Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

DAVA VE İSTEM:
Müvekkilinin oto tamir işiyle uğraştığını, davalıya ait ... plaka sayılı aracın tamiri sebebiyle aralarında iş ilişkisi meydana geldiğini, dava ve takibe konu senedin müvekkilin elinden rızası dışı alındığını ve suç unsuru oluşturduğunu, müvekkilinin hiçbir şekilde davaya konu takip ve bono sebebi ile davalıya borçlu bulunmadığını, söz konusu olay hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, takibe konu senetin müvekkilinin elinden rızası dışı korkutma ve manevi cebir ile alınmış olması sebebi müvekkilin maddi manevi başkaca zarara girmemesi adına icra dosyası teminat sayılarak tedbir kararı verilip ... 21. İcra Dairesi'nde ... E sayılı takip dosyasındaki takibin ve tüm icra işlemlerin tedbiren durdurulmasına, ... 21. İcra Dairesi'nde ... sayılı takip dosyasındaki bononun ve iş bu icra takibinin iptaline, davacının icra takibi ve bono nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine takip alacağının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı yana tebligat yasası hükümlerine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü bildirildiği halde; davalı yan cevap dilekçesi sunmamış ve bu nedenle de münkir kabul edilmiştir.

Dava dosyası, ... 8.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12/12/2022 tarih ve ...Esas, ... Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine mahkememize tevzi edilmiştir.
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, bono sureti, araç tescil kayıtları, araç satış sözleşmesi, tanık anlatımı, yazı cevabı içerikleri, ... CBS'nin ...soruşturma sayılı dosya Uyap mündericatı, ... 21.İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosya Uyap mündericatı, vekaletname, ve tüm dosya kapsamı...
Mahkememizce verilen 27/06/2025 tarihli celse ara kararı gereğince, araç satış sözleşmesinde alıcı sıfatıyla yer alan dava dışı ...'ın tanık olarak dinlenilmesine re'sen karar verilmiş olup, bu kapsamda 10/04/2026 tarihli celsede hazır bulunan tanığın huzurda yemini yaptırılarak dava konusu olayla ilgili beyanı alınmıştır.
Tanık ... " Dava konusu ... plakalı aracı, oğlum ...'ta görmüştür. Ben oğlumla beraber aracı görmeye gittim. Araç davacı ...'in dükkanında idi. ... ile dükkana giderek arabaya baktık. Aracın baktığımızda motoru yoktu. Davacı ... sözde bize aracın motorunu yapıp verecekti fakat araç sahibinin parası olmadığı için yapılamadı. Biz aracı çekme belgeli olarak aldık. Yaklaşık 450.000,00- 460.000,00 TL bedel ödedik, bunun yaklaşık 50.000,00 TL'sini elden verdik. Elden ödediğim parayı ... isimli şahsa verdim, bu kişi bizi davacı ... ile tanıştırdı, ... aracı bize vekalet ile sattı bu nedenle bu kişiye elden para verdim. Arabayı bize ... ve ... sattı. ...'un soyismini hatırlamıyorum. Davacı ... aracın motorunu yapıp bize teslim edecekti. Ödemiş olduğum bedel içerisinde tamirat miktarı da vardı. Ben davacı ...'ya güvendiğim için bu aracı aldım. Satıştan 1 gün sonra oğlum ...'u aradı ancak ulaşamadık. Bunun üzerine ...'den taksi tutarak direkt davacı ...'nın dükkanına geldik. Davacı ... bize aracın başka bir sahibinin olduğunu ve ...'un kaçtığını söyledi. Ben de bu durum üzerine iyice şüphelendim ve aracı motorsuz hali ile davacının dükkanından çıkardım, kendi imkanlarım ile ...'ye aracı götürdüm, neredeyse bir araba bedeli kadar masraf yaptım ve şikayetçi de olmadım. Olayda esasında mağdur olan benim, ... dediğim kişi esasında ...'dir. Olayın üzerinden 2-3 sene geçmiştir. Bir tek davacının ismini aklımda tutabildim, kendisi zaten yaşlıdır. Senet ile ilgili bir bilgim yoktur, ... isimli kimseyi tanımam. Satıştan 2-3 gün sonra aracın sahibi olduğunu söyleyen kişi beni aradı, ben de aracı satın aldığımı söyledim, parayı verirlerse arabayı iade edeceğimi söyledim, arabayı satın aldıktan sonra beni arayan kişi arabanın sahibi olduğunu söyledi, ben de aracı vekalet ile aldığımı söyledim, araba sizin ise neden vekalet verdiniz dedim, davacı bana en başta aracın başka bir sahibi var deseydi ben almazdım, adam parayı alıp kaçtıktan sonra bana başka bir sahibinin olduğunu söylediler" şeklinde beyanda bulunmuştur.

Dava, ... 21.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya ile takibe konu bono ve icra dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Davacının iddiasının, davalı tarafından başlatılan icra takibine konu olan bononun, taraflar arasındaki gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığı, söz konusu senedin kendisinden baskı, tehdit ve zorlama (ikrah) yoluyla alındığı, hür iradesinin fesada uğratıldığı, can güvenliği endişesiyle senedi imzalamak zorunda kaldığından takip konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesi şeklinde olduğu,
Davalının cevap dilekçesi sunmayarak davayı inkar ettiği ve duruşmada alınan beyanlarında ise, alacağının likit ve senede bağlı bir alacak olduğu, bononun kambiyo senedi vasfını haiz olup illiyetten mücerret olduğu ve davacının iddialarının soyut beyanda kaldığı şeklinde olmakla;
Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; İcra takibine konu edilen bononun, Türk Borçlar Kanunu kapsamında "İrade Fesadı" (Korkutma/İkrah) hallerinden biriyle sakatlanıp sakatlanmadığı, davacının senedi imzalarken maruz kaldığı iddia edilen baskının, "yakın ve ağır bir tehlike" oluşturup oluşturmadığı, davacının söz konusu senet ve icra takibi nedeni ile borçlu olup olmadığı ve kötüniyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.

Somut uyuşmazlık bakımından düzenlenen kanun hükümleri incelendiğinde ise; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Korkutma (İkrah) hükümlerinin düzenlenildiği 37. Maddesinin: "Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir.
Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür." şeklinde kabul edildiği,
Korkutmanın Şartlarının düzenlenildiği 38. Maddesinin "Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır.
Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir." şeklinde düzenlenildiği,
İrade Bozukluğunun Giderilmesi hükümlerinin düzenlenildiği 39. Maddesinin "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.
Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz." şeklinde düzenlenildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203/1-ç maddesinde senetle ispat zorunluğunun istisnaları arasında hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddialarının bulunması halinde miktara bakılmaksızın tanık dinlenebileceğinin hüküm altına alındığı görülmektedir.
Yapılan Yargılama Neticesinde Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Davacının oto tamircisi olduğu, dava dışı ... isimli kişinin ise davacının müşterisi olduğu, dava dışı ...’in davalıyı davacının dükkanına getirerek davalıya ait olan ... plakalı aracın tamir edilmesini istediği, davacı tarafından aracın tamirine yönelik bir kısım işlemlerin yapıldığı fakat tamirin tamamlanamadığı, davalının aracını davacının dükkanında bırakarak şehir dışına gittiği, davalı şehir dışında iken dava dışı ...’in araca alıcı bulduğunu beyan ederek davalıyı aracın satışı konusunda telefonla arayıp durumu bildirdiği, davalının ise araç satışı için dava dışı...’e vekaletname gönderdiği, vekaletname uyarınca söz konusu aracın tanık olarak dinlenilen ...’ya satıldığı, araç satışı sonucunda davalının parasının tarafına yatırılmaması nedeniyle mağdur olduğunu iddia ederek davcıyı arayıp ... bulunan bir otoparka çağırdığı, davacının söz konusu otoparka gittiğinde alanda davalının kardeşi ve kalabalık bir grubun olduğu, burada satış bedelinin davalıya ödenmesinin davalı tarafından talep edildiği fakat davacının bedeli ödemeyince aracın satış bedeli kadar bononun tehdit yolu ile imzalatıldığı ve davacının söz konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği olayla ilgili olarak;
Davacı dava dilekçesi ile bononun tanzimi sırasında davalı tarafından tehdit edildiğini ve iradesinin sakatlandığını iddia etmiştir. Yukarıda açıklanıldığı üzere TBK'nın 38. maddesi uyarınca bir korkutmanın varlığı için "yakın ve ağır bir tehlike" şart olarak düzenlenilmektedir. Davacının iddialarının ispatı için Mahkememizce davacıya süre verildiği fakat davacının tanık ... dışında tanık bildirmediği ve açıkça yemin deliline dayanmayacağını huzurda beyan ettiği anlaşılmıştır.
Davacının bir oto tamircisi olduğu, davalının ise söz konusu aracın kullanıcısı olduğu sabittir. Aracın satış süreci incelendiğinde ise, araç sahibi olan davacının kardeşi ...'ın vekaletname göndererek dava dışı ... üzerinden aracı ...’a sattığı anlaşılmaktadır. Davalının gerek soruşturma aşamasında gerekse Mahkememiz huzurunda alınan beyanlarında davacının iddialarını kabul etmediği görülmektedir. Tanık olarak dinlenilen ...'ın ise davacının iddialarının ispatına elverişli beyanda bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Kural olarak bono, illetten mücerret bir borç ikrarıdır. Yüksek yargı kararları ve yerleşik içtihatlar uyarınca; "Korkutma (ikrah) iddiasına dayalı menfi tespit davalarında, imzanın ikrah altında atıldığının ispatı her türlü delille, bu kapsamda tanık beyanlarıyla da mümkündür." Dosyamızda tanık beyanı ve ceza soruşturmasındaki "şüpheli ve müşteki" ifadelerinin içeriği incelendiğinde, davacının hür iradesinin bono imzalanırken devre dışı bırakıldığını kesin olarak ortadan kaldırıldığını ispata elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda olaya ait kamera kayıtları ile başkaca bir delilin bulunmadığı ve soruşturma aşamasında davacının suç duyurusuna ilişkin yapılan soruşturma neticesinde takipsizlik kararının verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının iddiasının somut deliller ile ispatlanamadığı, HMK'nun 190. Ve TMK'nun 6. maddesi uyarınca davacının iddiasını ispat yükü altında bulunduğu, senedin illetten mücerret olduğu, tanık beyanlarının davacının iddiasının ispatına yeterli ve elverişli olmadığı, davacının bunlar dışında açıkça yemin deliline de başvurmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davanın REDDİNE,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harar ve ilam harcının peşin yatırılan 80,70 TL ile tamamlama harcı 7.006,47 TL olmak üzere toplam 7.087,16 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 6.355,16 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı yan davada kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 66.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına iadesine,
HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına,
Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe çıkartılmasına,
Dair; taraf vekillerinin ve davalı ...'ın yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.13.04.2026