Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Davacı vekili; tarafların 420 kg kalay ham maddesinin 356.832 TL karşılığı müvekkiline teslimi konusunda şifahen anlaştığını, davalı şirketin, müvekkil şirkete 420 kg kalay hammaddesi karşılığında KDV dahil 356.832 TL meblağlı, 26.04.2022 tarihli e-arşiv fatura düzenlediğini, müvekkilinin anlaşma gereği 20.05.2022 tarihinde 17.000 TL yine 20.05.2022 tarihinde 133.000 TL, 18.05.2022 tarihinde 120.000 TL olmak üzere toplam 270.000 TL ödemeyi davalı şirketin banka hesabına gönderdiğini ancak davalı şirketin herhangi bir mal teslimi yapmadığını, bunun üzerine davalıya, Eyüpsultan 2.Noterliği'nin ... yevmiye numaralı, 27.05.2022 tarihli ihtarnameyi keşide edilerek, faturaya konu edilen 420 kg kalay hammaddesinin tesliminin yapılması ve mal teslimi esnasında kalan 86.832 TL'nin nakden ödeneceğinin ihtar edildiğini, 270.000 TL alacağın, 18.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; Müvekkili şirket tarafından, davacıya 26.04.2022 tarihinde e-fatura düzenlenerek iletildiğini, davacı şirketin faturaya ve içeriğine bir itirazı olmadığını, davacı şirket tarafından iş bu fatura bedeli hiç ödenmediğini,dava konusu 270.000 TL ödeme iddiasına itiraz ettiklerini, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu fatura tarihi 26.04.2022 olduğu gibi irsaliye tarihinin 26.04.2022 olduğunu,malın teslim edilmediğine yönelik iddiasının gerçeği yansıtmadığını, tüm kayıtlar müvekkil şirketin ticari defterlerinde mevcut olduğunu, alım-satım akdinde malı teslim almadığını iddia eden bu iddiasını yazılı ve kesin delille ispat etmek

durumunda olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; davacı tarafından davalı ile yapılan sözlü alım satım sözleşmesi uyarınca davalıya ödenmesi gereken bedelin ödenmesine rağmen davalı tarafından mal teslimi yapılmadığı iddia edildiği,davalı tarafından mal tesliminin yapıldığının savunulduğu, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı bilirkişi raporunda; her iki tarafın ticari defterlerinin lehine delil niteliğini haiz olduğu; davalının davacı adına 26.04.2022 tarih ve 356.832 TL tutarlı bir adet fatura düzenlediği, davacının 18.05.2022 tarihinde 12.000 TL, 20.05.2022 tarihinde 133.000 TL ve 17.000 TL olmak üzere toplam 270.000 TL ödeme yaptığı, ödemelerin her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu;davacı ticari defterlerinde davacının davalıya 86.832 TL borcu bulunduğu, davalı ticari defterlerine göre de davalının davacıdan 86.832 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, alıcı tarafından faturanın ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda faturaya konu malın karine olarak davacıya teslim edildiği kabul edileceği,faturayı ticari defter ve kayıtlarına kaydeden davacının artık malın teslim edilmediğine yönelik iddiasını ispatlaması gerektiğini, davacı tarafından yemin deliline dayanılmadığından malın teslim edilmediği iddiası ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili; Faturanın her iki şirketin ticari defterlerine işlenmiş olması yalnızca karine teşkil edeceğini ve aksinin her zaman ispatının mümkün olduğunu, (Yargıtay 11.HDnin 05.05.2005 tarih, 2004/7832 E.2005/4738 K.)faturaya konu edilen malın teslimine ilişkin imzalı irsaliye sunulamadığını, fatura içeriğine 8 gün içinde itirazda bulunulmadığı taktirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu anlamı doğduğu, faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapıldığının kabulü anlamına gelmediğini, uyuşmazlık halinde işin yapıldığının, eğer fatura konusu mal ise teslim edildiğinin kanıtlanması gerektiğini,Bilirkişi raporunda " 26.04.2022 tarihli, ... nolu sevk irsaliyesinin teslim alan kısmında isim ya da imza bulunmadığının" tespit edildiğini,mal teslimi yapılmadığının açıkça ortaya konulmasına rağmen mahkemece sadece karineye dayanarak davanın red edildiğini belirterek kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı tarafından davalıya teslim edilecek mal bedeli olarak ödediği bedellerin mal teslimi yapılmadığından iadesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, satıma konu emtiaya ilişkin fatura düzenlediği, bu faturanın davacının ticari defterlerine itiraz edilmeden kaydedildiği ve fatura tarihinden sonra davacının banka havalesi ile bir açıklama yapmadan davalıya peyderpey 270.000 TL ödediği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı; ödemelerine rağmen mal teslim edilmediğini iddia etmiş, davalı da mal tesliminin yapıldığını savunmuştur.
TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, ... sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." hükmünü haizdir. Hükümden anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde ödeme yaptığını ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delillerle kanıtlaması gerekir.Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Davacı, fatura içeriğinin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMKnın 222. maddesine bakmak gerekir.Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Açıklanan nedenlerle; davalının düzenlediği faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, kayıtların mutabık olduğu, davacının malı teslim aldığının kabulüyle davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile kalan 462,15 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.13/04/2026