Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 24/07/2014 tarihinde İş Birliği Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkili şirketin danışmanlık hizmeti bazında etkin olduğu ve davalı şirket ile sürecin başında prensip olarak iş birliği yapma hususunda anlaştığı idarelerde iş geliştirme ve yürütme faaliyetlerinde bulunulacağını, davalı şirketin elde edeceği brüt gelir rakamının sözlü olarak %30'luk kısmı müvekkil şirketin iş geliştirme ve yürütme gelirini oluşturacağının düzenlendiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket tarafından ... Büyükşehir Belediyesi'ne iş geliştirme ve yürütme faaliyetlerinde bulunduğunu, davalı şirketin 2014 ve 2015 yılı döneminde ... Büyükşehir Belediyesi'nden öğrenildiği kadarıyla yaklaşık 2.850.000,00 TL iş geliştirme ve yürütme geliri elde ettiğini, müvekkili şirkete davalı şirket tarafından 2014 yılı belediyesinden elde ettiği 2.850.000,00 TL iş geliştirme ve yürütme gelirinin yaklaşık %30'u olan 944.000,00 TL kdv dahil fatura karşılığı olarak ödediğini, daha sonra davalı şirket tarafından iş birliği ve yürütme sözleşmesinin 9. Maddesi kapsamında düzenlenen usul ve esaslar gözetilmeksizin sözleşme tek taraflı olarak 08/12/2016 tarihinde feshedildiği, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 24/07/2014 tarihinde imzalanan iş birliği sözleşmesinin sözleşme süresi başlıklı 4. maddesine göre 01/08/2014 - 31/07/2019 tarihleri arasında geçerli olarak imzalandığını, sözleşmenin feshedildiği dönemden sonra 2016,2017,2018 ve 2019 yıllarında davalı şirketin ... Büyükşehir Belediyesi'nden elde ettiği iş geliştirme ve yürütme bedeline ilişkin haricen öğrenildiği kadarıyla davalı şirketin ... Büyükşehir Belediyesi'nden iş geliştirme ve itme bedeli olarak en az 2.600.000,00 TL gelir elde ettiğini, ileri sürerek müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 24/07/2014 tarihli iş birliği sözleşmesinin davalı şirket tarafından 08/12/2016 tarihinde haksız fesih nedeniyle tam olarak mümkün olması mümkün olmadığından belirsiz alacak davasına konu edilen 10.000,00 TL maddi tazminat talebinin ileride kesin olarak belirlenecek tutar açısından işleyecek faizi de kapsamak üzere fesih tarihi olan 08/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınıp müvekkili şirkete verilmesine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada alacak talebine dayanak yapılan sözleşmenin 10.6.maddesi uyarınca İstanbul Merkez Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın zaman aşımı ile reddi gerektiğini, müspet zarar talep edilebilmesi için sözleşmede buna ilişkin hüküm bulunması gerektiğini, faturanın dava konusu sözleşme ile ilgili olmadığını, fesihin haklı olduğunu, sözleşmenin müvekkil açısından çekilmez hale geldiğini ileri sürerek mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davanın zaman aşımı nedeni ile reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz davalısı, ...' nin ticaret sicil kayıtlarının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı, ... Vergi Numaralı ...' nin ticaret sicil kayıtlarının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı, ... Vergi Numaralı, ...' nin 08/2014- 07/2019 tarihleri arası BA/ BS formalarının çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... Büyükşehir Belediye Başkanlığına müzekkere yazılarak, Belediyeniz ile Mahkememiz davalısı, ...' nin 08/12/2016-31/07/2019 tarihleri arasında yapılan tüm iş ve sözleşemeye ilişkin kayıtların ve faturaların çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.

.... Ağır Ceza Mahkemesine müzekkere yazılarak, Davacı ... Vergi Kimlik Numaralı ... yetkilisi ... hakkında Mahkemenizce verilen hükmün kesinleşip kesinleşmediğinin bildirilmesi ile gerekçeli karar, kesinleşme şerhi ve dosyanızda mevcut Yüksek Mahkeme ilamlarının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
.... Ağır Ceza Mahkemesine müzekkere yazılarak, Mahkemenizin ... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi ve ... (T.C.: ...)'ın tutukluluk bilgilerinin araştırılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce 04/12/2025 tarihinde ve 18/12/2025 tarihinde Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama uzmanı, Bilişim Uzmanı, Şehir Plancısı/ Mimar bilirkişiler vasıtasıyla kök bilirkişi raporu ve ek rapor aldırılmış ve raporlar dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce 22/01/2026 tarihinde Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama uzmanı vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.

Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi sebebiyle maddi tazminat talebine ilişkindir.
Taraflar arasında 24/07/2014 tarihli İş Birliği Sözleşmesi bulunmaktadır. Sözleşmenin süresi 01/08/2014-31/07/2019 olarak kararlaştırılmıştır. Ancak sözleşme, davalı tarafından süresinden önce 08/12/2016 tarihli noter ihtarı ile feshedilmiştir. Noter ihtarı davacıya 13/12/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalının fesih ihtarında gerekçe bildirmediği, ancak eldeki davada fesih sebebinin davacı şirketin yöneticisinin FETÖ/PYD terör örgütü soruşturması kapsamında tutuklanması ile kendi şirketinin adının da davacı sebebiyle bu soruşturmada anılması olarak açıkladığı görülmüştür. Davacı, maddi tazminat talebini, sözleşmenin feshi ile sözleşmenin sona ereceği tarih arasında davalının ... Büyükşehir Belediyesi ile yaptığı işler sebebiyle mahrum kaldığı kâr kaybı olarak somutlaştırmıştır.
Süreli sözleşmelerin olağan sona ermesi sürenin sona ermesi halidir. Ancak olağanüstü hallerde erken fesih gündeme gelebilir. Bu olağanüstü hallerden biri de sözleşme ilişkisinin devamının taraflardan biri için çekilmez hale gelmesidir. Haklı sebeple fesih hakkı veren çekilmezlik unsurunun belirlenmesi için taraflar arasındaki ilişkinin, güven ve işbirliği ortamının bozulup bozulmadığına bakılmalıdır. Sözleşme ilişkisinin devamı ile sona ermesi arasındaki tarafların menfaat dengesi gözetilmelidir. Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde davacı şirket yöneticisi ...’ın silahlı terör örgütüne üye olma ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun’a muhalefet suçlamasıyla .... ACM’nin 2018/... Esas sayılı dosyası ile yargılandığı, 11/08/2016-18/08/2016 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, 18/08/2016-29/09/2017 tarihleri ile 17/01/2019-13/09/2019 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yargılama sonucunda delil yetersizliği sebebiyle CMK md. 232/2-e uyarınca beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. Gerekçeli kararın incelenmesinde davacı şirket yöneticisi hakkında devam eden ve sonuçlanan birden fazla ihaleye fesat karıştırma suçuna ilişkin yargılama bulunduğu görülmüştür.
Davacı şirket yöneticisinin tutuklanması ve hakkındaki yargılamalar gözetildiğinde davalının, davacıya duyduğu güvenin sarsıldığı, davacı şirketin işleyişindeki muhtemel aksamalar ile sözleşme kapsamındaki edimlerin yerine getirileceğine duyulan inancın azaldığı ve ortak olarak birlikte yapılan işler neticesinde davalının da itibar kaybına uğrayacağı mahkememizce kabul edilmiştir. İstanbul BAM 12. HD’nin 2021/812 Esas ve 2023/1706 Karar sayılı ilamında “Davalı vekilince cevap dilekçesi ile fesih kararının davacı şirket yetkilisinin FETO soruşturması nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanması dikkate alınarak kamu yararı nedeniyle alındığı bildirilmiştir. Davacı şirket yetkilisinin FETO soruşturması nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanması, milli güvenliği tehdit eden yapı veya oluşum ile davacı şirket arasında güncel ve kişisel bağlantının varlığı şüphesi karşısında kamunun menfaatini yakından ilgilendiren Kurumsal Çözüm Merkezi'ne verilen özel yetki nedeniyle kamu yararı ve milli güvenliği tehlikeye sokacak durum ihtimalinin değerlendirilerek davacı şirket yetkilisine duyulan güncel şüphe ile 1.9.2016 tarihinde sözleşmenin fesih edildiği sonucuna varılmaktadır. Fesih tarihinde ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü hal ortamı, kamu yararı ve ülke güvenliği nedeniyle ivedi tedbirlerin alınması zaruretinin bulunduğu, mevcut koşullarda davalının davacı için ceza yargılaması sonucunu beklemesi gerektiğinin beklenemeyeceği açıktır. Davacının Anayasa ile güvence altına alınmış kişisel haklarının, adil yargılama ve masumiyet karinesinin mevcudiyeti tartışmasız ise de, olağanüstü koşullar ve kamu yararının üstünlüğü gözetilerek güncel koşullar altında davalı tarafın davacıya olan güven ilişkisinin sarsılması nedeniyle feshin davalı yönünden haklı olduğunun kabulü gerekmektedir. Yargılama sonunda şirket yetkilisinin beraatına karar verilmesi de,geçmişe gidilmek suretiyle davalının feshini haksız hale getirmeyecektir. Buna göre sözleşmenin derhal fesih hakkı veren hükümlerinin davalı tarafından kötüye kullanıldığı kabul edilemeyecektir.” şeklinde karar vererek, ülkemizin içinde bulunduğu olağanüstü hâl gözetilerek ivedi olarak tedbir alınması ihtiyacı vurgulanmıştır. Bu kapsamda davalının, ceza yargılamasının sonucunu beklemesinin kendisinden beklenemeyeceği, davacıya ve sözleşmenin devamına duyulan güvenin sarsıldığı, bu belirsizlik ve ülke genelindeki olağanüstü hâl ortamında sözleşmenin devamının kendisi için çekilmez bir hâl aldığı, sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu anlaşılmıştır. Feshin, yapıldığı andaki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğinden, davacı şirket yöneticisinin sonradan beraat etmesi feshin haklılığı sonucunu değiştirmemektedir. Fesih tarihi ile soruşturmanın süreci karşılaştırıldığında davalının fesih iradesini makul süre içinde bildirdiği, hakkın kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği, davacının fesihten sonraki işlere ilişkin maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;

1-Davanın REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan daha önce alınan 170,78 TL 'nin mahsubu ile bakiye kalan 561,22 TL'nin Davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine,

5-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/04/2026