İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARARIN YAZ. TARİHİ: 09.04.2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.03.2023 tarih ve 2019/1096 Esas, 2023/171 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ülkemizde büyük önem taşıyan "Sanayi 4.0“ uygulamaları ile tam otomatik çalışan sistem tasarımları ve bunların entegrasyonu ile sanayinin çevre dostu sürdürülebilir üretimine katkı sağladığını, ARGE desteğinde ileri teknoloji yenilikçi atıksu arıtma ve arıtılmış atıksuyun 4670-90 arasında tekrar kullanımını sağlayan ürün ve hizmet yapılandırmaları ile yatırımı 2-4 yıl içinde karşılayan ve sonraki senelerde işletmeyi kara geçiren sistemleri tasarladığını, davalının müvekkili ile iletişime geçtiğini ve Haziran 2019 tarihinde devreye girecek yeni... standartları için yeni bir arıtma sistemi tasarımına ilişkin teklif istediklerini bildirdiğini, akabinde, müvekkilinin gerekli ön çalışmaları yapıp kendilerinden talep edilen arıtma sistemini 3 aşamada planladığını ve görüşe sunduğunu, buna göre; 1. Aşama işletme temsili atıksu kapsam, miktarı ve kalite kimliğinin belirlenmesi, 2. aşama Atıksu arıtma sistem taşarımının güncellenmesi /hazırlanması, 3. aşama ise Tasarlanan sistemin kurulum/devreye alınması ve ön işletimi olduğunu, tarafların içerikle mutabık kalarak ilgili projeyi Eylül 2017 tarihinde başlatma kararı aldıklarını, taraflar arasında 25.12.2017 - Ocak 2018 tarihleri arasında, geriye yönelik olarak 01.09.2017 tarihli "Atıksu Arıtma Sistemi Kapsam ve Karakterizasyon Belirleme, Arıima Süreç Tasarımı Hazırlama, Sistem Kurulumu ve Ön İşletim Proje Protokolü ve Hizmet Sözleşmesi" imzalandığını, ilk aşamaya ilişkin yapılan kimlik belirleme çalışmalarının (ölçüm, örnekleme ve analiz raporlama) ilk ödemesinin 06.11.2017 tarihinde, kalan ölçüm, örnekleme ve analizler ile değerlendirme rapor (Atıksu Aruma Sistemi Mevcut Durum Raporu, 15.01.2018) bedellerinin ise sorunsuz olarak 07,05.2018 tarihinde yapıldığını, davalının ısrarı üzerine 14.11.2018 tarihinde taraflar arasında gizlilik sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin ilk aşama sonuçlarını toplantılarla anlatması sonrasında gerekli istekler dikkate alarak raporlama yaptığını, davalının da bilgisi ve onayı ile Mart 2018 tarihinde ikinci aşamaya başladığını, yeni bir tesis yerine güncel arıtma tesisinin modernizasyonu şeklinde Östek belirtildiğinden karşılıklı revizyonlar ve onaylar ile 30.04.2019 tarihinde “.... A.Ş. Atıksu Arıtma Tesisi Tasarım Projesi Raporu” olarak ilettiğini, Mart 2019'da işletmeye özel tasarlanan projeyi üçüncü aşamaya kurulum ve ön işletim için tüm belgeleri ve alınan teklifleri ile hazır hale getirdiğini, işletme yetkililerinin yeni kurulan tesislerine de bir adet yeni Atıksu Arıtma Sistemi istediğini, bu konuda da gerekli maliyetler hazırlanarak teklif işletme ile paylaşıldığını ve iki tesisin kurulumu için onay alındığını, sonrasında davalının Almanya'dan hazır alınan boyahane ünitesine ek olarak arıtma tesisleri içinde kredi sağlama konusunda çalışma başlattığını, Nisan 2019 tarihinde davalı "tesislerin kurulumuna kredi sağlayamadığı gerekçesi ile her iki sistemi almaktan vazgeçtiğini" müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin işletme yetkililerinin isteği ve sözleşme hükümleri doğrultusunda mevcut arıtma tesisinin modernizasyonu için işletmeye özel yapı ikinci aşama çalışmalarınım faturalandırmasının 04.07.2019 ve 23.07.2019 tarihlerinde yaptığını, müvekkilinin proje kapsamında sunulan tüm hizmetleri almasına ve arıtma sisteminin yeni teknoloji yapısı ile çalışma şeklini öğrenmesine rağmen fatura ve projenin hayata geçirilmesine dair tekliflerini, reddettiğini, müvekkilinin Mart 2018 - Mayıs 2019 tarihleri arasında 1 seneyi aşkın çalışmasını davalıya faturalandırdığını, ilk faturanın 04.07.2019 tarihli 159.730,31.-TL bedelli; ikinci faturanın ise 23.07.2019 tarihli 11.448,00.-TL bedelli olduğunu, ilk faturanın, davalıya 04.07.2019 tarihinde kargo ile gönderildiğini, 05.07.2019 tarihinde karşı tarafa tebliğ olduğunu, davalının müvekkiline 17.07.2019 tarihinde "Az önce arkadaşlar gönderdiğiniz faturayı ilettiler; faturalandırmanız hatalı, bizden onay almadan bu faturalandırmayı yapamazsımız" şeklinde mail gönderdiğini, müvekkilinin faturalandırmanın doğru olduğunu, tüm aşamalarda istekler ve onaylar alınarak bu işlemlerin yapıldığını, her şey hazırlandıktan sonra faturayı kabul etmemenin etik olmadığını beliritiğini, davalıdan 19.07.2019 - tarihli "Yorumlarınız yanlış ve hatalı, pazartesi daha uzun bir mail yazacağım” şeklinde mail geldiğini, bu mail davalı tarafından müvekkili ile iletişime geçilen son içerik olduğunu, 20.07.2019 tarihinde ise söz konusu faturanın müvekkile geri kargolandığını, 23.07.2019 tarihli faturanın ise işletme yetkililerinin isteği doğrultusunda ayrı olarak düzenlenmiş olmasına rağmen yine aynı şekilde ödemesi yapılmadan ve herhangi bir açıklama olmaksızın geri gönderildiğini, maddi olarak ciddi bir zarara uğratılan müvekkilinin, 09.08.2019 tarihli 012264 yevmiye mumaralı İzmir I. Noterliği'nden gönderilen ihtarname ile ilgili ödemelerin 3 gün içerisinde yapılmasım, aksi takdirde sözleşmenin feshedildiğini ihtar ettiğini, davalının ödemeyi gerçekleştirmemesi üzerine müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini, davalının her ne kadar cevap niteliğindeki müvekkiline gönderdiği ihtarnamede herhangi bir hesap mutabakatı çıkmadığını iddia etse de, durumun gerçek olmadığını, fatura tebliğ tarihi olan 05.07.2019 tarihi ve davalının müvekkili ile ilk iletişime geçtiği 17.07.2019 tarihi arasında TTK'da fatura itirazı için öngörülen 8 günlük sürenin aşıldığını, davalının, faturayı kabul ettiğini, davalının ödemeyi halen yapmaması üzerine sözleşmeyi fesheden taraf davacı müvekkili olduğunu, ve davalının temerrüde düştüğünü, tarafların konu hakkında işbu davanın ikamesinden önce arabulucuya başvurmuş olsa da, davalı taleplerin tamamen karşılanması hususunu reddederek, her iki faturalandırmadan 23.07.2019 tarihli olan için 9.000.-TL, 04.07.2019 tarihli fatura için ise yine yaklaşık 11.000.-TL'lik meblağı ödemeyi kabul ettiğini, bu ödemelerin müvekkilinin emeklerini karşılamadığını, ifade ederek davanın kabulüne ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ...Serbest Bölgede faaliyet gösteren ve Serbest Bölge Mevzuatına göre iş yapan bir sanayi kuruluşu olduğunu, müvekkilinin asıl işinin jant üretimi olup iç piyasadan ayrı olarak da zamanın da çok sayıda ülkeye de jant ihracatı yapmakta olduğunu, davacının da Dokuz Eylül Üniversitesi ... olarak bilinen ve daha çok AR-GE işleri için çalışan bir şirket olduğunu, kar amacından ziyade bilimsel amaçlı çalışmalar yapmakta ve bu hususta muhtelif kurum ve kuruluşlar ile de işbirliği yaptığını, müvekkilinin .... ili ... ilçesi .. Serbest Bölgesi'nde bulunan jant üretimi içerisinde oluşan atıksuların teknik ve yasal gerekliliklerde arıtılmasını sağlayacak atıksu arıtma sistem tasarımı yapımını düşünmüş ve bu hususta bir ar-ge çalışması ve nihayetinde kurulum aşaması olacak şekilde bir proje düşündüğünü, bunum için de davacı şirket ortaklarından bir kısmının üniversiteden öğrencisi olan şirket çalışanları....'in, aracılığı ile davacı şirket ile temas kurulmuş ve neticede İşletme için Tasarım (1) atıksu kapsam ve karakterizasyonunun (miktar ve kalitesi) belirlenmesi, atık su arıtma sistem tasarımının hazırlanması ve sistemin kurulum ve ön işletme aşamalarını kapsayan 01/09/2017 tarihinde yürürlüğe girdiği kabul edilen sözleşmeyi akdettiklerini, sözleşmenin "Proje Konusu, Kapsamı, Tarifi ve Denetimi" başlıklı 2. Maddesinde de ifade edildiği üzere 3 aşamalık bir sözleşme olduğunu, yine sözleşmenin 4. Maddesine göre bu sözleşme ile yapılacak iş ve işlemlerinin süresinin 6 ay * 2 ay porsiyonlu olarak belirlendiğini, Sözleşmenin aşamaları, bedeli ve birim fiyatları ayrıntılı olarak ve de sınırlı - örnekleyici olarak sözleşmenin 5. Maddesinde " 5. Sözleşme Bedeli ve birim Fiyatları" başlığı altında belirlendiğini, buna göre işletme atıksu karakterizasyon ve arıtma benzetim test çalışması ekte verilen proje teklifinde olduğu gibi A, B ve C parametrelerini içeren standari analiz fiyatlandırması; 900 TL x örnek sayısı mikrobiyolojik analizlerde testlere göre ek olarak fiyatlandırma yapıldığını raporlama 2500 işletim sırasında yasal ve teknik gerekliliklerde gerekli ölçüm ve analizler ayrıca karşılıklı içerik belirleme ile fiyatlandırıldığını, davacı şirket bu sözleşmeyi hayata geçirebilecek tecrübeye sahip olmadığını, sözleşmenin 1 Eylül 2017 tarihinde yürürlüğe girdiği ve süresinin de opsiyon ile toplam 8 aya kadar uzayabileceği taraflarca kabul edildiği halde davacı tarafça bu 8 aylık sürede 1. Aşamanın dahi tanamlanamadığını, sözleşmenin icrası için işyerinde yapılacak olan iş ve işlemlerde sözleşmede hiç bir yükümlülüğü olmadığı halde müvekkillerine ait personelin de çalışıp ve görev aldığını, davacıya destek verdiğini, davacının özellikle fiyatlandırma ve kurulum aşamasına geçiş ile ilgili olarak bir tecrübesinin olmadığının açıkça ortaya çıktığını taraflarca sözleşmenin süresinin azami 8 ay olarak belirlenmesine karşın davacının bu sürede 1. aşamayı dahi tamamlayamamış olması ve sürenin uzaması karşısında 2. aşama iş ve işlemleri yapılmakta iken davacının sözleşmeyi icra edemediğini ve edemeyeceğini görerek sözleşmeyi fesih ettiğini, davacı tarafın İzmir I1.Noterliğinden keşide ettiği 12264 yevmiye nolu, 09/08/2019 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi fesih ettiğini belirterek 04/07/2019 ve 26/07/2019 tarihlerinde faturalandırma yaptığını belirtip fatura bedellerini talep ettiğini, müvekkillerinin bu ihtara İzmir 7.Noterliğinden keşide ettiği 5615 yevmiye nolu 27/08/2019 tarihli ihtarnamesi ile cevap verdiğini, İhtarda I. Aşamanın raporlamasının dahi her türlü yeni yapıldığı, faturaların sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiği, taraflar bir hesap mutabakalı olmadığı, yapılmayan işlerin de bedelinin talep edildiği, sözleşmedeki ve uyulmadığı bu hususta çalışmalar yapması gerekmekte iken yapılmadığını, yine davacı tarafından yapılan ücretlendirmeler arasında çelişkiler görüldüğünü ve bu rakamlardaki aşırı farklılıkların da davacının baş sözleşme konusu işi yapabilme hususundaki eksikliklerini ortaya koyduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 16.03.2023 tarih ve 2019/1096 Esas, 2023/171 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasında yapılan Atıksu Arıtma Sistemi Kapsam ve Karakterizasyon Belirleme, Arıtma Süreç Tasarımı Hazırlama, Sistem Kurulumu ve Ön İşletim Proje Protokolü ve Hizmet Sözleşmesi taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait ticari defter ve belgeler, bilirkişi heyetinin 06/01/2021 tarihli, 08/08/2022 tarihli raporları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki Atıksu Arıtma Sistemi Kapsam ve Karakterizasyon Belirleme, Arıtma Süreç Tasarımı Hazırlama, Sistem Kurulumu ve Ön İşletim Proje Protokolü ve Hizmet Sözleşmesine binaen bulunan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından yerine getirilen iş bedeli karşılığı olan 171.178,31 TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı taraftan tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, 08/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmeye göre yapılan teknik değerlendirmede, davacının sözleşme edimlerini ve ve yükümlülüklerini gerektiği gibi yerine getirmediği, davacının basiretli bir tacir gibi davranarak sözleşme imzalarken gerekli özeni göstermesi gerektiği değerlendirilmek sureti ile davacının talep ettiği alacağın reddine'' dair karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından verilen 14.06.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Davalıya gönderilen fatura teslimine ilişkin yazılı delil mevcut iken bu hususun dikkate alınmadığını, gerekçeli kararda da bahsedilmediğini, yine, davalının ticari defterleri aleyhine delil teşkil ettiğini, bu hususun da dikkate alınmadığını, davada iki ayrı bilirkişi grubu tarafından rapor düzenlendiğini, ancak kararın 08/08/2022 tarihli değerlendirme ve sonucunun incelenemeyen raporlardan bahisle, sunulan delillerin ve sözleşmenin taraflar arasındaki Ar-Ge temelinde hazırlanan özel edim, yükümlülük ve borç ilişkisinin dikkate almadığı, eksik, hatalı ve çelişkili olduğu ikinci bilirkişi raporuna dayandırılarak verildiğini, Ar-Ge proje çalışmasının, davacı tarafından tek taraflı fes edilen tarihe (09.08.2019) kadar 2017 şubat ayına göre 29 ay ve sözleşme tarihine göre 22 ay süren çalışmanın yok sayıldığını, davacı tarafından dosyaya sunulan delillerin tarafların süreci itirazsız devam ettirdiğini net bir şekilde ortaya koymasına rağmen bu süre boyunca davalının projenin olurunu ve devamını engelleyebilecek herhangi bir itirazi delili olmadığı, süreci karşılıklı onaylarla devam ettirdiği ve dosyaya da sunulmuş bir itirazi delil olmadığı halde davacı aleyhine karar verildiğini, sözleşmenin, tarafların karşılıklı iş birliğinde uzun bir süreç sonunda imzalandığını ve bir Ar-Ge projesi yapısında özel ürün elde etmeye yönelik özel bir edinimin ve borç ilişkisinin beklentisini Ar-Ge yapısında tanımladığı, uygun alternatif kurulum seçimlerinin yapılmasına bağlı gerekli maliyetlerin sözleşme bedeli haricinde olduğu, bazı iş paketleri (çalışmalar) ve fatura kalemlerinin sözleşmede bulunmasa bile, davalı (işveren) ve davacının (yüklenicinin) birlikte aldığı karar doğrultusunda işleme alındığı, tamamlanmış olduğu ve yapılan iş hakkında itiraz yokken hak edişe itiraz olduğu ve bu içeriklerin dosyaya itirazi olarak sunulduğu halde dikkate alınmayarak genel bir hizmet yada ürün satış sözleşmesi gibi ele alındığını, davacının gizlilik sözleşmesine göre veri sunamadığı bir durumda, davacının sözleşme edimlerini ve yükümlülüklerini gerektiği gibi yerine getirmediği ve davacının basiretli bir tacir gibi davranarak sözleşme imzalarken gerekli özeni göstermesi gerektiği yargısının doğru olmadığının açıklamalarda verildiğini, son olarak, bilirkişi raporlarındaki bazı kalemler için hak ediş öngörülmüşken mahkemece müvekkilinin hiçbir hak edişi olmadığından bahisle davanın reddine ilişkin kararın hukuka ve hakkaniyete ayrı olması nedeniyle ilgili karara itiraz etme zorunluluğu doğduğunu,
-Müvekkilinin, model destekli inorganik arıtma (endüstriyel atıksular gibi) proseslerinin tasarımı konusunda 20 yılın üzerinde deneyim ile lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri yetiştiren, projeler yürüten, ulusal ve uluslararası zeminde yayınları olan uzmanlığa sahip olduğunu, uzmanlığını sanayinin sorunlarını çözmeye destek verme amaçlı ...nde 09.01.2017 tarihinde şirketini kurduğunu, güncel durumda, Avrupa Birliği (AB) bazında çok sayıda Ar-Ge projesi desteklenmesine rağmen örneğin sadece boyar madde içeren atıksuların (Davalının boyahane atıksuları gibi, ancak tekstil özelinde) arıtılmasına yönelik ADOPBIO (%75< geri kazanım, 2006), PROWATER (%40 geri kazanım, 2007), BATTLE (%75 geri kazanım, 2008), PURIFAST (%60< geri kazanım, 2012), WASATEX (%62-90 geri kazanım, 2016), ECUVal (%70-100 geri kazanım, 2017) ve EColoRO (%75 geri kazanım, 2019) projelerinden sadece son 3 projede sürdürülebilir ticari çözümler elde edilebildiğini, ancak yüksek kurulum maliyetleri nedeni ile ülkemizde yaygınlaşamadığını, davalı ile yapılan proje gibi metal işleme sektörü özelinde ise; AB yada global ölçekte desteklenen bir proje olup olmadığı araştırıldığını, ancak bulunamadığını, davalının da dilekçelerinde arıtma benzetim testleri yapılan 8 farklı atıksu oluşturan işletme üretim üniteleri paylaştığını, davacı tarafından başlangıçta ifade edilen yeni tesis rakamlarında özellikle fiyatlandırmalarda ifade edilenden çok daha yüksek rakamlar çıktığının belirtildiğini, (%100 civarında farklılık) ikinci aşamanın tamamlanması sonrası üçüncü aşamaya geçişte olmazsa olmaz olan ürünün kurulum ve işletme maliyetlerinin belirlenmesi sonrası; davalının bütçe onayına gitmesi, kredi bulamaması ve ürünü pahalı bulması ikinci aşamanın tamamlandığına yönelik dava dosyasında bulunan net deliller olduğunu,
-Davalının, sektörde müvekkilinin konuya çözüm oluşturma amaçlı çalışmaları duyulduğunda davalının 2017 şubat ayında iletişime geçtiğini, işletmenin uzman üst yönetimine çalışma yöntemlerini tanıttığını, arıtma proses çözümünün alınıp alınamayacağına ve işletmenin elinde yeterli veri olup olmadığına ilişkin yaklaşık 12 ay işletme üretim üniteleri bazında sınırlı Ar-Ge çalışması yapılabildiğini (sözleşme olmadığından), elde edilen sınırlı ön veriler ışığında (üretimde 450 adet üzerinde kimyasal kullanımına bağlı oluşan atıksu miktar, kalite ve oluşum zamanlamasının gün, hafta, ay, altı ay ve yıllık bazda gelen üretim siparişlerine göre değişebildiğinden) müvekkilinin ....'ta 2017 Eylül ayında Ar-Ge projesini başlattığını ve 2018 Ocak ayında da her iki tarafın proses çözümünün olabileceğine yönelik (arıtma benzetim testleri sonuçları) karar desteğinde davalı ile sözleşmedeki ilk aşamanın başladığında yapılan çalışma ve faturaları kapsayacak şekilde geriye dönük üç aşamalı genel yapılı bir sözleşmenin karşılıklı olarak imzalanmasına karar verildiğini, proje sürecinin uzamasının temel nedeni işletmede mevcut olan atıksu arıtma sisteminden geriye dönük veri paylaşılamaması ve üretim üniteleri bazında (8 adet) zamana göre minimum bir yılık veri sağlanması gerekliliği, elde edilen verilere göre tam zamanlı otomasyon ile işletim tasarımı ve kurulumunun ancak 6 aylık üretim duruşundan birisinin de yapılabilmesi zorunluluğu olduğunu, davalıdan ikinci aşamanın tamamlanıp üçüncü aşamanın başlatılması sırasında gelen “kredi bulunamaması nedeni ile ürünlerin alımından vazgeçme, arıtma sistemi kurulum maliyetinin pahalı bulunması, onayımız olmadan faturalama yapamazsınız ve hesap mutabakatı olmadığı” yönündeki iddialar dışında herhangi bir itirazın bulunmadığını, bu itirazların da hizmetin onaylanıp alındığı halde, faturalamasının onayına (iki fatura kalemi hariç) karşı çıktığını, ayrıca, davalı tarafından gizlilik sözleşmesinin kaldırılmaması nedeni ile dava dosyasına teknik sonuç ve rapor delillerinin sunulamamasının sorumluluğunun tek taraflı olarak davacıya yüklenmesinin hatalı olduğunu, dosyada ikinci aşama ile ilgili teknik raporlamaların yapıldığını gösteren eposta yazışmaları ve eklerin mübrez olup, aksi bir delil davalı tarafından dosyaya sunulmadığını, bilirkişiler tarafından hem görülemeyen teknik raporlara istinaden hak edişin tamamlanmış ya da tamamlanmamış olduğu söylenemeyeceği yönünde görüş belirtildiğini, hem de aynı dosyaların yine görülemediği halde hak edişin tamamlanmadığına yönelik çelişkili karar verildiğini, yine, bilirkişilerin hak ediş oluştuğuna yönelik raporların mahkeme tarafından hükme esas alınmadığını,
-19.12.2019 tarihli dilekçelerinde .... tebliğ evrakının dosyaya sunulduğunu, davalının kaşesiyle birlikte "Kata teslim" ibaresinin mevcut olduğunu, davalının, taraflarınca 05.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği kanıtlanan faturayı, 17.07.2019 tarihinde elden tebliğ aldığını iddia ettiğini, Tebligat Kanunu ve yargı içtihatlarının açık olup, illaki şirket yetkilisine tebligat yapılmasının gerekmediğini, davalı gibi büyük şirketlerin de, tebligatların ilgili birime veya kişiye (örneğin sekreter) bırakılacağını ve buradan dağıtıma çıkarılacağını, davalıya yapılan tebligatın geçerli olup davalının iç işlerindeki gecikmelerin sorumluluğunun müvekkile yüklenemeyeceğini, buna ilişkin olarak Yargıtay 21. HD'nin T.19.02.2018, E.2018/58, K.2018/1447 sayılı kararına değinildiğini,
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2 maddesine göre; fatura tebliğ tarihi olan 05.07.2019 tarihi ve davalının müvekkili ile ilk iletişime geçtiği 17.07.2019 tarihi arasında TTK'da fatura itirazı için öngörülen 8 günlük sürenin aşıldığını, davalının, faturayı kabul ettiğini, davalının bu hususta " 17.07.2019 tarihinde elden teslim aldık" harici herhangi bir beyanda bulunamadığını ve delil de sunamadığını, TTK 21./2.'ye göre 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade kanıtlama yükümlülüğünün davalıda olup bu yükümlülüğün yerine getirilemediğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay 23. HD 2014/3309 E. 2015/127 K. 13.01.2015 T. ve Yargıtay 23. HD 13.1.2015 T., 2014/3309 E., 2015/127 K. Sayılı kararına değinildiğini,
-Dosyada mübrez 31.05.2021 tarihli bilirkişi raporunun son iki sayfasında özetle, davacı müvekkilinin ticari defter kayıtlarında gözüken fatura alacağının, davalının kayıtlarına alınmadığını, yine dilekçelerinde HMK madde 222'deki düzenlemeye değinildiğini,
-Davalının ticari defterlerinin kendi aleyhine delil teşkil ettiğini, davalının bu hususta herhangi bir beyanda bulunmadığını, oysa ki dosyada mübrez sözleşme, yazışmalar, yapılan projeler vb hususların hepsi tarafların ticari ilişkide olduğunun kanıtı olduğunu, davalıya faturanın teslim edildiğine ilişkin kendi kaşesiyle işaretlediği belge mevcut iken ve müvekkilinin ticari defter kayıtlarında ilgili faturalar açıkça gözükmekte iken, davalı tarafından bu hususların hiçbirine hukuki bir yanıt verilmediğini, davalının, ispat yükü altında olup iddiasını hukuken ispat edememekte iken davanın müvekkili aleyhine reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
-Taraflar arası imzalanan gizlilik sözleşmesini ihlal etmeksizin dosyaya sundukları raporlar ve yazışmalarda müvekkilinin üstlendiği edimi yerine getirdiğini, buna istinaden, bilirkişi raporlarında müvekkilinin hakedişi olduğunun da tespit edildiğini, mahkemenin hakedişleri görmezden gelmesini kabul etmediklerini, dosyada 2 adet bilirkişi raporunun mevcut olduğunu, 31.05.2021 tarihli raporda; müvekkilinin "Atıksu Arıtma Sistem Tasarımı" bedeli olan 65.063,94.-TL ve "ÇED için AAT Tasarım& Çizimi" bedeli olan 9.540 TL olmak üzere, toplamda 74.603,94 TL hakedişi olduğu, 14.02.2022 tarihli raporda; ek bilgi ve belge talep edilmesi nedeniyle değerlendirme yapılmadığı, 08.08.2022 tarihli raporda; Elektrik projesinin bittiği belirtilerek 9.137,35.-TL hakedişi olduğu, bila tarihli ancak 07.02.2023 tebliğ tarihli raporda ise 08.08.2022 tarihli raporun tekrar edildiğini, ek olarak "ÇED dosyası için Atıksu Arıtma Tesisi (AAT) Tasarımı ve Çizimini bakanlığa sunulduğundan bahsedilmesinden dolayı ....firmasından bu durumun doğrulanıp doğrulanmadığının sorulması doğru olacaktır. Bir itiraz gelmez ise fatura kaleminin de bu kısmın da.... firması tarafından ....firmasına yapılmış bir iş olarak kabul edilebileceği kanaatimizdir." şeklinde görüş bildirildiğini, ilgili işin fatura bedelinin 9.540.-TL olduğunu, 20.02.2023 tarihli dosyaya sundukları dilekçelerinde; ilgili kalemin kamuya açık ve bizzat Bakanlık uzantılı "...." adresinden ulaşılabilir halde olduğunu, ilgili sayfadan "Dosya göster" sekmesine tıklatıldığında indirilen dökümanın 113. Sayfasında "...." kaşeli ve imzalı çizimin mevcut olduğunu, dolayısıyla işin, davalının iddiasının aksine tamamlanmış olduğu, hatta bizzat davalının dosyasına eklenerek Bakanlık birimine gönderildiğinin görüleceğini, dolayısıyla müvekkilinin bu hakedişe de hak kazandığını, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir anlığına TTK 21/2 şartlarının gerçekleşmediği ve işin tamamlanıp tamamlanmadığının incelenmesi düşünüldüğünde; müvekkilinin yüklendiği edimin, birbiriyle ilintili biçimde ilerlediğini, bir aşama bitmeden diğerine geçilemediğini, hal böyle iken, edimin son aşaması olan ÇED dosya tasarımından önceki evrelerin de tamamlanması işin gerekliliğinden olup müvekkilinin bu gereklilikleri yerine getirdiğini, dosyaya bu kapsamda yazışmalar ve raporların sunulduğunu, ancak, tam proje dosyasının teslimin müvekkilinin imzalanan gizlilik sözleşmesini ihlali anlamına geldiğini, dolayısıyla müvekkilinin hem yaptığı işi gizlilik sözleşmesi nedeniyle tam olarak gösteremediğini, hem de "işi gösteremediği için yapmamış" kabul edildiğini, bu durumun ne hukuk ne de hakkaniyete uygun olmadığını,
-İlk raporu düzenleyen bilirkişilerin dava dosyasına sunulan dilekçeleri, iddiaları, yazışmaları sözleşme ile proje ayrıntılarını karşılaştırarak fatura kalemlerinin hak ediş karşılıklarını oldukça ayrıntılı incelediğini, Atıksu Arıtma Sistem Tasarımı ve Çed Dosyası için Yeni AAT tasarım ve çizimi olmak üzere toplam 74.603,94 TL'lik iş ve hizmetin bitirilip teslim edildiğini mütalaa ettiklerini, fatura kalemlerine ilişkin 2. kalemde belirtilen elektrik projesi, 3. kalemde belirtilen donanım ve mekanik projesi ve 4. proses akım şeması ve projesi hakkında ise; Sayfa 14’de Dava Dosyası içinde detayları ve sunulmuş hak edişleri görülemediğinden Davacının tamamladığını iddia ettiği proje safhaları hakkında kanaat oluşturamamış, akabindeki paragrafta (son paragraf) projenin 2. Aşamasındaki tasarımın tamamlanamamış olduğu görüş ve kanaatine varmış, Sonuç ve Kanaat bölümü 17’nci sayfada ise aynı fatura kalemleri için “…detaylar ve sunulmuş hak edişler görülemediğinden, davacının bu proje safhalarını tamamlamadığı,” şeklinde sonuca varıldığını, bilirkişi raporuna 10.06.2021 tarihli dilekçelerinde itiraz edildiğini ve eksik kalan meblağ açısından inceleme yapılmak üzere bilirkişiye gönderilerek ek rapor alınmasının talep edildiğini, ancak davalının dilekçesi doğrultusunda yeni bilirkişi ataması yapıldığını, ikinci bilirkişiler aynı dava dosyası hakkında 14.02.2022 tarihli ilk raporlamalarında konuyu anlayamadıklarını, bazı açıklamaların yapıldığı ancak yapılan açıklamaların fatura içeriği ve sözleşmede yazan işler ile uyumluluğu net olarak anlaşılamadığı, raporların dosyada olmadığını ve göremediklerini ve bu yüzden karar veremediklerini, sözleşmede yazan iş kalemleri ile faturada yazan kalemlerin bağlantılarının açıklamalarına ihtiyaç duyduklarını belirttiğinden dosyaya cevap dilekçesi eklerinde açıklama (8 sayfa) ve delil içeren ekleri (51 sayfa) sunulmuş, bilirkişilerin konuyu sipariş Ar-Ge projelerinin işleyiş ve yapısına göre anlamaya çalışması ve değerlendirebilmesi için açıklayıcı bilgi verildiğini, dosyaya sunulan yeni delil ve açıklamalara göre ise (ki burada da istenen teknik raporlar gizlilik sözleşmesi gereği paylaşılamamıştır) 08.08.2022 tarihli ikinci rapor değerlendirme ve sonucunda sadece istedikleri açıklamalara karşılık taraflarınca yapılan açıklamaların dikkate alındığını, dava dosyasına sunulan dilekçeler, ilk ve yeni sunulan ek deliller dikkate ve değerlendirmeye alınmadan aşağıda verilen başlıklarda irdelendiği gibi sözleşme ve faturaların aynı başlıkta olmaması, faturaların sözleşmede geçmeyen farklı işlerin kalemlerini içermesi, üçüncü aşama için gerekli bir yasal prosedürü ikinci aşama ile hatalı ilişkilendirme yapılmasın, dava dosyasına sunulan gizlilik sözleşmesini ve hak edişe konu olan raporları inceleyemedikleri için ilk raporun tersine hak edişlerin oluşmadığı şeklinde çelişkili ve net olarak anlaşılamayan sonuçlara vardıklarını, ayrıca bilirkişilerin dilekçe eki ve açıklamalarındaki belirttikleri projenin.... ortamında gerçekleştirilen sipariş Ar-Ge olması hakkında içeriği gördüklerini not ettiğini, ancak inceleme yapıldığına dair görüş bildirilmediğini, değerlendirme yapmadığını ve sonuca dahil etmediğini,
Aşağıda özetle ikinci bilirkişilerin değerlendirme ve sonuçları ile tespitlerinin maddeler halinde verildiğini,
-Sayfa 4 Değerlendirme başlığı altında öncelikle “Bu sebeple net olarak .... firması bu işleri yapmıştır ve ... Firması da bu işlerin yapıldığını kabul etmiştir denilememektedir.” şeklinde kararsız kaldıklarını belirten değerlendirme yaptıklarını,
-Sayfa 4 Devamında “Atıksu Artıma Tesisi projelendirmesi işi genel bir iş olup: proje raporu, 2 ve 3 boyutlu çizimleri ve akım şeması gibi kısımların tümünü kapsar bu bağlamda faturalandırmanın da bu duruma uygun olarak net bir şekilde hazırlanmış olması gerekirdi.” şeklinde ve sayfa 6 Sonuç bölümünde “fatura kalemlerindeki, “Atıksu Arıtma sistem tasarımı” kaleminin zaten sözleşmede 2. kısım yazan işlerin başlığı olduğundan dolayı faturada yazan -Donanım ve Mekanik Projesi(2 ve3 boyutlu) - Proses Akım Şeması ve Projesi - ÇED dosyası için yeni AAT Tasarım ve çizimi işlerini kapsadığı bu sebeple ayrı kalemler olarak ücretlendirilmesinin uygun olamayacağı” şeklinde içerik değil şekil yönünden uygunsuzluğun belirtildiğini,
-Sayfa 5’de sözleşme madde 3’e (Proje Çalışma Programı) göre 04.07.2019 tarihli fatura içeriğinin sözleşmenin dışında bazı işleri içerdiğini, Madde 2 ile bu durumun çelişki yarattığı ve fatura içeriğinin doğru olmadığı şeklinde, sözleşmenin tanımlı bir ürünün satışı yada hizmetin verilişi ve faturalarında bu başlıklarda olması gerektiğinden uygunsuzluk sonucuna vardıklarını, projenin Ar-Ge projesi olduğunu dikkate almadıklarını ve hatalı kriter uygulandığını,
-Davanın, projenin ikinci aşamasının tamamlanması ile ilişkili iken Sayfa 5 değerlendirme başlığı altında ve aynı sayfa sonuç bölümü ilk paragrafında projenin üçüncü aşamanın tamamlanmasında gerekli Çevre Mühendisleri Odası ve ESBAŞ proje onay yapısı verildiğini ve bu aşamadan sonra projenin bitmiş sayılabileceğinin belirtildiğini, sözleşme madde 2 birinci paragraf üçüncü cümle ile hatalı bir ilişki kurularak “…yasal gereklilikler kapsamında projelerin onaylanması ve sürecinin imalat hazırlanmış olması gerekirdi.” şeklinde dava konusu ile alakasız ve hatalı bir sonuca varıldığını,
-Sayfa 5 sonuç bölümü öncesi “karşılıklı yapılan sözleşmede herhangi bir gizlilik anlaşmasından bahsedilmemekte ancak yapılan yazışmalar ve açıklamalarda gizlilik sözleşmesi kapsamında yeni atıksu arıtma tasarımında paylaşılamadığından bahsedilmektedir” ve sayfa 6 Sonuç bölümünde “İçerikleri çeşitli sebepler ile (gizlilik anlaşması ve buluş içermesi vb.) paylaşılamayan raporların sözleşmede bahsi geçmediği halde fatura açıklamalarında bahsi geçmesi sebebiyle hak edişlerinde bu raporlara dayandırılması sebebiyle sözleşme kapsamındaki işlerin hak edişi olarak kabul edilemeyeceği,” şeklinde dava dosyasına sunulan gizlilik sözleşmesini ve hak edişe konu olan raporları inceleyemedikleri için ilk verdikleri raporun tersine hak edişlerin oluşmadığı şeklinde çelişkili karar verdiklerini,
-Sayfa 6 Sonuç bölümünde son olarak davalı ve davacı arasında yapılan sözleşme “…kapsamındaki 2. Kısım işlerin (elektrik projesi hariç) tüm bu sebeplerden dolayı bitmiş olarak kabul edilemeyeceği,” görüş ve kanaatine vardıklarını, bu kanaat ve görüşün yukarıda verilen eksik ve hatalı değerlendirmelere dayandırıldığını,
Dosyadaki dilekçeler ve delillerin özetinde;
-Taraflarınca gönderilen fesih ihtarına kadar (09.08.2019) kadar 2017 şubat ayına göre 29 ay ve sözleşme tarihine göre 22 ay sürdüğü, bu süre boyunca davalının projenin olurunu ve devamını engelleyebilecek herhangi bir itirazi delili (ikinci aşama sonunda arıtma sistemi kurulum maliyetinin pahalı bulunması, ''onayımız olmadan faturalama yapamazsınız'' ve ''hesap mutabakatı olmadığı'' yönündeki epostalarda yer alan iddialar hariç) dosyaya sunulmadığını, proje çalışması ile ilişkili olduğu iddia edilen ve ilk kez 27.08.2019 tarihli cevabi ihtarnamede geçen tüm itirazi iddiaların, çalışmadan bağımsız ve sözleşme feshedildikten sonraki tarihte proje süreci ile sözleşmenin süreçten bağımsız hatalı karşılaştırmasına dayandırıldığını, sürelere uyulmadığı, eksiklik olduğu, tamamlanmadığı gibi iddiaların faturalama anlaşmazlığı oluşması sonrası, davalı tarafından süreçten bağımsız olarak ileri sürüldüğünü, kendilerinin, dosyaya sundukları deliller ile tarafların sürecinin itirazsız devam ettirdiğini net bir şekilde ortaya koyduğunu,
-Proje süreci ile ilgili verilen yazışmalarda, ikinci aşamanın örtülü (karşılıklı onay yazısı olmadan, ancak epostalarda verilen içeriklerden ikinci ve üçüncü aşamanın başlatıldığının açık olduğunu) onaylandığı ve sözleşme çerçevesinde 22 ay devam ettirildiğini, ayrıca, sözleşme tarafların edim ve yükümlülüklerini hem davalı (arıtma sistem kurulumu ve ön işletimine kadar gibi) hem de davacı (Madde 5 "İŞVEREN'in onayı ile uygun alternatif kurulum seçimlerinin yapılmasına bağlı gerekli maliyetler sözleşme bedeli haricindedir.” gibi) açısından içerdiğini, 06.05.2019 tarihli proje raporu konulu eposta (dava dosyasında 25.04.2022 tarihli 51 sayfalık paylaşılan delillerde Ek-3, sayfa 31’de) ekinde verilen rapor işletmenin en üst seviye yöneticilerine gönderildiğini (bilgide diğer teknik uzmanlar da vardır) ve yaklaşık iki ay sonra faturalama tarihine kadar rapora herhangi bir itiraz yapılmadığından faturalama yapıldığını, Ar-Ge projesinde teknik şartnamelerden, çizimler ve sonuç raporlamasına kadar tüm tasarım içeriği epostalarda görüldüğü gibi karşılıklı revizyonlar yapılarak paylaşıldığını ve sonuçta karşılıklı onaylarla süreç tamamlandığını,
-Dava sürecinde ikinci bilirkişilerin olumsuz değerlendirmesi sonrası verilen cevap dilekçesinde davalının tamamlanmadığını iddia ettiği ve gizlilik söleşmesi gereği paylaşılamayan ÇED dosyası için yeni AAT tasarımı ve çizimi fatura kalemine konu olan işin Bakanlık web sayfasında yayınlandığının belirtildiğini ancak dikkate alınmadığını,
-Müvekkilinin, ön açıklamalarda verildiği ve sözleşmede de belirtildiği gibi arıtma sisteminin tasarımına esas olan arıtma proses tasarımı konusunda uzmanlığa sahiptir ve tecrübesi bununla sınırlı olduğunu, sözleşme maddelerinde verilen bilgilerin müvekkilinin uzmanlığı ile ilişkili proses tasarımı ile ilgili yapılacak Ar-Ge çalışmalarının tanımlamalarını içerdiğini, ortak sorumluluk içeren ve henüz içeriği belirli olmayan çalışmalara sözleşmede yer verilmediğini, sözleşme imzalanması öncesi bu durumun davalıya da anlatıldığını ve ek çalışmalar konusunda iş birliği yapılması ve destek sağlanması konularında anlaşmaya varıldığını,
-Terzi modeli çalışan (işletmeye özel tasarım), atıksu arıtma sistem tasarımı Ar-Ge projelerinde hem işletme üretim birimlerinden sorumlu hem de geleceğe yönelik planlama ve proje hazırlayan yönetici ve uzmanların projeye katılımı ve iş birliğinde destek sağlamasının genel bir esas ve zorunluluk olduğunu, yüklenicinin, davalı tarafından sağlanacak bu iş birliği ve katkısı olmadan tesise ait işletme yapısını, oluşan atıksu kapsam ve sorunlarını anlayıp, işletmeye özel çözüm geliştirmesinin mümkün olmadığını, davacının işletme üretim ünitelerinden kaynaklı oluşan atıksu verilerini (debimetre takılması, hangi kimyasalların kullanıldığında kalitenin en kötü hale geldiği, atıksuyun miktar ve kalitesinin hangi zamanlamada değişim gösterdiği gibi) davalının iş birliği ve sürece katkısı olmadan elde edilebilmesi ve sorunu anlayıp çözüm üretilmesinin mümkün olmadığını, davalının, mevcut atıksu arıtma sistemi arıtma verileri haricindeki (mevcut arıtma sistemi ile ilgili geçmiş dönem verisinin davalı tarafından paylaşılamadığını, tasarıma esas verilerin de olmadığını) kullanılan kimyasalların (MSDS formları, iki ayrı zamanda paylaşım), elde edilen debiler ve işletme üretim yapısı gibi verileri davacının talebi üzerine paylaştığını ve bu verilerin ikinci aşamanın tamamlanmasında kullandığını, (sürecin uzama nedenleri arasındadır). ayrıca .... firması davalı ile birlikte uzun yıllardır çalışan, tesise aşiyan bir firma olduğunu ve davalının önerisi ile projelendirilmiş atıksu arıtma sisteminin kurulumunu yapmak için hem projeyi hem de işletme ortamını incelmesi ve teklife esas verilerin karşılıklı değerlendirilmesi ve anlaşılması sonrası teklif verdiğini ve projeye katıldığını, kurulum hizmetinde, borulama, tank ve pompa gibi donanımların kurulum ortamına yerleştirilmesi ve montajından istenen sürede işin tamamlanması için çalışacak elemanların sayısına ve iaşesine kadar kapsamlı teklif içeriği hazırlama zorunluluğu olduğunu, dolayısı ile firmaların tekliflerinin verilmesinin delil niteliğinde olduğunu (dava dosyasında 25.04.2022 tarihli 51 sayfalık paylaşılan delillerde Ek Ön Bilgilendirme, Sayfa 36, Ek-5 yazışmaları, ayrıca farklı teklifler ve faturaların paylaşıldığı yazışmaların mevcut olduğunu) sonuç olarak sözleşme tarafların karşılıklı iş birliğinde oluşturulmuş bir Ar-Ge projesi yapısında ürün elde etmeye yönelik özel bir edinimin ve borç ilişkisinin beklentisini tanımladığını, davacının sözleşme edimlerini ve yükümlülüklerini gerektiği gibi yerine getirmediği ve davacının basiretli bir tacir gibi davranarak sözleşme imzalarken gerekli özeni göstermesi gerektiği yargısının doğru olmadığını, ayrıca sözleşme hükümleri, içeriği ile Ar-Ge yapısına özel taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen yapıda olduğundan her iki tarafı bağlayıcı olduğunu, yanlış karşılaştırma kriterlerinin kullanılmasına bağlı yanlış yorumlanması ve hatalı değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
-Sözleşmede, davacının çalışmaları yürüteceği adresin Ar-Ge ve tasarım projelerinin gerçekleştirildiği Depark Teknokenti olduğunu, madde 2 ilk paragrafında arıtma sisteminin Ar-Ge çalışmaları ile belirleneceği, Madde 5'de "....alanında yürütülen bu proje çalışmasında" şeklinde bilgilendirme verildiğini, Madde 8.1'de Ar-Ge sonucu elde edilebilecek ürün veya ürünlerin fikri ve sınai mülkiyet hakları kullanımının tanımlandığını, dava dosyasına sunulan deliller arasında; Belge 19 ve 20'de Teknokent gerekliliklerinde çalışıldığının örnek iki belgesi verildiğini, ayrıca yapılan eposta yazışmalarında Ar-Ge gerekliliklerinde iş birliğinde çalışıldığının açıkça görüleceğini, Madde 5’de "İşveren'in onayı ile uygun alternatif kurulum seçimlerinin yapılmasına bağlı gerekli maliyetler sözleşme bedeli haricindedir.” şeklinde verilen sözleşme hükmünün bağlayıcı ve sözleşmede yer almayan ek çalışmaları tanımlayıcı olduğunu,
-04.07.2019 tarihli faturada 2,3,4 ve 5'nci kalemlerin sözleşmede tanımlı olmadığını, sözleşme bedeli dışında bırakıldığını, ancak ikinci aşamanın çalışmaları olduğunu (delil olarak verilen epostalarda bilgilendirme olduğunu), bu durumda bazı iş paketleri (çalışmalar) ve fatura kalemleri sözleşmede bulunmasa bile davalı (işveren) ve davacının (yüklenicinin) birlikte aldığı karar doğrultusunda işleme alındığını ve tamamlanmış olduğundan hak ediş oluştuğunu, projenin ikinci aşaması sonunda elde edilen sıfır ürün kurulum maliyeti vergiler hariç 290.000,00 EURO yada 1.844.400,00 TL (1 EURO: 6.36 TL üzerinden o döneme göre hesaplandığını) ikinci aşamada davalıya yapılan fatura bedelleri toplamının ise 146.812,67 TL olduğunı (KDV dahil 171.178,31 TL, 11448,00 TL kesilen fatura KDV'den muaf olduğunu), kar amacı gütmeyen çalışmada 4 Ar-Ge mühendisinin 1 yılı aşan çalışmalarının, masrafların ve elektrik projesinin toplam maliyeti karşılığında yapılan faturalama, vergiler hariç ürün maliyetinin yaklaşık %8’i oranında olduğunu (tüm vergiler dahil ürün maliyetine göre %6,4), projede öncelikle ürün satın alınacağından Ar-Ge maliyetlerinin bir kısmı ürün maliyetine eklendiğini, ancak alımdan vazgeçilmesi sonucunda tekrar Ar-Ge maliyetleri hesaplanarak davalıya faturalandırıldığını,
-Taraflar arasında imzalanan proje protokolü ve hizmet sözleşmesinin hukuki açıdan Borçlar Kanunu çerçevesinde edimleri ve taraflara getirdiği yükümlülüklerinin hangi kriterlere göre incelendiği, delil yeterliliğinin sorgulandığı ve hangi koşullarda karar desteği alındığının belirsiz olduğunu, bu konuda hizmet sözleşmenin dayandığı yapının Ar-Ge projesi olduğunun bilirkişilere hatırlatıldığını, sözleşme ve delil olarak sunulan belgelere dikkat çekildiğini, ancak değerlendirmeye alındığına dair bir atıf ve değerlendirme kriteri 08.08.2022 tarihli raporun değerlendirme ve sonuç bölümlerinde bulunamadığını, mahkemenin gerekçeli kararında da bu duruma atıfta bulunulmadığını, değerlendirmede dikkate alınmadığını ve kararda bahsedilmediğini,
-Öncelikle davalının davacı ile Ar-Ge projesi yapmak istemesi ve sözleşme imzalamaya kadar uzun zaman gerekmesinin temel nedeninin projeden beklenen sonuçların alınıp alınamayacağına yönelik taraflar arasında karşılıklı karar desteği sağlanması konusunda olduğunu, 2018 Ocak ayına kadar özellikle bazı arıtma benzetim testleri işletme üniteleri bazında işletme ortamında davalı uzman ve çalışanları varlığında yapıldığını ve sonuç alınabileceğinin davalıya da kanıtlandıktan sonra geriye dönük özel edim, yükümlülük ve borç ilişkisi içeren sözleşme imzalandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme kanun çerçevesinde tanımlanan edim ve yükümlülükler açısından hizmet yada satış sözleşmeleri gereklilik ve sınıflamasına uymadığını, Borçlar Kanunu'nda Ar-Ge sözleşmelerinin çerçevesi henüz tanımlanmamıştır ve bu nedenle proje ve sözleşme yapısına göre en yakın çerçeve Yedinci Bölüm'de Eser Sözleşmesi hükümleri kapsamında verildiğini, ancak bununla da sınırlı olmadığını, Yargıtay’ın da Ar-Ge sözleşmeleri konusunda eser sözleşmesi değerlendirmesi bulunduğuna dair Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2015/1535, K. 2015/6614, T. 24.12.2015 bir tezde atıf bulunduğunu, sonuçta hukuki değerlendirme ve karar desteği alınması gereken sözleşmenin, özel borç ilişkisi içerdiği, tipik satış ve hizmet sözleşmesi hükümlerinde sınırlandırılmasının doğru olmadığını,
Yukarıda arz ve izah olunan ve re'sen dikkate alınacak gerekçelerle; 1. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1096 E. ve 2013/171 K. Sayılı ve 16.03.2023 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, yargılama giderler, arabuluculuk ücreti ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında 01.09.2017 tarihli "Atıksu Arıtma Sistemi Kapsam ve Karakterizasyon Belirleme, Arıtma Süreç Tasarımı Hazırlama, Sistem Kurulumu ve Ön İşletim Proje Protokolü ve Hizmet Sözleşmesi" isimli eser sözleşmesinin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı yüklenici vekili, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi kapsamında davacı yüklenicinin sözleşmenin 1.aşamasına ilişkin çalışmaların tamamlandığını, 1.aşamaya ilişkin ödemenin davalı tarafça yapıldığını, davacının ikinci aşamayı da tamamladığını, bu esnada davalının tesislerinin kurulumuna kredi sağlayamadığı gerekçesiyle her iki sistemi almaktan vazgeçtiğini bildirmesi üzerine davacı tarafın ikinci aşamaya ilişkin yapılan işler için 04.07.2019 tarihli ve 23.07.2019 tarihli faturaları düzenlediğini, 04.07.2019 tarihli faturanın davalıya kargo ile gönderildiğini, davalının faturaya itiraz süresi geçtikten sonra faturayı iade ettiğini, yine 23.07.2019 tarihli faturanın da davalı tarafça iade edildiğini, bunun üzerine davacının 09.08.2019 tarihli 12264 yevmiye numaralı noter ihtarnamesi ile 2 adet fatura bedelinin ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini ve davalının ödemeyi gerçekleştirmemesi üzerine sözleşmenin davacı tarafça feshedildiğini belirterek söz konusu iki adet fatura bedelinin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Davalı iş sahibi vekili ise, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 2.aşamasının davacı yüklenici tarafından tamamlanmadığını, davacı tarafça düzenlenen 04.07.2019 tarihli faturanın kargo yoluyla tebliğ alınmadığını, sözkonusu faturanın elden iletilmesi üzerinde faturaya süresinde itiraz edildiğini, davacı şirkete mail yollanarak "sadece elektrik projesi için 1.217,53 Euro tutarlı ve saha çalışmaları için de 1.800,00 Euro tutarlı fatura düzenlemesi gerektiği belirtilerek faturanın yeniden düzenlenerek gönderilmesinin talep edildiğini, daha sonra davacı tarafından 23.07.2019 tarihli kabul edilen saha çalışmalarına dair 1.800,00 Euro karşılığı olan 11.448,00 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, davacının elektrik projesi olarak belirtilen iş için de fatura düzenlemesi ve göndermesi gerekirken hala bu faturayı göndermediğini, iade edilen 04.07.2019 tarihli faturada belirlen 1,3,4 ve 5 nolu alacak kalemlerinin sözleşmeye aykırı düzenlendiğini, faturada KDV talep edilemeyeceğini, davalının kabul ettiği ve davacının ödeme almaktan imtina ettiği iki kalem alacak yönünden (birisi için faturanın halen düzenlenmediğini) davanın açılmasına sebebiyet verilmediği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Davacı tarafça dava konusu 04.07.2019 tarihli faturanın kargo ile davalıya tebliğ edildiği ve davalının 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz etmediğinden faturanın kesinleştiği ileri sürülmüş ise de; dosyada mevcut kargo teslim çıktılarına göre 05.07.2019 tarihinde davalıya teslim edilen gönderinin bulunduğu, ancak gönderi içeriğinin ne olduğunun tespit edilemediği, davacı tarafça düzenlenip davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olmayan sözkonusu faturaların tebliğine ilişkin sunulan kargo belgelerinin bu aşamada yeterli olmadığı, zira içeriklerinin belirsiz olduğundan davalının faturayı elden tebliğ aldığını belirttiği tarih esas alınarak davalı tarafça söz konusu faturaya itirazın süresinde yapıldığı kabul edilmiş olup davacı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Eser sözleşmelerinde işin imal edilip teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini kanıtlama yükümlülüğü ise iş sahibindedir. Yüklenicinin iş bedelinin tamamına hak kazanabilmesi için, işi eksiksiz ve kusursuz olarak tamamlayarak teslim ettiğini kanıtlamak zorundadır.
Somut olayda yargılama aşamasında Mahkemece iki farklı bilirkişi heyetinden raporlar alındığı, ancak söz konusu raporların çelişkili olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece raporlar arasında çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden davacı yüklenici tarafından düzenlenen davaya konu 04.07.2019 tarihli ve 23.07.2019 tarihli faturaya konu işlerin yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bedeli (davalı iş sahibinin cevap dilekçesinde belirttiği "sadece elektrik projesi için 1.217,53 Euro tutarlı ve saha çalışmaları için de 1.800,00 Euro tutarlı fatura düzenlemesi gerektiği yönündeki kabulüne de dikkat edilerek) hususunda denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,
2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.03.2023 tarih ve 2019/1096 Esas, 2023/171 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.