İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında “Konsinye Malzeme Sözleşmesi” tanzim ve imza edildiğini, işbu sözleşme kapsamındaki ürünlerin davalı şirket tarafından müvekkili şirkete teslim edildiğini, SGK tarafından 24.02.2020 tarih ve .....E.3321563 sayı ve “Yersiz Ödeme Bedeli Hk.” başlıklı yazısı ile müvekkili şirkete, “Merkezimizce yapılan inceleme neticesinde, 2018 - 2019 yıllarında hastalarda kullanılan malzeme bedelleri nin yüksek fiyatlı SUT kodundan kurumumuza fatura edildiği tespit edildiğini, konuyla ilgili olarak, hastalar adına fatura edilen 2018 yılı için 51.665,09 TL, 2019 yılı için 154.723,61 TL olmak üzere toplam 206.376,70 TL yersiz ödeme bedeli faiziyle birlikte, merkezinizin kurumumuz alacaklarından tahsil edilecek tir.” Şeklinde dönüş yapıldığını, davalı şirket tarafından, müvekkili şirket hastanelerinde yapılan işlemlerle ilgili olarak SGK tarafından iletilen hasta listelerin deki hastalara yapılan işlemlerin incelemeye başlandığını, inceleme neticesinde de davalı şirket tarafından usulsüz faturalama yapıldığının tespit edildiğini, kısaca müvekkili hastanede, hastalara kullanılan malzemelerin niteliğinin davalı şirket tarafından gerçeğe aykırı bir şekilde ve .... aleyhine olacak şekilde değiştirildiğini, müvekkili şirket tarafından 31.01.2020 tarih ve .....fatura numaralı 361.800,00 TL bedelli e-fatura’ nın karşı taraf adına tanzim edilmiş ancak karşı tarafa yapılan tüm yazılı ve sözlü başvurulara rağmen söz konusu e-fatura tutarının müvekkili şirkete ödenmediğini, e-faturanın da iade de edilmediğini, sonuç olarak, öncelikle davalı şirketin malvarlıkları üzerine tedbir konulmasına, ayrıca müvekkilinin hakedişlerine SGK tarafından kesinti yapılmış olmasın dan dolayı müvekkilinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’sinin davalı şirket’ten tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hastaneye yatan hastalarda hangi tip malzeme kullanıldığının bilgisinin davacı tarafından müvekkili şirkete iletilmekte olup müvekkili şirketin bu bildirim üzerine davacı tarafa fatura kesildiğini, bu bildirimin hastane tarafından müvekkili şirkete ya konsinye kullanım belgesi ile veya ameliyat sonrası davacı tarafın yetkili personeli tarafından bildirildiğini, müvekkili şirketin de davacı tarafından yapılan bu bildirimlere müteakip davacı tarafa fatura tanzim ettiğini, kullanılan malzeme bilgisinin tamamen davacı tarafından müvekkili şirket tarafından bildirildiğini, dava konusu 2019 yılına aİt müvekkili şirket kayıtlarına göre davacıya toplam 53 adet fatura kesildiğini, bu faturalarında davacı tarafın müvekkili şirkete bildirdiği hasta adı ve yine davacı tarafın hastada kullandığını bildirdiği malzemeler ve bunlara ilişkin SUT kodları bulunduğunu, her bir fatura kesilmeden önce davacı tarafla irtibata geçildiğini ve davacı tarafından kullanılan malzeme bilgisinin karşılıklı olarak teyitleşerek faturaların tanzim edildiğini, davacı tarafın bu faturaların hiçbirine itiraz etme diğini ve hepsini kabul ettiğini, müvekkili şirkete iade edilen tek bir fatura dahi bulunmadığını, diğer yandan bir an için davacının iddialarının haklı olduğunun düşünülmesi durumunda ve müvekkili şirketin gerçekten usulsüz fatura düzenlediğini varsaymaları halinde dahi SGK tarafından davacı nam ve hesabına ödenen fazla bedellerin neden müvekkili şirketten talep edildiğinin anlayabilmenin mümkün olmadığını, daha açık bir ifade ile, SGK’ ya fatura kesenin müvek kili şirket olmadığını, SGK ile müvekkili şirket arasında hiçbir bağ bulunmadığını, SGK tarafından ödenen ücretlerin doğrudan davacı hesabına yatırılmadığını, davacı tarafın SGK’ dan fazla ücret tahsil edildiğini iddia ederek bu davayı açmasına rağmen bu fazla ücreti tahsil eden müvekkili şirketin değil bizzat davacı nın kendisi olduğunu, nitelim SGK’ nın da bu nedenle “ Borç Tablosunda” müvekkili şirketi değil, davacı tarafı borçlu gösterdiğini, ayrıca fazla tahsil edilen ücret varsa bunun halen davacıda bulunduğunu, davacı tarafın anlamsız bir şekilde kendi kasasında bulunan bedeli müvekkili şirketten almaya çalıştığını, ....... Noterliğinin 06.02.2020 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarnamesinden görüleceği üzere davacı tarafın mevzu bahis yaptığı faturanın kendisine noter marifetiyle iade edildiğini ve fatura içeriğine de itiraz edildiğini, diğer yandan SGK’ nın davacıya çıkardığı borç miktarının bizzat davacının sunduğu belgeden görüleceği üzere toplamda 252.559,95 TL iken davacı tarafın müvekkili şirketten 361.800,00 TL talep ettiğini, 109.241,00 TL ilave bedeli davacı tarafın neden ve hangi belgelere dayanarak istediğini, sonuç olarak davacının haksız ve yersiz davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletil mesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi 12/04/2023 tarih ve 2020/377 Esas - 2023/288 Karar sayılı kararında; "......Taraflar arasında 01/02/2017 tarihli Konsinye Malzeme Sözleşmesinin düzenlendiği ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, bilirkişi raporunda bu hususun tespit edildiği, davalı yanın ticari defterleri incelenmediğinden davalı yönünden alacak borç kaydının tespit edilemediği, yapılan bilirkişi incelemesinde davacı tarafın ticari kayıt ve defterlerine göre davaya konu tazminatın temelini oluşturan 31.01.2020 tarihli ... numaralı 361.800,00 TL tutarındaki faturaya ilişkin olarak alacağından cari hesap borcu olan 104.580,01 TL'nin mahsup edilmesi sonucunda davalı yandan 257.219,99 TL alacağı bulunduğunun tespit edildiği, davalı yanın .... numaralı faturaya...... Noterliği kanalı ile 06.02.2020 tarihinde ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde ..... yevmiye numarası ile faturayı kabul etmediklerini ve iade ettiklerini bildirir İhtarmame düzenlediği, söz konusu ihtarnamenin 10.02.2020 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ şerhinin bulunması nedeni ile dava konusu faturanın usulüne uygun şekilde iade edildiği, Davacı ...Ş.' nin, yukarıda tarih ve yevmiye numarası belirtilmiş olan davalı tarafından kendilerine gönderilen iade faturaya ilişkin ihtarnameye cevap verilip verilmediğine ilişkin olarak dosya münderecatında herhangi bir bilgi ya da belge olmadığı, yeni bir fatura da düzenlenme diği, bu haliyle davalı tarafın ..... numaralı faturayı usulüne uygun olarak kabul etmediğinden dolayı, Davacı ..A.Ş.'nin davalı . ...... Şti.'ye 104.580,01 TL cari hesap borcunun bulunduğu, bu borcun sözleşmeden kaynaklı ticari ilişki kapsamında oluşan bir alacak olduğu, davacı tarafın davaya konu etmiş olduğu tazminat talebinin ise SGK'nın usulsüz faturalandırmalardan dolayı davacı şirketin kurumdan olan alacağına ilişkin SGK tarafından kesinti yapılacağı ihbar edilen bedele ilişkin olduğu, dosya kapsamında SGK tarafından davacı şirketin SGK'dan olan alacağına ilişkin halihazırda yapılmış bir kesintinin müzekkere cevaplarından ve tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere bu aşamada bulunmadığı ve yine taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmenin ilgili 4.4,4.5 ve 4.8 maddeleri uyarınca davacı yanın talepte bulunabilmesi koşulunun davacı şirket tarafından kullanılacak malzemelerin kurum (SGK) tarafından karşılanıp karşılanmadığının bilgisinin net ve doğru bir şekilde konsinye veren tarafından paylaşılması gerektiğinin anlaşıldığı, oysaki talebe konu tazminatın sebebinin davalı yanın usulsüz faturalandırılmadan kaynaklandığının iddia edildiği, dosya kapsamında incelenen sözleşmeye göre davacı tarafından davalıya hangi malzemelerin kullanıldığının bildirildiği ve düzenlenen faturaların ise bu bildirimlere istinaden düzenlendiği ve fatura kopyasının vakanın yapıldığı gün için içinde en geç ise ertesi gün davacı şirkete gönderileceğinin düzenlendiği, uygulamanın bu şekilde olmadığının ne davacı yan ne davalı yan tarafından iddia edilmediği, bu haliyle düzenlenen faturalardan her zaman davacı şirketin haberdar olduğu ve bu faturalara herhangi bir şekilde itiraz etmediği, yine sözleşmeye ilişkin SGK' nın davacı şirketin hakedişlerinden kesinti yapması halinde davacı yanın davalıdan olan alacağından mahsup edebileceği, kesintinin halihazırda henüz yapılmadığı, davacının incelenen ticari defterlerine göre davalıya 104.580,01 TL cari hesap borcunun bulunduğu da dikkate alındığında tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde bu aşamada davacının talep edebileceği henüz bir alacağının bulunmadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,
''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu, delillerin tartışılmadığını, dosya kapsamında alınan kök ve ek rapora istinaden eksiklikler giderilmeden hüküm tesis edildiğini, sadece bilirkişi raporuna atıf yapılarak gerekçe oluşturulmaya çalışıldığını, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu, Gerekçenin, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğrulu ğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli olduğu nu, bu Anayasal ve yasal zorunluluklara rağmen mahkemece verilen kararda HMK'nın 297. maddesine aykırı davranılarak kararın gerekçesiz olarak yazılma sının usul ve yasaya aykırı olduğunu, karar içeriğinin gerekçeli olarak yazılması gerektiğini, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları irdelenmeden, Anayasanın ve kanunun aradığı anlamda gerekçe oluşturulmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu ve bozmayı gerektirdiğini, Denetime elverişli bilirkişi raporu bulunmadığını, 05/07/2021 tarihli bilirkişi raporu ile SGK tarafından davacı yana ilgili tarihlerde gönderilmiş olan SUT hatasından kaynaklı fark ve cezalara ilişkin olarak davalı tarafça davacıya gönderilmiş olan faturalar incelendiğinde, SUT kodlarının SGK tarafından bildirildiği şekilde faturalarda hatalı olarak düzenlendiğinin, davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak faturaları hatalı olarak düzenlediğinin ve ayrıca davalı tarafın sözleşmeye aykırı edimi nedeniyle SGK tarafından müvekkilden hak ediş kesintisi yapıldığının bilirkişi tarafından tespit edildiğini,Davalı tarafın sözleşme kapsamındaki tüm yükümlülüklerine aykırı davrandığını, müvekkile herhangi bir bilgi verilmediğini ve yazılı olarak da değişikliklerle ilgili bildirimde de bulunmadığını, müvekkil tarafından kesinlen faturanın davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranmasından dolayı olduğunu, SGK tarafından müvekkile cezanın uygulandığını, davalı şirketin sözleşmeye aykırı şekilde SUT kodlarında hatalar yapmış olduğunu, tüm bunların bilirkişi raporu ile de açık ve net bir şekilde tespit edildiğini, Davalı şirketin sektörde benzer şekilde usulsüz işlemler tesis ettiğini, daha ucuz malzemeler kullanmasına rağmen, hastalara eriyebilen vida kullanıldığını iddia ederek faturalarını bu şekilde düzenlediğini ve uzun bir süre bu şekilde faturalanmasını sağladığını, müvekkil tarafından 2019 Ağustos ayında itiraz komisyonunda bu hususun tespit edildiğini, hemen girişimlere başladığını ve bu firmanın fatura ettiği tüm hastaları inceleyerek “Usulsüz” olanları tespit edip SGK'ya bizzat müvekkilin kendisinin ihbarda bulunduğunu, SGK tarafından karşılanmayan / kesinti / mahsup edilen bir malzemenin ödemesinin zaten firmaya yapılmaması gerektiğini, ancak müvekkil tarafından usulsüzlüğün tespit edildiği zamana kadar geçen süre boyunca davalının bu “usulsüz” olarak nitelendirilen malzemelerin bedellerini müvekkilden tahsil ettiğini, 23/09/2021 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilin davalı taraftan alacağı olduğunun açık bir şekilde tespit edildiğini, davalı şirket tarafından, müvekkil şirket hastanelerinde yapılan işlemlerle ilgili olarak SGK tarafından iletilen hasta listelerindeki hastalara yapılan işlemlerin incelenmeye başlandığını, inceleme neticesinde de davalı şirket tarafından usulsüz faturalama yapıldığının tespit edildiğini, hastalarla ilgili olarak, davalı şirket tarafından oluşturulmuş fatura bilgileri ve dolayısı ile hastanın sağlık güvence kurumuna ödeme almak üzere gönderilen belgelerin fiilen hasta için kullanılan malzemelerin sayı ve türlerinden farklı olduğunu, hiçbir şekilde kullanılmamış malzemelerin faturalandırıldığını ve bunların ilgili ürün barkodlarının da faturaya eklendiğini, kısacası müvekkil hastanede hastalara kullanılan malzemelerin niteliğinin davalı tarafından gerçeğe aykırı bir şekilde ve SGK aleyhine olacak şekilde değiştirildiğini, Davalı tarafın defterlerinin incelenmediğini, inceleme için defter ibrazında da bulunulmadı ğını, işbu bakımdan da verilen kararın usule aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından kesinti yapılıp yapılmadığı hususunun SGK'dan sorulması gerektiği ni, zira müvekkilin hak edişlerinden SGK tarafından kesinti yapıldığını, ayrıca SGK tarafından düzenlenen rapor ile de kesintinin yapılması gerektiğinin belirtil diğini, Hukuki dinlenilme haklarının ellerinden alındığını, yerel mahkeme tarafından deliller toplanmadan, itirazları karşılanmadan, sözleşme hükümleri, tarafların defter ve kayıtları, dava dışı SGK nezdindeki kayıtlar tam olarak celp edilmeden ve bunlar değerlendirilme den doğrudan, salt davalı talebi dikkate alınarak hüküm tesis edilmesinin yargılamanın eksik yapıldığının bir göstergesi olduğunu, davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanmasının, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğunu, devamla da adil yargılanma haklarının da ihlal edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, fiyat farkı faturasından kaynaklı alacak istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı taraf; Davalı şirket tarafından oluşturulmuş fatura bilgileri ve dolayısı ile hastanın sağlık güvence kurumuna ödeme almak üzere gönderilen belgeler (SGK veya diğer sigorta veya anlaşmalı kurumlar gibi) fiilen hasta için kullanılan malzemelerin sayı ve türlerinden farklı olduğunu, hiçbir şekilde kullanılmamış bir malzemeler faturalandırılmış ve bunların ilgili ürün barkodlarının da faturaya eklendiğinin görüldüğünü, davalı şirketin usulsüz ve gerçeğe aykırı faturalar düzenleyerek bu yolla SGK'yı zarara uğrattığını ve ayrıca bu faturalar nedeniyle SGK'nın, davacı nam ve hesabına fazlaca yaptığı ödemeye karşılık olarak 206.378,70 TL asıl alacak ve 46.181,25 TL faiz olmak üzere toplamda 252.559,95 TL para talep ettiğini beyan ederek bu bedelin davalı şirket tarafından karşılanması gerektiğinden davalı şirket adına 31.01.2020 tarih ve ......numaralı 361.800,00 TL bedelli fiyat farkı faturası düzenlendiğini ve davalı tarafa gönderildiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Dava dilekçesine ekli SGK başkanlığı tarafından davacı şirkete ait ... Hastanesi ile ..... Üniversitesi ..... Hastanelerine gönderilen 24/02/2020 tarihli yazıda; ''Yapılan inceleme neticesinde; 2018 - 2019 yıllarında hastalarda kullanılan malzeme bedellerinin yüksek fiyatlı SUT kodundan Kuruma fatura edildiğinin tespit edildiğini, konuyla ilgili olarak; Ek listede bulunan hastalar adına Kurumuma fatura edilen 2018 yılı için 51.655,09 TL, 2019 yılı için 154.723,61 TL olmak üzere toplam 206.376,70 TL yersiz ödeme bedeli faiziyle birlikte Merkezinizin Kurumumuz alacaklarından tahsil edileceği,'' belirtilmiştir. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. Mahkemece verilen hüküm gerekçesinde de belirtildiği üzere, taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmenin ilgili 3.4,3.5 ve 3.8 maddeleri uyarınca davacı yanın talepte bulunabilmesi koşulunun davacı şirket tarafından kullanılacak malzemelerin kurum (SGK) tarafından karşılanıp karşılanmadığının bilgisinin net ve doğru bir şekilde konsinye veren tarafından paylaşılması gerektiğinin anlaşıldığı, talebe konu alacağın sebebinin davalı yanın usulsüz faturalandırılmadan kaynaklandığının iddia edildiği, dosya kapsamında incelenen sözleşmeye göre davacı tarafından davalıya hangi malzemelerin kullanıldığının bildirildiği ve düzenlenen faturaların ise bu bildirimlere istinaden düzenlendiği ve fatura kopyasının vakanın yapıldığı gün için içinde en geç ise ertesi gün davacı şirkete gönderileceğinin düzenlendiği, uygulamanın bu şekilde olmadığının ne davacı yan ne davalı yan tarafından iddia edilmediği, bu haliyle düzenlenen faturalardan her zaman davacı şirketin haberdar olduğu ve bu faturalara herhangi bir şekilde itiraz etmediği, davalının kestiği faturaların SUT kurallarına uygun olarak düzenlenmediği, hatalı olduğunun ispat edilemediği anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek ilk derece mahkeme since davanın reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin mahke menin kabulüne yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.