İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacı vekili, müvekkilinin çocukluk arkadaşı ve davalının o dönemde nişanlısı hali hazırda eşi olan ...'yle ortak taksi işletmeye başladıklarını, işler kötüye gidince taksiyi satmaya karar verdiklerini, satıştan sonra aracın 60.000 TL borcunun kapatılacağı, kalan 60.000 TL'nin de yarı yarıya paylaşılacağını, payının teminatı olması için müvekkilinin 40.000 TL bedelli 17/03/2021 tarihli senedi ...'ye verdiğini, müvekkilinin senedi boş olarak imzaladığını, aracın 31/03/2021 tarihinde satıldığını ve 25.000 TL'nin ...'nin muhasebesini tutan davalının banka hesabına havale edildiğini; müvekkiliyle ... 'nin anlaşarak onun hakkına düşen 30.000 TL'yi 27.000 TLye düşürdüklerini, kalan 2.000 TL'nin de elden ödendiğini, müvekkilinin senedi geri almadığını, ama ...'nin çocukluk arkadaşı olduğu için sorun etmediğini; davalının sonradan keşidecisi müvekkili ... lehtarı ... olan senetteki lehtar kısmını tahrif ederek (çizerek) kendi adını yazdığını, bu değişiklikte paraf olmadığından geçerli olmadığını, bu kapsamda müvekkilinin davalıyı şikayeti üzerine İstanbul Anadolu CBS'nin 2022/102893 nolu soruşturmasının devam ettiğini; davalının tahrif ettiği senedi İstanbul Anadolu 20. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla kambiyo takibine koyduğunu ve senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin senetten ve icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiş; davalı vekili, aşamalarda davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının dava dışı ...'ye aralarındaki ilişki kapsamında teminat olarak davaya konu senedi verdiği, senetteki lehtar kısmında davacının adının çizilerek davalının isminin yazıldığı, HMK'nın 207. maddesine göre gereğince senet üzerindeki değişikliklerin borçlu tarafından paraf edilmesi gerektiği, senette davacıya ait paraf bulunmadığı, senedin kambiyo vasfını yitirdiği ve davacı keşidecinin senetten sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının davaya konu takip dosyası ile dosyaya konu senet sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve asıl alacağın %20'si oranındaki kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekili, ortada sahte bir senet olmadığını, davacının senedi imzalayarak müvekkiline verdiğini, soruşturmada takipsizlik kararı verildiğini; davacının müvekkiline havale ile gönderdiği 25.000 TLnin havale makbuzunda bir açıklama yazılı olmadığından senetle ilgili olmadığını ve başka bir borç için gönderildiğinin kabulünün gerektiğini, elden ödendiği iddia edilen parayı da kabul etmediklerini; senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu davacının ispat etmesi gerektiğini; davacının müvekkilinin eşiyle yaptığını iddia ettiği sözlü anlaşmayı kabul etmediklerini, müvekkilinin zaten taraf olmadığını; takipsizlik kararının davacının iddialarını boşa çıkardığını; senette yanlışlıkla davacının adının yazıldığı fark edilince çizilip müvekkilinin adının yazıldığını, bu durumda da olsa olsa kambiyo vasfını yitirmiş bir senet olacağını,bu tür bir davanın asliye ticaret mahkemesinin görevine girmeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dava, davacı aleyhine başlatılan bonoya dayalı icra takibi ve bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İcra takibine konu bononun keşidecisinin davacı, düzenleme tarihinin 17/03/2021, vade tarihinin 29/03/2021 olduğu, lehdar kısmında yine keşideci davacının adının yazılı iken adının üstü çizilerek davalının adının yazıldığı, bu değişikliğin davacı keşideci tarafından onanmadığı görülmektedir.
Davacının şikayeti üzerine başlatılan İstanbul Anadolu CBS'nin 2022/102893 nolu soruşturmada, davalı şüpheli bakımından senedin bedelsiz kaldığının veya anlaşmaya aykırı kullanıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği, dosyada bu yönde delil elde edilemediği gerekçesiyle, 21/06/2022 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Somut olayda, davaya konu senetteki keşideci imzasının davacıya ait olduğu hususunda bir uyuşmazlık yoktur. Davalı da soruşturma dosyasında, hata ile hem keşideci hem de lehdar kısmında davacının adının yazması nedeniyle, senedin lehdar kısmına davacının adı çizilerek kendi adını yazdığını beyan etmiştir. Fakat söz konusu değişiklik davacı keşideci tarafından imzalanmadığından, senette yapılan değişiklik geçerli değildir. Bonoda lehtar ve keşideci aynı kişi olamayacağı, düzeltme de keşideci davacı tarafından onanmadığından takibe konu senedin kambiyo senedi vasfı bulunmamaktadır (Yargıtay 19. HD'nin 2015/1932 esas, 2015/15647 karar sayılı, 26/11/2015 tarihli; 2012/15235 esas, 2013/706 karar sayılı, 16/01/2013 tarihli ilamları). Dava, senedin hükümsüzlüğüne dayalı menfi tesbit davası olup; senet borçlusunun takibe ilişkin olarak icra hukuk mahkemesinde itiraz ve şikayet yoluna başvuru hakkı olduğu gibi, maddi hukuka dayalı menfi tesbit davası açma hakkı da bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede, davanın kabulüne dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığından, istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin, istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 2.732,40 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 683,10 TL harcın mahsubu ile kalan 2.049,30 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 18 TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/04/2026