Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARARIN YAZ. TARİHİ: 09.04.2026

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.03.2023 tarih ve 2021/401 Esas, 2023/154 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.

İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında ... Mahallesi.. Pafta...Ada .. Parsel ...-... Mah. ... Cad. No:....adresinde davalı tarafça imal edilmiş olan 97 Daire 6 dükkan-müştemilat ve çevre aydınlatma inşaatının elektrik tesisatı işçiliğinin müvekkil tarafından yapılması amacıyla 200.000 TL bedel ile 16.10.2017 tarihinde Elektrik Tesisatı Taşeronluk Sözleşmesi akdedildiğini, ilgili sözleşmede, işin süresinin 24 ay olduğu, işin sözleşme imzalanması tarihi itibariyle başlanacağı davacının işi, işverenin hazırladığı iş programına paralel şekilde yapmakla yükümlü olduğu kararlaştırıldığını, davalı tarafından, sözleşme konusu ilgili yerde başlanacak olan inşaatın imalatı geciktirildiğini, davacı, sözleşme imza tarihi ve sözleşmede belirtilen süreyi göze alarak davalı taraf ile sözleşmede belirtilen bedelde taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme konusu taşınmazın imalatına geç başlaması nedeniyle, sözleşmenin imza tarihi, davacının sözleşmeye konu hizmeti yerine getirmeye başlama/ bitirme tarihi arasında geçen süreç içerisinde işçilerin konaklama,yol,yemek,SGK primleri, muhtasar vergi vb. diğer tüm giderlerde meydana gelen fiyat artışı nedeniyle davacı zarara uğradığını, davacının kusuru olmadan meydana gelen bu gecikme nedeniyle davacının uğradığı zararın davalı tarafça ödenmesi gerektiğini, davalı tarafça ilgili sözleşmede belirtilen süre içerisinde, koşullarda ve zamanında ödeme yapılmadığından dolayı davacının vade farkı alacağı bulunduğunu, davalı taraf ödemeleri; farklı farklı tarihlerde 2017-2021 yılları arasında ait .... 'ta bulunan ilgili banka hesabından davacının ...'ta bulunan ilgili banka hesabına ve 2019 yılı 12. Ayda ve 2020 yılı 2. Ayında teslim edilen, 27/12/2019, 30/03/2020 ve 15/05/2020 düzenlenme tarihli çekler ile ödeme yapıldığını, ayrıca davacı tarafından sözleşmeye ek olarak yapılan hizmetlere ilişkin olarak davalı tarafa düzenlenen 16.12.2020 tarihli 2020000000021 fatura seri numaralı ve 14.750,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, düzenlenen faturaya davalı tarafça itiraz edilmediğini, ancak davalı tarafça fatura bedeli davacıya ödemediğini, davacının, sözleşmeden ve ilgili faturadan dolayı kaynaklanan alacağının ödenmesi amacıyla davalı tarafa Karşıyaka 5. Noterliği'nin 04685 yevmiye nolu ve 18.02.2021 tarihli ihtarnamesi ile ihtar gönderilmiş, davalı tarafçada Bornova 2. Noterliği'nin 05981 yevmiye nolu ihtarnamesi ile taşınmazın geç imal edildiği kabul edilmiş ancak davacıya karşı borcu bulunmadığını belirterek itiraz ettiğini belirterek sözleşme konusu taşınmazın imalatına davalı tarafça geç başlanması nedeniyle sözleşmenin akdedilmesinden ve sözleşme gereğince davacının sözleşme gereğince hizmete başlama- bitiş tarihi arasında geçen süreç içerisinde işçilik maliyetlerinden meydana gelen artıştan dolayı, davacının uğradığı zararın tazmini olarak şimdilik 8.000,00 TL,Karşıyaka 5. Noterliği'nin 04685 yevmiye nolu ve 18.02.2021 tarihli ihtarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek Avans Faizi ile birlikte tahsiline, sözleşme gereğince yapılan ödemelerin, sözleşmede belirtilen süre ve koşullarda yapılmadığından dolayı meydana gelen vade farkının şimdilik 7.250,00 TL Karşıyaka 5. Noterliği'nin 04685 yevmiye nolu ve 18.02.2021 tarihli ihtarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek Avans Faizi ile birlikte tahsiline, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 16.12.2020 tarihli 2020000000021 nolu 14.750,00 TL fatura bedelinin Karşıyaka 5. Noterliği'nin 04685 yevmiye nolu ve 18.02.2021 tarihli ihtarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 12. Maddesinde işin işçilik bedeli anahtar teslim götürü bedeli 200.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, tüm malzemelerin davalı şirket tarafından sağlanması, firmanızın işçilik yapması kararlaştırıldığını, ihtarnamenizde özetle işlerin 14 ay gecikmeli olarak yapıldığı, imalatları davalı şirket tarafından geciktirildiğinden bahisle çalıştırılan işçilerin konaklama, yol, yemek, SGK primleri, Muhtasar vergi vb diğer tüm giderlerde meydana gelen fiyat artışı sebebiyle 110.000,00 TL zarar ettiğinizi; yine bu zarar sebebiyle 28.000,00 TL vade farkı alacaklarının doğduğunu, 16.12.2020 tarih ve 202000000021 numaralı faturadan dolayı da 14.750,00 TL alacaklı olduğunu ve netice itibari ile cem'an 152.750,00 TL alacaklı oldukların belirttiklerini, davacı tarafça talep edilen bu alacak kalemlerinden 14.750,00 TL fatura alacaklarının cari hesabınıza alacak olarak kaydedildiğini ve 16.12.2020 fatura tarihi itibari ile 25.100,30 TL cari hesapta alacaklı olduklarını, bu alacaklarını da 07.01.2021 tarih 202100000001 numaralı 14.337,00 TL bedelli e-arşiv fatura (hatalı üretimleriniz sebebiyle boya, badana, alçı tamiratları sebebiyle uğranılan zarar için tarafımızca kesilen fatura), 08.01.2021 tarihli ....tan yapılan 10.000,00 TL eft ve 27.01.2021 tarihli yine ....tan hesabınıza yapılan 763,30 TL eft gönderilmek suretiyle alacaklarının tamamının ödendiği anlaşıldığını, davacı tarafın diğer iki alacaklarına gelince; taraflar arasında yapılan sözleşmenin 8. Maddesinde "İşçilerin konaklama, yol, yemek, SGK primleri, muhtasar vergileri ve bunun gibi tüm genel giderler ve taşeron karı sözleşme birim fiyatlarına dahil edilmiştir. Taşeron esas taahhüt süresi içerisinde tamamen ifasına kadar nakliye ve işçi ücretlerinin artması vs. Sebeplerle istisna ederek,fiyat artış ve kendisine fazla para ödenmesi talebinde bulunamaz" denildiğini, dolayısıyla davacıların işçileri için ödenilen ve davalı şirketten talep edilen fiyat farkı ve maliyet artışını sözleşme gereği talep etme haklarının olmadığını, basiretli bir tacir olarak, işlerin yapılması sırasında işin durumunun gerektirdiği sayıda işçi çalıştırmaları, masrafları kontrol altında tutmaları gerektiğini, ticari basiretsizlikleri sebebiyle uğradıklarını iddia ettikleri ancak belgelendiremeyen tamamen hayal ürünü olarak talep edilen 110.000,00 TL maliyet artışı sebebiyle uğranılan zararı talep etmelerinin mümkün olmayacağını, 28.000,00 TL vade farkı adı altında bir alacakları da bulunmadığını, davacı tarafın taleplerine karşılık cevabi ihtarnamelerinde belirttikleri üzere, davacı tarafa hiçbir borçlarının bulunmadığını, davacı tarafın dava konusu yaptığı 16.12.2020 tarihli ve 14.750,00 TL bedelli fatura da dahil olmak üzere davalı firmadan ...'an 251.145,30 TL alacaklı olduğu, bu alacakların tamamının cari hesap hareketlerinden de görüleceği üzere muhtelif tarihlerde nakit ödeme (Banka yolu ile eft), çek, 31.12.2020 tarihli tediye makbuzu ve 07.01.2021 tarihli 14.337,00 TL bedelli e-arşiv faturaları (hatalı üretimler sebebiyle boya, badana, alçı tamiratları sebebiyle uğranılan zarar için davacı tarafça kesilen fatura) ile ödendiği görüleceğini, belirterek haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesinin 09.03.2023 tarih ve 2021/401 Esas, 2023/154 Karar sayılı kararı ile özetle; ''... taraflar arasında 16/10/2017 tarihli Elektrik Tesisatı Taşeronluk Sözleşmesinin akdedildiği, buna göre ... Mahallesi .. Pafta ... Ada ... Parsel... Mah. ...Cad. No:... adresinde davalı tarafça imal edilmiş olan 97 Daire 6 dükkan-müştemilat ve çevre aydınlatma inşaatının elektrik tesisatı işçiliğinin davacı tarafından yapılacağı ve bu işlerin karşılığında 200.000 TL bedelin davalı tarafından davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, her ne kadar davacı tarafından sözleşme konusu taşınmazın imalatına davalı tarafça geç başlanması nedeniyle, sözleşmenin akdedilmesinden ve sözleşme gereğince hizmete başlama bitiş tarihi arasında geçen süreç içerisinde işçilik maliyetlerinden meydana gelen artıştan dolayı uğradığı zararın tazmini olarak 8.000,00 TL' nin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek Avans Faizi ile birlikte tahsiline ve davacının sözleşme gereğince yapılan ödemelerin, sözleşmede belirtilen süre ve koşullarda yapılmadığından dolayı meydana gelen vade farkı 7.250,00 TL' nin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin fiyat farkı başlıklı 8. Maddesinde "İşçilerin konaklama, yol, yamek, SGK primleri, muhtasar vergiler ve bunun sözleşme birim fiyatina dahil edimiştir. Taşeron esas taahhüt müddeti içerisinde tamamen ifasına kadar nakliye ve işçi ücretlerinin artması vs. sebeplerle istisna ederek fiyat artışı talebinde bulunamaz." hükmünün öngörüldüğü, vade farkı alacağı istenebilmesi için taraflar arasında vade farkı istenebileceği hususunun yazılı delille veya taraflar arasındaki uygulamayla ispat edilebileceği, vade farkı alacağını ihtiva eden bir fatura düzenlenip davalı tarafa tebliğ edilmesinin ve süresinde bu faturaya itiraz edilmemiş olmasının yukarıda belirtilen şartların gerçekleştirilmemesi halinde tek başına vade farkı istenebileceği sonucunu doğurmayacağı anlaşılmakla davacı talebinin bu yöndeki alacak talepleri haklı görülmemiştir.
Davacı tarafından tarafından davalı adına düzenlenen 16.12.2020 tarihli 2020000000021 nolu 14.750,00 TL fatura bedelinin tahsili talebinin ise bilirkişi raporunda taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının davalıdan 3.132,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne 3.132,-TL alacağın 24/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek %10,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine'' dair karar verilmiştir.

1-Davacı vekili tarafından verilen 22.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Müvekkili ile davalı arasında 16.10.2017 tarihinde "Elektrik Tesisatı Taşeronluk Sözleşmesi" akdedildiğini, bu sözleşmenin 7. maddesi gereğince, işin süresi 24 ay olarak kararlaştırıldığını, işin sözleşmenin imza tarihi itibariyle başlayacağı hüküm altına alındığını, yani iş bu sözleşme gereğince müvekkilinin işi gerçekleştireceği tarih aralığının 16.10.2017 - 16.10.2019 olduğunu, fakat, davalı tarafın sözleşmeye konu elektrik tesisatının yapılacağı taşınmaz imalatını tam 14 ay geciktirdiğini, taşınmazın davalı tarafından imal edilememesi sebebiyle, müvekkilinin söz konusu taşeronluk hizmetine başlayamadığını,
-Taraflar arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesinin 8. Maddesinde; "Taşeron esas taahhüt müddeti içerisinde tamamen ifasına kadar nakliye ve işçi ücretlerinin artması vs. Sebeplerle istisna ederek fiyat artışı ve kendisine daha fazla para ödenmesi talebinde bulunamaz." hükmünün mevcut olduğunu, mahkemece bu hüküm gereğince müvekkilinin zarar talebinde bulunamayacağını belirttiğini, oysa ki burada dikkat edilmesi gereken en önemli hususun; "Esas taahhüt müddeti içerisinde" kısmı olduğunu, müvekkilinin esas taahhüt müddetini oluşturan tarih aralığının 16.10.2017 - 16.10.2019 olduğunu, taraflarınca işbu dava ile talep edilen zararın, bu tarih aralıklarına ait olmadığını, taraflarınca işbu dava ile talep edilen zararın davalının taşınmazın imalatını 14 ay geciktirmesi sebebiyle müvekkilinin 16.10.2019 tarihinden sonra da vermek zorunda kaldığı taşeronluk hizmeti neticesinde, işçilik maliyetlerinde meydana gelen artış sebebiyle uğradığı zarar olduğunu, bu zarardan davalının sorumlu olacağının açık olduğunu, çünkü davalı tarafın taşınmazın imalatını tam 14 ay geciktirerek müvekkilinin taşeronluk hizmetine geç başlamasına sebep olduğunu, bu süre zarfında işçilik maliyetlerinde ciddi anlamda artışlar meydana geldiğini, müvekkilinin sözleşmenin bitim tarihi olan 16.10.2019 tarihinden sonra da işçilik ödemeleri yapmaya devam etmek zorunda kaldığını ve bu ödemeleri güncellenen ve artış gören fiyatlar üzerinden yaptığını, müvekkilinin iş bu sözleşmeyi; işin 24 ay süreceği ve 16.10.2019 tarihinde biteceği koşullarına göre imzaladığını ve sözleşme karşılığı bedeli buna göre belirlediğini, fakat davalı tarafın, müvekkilinin hizmet süresinden tam 14 ayı çaldığını ve müvekkilinin taşeronluk hizmetinin 14 ay geç başlamasına sebep olduğunu, bu 1 yıldan fazla süren gecikme sebebiyle, herşeyde olduğu gibi işçilik maliyetlerinde de artışlar meydana geldiğini, işçilerin konaklama, yol, yemek, SGK primleri, muhtasar vergi vb. diğer tüm giderlerin müvekkili tarafından artış görmüş fiyatlar üzerinden ödenmek zorunda kaldığını,
-Mahkece kararda müvekkili tarafından vade farkı talebi için fatura kesildiği ve bu faturanın karşı tarafa tebliğ edildiği, davalı tarafından bu faturaya itiraz edilmediğinin belirtildiğini, fakat bu hususun vade farkı istenebileceği sonucunu doğurmayacağının ifade edildiğini, buradan da fark ettikleri üzere, yargılama sırasında taleplerinin tam anlaşılamadığını, müvekkili tarafından, vade farkı alacağı sebebiyle kesilen bir faturanın mevcut olmadığını, müvekkilinin sadece sözleşmeye ek olarak yapmış olduğu hizmetlere ilişkin fatura kestiğini, mahkemenin, vade farkı alacağı için müvekkilinin kesmiş olduğu bir fatura mevcutmuş gibi hüküm kurduğunu,
-Müvekkili ile davalı arasında imzalanan Taşeronluk Sözleşmesinin 10. Maddesinde ödemelerin ne şekilde yapılacağının belirtildiğini, bu madde gereğince ödemelerin hakediş şeklinde olacağı ve her ay sonunda nakit olarak müvekkiline ödeneceğinin belirtildiğini, fakat, dava dilekçelerinde de belirttikleri üzere, davalının hem ödemeleri geç yaptığını, hem de bazı ödemelerini müvekkiline verdiği uzun vadeli çekler ile yaptığını, yapılacak bilirkişi incelemesi ile sözleşmeye aykırı olarak yapılan ödemelerin gecikme faizlerinin çok kolay bir biçimde hesaplanacakken, mahkemece bu konuda bir inceleme yapılmadığını, aksine; taraflarınca talep edilen vade farkına ilişkin, bir yazılı delil ya da taraflar arasındaki uygulamanın geçerli olacağının belirtildiğini, iki taraf arasında imzalanan ve açık bir hüküm bulunan sözleşme mevcut iken, bu sözleşmeye aykırı yapılan ödemelerin gecikme faizlerinin hesaplanması için nasıl bir yazılı delil gerektiğinin taraflarınca anlaşılamadığını,
Yukarıda belirtilen sebeplerle, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/401 Esas, 2023/154 Karar sayılı ilamının hukuka aykırı olduğundan istinaf yolu ile kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

2-Davalı vekili tarafından verilen 10.06.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Mahkeme kararının davalı vekili olarak taraflarına hükmedilen vekalet ücreti ve harç bakımından hatalı olup, kararın hüküm fıkrasındaki davalı vekiline takdir edilen avukatlık ücreti ve mahkeme harçları yönünden kaldırılmasının gerektiğini,
-Mahkemece kendilerine davacı vekiline takdir edilen 3.132,00 TL avukatlık ücretini takdir ettiğini, oysa huzurdaki davanın alacak davası olup nispi vekalet ücretine tabi olduğunu, mahkemece 30.000,00 TL bedelli davanın 3.132,00 TL'si kabul edildiğinden davacı vekili lehine takdir edilen vekalet ücreti doğru ise de kendilerine takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, mahkemenin reddedilen 26.868 TL üzerinden kendilerine tarifenin 13. Maddesi yollaması gereğince tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yer alan Asliye Mahkemelerindeki ücret olan 9.200,00 TL ücret takdir edilmesinin gerektiğini,
-Mahkemece, harç hesabı yaparken de hatalı karar verildiğini, alınması gereken harcı dava değeri olan 30.000,00 TL üzerinden hesaplayarak 2.049,30 TL olarak bulduğunu ve paylaşımı da bu hatalı rakam üzerinden yaptığını, bilindiği üzere davanın kısmen veya tam kabulü halinde alınması gereken harç kabul edilen miktar üzerinden hesaplanacağını, mahkemenin davayı 3.132,00 TL üzerinden kısmen kabul ettiğini, 3.132,00 TL kabul ile sonuçlanan davanın 2.049,30 TL karar harcı olamayacağını, karar harcı kabul edilen bedelin binde 68,31'i olduğunu, dolayısıyla 3.132,00 TL kabul edildiğinden bu dava için alınması gereken harcın 213,95 TL olduğunu, alınması gereken harcın da dava açılırken yatırılan 512,33 TL harçtan az olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına ve fazla ödenen harcın davacıya iadesine karar verilmesinin gerektiğini, bu nedenlerle mahkemenin gerekçeli kararının hüküm fıkrasında yer alan ve dilekçelerinde yer verdikleri hüküm fıkralarının kaldırılmasına karar verilmesi ve bu hüküm fıkralarının yeniden düzenlenmesinin gerektiğini,
Yukarıda belirttikleri ve resen göz önüne alınacak nedenlerle; istinaf başvurularının kabulü ile İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/03/2023 tarih ve 2021/401 E. 2023/154 K. sayılı kararının vekalet ücreti, harçlar ve yargılama giderleri ile ilgili hüküm fıkralanın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür .
Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında 16.10.2017 tarihli 200.000,00 TL götürü bedelli eser sözleşmesinin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan sözleşmede işin süresinin 24 ay olduğunun belirlendiği halde davalı tarafın inşaatın imalatına geç başlaması nedeniyle davacının işçilerinin konaklama, yol, yemek, SGK primleri, muhtasar vergi ve benzeri diğer tüm giderlerinde meydana gelen fiyat artışı nedeniyle zarara uğradığını, davalının sözleşmede belirtilen süreler içerisinde ödeme yapmadığından vade farkı alacağı doğduğunu, ayrıca düzenlenen 16.12.2020 tarihli 14.750,00 TL bedelli faturanın davalı tarafça ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL'nin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
27.06.2003 tarih, 2001/1 E. 2003/1 K. sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kurulu kararı ile yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği gibi vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda düzenlenmiş bir sözleşme bulunması ya da teamül halini almış yerleşik bir uygulamanın var olması gerekmektedir.
Somut olayda, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesinde ödemelerde gecikme halinde vade farkı istenebileceğine hüküm bulunmadığı gibi taraflar arasında teamül halini almış yerleşik bir uygulama da bulunmadığı anlaşıldığından davacının vade farkı alacağı isteminin yasal şartlarının oluşmadığı, yine davacı taraf davalı tarafın inşaatın imalatına geç başlaması nedeniyle işçilerinin konaklama, yol, yemek, SGK primleri, muhtasar vergi ve benzeri diğer tüm giderlerinde meydana gelen fiyat artışı nedeniyle zarara uğradığı iddiası yönünden zararını ispata yarar delil sunmadığından bu alacak isteminin de reddinin gerektiği; davacının düzenlediği davalının kabulünde olan 16.12.2020 tarihli 14.750,00 TL bedelli fatura yönünden ise davalı tarafça cari hesap ilişkisinde yapılan ödemeler nedeniyle davacının bakiye 3.132,00 TL'yi talep edebileceğinden Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Davacı tarafça eldeki davanın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL'nin tahsili istemiyle açıldığı, Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 3.132,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiğinden, reddedilen 26.868,00 TL üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1 maddesi gereğince vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken belirlenecek vekalet ücretinin aynı tarifenin 13/3 maddesi uyarınca "davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğine" dair kabul usule ve yasaya aykırı olduğu; yine Mahkemece 492 sayılı Harçlar Kanunu'na göre kabul edilen miktar olan 3.132,00 TL üzerinden alınması gereken nisbi harcın 30.000,00 TL üzerinden alınması da usule ve yasaya aykrı olduğundan davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.03.2023 tarih ve 2021/401 Esas, 2023/154 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile,

3-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.03.2023 tarih ve 2021/401 Esas, 2023/154 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

4-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
-3.132,00 TL alacağın 24.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

5-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 512,33 TL peşin karar harcın mahsubu ile kalan 219,67 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, (Mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine),

6-Dava kısmen kabul edildiğinden davacı tarafın yaptığı tebligat, müzekkere, posta, bilirkişi, taksi ücreti olmak üzere toplam 2.700,00 TL yargılama giderinden davanın kabul oranı nazara alınarak 281,88 TL yargılama gideri ile davacı tarafın karşıladığı 512,33 TL peşin karar harcı, 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 853,51 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

7-Davalı tarafından yapılan müzekkere, tebligat, posta ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 750,00 TL yargılama giderinden davanın ret oranına göre hesaplanan 671,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 3.132,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 26.868,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

10-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, harç alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davalıya iadesine,

11-Davalı tarafından yapılan 70,00 TL tebligat masrafı ile yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 562,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

12-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

13-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

14-HMK'nın 333/(1).maddesi gereğince artan gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde ilgililerine iadesine,

15-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafa içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.