İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.09.2023 tarih 2022/249 E. 2023/612 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı.... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
DAVA: Davacı vekili, müvekkiline ait .... plakalı araca 11.07.2021 tarihinde davalı sürücü ... idaresindeki .... plaka sayılı motorsikletin çarptığını, ... plakalı motorsiklet sürücüsünün kazada %100 oranında kusurlu olduğunu, müvekkilinin kısa bir süre Türkiye'de kaldıktan sonra Almanya'ya döndüğünü ve alınan ekspertiz raporuna göre araçta 5.783,61 Euro hasar ve 701,43 Euro değer kaybı belirlendiğini, sigorta şirketine 11.10.2021 tarihinde yapılan başvuru neticesinde herhangi bir ödeme alınmadığını, arabuluculuk müesesesinden de sonuç alınamadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.783,61 Euro hasar bedeli ve 701,43 Euro değer kaybı bedeli ile 946,29 Euro ekspertiz ücretinin işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, meydana gelen kazada müvekkilinih bir kusuru olmadığını, kazaya sebep olanın ... plakalı araç sürücüsü olduğunu, kazanın oluşumu ile ilgili olarak Kemalpaşa Cumhuriyet Savcılığının 2021/6118 Esas sayılı soruşturma dosyasında soruşturma yapıldığını ve müvekkilinin kaza yapmasına sebep olan sürücü ve araç tespit edilmediğinden kovuşturmaya ye olmadığı yönünde karar verildiğini, bu nedenlerle sürücü kusurlarının belirlenmesi gerektiğini, talep edilen tutarların fahiş olduğunu, aracın başka kazaya karışıp karışmadığının belirlenmesi gerektiğini, sağ arka çamurluk, arka tampon, lastik, jant gibi değişmeyen parçaların değişmesi gerektiği belirtilen ekspertiz raporundaki maliyetlerin fazla olduğunu, belirlenen değer kaybının kabul edilmeyeceğini, ekspertiz ücretinin yüksek olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını istemiştir.
Davalı .... Şirketi vekili, müvekkil şirket nezdinde .... plaka sayılı aracın 1137766921 poliçe numarasıyla ZMMS trafik sigortası ile sigortalı olduğunu, sigortalı sürücünün kusuru oranından poliçe limiti kadar sorumlu olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirket sigortalısı araç sürücüsünün herhangi bir kusuru olmadığını, müvekkil şirkete gerekli belgelerin ibraz edilmediğini, talep edilen maddi zararların bilirkişi tarafından belirlenmesi gerektiğini, .... plaka sayılı aracın daha önce kazalarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu uyuşmazlığın 11/07/2021 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı .... şirketine ait ... plakalı araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli 5.783,61-EUR ile değer kaybı bedeli 701,43-EUR'dan ibaret toplamda 6.485,04-EUR maddi tazminatın davalı ... açısından haksız fiil tarihi olan 11/07/2021 tarihinden, davalı .... Şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 21/10/2021 tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi, ayrıca ekspertiz ücreti bedeli olan 946,29-EUR bedelin fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının yargılama giderleri arasında değerlendirilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, dava konusu trafik kazasının sürücü .... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti ile Kemalpaşa istikametinden Bornova istikametine seyir halinde iken Belkahve tünel içerisinde aracının ön kısımları ile Sürücü .... idaresindeki .... plaka sayılı aracın arka kısımlarına çarpması ile direksiyon hakimiyetini kaybederek motosikletinin sol yan kısımları ile aynı yön ve istikamette seyir halinde olan .... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sağ arka yan kısımlarına çarpması neticesinde meydana geldiği, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacıya ait ....plakalı araçta hasar meydana geldiği, bilirkişi heyeti raporunda belirlenen ihtimalli hesaplamalardan gerekçeleri yukarıda da belirtildiği üzere mahkememizce kabul edilen şekliyle dava konusu araçta meydana gelen hasarın onarım bedelinin 3.090,03-EUR olduğu, hasar sebebiyle araçta oluşan değer kaybı bedelinin ise 700,00-EUR olduğu, davalı ....'ın dava konusu trafik kazasına karışan ... . plakalı aracın sürücüsü olduğu gözetildiğinde, bahsi geçen davalının haksız fiil tarihi olan 11/07/2021 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, davacı tarafça dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı, başvuru evrakının 13/10/2021 tarihi itibariyle sigorta şirketine tebliğ edildiği, sigorta şirketi açısından temerrütün rizikonun ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği 26/10/2021 tarihinde vuku bulduğu, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla kısmen ispatladığı anlaşılmakla, açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı ... vekili, kazanın oluşumunda müvekkilinin kusurunun olmadığı, bu husus dile getirilmesine rağmen değerlendirmeye alınmadığı, hasar ve değer kaybının tespitinde defalarca rapor alınmış ise de raporlar arası ciddi çelişkili farklılık olduğu bu sebeple hükme elverişli kabul edilmesinin mümkün olmadığı, dosya kapsamına göre araçta herhangi bir parça değişiminin gerekmediği sürtünme ve çizilme boyutunda olduğu basit işlem ile giderilebilecek zararın bu denli yüksek belirlenmesinin fahiş miktarda olduğu, bilirkişi tarafından hasara uğramayan bir takım bölümlerin hasara uğradığı yönünden hatalı değerlendirme yapıldığı gibi hasara ilişkin belirlenen değerlerin birbiri içinde de uyumlu olmadığı, araçta değer kaybının olmayacağı, Alman makamlarında bilirkişi ücretleri esas alınarak hesaplama yapılarak yargılama giderinin belirlenmesinin de doğru olmadığı belirtilerek eksi inceleme ve araştırma ve hatalı değerlendirme sebebiyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan raporun aksine davacı aracının yapılan tespitteki gibi hasara uğradığı, bilirkişi tarafından değer kaybına yönelik hesaplamada ufak bir miktar düşük hesaplama yapılmış ise de bu değerlendirmeye esasen katınıldığı, davacı zararının Almanya şartlarına göre tespitinin yerinde bir talep olduğu gibi ekspertiz incelemesini yapan firmanın Almanya ülkesinde faaliyet gösteren ve bu şekilde inceleme ve araştırmaya yetkili yeminli bilirkişiler olduğu, bilirkişinin değerlendirmesinin aksine Almanya şartlarında genellikle orjinal ile değiştirilmesi gerektiği, bu sebeple talebin tam kabulü gerekirken aksi yönde değerlendirmenin yerinde olmadığı hususlarını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklı araç hasar ve değer kaybı tazmin istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, 11/07/2021 tarihinde davalı.... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davacı şirket yöneticisi .... sevk ve idaresindeki ....plaka sayılı araçlar arasında meydana gelen trafik kazası neticesinde davacı aracında oluştuğu iddia edilen hasar ve değer kaybı taleplerine ilişkin yaptırılan harici ekspertiz inceleme raporuna göre tazmin istemli olarak açılan iş bu davada mahkemece kusur ve hasar bilirkişisine tevdisi neticesi kazandırılan 19/07/2022 tarihli raporda olayın meydana gelmesinde tam kusurlu olanın davalı...olduğu, davacı aracında 870,19 Euro hasar ve 250,00 Euro değer kaybı olduğu yönündeki bilirkişi görüşüne yapılan itirazlar üzerine İTÜ trafik kürsüsünden oluşan heyete tevdi edilmekle sunulan 07/11/2022 tarihi raporda ise davacı yanca talep konusu edilen hasar bedelinin ekspertiz incelemesi nedeniyle yeniden değerlendirmesi gereksiz görülmekle birlikte kaza ile hasarın uyumlu olduğu yönünde tespit ile yetinildiği, değer kaybı yönünden ise yabancı plakalı araç için teminat dışı hal olduğundan değerlendirme yapılamadığı yönünde görüş ve kanaat üzerine önceki rapor ile son kazandırılan raporlar arası çelişki olduğundan giderilmesine yönelik dosyanın bu sefer İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesine tevdisi üzerine sunula 15/02/2023 tarihli raporda ise hasarın 2.448,85 Euro, değer kaybının ise yurt dışı şartlarına göre değerlendirme yapılmasının mümkün olmamasına göre bir değerlendirme yapılmadığı yönündeki görüş üzerine 15/02/2023 tarihli rapordaki değer kaybı talebi yönünden önceki raporlar arası çelişkiyi giderdiğinin söylenemeyeceği gibi hasar yönünden ise çelişkinin giderilmesine yönelik gerekçe yoksunluğundan hükme esas alınamayacağı değerlendirilmesi ile en son mahallinde oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyetine tevdisi neticesi sunulan 09/06/2023 tarihi raporda ise davacı aracındaki hasarın 3.090,03 Euro, değer kaybının 700,00 Euro olduğu ve bunun yanında ekspertiz ücretinin ise 705,31 Euro olduğu yönündeki kanaat aynen benimsenerek açılı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Bununla birlikte ZMMS sigortacısının sorumluluğu ise poliçe limitleri dahilinde olacaktır.
Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV' yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. (Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.)
Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı anlaşılmakta olup, davacı aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamaz. Aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olup, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay HGK 24.06.2015 tarih ve 2014/17-28 E - 2015/1745 K.) Davalılar ....ve .... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.
6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E. - 2018/5155 K.) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu talepler yönünden açılan iş bu maddi tazminat davasının haksız fiil hükümleri çerçevesinde koşullarının oluşup oluşmadığının incelenerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda talebin haklılığına kanaat getirebilmek için davacının zararını, sorumluluk atfedilen davalı/davalıların hukuka aykırı ve kusurlu davranışlarının olduğu ve davacı zararı ile bu kusurlu davranış arasında illiyet bağının varlığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Kusur yönünden mahkemece yapılan incelemenin eksik ve yetersiz olduğu belirtilmiş ise de davalı ... sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı aracın Kemalpaşa istikametinden İzmir istikametine doğru Belkahve tüneli içerisinde seyir halinde iken önünde ve aynı istikametteki... plaka sayılı araca arkadan çarpması ile ile kontrolü kaybettikten sonra aynı istikametteki .... plaka sayılı aracın sağ arka tarafından çarpması ile olayın meydana geldiği, olay anını gösterir kamera kaydının olduğu anlaşılmakla yapılan değerlendirme neticesinde raporlar arası kusur dağılımı yönünden bir çelişki olmadığı, olayın meydana gelmesinde davalı ...'in 2918 sayılı yasanın 52/b, 56/c ve 84/d maddelerine aykırı davranışının neden olduğu, olayın meydana gelmesinde başkaca bir etkinin bulunmadığı gibi davacı yanın olayın meydana gelmesini engelleyecek ve tedbir alacak imkanının bulunmadığı değerlendirilerek mahkemenin kusura yönelik kanaatinin yerinde ve isabetli olduğu anlaşılmakla bu yönden yerel mahkemece yapılan değerlendirmeye iştirak edilerek davalı ... vekilince bu kapsamda ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Dosya kapsamına davacı aracının hasarına yönelik kazandırılan raporlar arası çelişki oluştuğundan bahisle çelişkinin giderilemediği belirtilmekle birlikte kazandırılan 07/11/2022 tarihli raporun olması gerekenin aksine herhangi bir şekilde yerindelik denetimi yapmadığı, ATK raporunun ise değer kaybı yönünden çelişkiyi gidermediği gibi hasarın ilk raporda benimsenenden farklı hesaplanmasında denetime ve hükme elverişli olacak şekilde bir gerekçe içerdiği söylenemeyeceğinden bu yönlerden mahkemece bilirkişi incelemesine devam edilmesinin yerinde olduğu, son kazandırılan 09/06/2023 tarihli raporun ise önceki raporlarda belirtilen hususların tamamı yönünden çelişkiyi giderir mahiyette olduğu gibi bahse konu raporun yeterli teknik incelemeyi içerdiği, her ne kadar raporun kendi içinde çelişki oluşturduğu belirtilmiş ise de davacı aracında bu kazadan kaynaklı sağ arka jantın hasar gördüğü bu kapsamda raporun 10. sayfasındaki "sağ arka cam kaplamasının" sehven hatalı yazıldığı kastedilmek istenilenin sağ arka çamurluk kaplaması olduğu, "Disk tekerlek hafif metal sağ arka" şekildeki ibare ile kastedilenin jantın kendisi olduğu rapordan anlaşılmakla davacı aracındaki hasarın tespiti yönünden yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu, raporun kendi içinde çelişki arz etmediği gibi denetime ve hükme elverişi olduğunun kabulü ile İDM'ce hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı, davalı ... vekillerince belirtilen bu hususlara yönelik ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince kusura ve araç hasar ile değer kaybına yönelik hükme esas alınan raporların dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının aracında oluşan zarar dolayısıyla hasar tazminatına hak kazanmasınına, kusur ve hasarın olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, hükme esas alınan 09/06/2023 tarihli raporda belirlenen araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, gerçek zarar ilkesi gereğince sigorta şirketinin aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olmasına, aracın onarım bedeli ile değer kaybı bedelinin Almanya ülkesindeki piyasa şartları kapsamında tespiti yönündeki raporun hükme esas alınmasına, davalı sigorta şirketi yönünden 43.000,00 TL teminat limiti aşılamayacağından limit ile sınırlı olmak üzere değerlendirme yapılmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda belirtilen yönlerden bir hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 7.502,99 TL'den peşin alınan 2.145,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.357,99 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı ve davalı ...'ın yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09.04.2026