İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.09.2023 tarih 2022/852 Esas 2023/714 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı sigorta vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
DAVA: Davacı vekili, 30.08.2022 tarihinde davalı ....'a ait..... plakalı aracın, müvekkiline ait ... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davaya konu kazanın oluşumunda .... plakalı aracın kusurlu olduğunu, müvekkiline ait araçta yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde KDV dahil 7.751,23 Euro hasar bedeli tespit edildiğini, ekspertiz rapor ücreti olarak müvekkili tarafından KDV dahil 620,12 Euro ödeme yapıldığını, dava konusu kaza nedeniyle davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış ise de, herhangi bir ödeme yapılmadığından bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 Euro hasar tazminatının davalı ....'dan kaza tarihi itibariyle, davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi itibariyle 3095 Sayılı Yasa'nın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki T.C Merkez Bankası Euro efektif satış kuru karşılığı TL olarak tahsiline ve yine müvekkili tarafından yapılan 620,12 Euro ekspertiz hizmet bedelinin yargılama gideri olarak sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, öncelikle davanın yetkisiz mahkemelerde açıldığını, yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davaya konu kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalandığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, ayrıca davacı tarafın başvuru şartını yerine getirmediğinden bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....'a dava dilekçesinin usulüne uygun tebliği edildiği, ancak cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kusura ve hasara yönelik yapıtırılan bilirkişi incelemesi neticesi kazandırılan raporlar aynen benimsenmek suretiyle, dava konusu trafik kazasının oluşumunda davalı sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu kabul edilmiş, davaya konu .... plakalı aracın Almanya plakalı ve davacının ikametgahının da Almanya olmasından ötürü söz konusu araçtaki zarar miktarının Almanya rayiç değerlerine göre değerlendirilmesinin gerektiği, dosya kapsamı tüm belgelerin incelenmesi neticesinde davacıya ait araçta KDV dahil 7.751,23 Euro hasar meydana geldiği, ayrıca dosyaya ibraz edilen ekspertiz faturası ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede ise hasara uğramış olan .... plakalı aracın Almanya'da yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde 11.09.2022 tarihli faturayla KDV dahil 620,12 Euro ekspertiz ücretinin o ülke koşullarına göre makul olduğu kabul edilmiş ve yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı sigorta vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı sigorta vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işçilik saatinin fazla belirlendiği, zira harici yapılan araştırmada işçilik saat ücretinin benimsenen 185,00 Euro değil 134,00 Euro olduğu kaza ile hasarın uyumlu olmadığı, sigortalı aracın sol ön çamurluk ağız kısmında hasarının oluştuğu, raporda ise üst noktalardan hasar belirlendiği, buraya darbe emaresinin olmadığ,ı dosyadaki resim ve videolar incelenerek hasarın tespit edilmesi gerektiği, hasar rakamının fahiş olduğu, KDV'den davalının sorumlu olmadığı gibi esasen iskonto uygulanması gerektiği, hasarın tespiti için ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınarak sonuca gidilmesi ile faiz başlangıç tarihinin hatalı değerlendirilmesi neticesi kararın eksik incelemeye dayalı hatalı verildiği, ekspertiz ücretinin de son derece yüksek olduğu hususlarını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklı araç hasar tazmin istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, 30/08/2022 tarihinde davalı ....'e ait .... plaka sayılı aracın davacıya ait .... plaka sayılı araçla karışmış olduğu trafik kazası neticesi yabanca plakalı aracın hasarlanmasından kaynaklı açılan iş bu tazminat davasında mahkemece kusur ve hasar yönünde inceleme yaptırarak dosyaya kazandırılan raporlar hükme elverişli bulunarak kazanın meydana gelmesinde davalı ....'e ait araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, bu kaza neticesinde davacı aracının toplamda 7.751,23 Euro tutarda hasara uğradığının kabulünün yanında talep konusu edilen ekspertiz ücretinin de makul olduğu değerlendirilmesi ile açılı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Bununla birlikte ZMMS sigortacısının sorumluluğu ise poliçe limitleri dahilinde olacaktır.
Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV' yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. (Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.)
Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı anlaşılmakta olup, davacı aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamaz. Aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olup, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay HGK 24.06.2015 tarih ve 2014/17-28 E - 2015/1745 K.)
6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E. - 2018/5155 K.) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu talepler yönünden açılan iş bu maddi tazminat davasının haksız fiil hükümleri çerçevesinde koşullarının oluşup oluşmadığının incelenerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda talebin haklılığına kanaat getirebilmek için davacının zararını, sorumluluk atfedilen davalı/davalıların hukuka aykırı ve kusurlu davranışlarının olduğu ve davacı zararı ile bu kusurlu davranış arasında illiyet bağının varlığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamına davacı aracının hasarının tespitine yönelik kazandırılan rapora itirazda bulunulmakla birlikte bu itirazların değerlendirilmediği gibi harici olarak edinilen bilgiye göre raporun aksine işçilik ücretlerinin daha az miktarda olduğu, rapordaki kanaatin maddi gerçek ile uyumsuz olduğu belirtilmiş ise de rapora yapılan bu itirazların kabul edilebilmesi yahut dinlenebilmesi için rapordaki kanaatlerin aksi yönde somut verilerin dosyaya sunulması gerektiği bu kapsamda işçilik ücretlerinin raporda belirlenenden daha az olduğu yönündeki iddianın soyut bir iddiadan öteye geçemediği, rapor tespiti ile kazanın uyumlu olmadığı belirtilmekte ise de dosya kapsamı ile rapor kanaatinin bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde araçtaki hasar ile kazanın uyumlu olduğu gibi davaca aracında hasara uğrayan parçaların bilirkişi tarafından yapılan tespitler ile de uyumlu olduğundan yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına yer ve gerek olmadığı bununla birlikte raporun yeterli teknik incelemeyi içerdiği anlaşılmakla davalı sigorta vekilince belirtilen bu hususlara yönelik ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu gibi hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının aracında oluşan zarar dolayısıyla hasar tazminatına hak kazanmasınına, kusur ve hasarın olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, hükme esas alınan raporda belirlenen araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, gerçek zarar ilkesi gereğince sigorta şirketinin aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olmasına, aracın onarım bedelinin Almanya ülkesindeki piyasa şartları kapsamında tespiti yönündeki raporun hükme esas alınmasının yerinde görülmesine, davalı sigorta şirketi yönünden 100.000,00 TL teminat limiti aşılamayacağından limit ile sınırlı olmak üzere değerlendirme yapılmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda belirtilen yönlerden bir hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı sigorta yönünden istinaf karar harcı olan 9.810,85 TL'den peşin alınan 2.453,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.357,85 TL harcın davalı sigorta şirketinden alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.