın talep tutarı kadar olduğunun belirlendiğini; bu nedenle mahkemenin bu eksik kabulünün düzeltilerek talepleri gibi 1.721.796 TL tazminat ödenmesine ve fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına karar verilmesini HMK 348. maddesi çerçevesinde talep ettiklerini, Birleşen dosyalardan 2018/423 E. Sayılı dosyada " Davacı ...'ın davalı şirket hakkındaki fesih ve tasfiye talebinin reddine, davacı ...'ın davalı ... Limited Şirketi'nden çıkmasına, çıkma payı olarak karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerine göre belirlenen 1.213.583,87 TL'nin davalı şirketten alınarak davacı ...'a verilmesine" karar verildiğini; mahkemece, çıkma akçesinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi yerine "ödenmesine" karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını; mahkemece kararın bu şekilde düzeltilmesi gerektiğini, Avukatlık ücretlerinin tamamının her dosya için karşı tarafa yükletilmesi gerekmekteyken aksinin kabulünün de hukuka uygun olmadığını, İleri sürerek, anılan nedenlerle, HMK 348. Maddesi çerçevesinde; yerel mahkeme kararının kaldırılarak, asıl davada 1.721.796 TL tazminat ödenmesine ve fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına; birleşen davada da çıkma akçesinin tespiti ile yetinilerek hüküm tesis edilmesine, tüm yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı birleşen dosyalarda davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davada davalının ortaklıktan çıkarılması talebi dava şartı yokluğundan reddedilmiş olsa da yapılan hatalı hesaplama sonucu davacıya 109.465,66 TL borçlu olduğunun tespitinin yerinde olmadığını davacılar tarafından iddia edilen hususları ispata yarayacak hiçbir bilgi ve belge sunulmadığını, ticari defterlerin güvenilir, denetime açık ve anlaşılır olmadığını, envanter defterlerinin kapanışlarının yasal sürede yapılmadığını, davacı beyanları esas alınarak ve varsayıma dayalı hesaplamalarla hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını,Dosyadaki raporlardan 16.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda; ... Şti.'ne ait olduğu bildirilen 2011-2012-2013-2014-2015 yıllarına ait fiziki ticari defter kayıt ve belgelerinin incelenmediğinin, dosyadaki belgelere göre rapor düzenlendiğinin, yevmiye defteri olduğu bildirilen excel dökümlerinde, yevmiye madde numaralarının birbirini takip etmediğinin, ticari defterlerin birbirini teyit etmediğinin, tek düzen hesap planına uygun olarak işlenmediğinin, denetime açık ve anlaşılır bir şekilde tutulmadığının belirtildiğini,Davalının şirkete borçlu değil, şirketten alacaklı olduğunu, buna ilişkin şirkete ait EURO ve TL hesap dökümleri dosya kapsamında yer alsa da bilirkişilerin bu belgeler üzerinden herhangi bir inceleme yapmadıklarını; bilirkişi heyetinin ek raporda; davacının senetler hesabında davalının şirkete borçlu olduğu tespit edilen 90.473,00 TL'nin doğru ama eksik olduğunu bildirdirdiği; ancak eksikliğin tutarını ve nereden kaynaklandığını gösterir herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı hususunu tespit etmesine rağmen, 90.473,00 TL'lik tutarı 121 Alacak Senetleri hesabında davalı lehine kabul edilen alacaktan düşerek çelişki yarattığını; oysa 16/03/2021 tarihli raporda, 121 Alacak Senetleri hesabının kapalı bir hesap olduğu ve bu hesaptan nakdi para çıkışının mümkün olmadığı, dolayısıyla 472.082,08 TL'lik işlemin nakdi bir para çıkışı olmadığı hususununun isabetle tespit edildiğini, buna rağmen 90.473,00 TL'nin bu meblağdan çıkartılarak davalının alacaklı olduğu miktarın düşürülmesinin çelişki oluşturduğunu,Davacı tarafından iddia edilen şirkette çalışmamasına rağmen çalışıyormuş gibi gösterilen personel hususunda ispata yarar herhangi bir delil sunulmadığını; buna rağmen 20/10/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; davacı tarafın talep etmiş olduğu kişilerin SGK hizmet listesinde toplam prim tutarının 358.958,04 TL olduğu, davacı şirket SGK hizmet listesinde yer alan, davacı şirket bünyesinde çalışmayan ancak çalışıyormuş gibi gösterilen personele ilişkin davacı tarafın, 358.958,04 TL brüt ücret, brüt ücretin 015,5 işveren SGK payı 55.638,50 TL. ve brüt ücretin 02 işveren İşsizlik payı 7.179,16 TL olmak üzere toplam 421.775,70 TL maliyete katlandığı, bu tutarın kök raporda hesaplanan davalının davacı tarafa olan 159.772,04 TL borcuna eklenmesi gerektiği tespitlerinin yapıldığını, oysa dosya kapsamında SGK müfettişlerince bu yönde yapılmış bir tespit bulunmadığını, nitekim 16/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda; dosya içerisinde dökümü bulunan personele ilişkin davacı şirket bünyesinde çalışmadıklarına dair herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığının belirtildiğini, ek raporda değerlendirmeye alınan 06/11/2019 tarihli ... Anonim Şirketi raporu ("Metot Raporu") daha önceki bilirkişi raporlarına esas alınmamışken herhangi bir hukuki dayanak gösterilmeden dikkate alınarak buna göre hesaplamalarda bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, kabul etmemekle birlikte; Metor Raporu'nda mevcut olan ifade tutanaklarından birlikte çalışmamış, farklı zamanlarda farklı şehirlerde çalışmış kişilere birbirleriyle ilgili sorular sorulduğunun görüldüğünü, ifadelerine itibar edilen şahıslar söz konusu şirkette 2012 yılı sonrası çalışmış olup bu kişilere 2012 yılından önce şirkette çalışan kişilerle ilgili sorular sorulduğunu; sadece bu hususun bile raporun ne denli dayanaksız olduğunu ortaya koyduğunu, SGK veya ilgili vergi dairesine yapılacak başvuru ile bu konuda yeterli bilgi ve belgeye ulaşılabilecekken bu yola gidilmeyip taraflı olarak hazırlanan Metot Raporu'na ve objektif olmayan tanık beyanlarına dayanıldığını, böyle bir yol izlenmesinin sebebinin de şirket müdürü pozisyonunda olan ...'ın sorumluluğunun doğması olduğunu, şirkete 2012 yılında müdür olarak atanan ...'ın şirkette çalışmadıklarını iddia ettiği kişilerin işe başlama - çıkış bildirimlerini, maaş ve SGK ödemelerini ve diğer ödemeleri gözden kaçırmış olması ya da basiretli bir tacir olarak bunları fark edememesinin şirketi yönetme kabiliyetinden yoksun olduğunu da gösterdiğini, Bilirkişi ek raporundaki; "Davalı tarafın bilirkişi raporuna beyan ve itiraz dilekçesinde bahsettiği üzere, davacı taraf ticari defter kayıt ve belgelerine göre 2014 yılı sonu itibari ile 101 Alınan Çekler Hesabında tutulan 1.166.604,39 TL çek bedelini 121 Alacak Senetleri Hesabına virmanlamış, 121 Alacak Senetleri Hesabına virmanlanmış olan 1.166.604,39 TL. çek bedeli 2015 yılında ilgili 101 Alınan Çekler Hesabı ile 222.800,00 TL bedelli davaya konu çekleri aşağıda görüntü bulunan yevmiye maddesi ile davalı ...'a verildiğine dair kayıt işlenmiştir. Davalı tarafından 03.03.2015 tarihinde 212.000,00 TL. ve 26.03.2015 tarihinde ise 10.800,00 TL'lik toplam 222.800,00 TL bedelli tutarın davacı taraf... hesabına yatırılmış olduğu, davalı tarafından... banka hesaplarına göre 497.176,71 TL alacaklı olduğu bedelden düşülmesi gerekmektedir." şeklindeki tespitin hatalı olduğunu, davalının Kuveyt Türk banka hesabında yatırdığı bedelin, alacağı olan 497.176,71 TL'den düşülmesinin fahiş bir hata olduğunu, dosyaya uzman görüşünde 222.800,00 TL tutarında çeklerin davalı hesabına virman yapıldığının, buna karşılık 03.03.2015 tarihinde 212.000,00 TL, 26.03.2015 tarihinde ise 10.800,00 TL'lik tutarın davacı şirketin... hesabına yatırıldığının, bu kayıtlardan da anlaşılacağı üzere davalı ...'ın cari hesabına alınan çekleri şirketin banka hesabına yatırması nedeniyle hesap bakiyesinin sıfır olduğunun belirtildiğini,Ek rapordaki "Davacı şirkete ait... Bankasına ait hesap hareketlerinin incelenmesinde, dava dışı .... Şti.'ne verilen ...nolu çekin 05.03.2008 tarihinde 121.770,00 TL. olarak hesaptan ödendiği görülmektedir. Kök raporumuzda dosya içerisine sunulan çek fotokopisi incelenmiş olup, banka kayıtlarından çekin kim tarafından tahsil edildiği anlaşılamamaktadır." tespitinin de hatalı olduğunu, davacı şirketin yevmiye defteri ve defteri kebir incelendiğinde ilgili çekin .... ... Limited Şirketi'ne ticari faaliyetler sonucu mal satın alma bedeli olarak verildiğinin açıkça görüldüğünü, bilirkişiler tarafından yalnızca çek fotokopisi üzerinden değerlendirme yapılarak davalının borç hanesinin yükseltildiğini, 23.02.2018 tarihli ve 101 yevmiye numaralı muhasebe kaydı ile ... numaralı....'ya ait makbuzun da çekin bu şirkete teslim edildiğini ispatladığını, davalı ...'ın şahsi hesabından 05.03.2008 tarih ... dekont numaralı dekont ile 122.000,00 TL çekildiğini ve şirket banka hesabına yatırıldığını, mahkemece bu hususun araştırılmadığını, davalının şahsi hesabından çekilen paranın 321 Ortaklar Cari Hesabına kaydedilmiş olması ve çekin keşide tarihinin ve tutarların uyuşmasının ispat oluşturur ve haklılıklarını ortaya koyar nitelikte olduğunu, Bilirkişi ek raporunda 26.03.2015 tarihinde ..... hesabına sehven gönderilen 210,00 TL 'nin davalı alacağından mahsup edildiğini, oysa gönderilen bu miktarın 31/03/2015 tarihinde tamamen iade edildiğini; banka ekstresinin dosyada mevcut olduğunu, ancak bilirkişi heyetinde değerlendirilmediğini,Birleşen 2018/423 esas sayılı dosyada, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi taleplerinin reddine ve bunun yerine davacının şirketten çıkmasına, çıkma payı olarak 1.213.583,87 TL'nin davalı şirket tarafından davacıya ödenmesine karar verildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında fesih ve tasfiye için haklı sebeplerin oluştuğunu açıkça belirttiğini, 20.10.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda davacı ...'ın kusurunun davalı ...'ın kusuruna oranla daha ağır olduğu tespitinde bulunulduğunu, mahkemenin bu hususta herhangi bir hukuki inceleme ve değerlendirme yapmadan raporu doğrudan hükme esas aldığını, bilirkişi ek raporundaki hukuki tespitlerin HMK'nun 279 ve Bilirkişilik Kanunu'nun 3/2 maddelerine aykırı olduğunu, davalı ...'ın yönetim hakkını ve temsil yetkisini kötüye kullandığı, kusurlu hareketleri ile şirkete zarar verdiği, basiretli bir tacir olmaktan yoksun olduğu, şirketin mevcut kar durumu ve yönetimsel sıkıntıları açıkça ortadayken bilirkişilerin yetkilerini aşarak davacının kusurunun daha fazla olduğunu ifade etmeleri üzerine şirketin feshi yerine davacıyı şirketten çıkarma kararının yerinde olmadığını, uzun süre boyunca müdürlük görevini yetersiz bir şekilde yürüten ... yerine davacının şirketten çıkarılması kararının uygun olmadığını, Davalı ... tarafından ...'yı temsilen gönderilen bila tarihli, "Olağan Genel Kurul Toplantısına Çağrı Mektubudur” başlıklı yazı ile "Şirket Yönetim Kurulunun 22.02.2018 tarihli kararına istinaden, 30.03.2018 tarihinde, saat 15.00'te .... Mahallesi...Caddesi ... Blok Kat:.. No:.../İstanbul” adresinde "Olağan Genel Kurul Toplantısı” yapılacağı ve "finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetle me raporları ve yönetim kurulunun kar dağıtım önerisi genel kurul toplantısından en az on beş gün önce şirket merkezinde ve şubelerimizde pay sahiplerinin incelenmesine hazır bulundurulacağı” bildirilmişse de davalı tarafından çağrı mektubu altında yer alan şirket kaşesinde bulunan telefon ve faks numaralarına ulaşılamadığını, toplantının yapılacağı bildirilen adrese fiilen gidildiğinde ise adresin kapalı olduğunu ve boş bir oda olduğunun görüldüğünü, içeri girilemediğini, herhangi bir görevli de bulunamadığını, şirketin merkezi adresi olan. ... adresine gidildiğinde ise adreste başka bir ticari şirketin faaliyette olduğunun ve hâlihazırdaki çalışanlarının ... isimli bir şirketin varlığından dahi haberdar olmadığının tespit edildiğini, öncesinde kapalı ve boş olan Genel Kurul toplantısının yapılacağı adres olarak bildiren yere gidildiğinde kapalı olan kapının açıldığını, içerideki odaların birinde iki masa birkaç sandalye olduğunun, masaların birinin üzerinde enerji kablosu bile olmayan göstermelik bir bilgisayar bulunduğunun, odada internet bağlantısı sağlamak için zorunlu telefon veya kablosuz internet hizmetlerinin sağlanması için gerekli hatların olmadığının, bağlantı notlarındaki prizlerin bile sökülü olduğunun tespit edildiğini, böylece şirketin %50 hissedarı olan davacı açısından şirketin fiziken ve kayden ulaşılamaz hale getirildiğini, bu aşamada genel kurul toplantısı yapılarak sağlıklı kararlar alma imkânının olmadığının ortaya çıktığını ancak şirket müdürü davalı ...'ın adeta tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş gibi genel kurul toplantısını başlatmak istediğini, ancak divan başkanı seçimi dahi yapılamadığını, şirket merkezinde bulunması gereken masa, sandalye, telefon gibi asgari demirbaşların, bunun yanında muhtemel ticari varlıkların usulüne uygun herhangi bir karar olmaksızın şirket merkezi dışına taşınması ceza hukuku bakımından emniyeti suistimal suçunu oluşturacağını; şirket müdürünün en önemli görevinin şirket varlıklarını korumak ve hatta artırmak olduğunu; somut olayda şirketin varlıklarını koruma ve artırmaya ilişkin hiçbir çaba olmadığı gibi şirket merkezindeki asgari demirbaşların bile yok edildiğini, hatta merkezin başka bir ticari şirkete terk edildiğini, ayrıca şirketin ticari durumuna ilişkin hiçbir bilgi/belgenin de hissedarlara sunulmadığını; süreç içerisinde müdür ... tarafından yok edilen varlıkların ve şirketin mevcut finansal varlıklarının akıbetinin ne olduğu sorularına hiçbir şekilde cevap verilemediğini, dosyaya mübrez Şirket Ana sözleşmesinin 'Merkez' başlıklı 4. Maddesinin "Adres değişikliğinde yeni adres ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş olmasına rağmen adresten ayrılmış yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum fesih sebebi sayılır." hükmü bulunduğunu, davalı ...'ın; ilgili bilgi ve belgeleri temin ederek olağan genel kurul yapması gerekirken, hiçbir açıklama yapmadan adres değişikliği gündemli olağanüstü genel kurul toplantısı gerçekleştirmeye çalışması, üstelik bunun için de gerekli olmayan birtakım belgeler üreterek, art arda farklı tarihlerde olağanüstü genel kurul toplantısı çağrısı yapması şirketi sevk ve idare edecek yeteneği haiz olmadığını ortaya koyduğunu, Davacı ...'a ödenecek ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın tarihteki piyasa değeri ile hesaplanması, bu hususta ayrıca kıymet takdiri yapılması, davalıya yapılacak ödeme gerçekleşene kadar davanın derdest kalması ve aksi takdirde şirketin infisahına karar verilmesi gerektiğini, SGK prim borcu adı altında yapılan hesaplama sonucu tespit edilen 421.775,70 TL'nin davacı alacağından düşülmesinin kesinlikle kabul edilemediğini, bunun haricinde kaynağı belli olmayan ve bununla ilgisi bulunan herhangi bir delil olmayan 90.473,00 TL'nin hesaptan mahsup edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu nu; yine daha önceki beyan ve itirazları dikkate alınmayıp muhasebe fişleri göz önünde bulundurulmadan yapılan hatalı hesaplama sonucu 222.800,00 TL'nin borç olarak hesaba eklenmesinin son derece yanlış olduğunu; ....'ya verilen çekler açıkça ispat edilmiş olup bu hususta 121.770,00 TL borç tespit edilmesinin abesle iştigal olduğunu; davacının şahsi hesabından şirket hesabına aktardığı 122.000,00 TL'nin araştırılması da yapılmamış olup eksik incelemeyle karar verildiğini; bir diğer hatalı tespitin ise davalı tarafından sehven yatırılan 210,00 TL'nin, tamamen iade edilmiş olmasına rağmen, davacı alacağından mahsup edilmiş olması olduğunu; hesaplama yönünden beyan ve itirazları değerlendirilmeden eksik ve hatalı bir şekilde oluşturulan rapor doğrultusunda tesis edilen Yerel Mahkeme kararının hatalı olduğunu;İleri sürerek, arz ve izah edilen nedenlerle ve fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; tehiri icra ve duruşma taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının asıl davada davalı birleşen 2018/423 esas sayılı davacı aleyhine olan kısımlarının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava; davalının davacı limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkarılması ve yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine, birleşen İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/423 esas sayılı dosyası; davalı limited şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi istemine, birleşen İstanbul 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/702 esas sayılı dosyası davalının, dava dışı .... Şti. Müdürlük görevinden haklı nedenle azli istemine ilişkin olup, mahkemece; asıl davada, ortaklıktan çıkarma isteminin dava şartı yokluğundan usulden reddine, tazminat isteminin kısmen kabulüne; birleşen İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/423 esas sayılı dosyasında fesih ve tasfiye isteminin reddi ile davacını haklı nedenle ve çıkma payı mukabilinde ortaklıktan çıkmasına, birleşen İstanbul 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/702 esas sayılı dosyasında konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Asıl davada davacılar, birleşen davalarda davalılar vekili tarafından; asıl davada tazminat tutarının eksik hesaplandığı, birleşen İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/423 esas sayılı dosyasında, çıkma payının yalnızca tespiti gerekirken davacıya ödenmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, hem asıl hem de birleşen davalarda tüm yargılama ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiği yönündeki istinaf sebepleri ile asıl ve birleşen davalarda verilen kararlara karşı kısmi istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl davada davalı, birleşen davalarda davacı vekili tarafından; asıl davada davalı aleyhine hükmedilen tazminat isteminin reddi gerektiği, tazminat tutarına yönelik bilirkişi raporlarındaki hesaplamaların hatalı olduğu, rapora itirazların dikkate alınmadığı, birleşen İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/423 esas sayılı dosyasında haklı nedenle fesih ve tasfiye koşulları oluşmasına rağmen bu talebin reddinin hatalı olduğu, çıkma payı hesabının da hatalı olduğu ve rapora itirazlarının dikkate alınmadığı yönündeki istinaf sebepleri ile asıl ve birleşen İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/423 esas sayılı dosyasında verilen kararlara karşı kısmi istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl davada davacılar vekilinin dava dilekçesinde; davalı ortak ve şirket eski müdürünün haklı nedenle ortaklıktan çıkartılmasına, ayrıca davalının şirket müdürü olduğu dönemlerdeki usulsüz işlemleri nedeniyle 1.721.796 TL tutarında tazminatın davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından 29/01/2019 tarihli celse ara kararı ile; davacıların her birinin hangi kalemlerde ve ne tutarda tazminat talep ettiklerinin açıklanması için davacılar vekiline kesin süre verilmiş, davacılar vekili 14/02/2019 tarihli dilekçesi ile; her iki davacı açısından da 1.721.796 TL tazminat tutarının tamamının davacı .... Şti.'ye ödenmesini talep ettiklerini, TTK 555 maddesi uyarınca şirket ortağının da tazminatın şirkete ödenmesini talep hakkı bulunduğunu, davacı ...'ın talebinin TTK 555. Maddesine dayalı olduğunu, dava dilekçesinde talep edilen 1.721.796 TL' sını oluşturan kalemlerin 189.030,00 TL'lik kısmının davalının sermaye taahhüdünü yerine getirme işlemlerinde yaptığı usulsüzlükle uhdesine aktardığı tutar olduğunu, 211.669,00 TL'lik kısmının şirket adına tahsil edilip şirkete ödenmeyen çeklere dayandığını, 480.367,00 TL'lik kısmının alacak senetlerinden kaynaklandığını, 500.000,00 TL'lik kısmının davalının... Bankası hesabından çekip, şahsi hesabına yatırdığı tutar olduğunu beyan ettiği görülmüştür. Bu durumda asıl davada tazminat isteminin davacı gerçek kişi ortak tarafından, TTK'nun 644/1-a maddesi atfı ile TTK'nun 553 ve 555/1 fıkrası kapsamında ileri sürülen, şirket zararının şirkete ödenmesi istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Nitekim TTK'nun 556/1 fıkrası uyarınca pay sahibi tarafından açılan sorumluluk davalarında, pay sahibi kural olarak zararın yalnızca şirkete ödenmesini talep edebilir. HMK'nun 26 maddesi uyarınca hakim talep edilenden fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez. Yapılan bu saptamalar karşısında mahkemece asıl davada talep aşılarak hükmolunan tazminatın davacı şirket yerine her iki davacıya ödenmesine dair hüküm tesisi doğru görülmemiş, kamu düzenine ilişkin bu yanılgı re'sen nazara alınmıştır. Asıl davada davacı şirketin sicil kayıtları incelendiğinde, şirketin 13/04/2007 tarihinde 200.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, sermayenin 8000 adet paydan oluştuğu, dava dışı...'ın 6000 adet pay ile ve davacı ...'ın 2000 adet pay ile kurucu ortak oldukları, şirketin kuruluşunda şirket müdürü olarak dava dışı...'ın ilk on yıl için müdür olarak seçildiği, ....'nın 28/09/2010 tarihli devir sözleşmesi ile paylarının tamamını davalı ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığı, 90/09/2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile, pay devrinin kabulüne, ...'nın müdürlük görevinin devamına, şirket esas sermayesinin 800.000,00 TL artırılarak 1.000.000,00 TL yapılmasına, pay adedinin 40.000 olmasına karar verildiği, kararın sivile tescil ve gazetede ilan edildiği, 30/10/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile Salih Aydın'ın paylarının 10.000 adedinin ....'ye devri işleminin kabul edildiği, böylece Salih ve Selami'nin şirkete %50'şey pay ile ortak oldukları, yine aynı kararda ....'nın müdürlük görevinsden istifası nedeniyle müdürlük görevinin sona erdirilmesine ve ...'ın on yıl süre ile müdür olarak atanmasına karar verildiği, asıl dava tarihi itibariyle asıl dava davacısı ...'ın şirket müdürü olduğu, asıl dava davalısı ...'ın şirketin kuruluşundan bu yana şirket müdürü sıfatının bulunmadığı, nitekim asıl dava davcılarının davalı ...'in .... ve ...'den aldığı vekaletlerle şirketi fiilen idare ettiğinin ileri sürüldüğü, asıl davada davalıya karşı ileri sürülen taleplerden birinin yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat istemi olduğu nazara alındığında, davalının dava dışı müdür ... ve davacı ...'den aldığı vekaletlerin kapsamına göre, limited şirket yöneticisi sıfatının bulunup bulunmadığının, tartışılıp değerlendirilmemesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Asıl davada; davacı şirketin davalıya karşı açtığı davanın yasal dayanağının açıklanmadığı, mahkemece davacı şirketin davalıya karşı açtığı davanın dayanağının açıklanması için davacı şirket vekiline süre verilmesi, davacı şirketin davalıdan talebi yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkin ise, yöneticiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının şirkete ait olduğu, şirket tarafından yönetici sorumluluk davası açılabilmesi için 6102 sayılı TTK'nın 618/3-c bendi ve Yargıtay'ın emsal içtihatlarına göre şirket genel kurulunda sorumluluk davası açılması için karar alınmasının gerektiği, bu hususun eksikliği giderilebilir dava şartı olduğu nazara alınarak, davacı şirket vekiline bu yönde alınmış genel kurul kararı varsa dosyaya sunması, yok ise karar alınarak ibrazı için kesin süre verilmesi ve sonucuna göre değerlendirme yapılmasının gerektiği (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2024/6095 esas, 2025/5476 karar sayılı; 2024/885 esas, 2025/375 karar sayılı, 2014/5386 esas, 2014/14890 karar sayılı ilamları) anlaşılmış, kamu düzenine ilişkin bu husus dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Asıl davada, davalı tarafından şirkette çalışmadığı halde çalışmış gibi gösterilen personel nedeniyle şirketin zarara uğradığı iddiası bilirkişi raporlarında irdelenirken, davacılar tarafından sunulan SGK hizmet dökümü listelerine dayalı hesaplama yapıldığı, ancak bu kişilerin işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri dosya arasına alınmadığı gibi, bu kişilerin şirkette gerçekten çalışmadıklarına yönelik iddianın ispat edilip edilemediği hususunda bir değerlendirme yapılmadığı, davalının raporlara yönelik itirazlarının mahkeme gerekçesinde de karşılanmadığı anlaşılmış olup, davalının istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur. Birleşen 2018/423 esas sayılı dosyada; birleşen davacı ...'ın çıkma payı hesaplanırken, şirket bilançoları üzerinden kaydi hesaplama yapıldığı, oysa şirketin duran ve dönen tüm malvarlıklarının listesinin dosyaya celbi sağlanarak, değeri teknik inceleme gerektiren malvarlığı unsurları bakımından uzman bilirkişiler marifetiyle ve gerekli görülmesi halinde keşfen inceleme yapılması, buna göre çıkma payı alacağının hüküm tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin hesaplanmasının gerektiği, birleşen davada davacının bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; asıl davada davalı, birleşen 2018/423 esas sayılı davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen ve kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355,353/1-a4,353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, taraf vekillerinin asıl ve birleşen davalara yönelik diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- Asıl davada davalı, birleşen 2018/....esas sayılı davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen ve kısmen kabulü ile KABULÜ ile; İstanbul.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../01/2023 tarih ve 2015/..Esas ve 2023/... Karar sayılı kararının HMK'nın 355,353/1-a4 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,

2-Taraf vekillerinin asıl ve birleşen davalara yönelik diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,

3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara iadesine,

5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.