İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Davacı vekili, davalının müvekkilinin Erzurum'daki bayisi .... Şti.'nin tali bayisi olduğunu, talep üzerine davacıya ... seri nolu ... marka ve ... seri nolu ... marka karıştırıcıdan oluşan renk bankasını satıp teslim ettiğini, makine bedeli ödenmediğinden ve müvekkili aleyhine beyanlarda bulunduğundan makineleri iadesinin 03/05/2017 tarihli ihtarla istenildiğini, makineler iade edilmeyince 6.529 Euro'nun tahsili için davalı aleyhine İstanbul 13. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, ikametgahı itibariyle Ardahan icra dairesinin yetkili olduğunu, davacıyla arasında hukuki ilişki bulunmadığını, söz konusu makineleri satın ve teslim almadığını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davacının davalıya makine satıp teslim ettiğine ilişkin bir delil sunmadığı, bilirkişi incelemesinde davacının iddiasının tespit edilemediği ve teslimin tanıkla ispat edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın ve şartları bulunmayan kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, takibe konu alacağın taraflar arasındaki alım-satım ilişkisinden değil, ciro taahhüdüne istinaden teslim edilen makinenin davalının iade etmemesinden kaynaklandığını, davalının kaşesinin ve imzasının bulunduğu 21/07/2016 tarihli şikayet formunun müvekkiline gönderildiğini, şikayete istinaden yapılan tamirata ilişkin teknik servis raporunda da kaşe ve imza olduğundan davalının teslimi inkarının gerçekçi olmadığını; davalının müvekkilini kötüleyici söylemlerde bulunduğundan iade istenildiğini ve teslim hususunda bayi çalışanları tanık olarak dinlenilseydi iddialarının ispat edileceğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, davanın cari hesap alacağına dayandığını, aksi yöndeki beyanların gerekçeli karara alınmasının davayı genişletme yasağına tabi olduğunu ve kötüniyet tazminatı şartlarının bulunduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatının kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Dava, davacının davalıya teslim ettiğini iddia ettiği makine alacağının tahsili için başlatılmış icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacının davalıya karşı başlattığı İstanbul 13. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takibinde, 6.529 Euro asıl alacağın tahsili istenilmiş, borç sebebi olarak teslim edilen ve iade edilmemiş ... marka ... seri nolu renklendirme makinesi ve ... marka ... seri nolu karıştırıcıdan oluşan renklendirme sistemi bedeli gösterilmiştir.
Davalının icra dairesinin yetkisine itirazı mahkemece değerlendirilmemiş ise de, alacak para borcuna ilişkin olmakla, TBK'nın 89. maddesi kapsamında davacının yerleşim yeri icra dairesi yetkili olduğundan, davalının bu itirazı yerinde değildir.
Davacı dava dilekçesinde, davalının alt bayi olduğunu, makinelerin de bu kapsamda davalıya teslim edildiğini, makine bedeli ödenmediğinden 03/05/2017 tarihli ihtarla iadesinin istenildiğini, iade edilmeyince takip başlatılarak, makine bedelinin istenildiğini iddia etmiştir. Davacı vekili, davalının cevap dilekçesine karşı sunduğu 22/01/2019 tarihli beyan dilekçesinde, makinenin sehven satış işlemi kapsamında verildiği belirtilmiş ise de alacağın ciro taahhüdü karşılığında mülkiyeti müvekkilinin olmak üzere verildiğini ifade etmiştir. Davalı da, kendisine makine teslim edilmediğini ve iddianın genişletmesine muvafakat etmediklerini belirtmiştir. Davacının icra dosyasına sunduğu 08/08/2016 tarihli teknik servis raporunun, davaya konu makinelerin davalının uhdesinde bulunduğunu gösterdiğini iddia etmektedir. Ancak söz konusu makinelerin davalıya teslim edilip edilmediği ve hangi şartlarda teslim edildiğini gösteren her hangi bir delil, ne yargılama ve ne de istinaf aşamasında dosyaya sunulmamıştır. İcra dosyasındaki 21/07/2016 tarihli şikayet formunda da, bu hususta bir bilgi yoktur. Bilirkişi incelemesinde, davacı kendisinden istenilen belgeleri sunmamıştır. Uyuşmazlığın değeri gözetildiğinde HMK'nın 200. maddesi uyarınca makinelerin teslimi ancak kesin delillerle ispat edileceğinden, bu hususta tanık dinlenemez (Yargıtay 3. HD'nin E. 2021/7253 E., 2021/12178 K. sayılı ve 29/11/2021; 19. HD'nin 2013/8202 E., 2014/5745 K. sayılı ve 25/03/2014 tarihli ilamları).
Ayrıca gerekçeli kararda iddianın genişletilmesi yasağına aykırılık bulunmamakta olup, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesinde hata görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacıdan alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 651,30 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davalıdan alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 552,10 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davalı ve davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/04/2026