Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

BİRLEŞEN DAVA: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARARIN YAZ. TARİHİ: 09.04.2026

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.02.2023 tarih ve 2021/873 Esas, 2023/82 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl davada davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.

İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalının, 21/09/2021 tarihinde İzmir 2.İcra Müdürlüğünde 12/08/2021 tarihli dayanak belge ile müvekkili davacı aleyhine icra takibi başlattığını, söz konusu icra takibi haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili firma aleyhine yapılan bu takip İİK M.35 kapsamında tebliğ edilmiş olup, müvekkili borçtan ancak bankada ki hesabına bloke konulması üzerine bilgi sahibi olduğunu, müvekkili aleyhine gerçekleşen icra takibinde söz konusu borç ödendiğini, banka dekontlarıyla da ispat edildiğini, davacı taraf ile davalı tarafından kaşelenip imzalanmış iş sözleşmesi mevcut olduğunu, bu sözleşme kapsamında ödeme planı yer aldığını, bu ödeme planına rağmen müvekkili işe başlama tarihinden önce 14/06/2021 tarihinde 30.000,00 TL, 17/06/2021 tarihinde 20.000,00 TL olmak üzere işe başlamada 50.000,00 TL ödeme yaptığını, 29/06/2021 tarihinde 20.000,00 TL, 02/07/2021 tarihinde 110.000,00 TL ve son olarak 06/07/2021 tarihinde 2.645,00 TL olmak üzere toplam 182.645,00 TL ödeme yaptığını, ödenen meblağların tamamının banka dekontları sunduklarını, davacı müvekkili ve davalı taraf arasında güven ilişkisine dayanarak müvekkili davalı vasıtasıyla söz konusu sözleşme kapsamındaki adreste başkaca yapılacak işlerde örneğin, "taşınmazda kuyu açılması gerektiği için davalıdan yardım alınmış" ve davalıya ödemesi peşinen yapıldığını, davalı ve müvekkili firma ve firma yetkilisi arasında gerçekleşen işlerin ödeme dekontların gerekli görülmesi halinde bankadan celbini, müvekkili firma tarafından yapılan ödemelerle birlikte .... çalışanı ... adına müvekkili firma yetkilisi ... hesabından, 21/06/2021 tarihinde 35.000,00 TL, 22/06/2021 tarihinde 25.000,00 TL, 23/06/2021 tarihinde 38.500,00 TL, 29/06/2021 tarihinde 16.600,00 TL ve 06/07/2021 tarihinde 6.500,00 TL daha ödeme yapmak üzere toplam 121.600,00 TL daha ödeme yaptığını, tüm ödemeler işin başlama ve bitiş tarihleri arasında davalı / alacaklıya yapılmış olup, davalının haksız yere fazlaca kestiği faturalara karşı müvekkili firma itiraz ve iade işlemi yaptıklarını, davalının icra takibine dayanak olarak sunduğu belgenin toplam bedelini karşılayacak şekilde ve fazlasıyla hesabına gönderildiğini, sözleşme kapsamında belirtilen adreste yapılan işlemler açıkça yazdığını, davalının kestiği fatura kapsamında bahsettiği üzere sözleşmede işin yapıldığı adrese 1.000 adet meyve fidanı ve süs bitkisi dikilmediğini, bu konuda gerekli bilirkişi incelemeleri yapıldığı takdirde gerçek açıkça ortaya çıkacağını, davalı fatura keserken kdv oranı düşük olması hasebiyle yaptığı işleri farklı gösterdiğini, davalının kdv den kaçmak maksadıyla yapmadığı işleri yapmış gibi göstermesi de kötü niyetli olduğunun kanıtı olduğunu, bunu da icra takibine koyduğu e fatura ile öğrendiklerini, icra takibine konu fatura da bahsedilen bitkiler doğru bir şekilde yazılmadığını, davalı, her manada kötü niyetle davrandığını, müvekkil ile davalı arasında sözleşme kapsamında ve devamında müvekkilinin iyi niyeti ile kurulmuş bu iş ilişkisi mevcut olduğunu, haksız ve kötü niyetle başlatılan bu icra takibinde aynı zamanda müvekkili firma aleyhine aşkın haciz uygulaması yapılmış mahkemece belirleyeceği teminat bedelinin yatırılması ve bu hacizlerin ivedilikle kaldırılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin İzmir 2.İcra Müdürlüğü 2021/10340 esas sayılı takibinden davalıya borcunun bulunmadığının tespitine, ivedilikle tedbir taleplerinin kabulüne, borca ilişkin olarak arabuluculuk görüşmeleri ve eğer uzlaşılamazsa yapılacak Menfi Tespit yargılaması neticeleninceye kadar müvekkili firma aleyhine aşkın haciz uygulanmış olup borç miktarının dosyanıza depo edilmesi ile birlikte dosyadaki tüm hacizlerin mahkeme dosyasının sonuçlanmasına kadar kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklının 21/09/2021 tarihinde İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2021/10340 esas sayılı takip dosyasında müvekkili davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili firma aleyhine yapılan takibi müvekkilinun borçtan ancak bankadaki hesabına bloke konulması üzerine bilgi sahibi olduğunu, icra takibindeki borcun ödendiğini, banka dekontlarıyla ispat edilebileceğini, davacı taraf ile davalı arasında davalı tarafından kaşelenip imzalanmış iş sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme kapsamında ödeme planı yapıldığını, işe başlama tarihinden önce ayrı ayrı zamanlarda toplam 182.645,00 TL ödeme yapıldığını, hepsinin banka dekontlarının bulunduğunu, davacı müvekkili ve davalı taraf arasında güven ilişkisine dayanarak müvekkil davalı vasıtasıyla söz konusu sözleşme kapsamındaki adreste başkaca yapılacak işlerin de yapıldığını, davalıya ödemesinin peşinen yapıldığını, müvekkili firma tarafından yapılan ödemelerle birlikte ... çalışanı ... adına müvekkili firma yetkilisi ... hesabından, farklı tarihlerde toplam 121.600,00 TL daha ödeme yapıldığını, bu ödemelerin de dekontlarının bulunduğunu, yapılan tüm ödemelerin işin başlama ve bitiş tarihleri arasında davalı / alacaklıya yapıldığını, davalının haksız yere fazlaca kestiği faturalara karşı müvekkili firmanın itiraz ve iade işlemi yaptığını, açıkladığı nedenlerle müvekkilinin İzmir 2.İcra Müdürlüğü 2021/10340 esas sayılı takibinden davalıya borcunun bulunmadığının tespitine, tedbir talebinin kabulüne, borca ilişkin olarak arabuluculuk görüşmeleri ve eğer uzlaşılamazsa yapılacak Menfi Tespit yargılaması neticeleninceye kadar müvekkili firma aleyhine aşkın haciz uygulandığından borç miktarının dosyaya depo edilmesi ile birlikte dosyadaki tüm hacizlerin mahkeme dosyasının sonuçlanmasına kadar kaldırılmasına ve yahut araçlar üzerindeki yakalama şerhinin kaldırılmasına ve icra takibinin durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, işbu dava sebebiyle uğranılan zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili tarafından asıl davaya ilişkin olarak verilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacı aleyhine, takip dayanağı 12.08.2021 tarih GIB2021000000359 fatura nolu 203.118,00 TL. bedelli fatura alacağına istinaden İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2021/10340 sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını, takibe itiraz edilmeyerek kesinleştiğini, davacının, söz konusu icra takibinden kaynaklı alacak için haciz işlemlerine başladıktan sonra işbu menfi tespit davasını açtığını, davacı taraf dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında bir iş sözleşmesi bulunduğunu, bu kapsamda sözleşmeden doğan borçlarını ödediklerini, sözleşme kapsamındaki adreste kuyu açmak gibi başkaca işler de yaptırıldığını ve bunların da ücretlerinin ödendiğini, tüm ödemeler yapıldıktan sonra müvekkilince haksız ve fazlaca kesilen faturalar olduğunu ve bunlara itiraz edilerek iade edildiğini, icra takibine konu faturada belirtildiği üzere, 1.000 adet meyve fidanı ve süs bitkisinin dikilmediğini, müvekkilinin kdv'den kaçmak maksadıyla yapmadığı işleri yapmış gibi göstermesinin ve faturada yazılı olanların doğru olmamasının kötü niyetinin göstergesi olduğunu ileri sürdüğünü, taraflar arasında bir iş sözleşmesi akdedildiğini, bu iş sözleşmesinin kapsamının, KDV hariç 146.833,00 TL. olduğunu, davacının iş sözleşmesini aşan bir takım işlerin daha yapımını talep ettiğini, davacının da dava dilekçesinde bunu belirttiği ve kabul ettiğini, müvekkiline yapılan ödeme dekontlarından da bu durumun anlaşıldığını, yapılan ödemelerin taraflar arasında yapılan iş sözleşmesi bedelinin üzerinde olduğunu, fakat davacının, dilekçesinde sanki taraflar arasında sadece iş sözleşmesi kapsamında yapılan işler varmış da müvekkilin bunu aşan bir bedel istemiş gibi bir açıklamaya gittiğini, müvekkilinin gerek iş sözleşmesi gerekse davacının talep ettiği iş sözleşmesi kapsamı dışında kalan tüm işleri tamamladığını ve işlerin teslimini yaptığını, müvekkilinin yapmış olduğu iş kapsamında kestiği faturaları davacıya gönderdiğini, kabul anlamına gelmemek ve o faturalar için dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, davacının faturalardan itirazı olanları iade ettiğini, icra takibine ve işbu davaya konu fatura, davacı tarafından itiraz edilmeyerek kabul edildiğini, davacının faturaya itiraz etmeyerek ticari defterlerine işlediğini, böylelikle fatura içeriğinin kesinleştiğini, icra takibi yapıldığında takibe de itiraz etmediğini, takibinde kesinleştiğini, davacının ancak haciz işlemleri uygulandıktan sonra içeriği kesinleşmiş fatura alacağı ve kesinleşmiş icra takibinden kaynaklı borcunu ödememek için işbu davayı açtığını, sözleşme harici yaptırılan işlerin müvekkili tarafından başkalarına yaptırıldığı ve ücretlerinin de müvekkil tarafından ödendiğini, davacının, bir kısım ödeme dekontları sunduğunu, fakat bu ödemelerin birçoğunun işbu fatura kapsamında yapılan işlerle ilgisi olmayan, daha öncesinde yapılan işlerin bir kısmına ilişkin ödemeler olduğunu, iş sözleşmesinin kdv hariç olduğunu, müvekkilinin ne iş yaptıysa faturada onu gösterdiğini, davacının buna ilişkin Whatsapp yazışmalarının sunulacağını, davacının, 1.000 adet meyve fidanı ve süs bitkisinin dikilmediğini ileri sürdüğünü, ancak müvekkilinin söz konusu bitkilerin ekileceğine ilişkin herhangi bir anlaşma yapmadığını, söz konusu fatura kapsamında davacıya teslim edilen bitkilerin bir kısmının, talep edilen bahçe ve peyzaj uygulaması kapsamında davacının arazisinde müvekkil tarafından kullanıldığını, diğerlerinin ekim işi için davacının müvekkilinden herhangi bir talepte bulunmadığını, dava konusu faturanın iş bittikten sonra davacıya gönderildiğini, davacının da bu faturaya itiraz etmeyerek kabul ettiğini, müvekkilinin, gerek taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi, gerekse davacının sonradan yazılı sözleşme kapsamı dışında talep ettiği tüm işleri eksiksiz olarak yaptığı ve teslim ettiğini, müvekkilinin kesinleşmiş bir fatura bedelinden ödenmemiş bakiye alacağı olduğu ve bunu talep ettiğini, ödenmemesi üzerine de icra yoluna gidildiğini, takibe konu alacak nedeniyle açılan işbu davanın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle reddinin gerektiği, açıklanan nedenlerle; davanın reddi ile icra takibinin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, alacağın %20 oranından aşağı olmamak üzere müvekkili lehine tazminata, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARNIN ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 01.02.2023 tarih ve 2021/873 Esas, 2023/82 Karar sayılı kararı ile özetle; ''... taraflar arasındaki uyuşmazlığın İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2021/10340 E. Sayılı dosyası ile yapılan takip için tarihleri ve niteliği taraflarca tam belirtilmediği halde işin yapıldığı ve aralarındaki ticari ilişkinin varlığının kabul edildiği, ödendiği iddia edilen dekontların mevcut takibe konu takip dosyası mı yoksa önceki işlere istinaden ödendiği hususunda alacağın varlığı, miktarı bakımından anlaşmazlık bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı, davacıya ve davalıya ait ticari ve defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalının, 21/09/2021 tarihinde İzmir 2.İcra Müdürlüğünde 12/08/2021 tarihli dayanak belge ile davacı aleyhine icra takibi başlattığı, mahkememizce taraflara ticari defterlerin yerinin bildirilmesine ilişkin ara karar kurularak ihtar edildiği, davacı ve davalı tarafça ticari defterlerin yerlerinin bildirildiği ve bilirkişi tarafından incelendiği, buna göre taraflara ait ticari defter ve kayıtlarının (HMK md.222 TTK 64 m/mülga TTK 85 m.) sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu, tarafların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) uyarınca tacir sıfatına haiz olduğu, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin 2021 yılında başladığı, taraflar arasında 6102 sayılı TTK'nın 89.maddesi hükümlerine göre imzalanmış bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, davalı tarafından kesilen 12.08.2021 tarihli GIB2021000000359 nolu kdv dahil 203.118,00 TL.'lik dava konusu faturanın, davacı ticari defterinde 2843 nolu yevmiye fişinde kayıtlı olduğu tespit edildiğini, söz konusu faturaya davacı tarafın itiraz ettiğine dair dosya muhteviyatında ve yapılan incelemede herhangi bir ihtarname, evrak ya da belgeye rastlanılmadığı, davalı tarafından düzenlenen 31.08.2021 - tarih GIB2021000000360 - nolu 9.915,54 TL. Ve GIB2021000000361 nolu 32.386,67 TL'lik iki adet faturayı davacı şirketin kabul etmediği, itiraz ettiği 2 adet fatura için iade faturası tanzim ettiği, davalı kayıtlarında da bu iki faturanın iptal edildiği, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi sorgulama ekranından; ... ...'in davacı şirket kurulu başkanı olduğu, mahkememizce dava dışı ....'in davalı çalışanı olup olmadığına ilişkin SGK'ya müzekkere yazıldığı ve gelen yazı cevabına göre davalıya ait SGK ve muhtasar beyanname dökümlerinde ....'in kaydına rastlanılmadığı, böylelikle davalının davacı şirketten dava tarihi itibariyle toplam 101.132,00 TL fazla para aldığı, davalı vekilince “Taraflar arasında bir iş sözleşmesi akdedildiğini, bu iş sözleşmesinin kapsamının, KDV hariç 146.823,00 TL. olduğunu, davacının iş sözleşmesini aşan bir takım işlerin daha yapımını talep ettiğini, davacının da dava dilekçesinde bunu belirttiği ve kabul ettiğini, yapılan ödemelerin taraflar arasında yapılan iş sözleşmesi bedelinin üzerinde olduğu, davacının gerek iş sözleşmesi gerekse davacının talep ettiği iş sözleşmesi kapsamı dışında kalan tüm işleri tamamladığı ve işlerin teslimini yaptığına ilişkin iddiasının kabulünün gerektiği ve davalının sözleşme ve sözleşme haricinde yapmış olduğu işlerin toplam 203.118,00 TL. olduğu, buna mukabil davalı ve davalı çalışanı olduğu iddia edilen kişiye toplam 304.250,00 TL banka kanalı ile ödeme yapıldığı anlaşılmakla davalının bilirkişi raporuna beyan dilekçesindeki 304.250 TL'lik miktarı kabulü yönündeki beyanı ikrar mahiyeti taşıdığı kanaati hasıl olmakla davacının davasının kabulü ile İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2021/10340 E. Sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine'' dair karar verilmiştir.

Asıl davada davalı vekili tarafından verilen 03.04.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Müvekkilinin, davacı aleyhine, takip dayanağı “12.08.2021 tarih, GIB2021000000359 fatura nolu, 203.118,00 TL bedelli” fatura alacağına istinaden, İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2021/10340 sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını, davacı/borçlunun takibe itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini, dosyada haciz işlemlerine başlandıktan sonra işbu menfi tespit davasını açtığını,
-Yerel mahkemenin, taraflar arasında bir iş sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin bu iş sözleşmesinin kapsamı dışında kalan tüm işleri de tamamlayarak teslim ettiğini kabul ettiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu durumda, yapılan işler kapsamında ve bu işlerin tesliminde olmayıp yapılan işlerinin bedeli ve bu bedelin ödenip ödenmediği hususunda olduğunu, davacının, mahkemenin kabulünün aksine, "dava dilekçesinde icra takibine konu faturada belirtildiği üzere 1.000 adet meyve fidanı ve süs bitkisinin dikilmediğini; müvekkilin KDV’den kaçmak maksadıyla yapmadığı işleri yapmış gibi göstermesinin ve faturada yazılı olanların doğru olmamasının kötü niyetinin göstergesi olduğunu” ileri sürdüğünü, yani davacının mahkemenin yapıldığını kabul ettiği işlerin yapılmadığını ileri sürdüğünü, ödemenin de bu nedenle yapılmadığını söylediğini,
-Davacının, müvekkillerinin belirtilen işleri yapmadığını ve bu nedenle de ödeme yapmadığını belirtirken, yerel mahkemece işlerin yapıldığını ama davacının yapmadığını belirttiği ödemenin yapıldığına karar verdiğini, yani yerel mahkemenin, davacının iddiasının tam aksi yönde karar oluşturduğunu,
-Yerel mahkemenin işlerin yapıldığını ve teslim edildiğini belirtirken, "... davalının sözleşme ve sözleşme haricinde yapmış olduğu işlerin toplam 203.118,00 TL,..." şeklinde yapılan işlerin bedelini 203.118,00 TL olarak kabul ettiğini, oysa davacının, sadece sözleşme kapsamındaki işlerin ve onun dışında bir kısım işin daha yapıldığını, bunların bedeli olarak da 304.250,00 TL ödediğini kabul ettiğini, yani davacı yapılan işlerin bedelini 304.250,00 TL olarak zaten kabul etmişken yerel mahkemenin bunun 203.118,00 TL olarak kabul etmesini anlamadıklarını, yerel mahkemenin daha yapılan işlerin ne olduğunu ve bunların bedelinin ne kadar olduğunu dahi tespit etmeden, eksik inceleme ile davacının dahi iddia ve kabulünün aksi yönde ve ötesinde karar oluşturduğunu, taraflar arasında, sadece takibe konu faturada belirtilen işler mevcut olmadığını, aksine davacının kabulü üzerine taraflar arasında öncelikle bu fatura kapsamı dışında bir sözleşmenin mevcut olduğunu, söz konusu sözleşmenin dışında da birtakım işler yapıldığını, müvekkilinin bu fatura kapsamı dışında da işler yaptığını, davacının da bunu kabul ettiğini, yerel mahkemenin de sözleşmeyi aşan işleri kabul ettiğini, fakat davacının, yaptırdığı işlerin bedelini ödememek için müvekkilinin yaptığı diğer işlerin faturasını kabul etmeyerek iade ettiğini, davacının, iş yaptıracağı zaman, iş sözleşmesi kapsamında olmasına bakmaksızın müvekkilinden rahatlıkla taleplerde bulunduğunu ve işlerini yaptırdığını, yapılan işlerin bir kısmının müvekkili tarafından başkalarına yaptırılan işler olup ücretlerinin müvekkili tarafından ödendiğini, yerel mahkeme işlerin yapıldığını ve teslim edildiğini kabul ettiğine göre yapılması gereken işin, yapılan ve teslim edilen işlerin bedellerinin tespiti hususunda olduğunu, yerel mahkemenin bunun için keşif yapmadığını, bilirkişi incelemesi yaptırmadığını, başkaca hiçbir delil incelemediğini, mesnetsiz olarak işin bedelini 203.118,00 TL olarak kabul yoluna gittiğini, böyle olmadığının ise açıkça davacının bu bedelin üzerinde ödeme yapması hususunda olduğunu, işin bedelinin bu kadar olsa davacının neden bu tutarın yarısı kadar fazla ödeme yapması gerektiği anlamadıklarını,
-Yerel mahkemenin bilirkişi raporunda, 304.250,00 TL'lik ödeme yönündeki beyanın ikrar olarak kabul ettiğini, fakat dilekçelerinin devamı ve cevap dilekçelerine bakıldığında bu kabulün icra takibine konu işle ilgisi olmadığının açık olduğunu, cevap dilekçelerinde değindikleri beyanları mevcutken sanki yapılan ödemelerin icra takibine konu ödemeleri kabul ettikleri şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığını, söz konusu kabulün, yapılan diğer iş, işlem ve teslim edilen ürünlere ilişkin olduğunu,
-Dava konusu, İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2021/10340 sayılı takip dosyasına konu “12.08.2021 tarih, GIB2021000000359 Fatura Nolu, 203.118,00 TL bedelli” fatura alacağına ilişkin olduğunu, söz konusu faturanın, iş bittikten sonra davacıya gönderildiğini, davacının bu faturayı itiraz etmeyerek kabul ettiğini, yerel mahkemenin de; "...iş sözleşmesi kapsamı dışında kalan tüm işleri tamamladığı ve işlerin teslimini yaptığına ilişkin iddianın kabulünün gerektiği ve davalının sözleşme ve sözleşme haricinde yapmış olduğu işlerin toplam 203.118,00 TL, olduğu,..." şeklinde bunu kabul ettiğini, fakat yerel mahkemenin, davacının bu fatura kapsamı dışında yaptığı açık olan ödemeleri sanki icra takibine konu fatura için yapmış gibi kabul ederek, davayı kabul yönüne gittiğini,
-Müvekkilinin, gerek taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi, gerekse davacının sonradan yazılı sözleşme kapsamı dışında talep ettiği (dava dilekçesinde beyanı ve kabulü üzerine) tüm işleri eksiksiz olarak yaptığını ve teslim ettiğini, müvekkilinin kesinleşmiş bir fatura bedelinden ödenmemiş bakiye alacağını talep etmiş olup, ödenmemesi üzerine de icra yoluna gitmiş olduğundan icra takibine konu alacak nedeniyle açılan işbu davanın, haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle reddi gerekirken kabulü açıkça oluşa, usule ve yasaya aykırı olduğundan bozulması ve davanın reddinin gerektiğini,
Tüm dosya kapsamında verdikları dilekçeler ve açıklanan sebeplerle; istinaf talebinin kabulüyle, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.02.2023 gün ve 2021/873 E - 2023/82 K. sayılı kararının bozulmasına, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,

Asıl dava ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

İlk derece Mahkemesi tarafından asıl davanın kabulüne karar verildiği, birleşen dava yönünden ise hüküm kurulmadığı; asıl davada verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Asıl ve birleşen davada davalı tarafından İzmir 2.İcra Müdürlüğü'nün 2021/10340 Esas sayılı dosyasında 12.08.2021 tarihli "1000 adet meyve fidanı, 1 adet bahçe peyzaj uygulaması, 3000 adet süs bitkisi" açıklamalı 203.118,00 TL bedelli faturaya dayalı olarak 90.473,00 TL asıl alacak ve 892,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 91.365,00 TL'nin tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmıştır.
Asıl ve birleşen davada davacı iş sahibi vekili, taraflar arasında güven ilişkisine dayanarak sözleşme kapsamındaki adreste başkaca yapılan işlerde örneğin kuyu açılması gerektiğinde davalıdan yardım alındığı ve davalıya ödemenin peşin yapıldığı, davalının haksız yere fazlaca kestiği faturalara itiraz edilip iade edildiğini, icra takibine konu faturadaki alacağın ise fazlasıyla ödendiğini, takibe konu faturada belirtilen 1000 adet meyve fidanı ve süs bitkisinin davalı tarafça dikilmediğini belirterek başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili ise, taraflar arasında bedeli KDV hariç 146.823,00 TL olan sözleşme yapıldığını, davacının sözleşme kapsamı dışında bazı ek işlerin daha yapılmasını talep etmesi üzerine davalının hem sözleşme kapsamındaki işleri hem de ek işleri yaptığını, takibe konu faturadaki işlerin yapıldığını, faturaya davacının itiraz etmeyerek kabul ettiğini, davacı tarafça sunulan ödeme dekontlarının takibe konu fatura kapsamında yapılan işlerle ilgisi olmayan daha önce yapılan işlerin bir kısmına ilişkin olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş; davalı vekili 26.05.2022 tarihli bilirkişi raporuna beyan konulu dilekçesinde takibe konu faturanın 110.000,00 TL bedelli "avans" açıklamalı ve 2.645,00 TL "mucur ödemesi" açıklamalı ödemelerle 112.645,00 TL'sinin ödendiğini belirtilmiştir.
Somut olayda davalı tarafça taraflar arasında bedeli KDV hariç 146.823,00 TL olan sözleşme yapıldığı savunulmuş ise de, bahsedilen sözleşmenin bulunmadığı, davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defter ve kayıtlarını inceleyen mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli raporda, davalı tarafça 3 adet fatura düzenlediği, bunlardan 2 adedine davacı tarafça itiraz edilerek iade faturası düzenlenmesi üzerine davalının 2 adet faturayı iptal ettiği, dava ve takibe konu faturanın ise tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturaya davacının itiraz ettiğine dair delil bulunmadığı, davacı tarafça davalıya "peyzaj bedeli, dalgıç pompa ve ekipman bedeli, avans bedeli, mucur parası, peyzaj ödemesi, kuyu ve boru bedeli, ödeme, beton ödemesi" açıklamalı olmak üzere toplam 304.250,00 TL ödeme yapıldığı belirtilmiştir.
Faturaya tebliğinden itibaren 6102 sayılı TTK'nın 21/2. Maddesine 8 gün içinde itiraz edilmemesi fatura içeriğinin kesinleşmesi sonucunu doğurup, borcu kesinleştirmeyeceğinden davalı alacağın talep edilmesi üzerine işin eksik yapıldığını ileri sürebileceği gibi, ayıplarla ilgili süresinde ihbar yapılmış olması koşuluyla, işin ayıplı yapıldığını ve bedele hak kazanılmadığını ileri sürebilir. (Yargıtay 15.HD Esas No 2016/5256 Esas ve 2017/3755Karar sayılı kararı)

Taraflar arasında yapılan sözlü eser sözleşmesinde bedelde anlaşma olmadığından kural olarak bu halde 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi gereğince, yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre iş bedelinin belirlenmesi gerekmekte ise de yüklenici tarafından yapılan işler ile ilgili fatura düzenlenip iş sahibine tebliğ edilip iş sahibinin 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi gereğince 8 gün içerisinde itiraz etmemesi halinde içeriği ve bu arada fatura içeriğine dahil bedel kesinleşeceğinden ayrıca mahalli piyasa rayiçleri ile iş bedelinin tespitine gerek bulunmamaktadır. (Yargıtay 15.HD'nin 2017/140 Esas ve 2017/1900 Karar)
Eser sözleşmelerinde işin imal edilip teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini kanıtlama yükümlülüğü ise iş sahibindedir. Yüklenicinin iş bedelinin tamamına hak kazanabilmesi için, işi eksiksiz ve kusursuz olarak tamamlayarak teslim ettiğini kanıtlamak zorundadır.
Bu durumda mahkemece takibe konu fatura davacı tarafa tebliğ edilip 8 günlük süresi içinde itiraz edilmemesi nedeniyle içeriği kesinleştiğinden mahallinde uzman bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak takip dayanağı faturada yazılı iş ve imalâtlardan keşifte yapıldığı tesbit edilenlerin malzeme ve montaj dahil faturalarda yazılı miktarları üzerinden hak edilen toplam iş bedeli hesaplattırılıp bu faturadaki iş için davacı iş sahibi tarafından kanıtlanan (davalı bu fatura yönünden 112.645,00 TL ödeme yapıldığını kabul ettiği) ödemeler düşülerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olmuştur.
Kabule göre de, Mahkemece birleşen dava yönünden hüküm kurulmaması usule ve yasaya aykırı olmuştur.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından asıl davada davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Asıl davada davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,

2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.02.2023 tarih ve 2021/873 Esas, 2023/82 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,

5-Asıl davada davalı tarafından yatırılan toplam (1.560,29 TL + 1.865,90 TL) 3.426,19 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran asıl davada davalıya iadesine,

6-Asıl davada davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.