İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 19.03.2012 tarihinde imzalanan sözleşme ile başlayan ticari ilişkin tahtında daha sonra 01.07.2017-30.06.2020 tarihleri arasında kapsayacak şekilde Destek Hizmeti Satın Alımına İlişkin Sözleşme’nin imza edildiğini, iş bu sözleşme tahtında özlük haklarının tamamen davalı firmanın yükümlülüğü bulunan bir kısım çalışanın, müvekkili bankanaın farklı birim ve şubelerinde satış temsilcisi ve süpervisor olarak kredi kartları ve diğer bankacılık ürünleri başvuru toplama işi için görevlendirildiğini, özetle davalının müvekkili bankaya iş gücü sağlamayı taahhüt ettiğini, taraflar arasında imza edilen sözleşme uyarınca bütün personelin özlük haklarının davalı şirkete ait olduğunu, davalı firma ile müvekkili arasındaki sözleşme devam ederken firma çalışanlarınca bir kısım banka müşterilerine ait kişisel veri içeren dokümanlar boş bir arazide bulunduğunu, bu olayın 2020 yılı içerisinde müvekkili bankaya bildirildiğini, davalı firmanın sözleşmeye aykırı veri ihlaline sebep olması sebebiyle Destek Hizmeti Satın Alımına İlişkin Sözleşmenin 13.03.2020 tarihinde müvekkili banka tarafından feshedildiğini, davalı firma çalışanlarının müvekili banka müşterilerine ait verileri koruyamaması ve gizliliğini ihlal etmesi sebebiyle Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından ... tarih, ...sayılı Karar ile müvekkili bankaya 300.000 TL idari para cezası verildiğini, bahse konu para cezasının 14.10.2021 tarihinde indirimli bir şekilde 225.000 TL olarak ödendiğini, bu ödeme sonrası davalı firmaya 05.11.2021 tarihinde müvekkili bankaya ödeme yapması için bildirimde bulunulduğunu, fakat davalı firmanın bu idari para cezasına ilişkin herhangi bir ödeme yapmadığını, ödenen cezanın rücu edilmesi için açtıkları ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davanın halihazırda derdest olduğunu, sözleşmenin feshedilmesinden sonra 01.07.2017 tarihinde imzalanan 3 yıllık sözleşme tahtında davalı firmanın müvekkili bankanın işlerini görmek için çalıştırdığı bir kısım personeli tarafından davalı firmaya ve müvekkili bankaya karşı açılmış davalar neticesinde verilen kararlar doğrultusunda müvekkili banka tarafından tazminat ve ücret ödemeleri yapılmak zorunda kalındığını, müvekkilinin ödediği tüm tutarlardan davalılar arasında imza edilen sözleşme uyarınca davalının sorumlu olduğunu, ekli listede sundukları 13 işçiye toplam 433.490,18 TL ödeme yapıldığını, yaptıkları ödeme sebebi ile davalı aleyhine ... 35. İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyasından ilamsız takip yaptıklarını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durmasına karar verildiğini, itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranında icra-inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesi ile; takine dayanak alacağın kaynağının belirsiz olduğunu, müvekkilinden takip konusu alacağı sorgusuz sualsiz ödemesinin beklenemeyeceğini, takip talebinde “ sözleşme ve ödenen tazminatlardan kaynaklı” olduğu şeklinde kısa ifade belirtilmiş ise de hangi personele istinaden hangi ödenen tutara, hangi tarihten itibaren faiz istendiğinin belirgin olmadığını, davacının takip talebinde bildirdiği delil ve belgelerle bağlı olduğunu, sonradan yeni borç sebebi ve yahut alacak belgesi sunmasına muvafakatleri bulunmadığını, ayrıca sözde alacakların ve işletilen faizlerin alanında uzman bilirkişi tarafından denetlenmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca 100 den fazla personel istihdam edildiğini, hangi personele ne ödendiğini belirsiz olduğundan müvekkilince dayanağını bilmediği bir ödemeyi yapmasının beklenemeyeceğini, istihdam edilen personellerden bir kısmının davacının işçisi iken müvekkili yanına geçişinin yapıldığını, bu sebeple sorumlulukların da değişeceğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının dava dilekçesinde hem idari para cezası talep ettiğini sonrasında işçilik alacaklarından bahsettiğini derdestlik itirazlarının olduğunu, davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının iddiasının aksine 2012 den önce olacak şekilde aralarında uzun süre devam eden ticari ilişki olduğunu, birden fazla sözleşme imza edildiğini, imza edilen sözleşmelerde istihdam edilen personellerin bordrolama hizmetinin müvekkili şirket tarafından ve fakat özlük haklarının davacı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını, davacı ile davalı arasında imza edilen 19.03.2012 tarihli ana sözleşme ve iş bu sözleşmenin devamı niteliğinde imzalanan 01.06.2014 tarihli, “ Kredi Kartları ve Diğer Bireysel Bankacılık Ürünleri Talep Toplama Dış Kaynak Hizmet Sözleşmesi” olduğunu,bu sözleşme uyarınca davalı müvekkil şirketi sadece ... projesinde çalışmak için yüzlerce işçi istihdam edildiğini, taraflar arasında imzalanan bir diğer sözleşmenin ise 14.06.2016 tarihli “ Üye İşyeri Saha Reklam ve Promosyon Hizmetleri Sözleşmesi” olduğunu, dava tarafından ... 3. Noterliğinin ... yevmiye numaralı,... tarihli ihtarnamesi ile gönderilen fesih ihtarının 14.06.2016 günlü sözleşmenin feshi için keşide edildiğini, 01.06.2014 tarihli sözleşmenin süresinin bitmesi ile taraflar arasında mutat uygulama uyarınca aynı ve konu aynı kapsamda işin devam etmesi için 01.07.2017 tarihli “ Destek Hizmeti Satın Alımına İlişkin” sözleşme imzalandığını ve 01.06.2014 tarihli sözleşme ile çalışan personellerin bu proje ile istihdamının sağlandığını, davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ihtilaf bulunmazken 04.06.2020 tarihinde müvekkili şirkete iletilen elektronik posta ile 30.06.2020 tarihi itibariyle sözleşmenin yenilenmeyeceği ve sona ereceğinin bildirildiğini, davalı müvekkili şirketin ise sadece davacının projesi için istihdam edilen işçiler ile alakalı, pandeminden kaynaklı işten çıkartma yasağı olduğunu bu nedenle görüşme talep ettiğini bildirdiğini ancak bu taleplerle ilgili sonuç alınamayınca müvekkilince ... 2. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve... tarihli ihtarnamesinin çekildiğini, bu ihtarnamede yüz yüze toplantı talep edildiğini, banka ile yapılan sözlü görüşmede “ şimdilik işten çıkarma yasağının kalkmasını bekleyelim, yasak kalktığında değerlendiririz” şeklinde ifade ile durumun değiştirildiğini, davalı ile 10 yıla yakın süren ticari ilişkinin sebep bildirilmeden sonlandırılması, banka lehine düzenlenen sözleşme uyarınca müvekkilinin yüzlerce işçinin tazminat talepleri ile baş başa kaldığını, bankanın görüşmeye yanaşmaması sebebi ile bu kez ... 14. Noterliğinin ... günlü ihtarı ile görüşme talep ettiklerini aksi halde sözleşmeden doğan sorumlulukları kabul etmediklerini ihtar ettiklerini, hatta sonrasında ... 30. Noterliğinin...günlü ihtarı ile de toplantı talep ettiklerini, işten çıkarma yasağının bitmesi üzerine müvekkilinin mecburen istihdam edilen personellerin iş akitlerine 01.07.2021 günü son verdiğini, davacının yedinde olan belgeleri sunmayarak müvekkilini zarara uğrattığını, sözleşmenin 8 inci bendine uygun fesih işlemi yapılmadığından müvekkilinin alacaklardan sorumlu olmayacağını, dava dilekçesinde adı geçen ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli personellerin ve diğer personellerin müvekkilinden önce davacının işçisi olarak çalışan işçiler olduğunu, bu dönemden davacının tek başına sorumlu olacağını, bu işçilerin ...’tan müvekkiline transfer olan işçiler olduğunu, örneğin ... isimli dava dışı işçininin tüm tazminatlarının ödendiğini ancak işçinin bu kez ... yanında geçen çalışma süresini de dahil ederek dava açtığını, davacı yanca ödenmesi gereken tazminat için hüküm kurulduğunu, dava dışı işçi ...’ın bölge de iş daralması sebebi ile iş akdinin feshedilmesini talep eden davacı iken mahkemece defalarca müzekkere yazılmasına rağmen ... Bölgesinde iş daralmasına dair belgeleri mahkemeye göndermediğini, davacının bir kısım çalışanına ( ... ve daha bir çok işçiye) arabuluculuk yolu ile ödeme yaptıklarını, bu arabuculuk anlaşma belgeleri gizli olduğundan sunamadıklarını,takas-mahsup defi talep ettiklerini, taraflar arasında imza edilen 14.06.2016 tarihli sözleşmesinin de pandemi dönemi başında nasıl bir döneme girdikleri dahi anlaşılmadan sebepsiz bir şekilde sonlandırıldığını, müvekkilinin sözleşmenin sonlandırıldığından ... 3. Noterliğinin ... yevmiye numaralı, ... günlü ihtar ile haberdar olduklarını, ihtara karşılık ... Noterliğinin... yevmiye numaralı, ... günlü ihtarnamesinin keşide ederek sözleşmenin keyfi olarak feshi ile başka şirkete devredilmesinin Medeni Kanunun 2 inci maddesine aykırı olduğunu, pandemi döneminde işçi çıkartma yasağı sebebi ile uğradıkları zararın karşılanmasını talep ettiklerini, yine bu sözleşmenin 9 uncu maddesi ile bankanın sebep göstermeksizin fesih hakkını 30 gün öncesinden feshedeceğinin düzenlendiğini, 30 gün bildirim şartına uyulmadığını, bu sözleşme uyarınca istihdam edilen personelinde iş akdine son verilmek zorunda kalındığını, arabuluculuk yolu ile haklarının ödendiğini, sözleşme ile işçilik hak ve alacaklarından müvekkilinin sorumlu olacağı kararlaştırılmış ise de tüm sözleşme süresi boyunca giydirilmiş brüt ücret dikkate alınmayarak asgari ücret üzerinden hesaplanan eksik ödeme yapıldığını, yan hakların dikkate alınmadığını, uzman bilirkişi tarafından yapılacak olan hesaplama ile de alacakların eksik ödendiğinin tespit edileceğini, işe iade tazminatlarından müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin toplamda 463.574,55 TL zarara uğradığını, mahkeme aksi kanaate varırsa zararların ödemelerden takas-mahsubunu talep ettiklerini, müvekkili şirketi çalışanlarının KVKK ihlali olmadığını, işçilerin alınan ifadesinde ihlalin banka yöneticileri tarafından yapıldığını belirttiğini, davacının müvekkilinin ihlal iddiasının sadece iddiadan ibaret olduğunu, davacının iyi niyet kurallarını ihlal ettiğini, işçilik alacaklarından yarı-yarıya sorumlu olacaklarını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... 35. İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosya, ... 13. ATM'nin...Esas sayılı dosya, ... 22. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosya, ... 10. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosya, ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosya, ... 35. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosya, ... 2. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosya, ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosya, ... 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, ... 4. Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosya, ... 24. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosya, ... 9. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı takip dosya, ... 5. Genel İcra Dairesi...ılı takip dosya, .... 5. Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, ... 4. Genel İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosya, ... 2. Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, ... 14. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosya, ... 6. Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP suretleri, ... 4. İş Mahkemesinin... Esas sayılı, ... 18. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı, ... 6. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya, ... 1. İş Mahkemesinin...Esas sayılı, ... Esas ve ...Esas sayılı dosya, ... 12. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya, ... 6. İş Mahkemesinin... Esas sayılı, ... 2. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyalarında aldırılan bilirkişi raporları UYAP sureti, SGK kayıtları, SGK hizmet belgeleri, hizmet döküm cetveli, sosyal güvenlik kayıt belgesi, hizmet döküm cetveli, iş yeri ünvan listesi, sosyal güvenlik kayıt belgesi, işyeri ünvan listesi, davacı tarafından sunulan ihtarname ve şerh sureti dosyamız içerisine alınmıştır.
... 35. İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde davacı tarafından davalı aleyhine toplam 433.490,18 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşıldı.
Dosya işçilik alacakları konusunda nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 06/09/2024 tarihli raporda; Mahkemece davacı tarafça iş bu ödemelerin yapıldığının kabulü halinde, kararlardaki işçilik alacaklarının doğru bir şekilde hesaplandığı ve bu tutarlarla uyumlu olarak icra takibine konu edilmiş olduğu tespit edilmiş olup, zamanaşımına uğrayan bir alacak kaleminin bulunmadığı, ilama dayalı işçilik alacağı niteliğinde olmayıp vekalet ücreti, yargılama gideri, arabuluculuk ücreti vb. kalemlerin de, ilgili kararlardaki tutarlarıyla ve yasal faiz tutarı da doğru olarak hesap edilerek talep edilmiş olduğu tespit edilmiş olup, nihai olarak, davacının icra takibine konu 433,490,18 TL tutarında alacaklı olduğu ve itirazın iptali ile icra inkar tazminat talebi hususunda karar vermek takdir yetkisi Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 28/02/2025 tarihli ek raporda; nitelikli işçilik alacakları itibariyle davaya konu kararlar yönünden hesaplamaların yapıldığı, kök raporda hesaplamaların özelliği gereği yapılmak durumunda kalınan hukuki tespit ve değerlendirmelerde değişikliğe gidilecek bir yönün bulunmadığı nihayetinde davalı tarafın hukuki yöndeki itirazları itibariyle takdirin Mahkemeye ait olduğu, dosyaya son olarak celp edilen icra dosyalarının dava konusu listede bulunmadığından inceleme konusu yapılmadığı, (ki icra hesaplamalarının uzmanlık alanımız dışında olduğu), teknik olarak hesapla ilgili iki yöndeki itirazın dikkate alınma ihtimalinde ise; dava dilekçesi ekindeki liste ile ara karar gereği sunulan liste arasındaki farkı oluşturan bir alacak kalemi mevcut olmakla birlikte tarafımızca kök raporda bu hususa dikkat edilerek ilk liste esas alındığından ( 433.000 TL) hesabı değiştirir yönde bir itiraz olarak değerlendirilmediği, ... İlamlı alacağının mükerrer takibine itiraz davasının reddinden kaynaklı vekalet ücretine ilişkin dosyadan davalı tarafın sorumlu olmadığının Mahkemece de kabul edilmesi halinde ilgili tutarın düşülmesi hususunda nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun yetersiz oluşu ve denetime açık olmadığı (işçilerin hizmet döküm cetvellerinden çalıştıkları işverenler tespit edilerek asıl işveren yanında geçen çalışma ve dava dışı başka yüklenici firmada geçen çalışma süreleri tespit edilerek şirketin hizmet sürelerine göre sorumluluk tutarlarının belirlenmediği, davacı tarafça yapılan ödeme tutarlarının denetlenmediği vb. Hususlar) dikkate alınarak Mahkememizce dosya işçilik alacakları konusunda nitelikli hesaplama uzmanı başka bir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 11/02/2026 tarihli raporda; davalı tarafların ödenen bedelden davalının sorumluluk miktarları aşağıdaki tablodaki gibi olabileceği belirtilmiştir .
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
Dava, taraflar asında imzalanan destek hizmet satım alımına ilişkin sözleşme kapsamında davalı firma çalışanlarına ücret ve tazminat ödemelerinin rücuen tahsiline ilişkin başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcut olup, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli ... E. ... K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli ... E. ...-K:; 11/05/2017 tarihli ... E....K. sayılı ilamları)
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25/01/2021 tarihli, ...E.,...K. sayılı kararı; "İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir..." şeklindedir.
İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05/05/2023 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; " Somut olaya gelince; ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk DAiresi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasında ki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilamı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş kanunu'nda işçiyi, korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözlemelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilik özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin uygulaması doğrultusunda gidilmesi gerekmiştir..." şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.(Emsal için bkz İst.BAM 45 HD'nin ... E ...K sayılı kararı)
Emsal karar, TBK'nın 167.maddesinde yer alan " ...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir.
Taraflar arasındaki sözleşmede çalışanlara ilişkin yükümlülük maddeleri dava dilekçesinde de açıklandığı şekilde sözleşmede yer almış olup; 5.4 Maddesinde "firma çalıştırdığı işçilerin bu sıfatla ve sigortalı olarak mevzuat ve iş sözleşmesinden doğan tüm hak ve taleplerinden tek başına sorumludur", 5.12 maddesinde "firmanın iş bu sözleşme kapsamında görevlendireceği personel hiçbir şekilde ...'ın personeli olmayıp, özlük hakları, ücret, kıdem, ihbar tazminatı, tazminat, vergi, sigorta veya herhangi bir nam altındaki tüm yükümlülüklerden Firma tek başına sorumlu olacaktır", 5.14 maddesinde "firma, işbu sözleşme kapsamında çalıştırdığı personelin işvereni sıfatıyla her türlü işçilik hak ve ödemeleri ile resmi kurumlar nezdindeki yasal yükümlülüklerini yasal süreleri içinde eksiksiz olarak yerine getirmekle yükümlüdür. Firma'nın bu yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmemesinden kaynaklanan idari para cezaları, hak kaybı vesair munzam zararlar nedeniyle, ...'ın doğmuş ve doğacak her türlü zararını yasal faizi ile birlikte tazmin edeceğini, ...'ın yukarıda belirtilen sebeple ödemek zorunda kaldığı, kalacağı tutarları, hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın rücu etmeye, nezdindeki hak, alacak ve teminatlarından onayına ihtiyaç olmaksızın takas mahsup etmeye, tahsil edemediği tutarları talep ve dava etmeye hak ve yetkisi olduğunu, kabul, beyan ve taahhüt eder." ve yine 16.3 maddesinde "firma,...'ın işyerinde üstlendiği hizmetin yerine getirildiği süre içerisinde, sadece bu işyerinde çalıştırdığı personelin, çalıştırıldıkları süreyle sınırlı olmak üzere iş sözleşmesi, İş Kanunu, Sosyal Sigortalar Genel Sağlık Sigortası Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Firmanın taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden yasal düzenlemeler gereğince ...'ın da firma ile birlikte sorumlu tutulması durumunda söz konusu olabilecek hak ve taleplerden ya da işçilerin iş kazasına uğramasından doğacak tazminatlardan dolayı ...'n bir ödeme yapmak zorunda kalması durumunda, sözü edilen ödeme veya tazminat, Firma tarafından herhangi bir hüküm istihsaline gerek olmaksızın ...'ın talep ettiği tarihten 10(on) gün içinde faiziyle birlikte ...'a ödenecektir." düzenlemeleri mevcuttur.
Davacı ile davalı arasında imza edilen sözleşmelerde işçilik hak ve alacaklarından “ davalı yüklenicinin sorumlu olacağının kararlaştırıldığı” hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Davalı yanca davacının davaya dayanak olarak aralarında imza edilen 2017 tarihli sözleşmeye dayandığını belirterek davaya dayanak yapılmayan sözleşme kapsamında çalıştırılan personele ilişkin ödemenin rücu talebinin reddi gerektiği ileri sürülmüş ise de; davacının dava dilekçesinde “ müvekkili ile davalı arasında 19.03.2012 tarihinde imzalanan sözleşme ile başlayan ticari ilişkin tahtında daha sonra 01.07.2017-30.06.2020 tarihleri arasında kapsayacak şekilde Destek Hizmeti Satın Alımına İlişkin Sözleşme’nin imza edildiğini” şeklinde iddia ve talepte bulunduğu ve nitekim davalının da cevap dilekçesinde davacı ile aralarında süre gelen bir hizmet alım sözleşmesi ilişkisi olduğunu kabul ettiği, dava dışı işçilerin hem 2012 hem de 2017 döneminde imza edilen “ hizmet satın alma” sözleşmesine denk gelecek sürelerde çalıştığı ve nitekim güncel ve son kararlarla asıl- alt işveren ilişkisi içerisinde taraflar arasında bir sözleşme olmasa dahi TBK hükümleri uygulanacağından, taraflar arasındaki ilişkinin dava dışı işçilere dair kesinleşen mahkeme ilamları ile de asıl-alt işveren ilişkisi olduğu tespit edildiğinden davacı yanın işbu yönlü itirazlarına itibar edilmemiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda yapılan detaylı hesaplamalar ile dava dışı işçilerin ilam ile tespit edilen alacaklarının hangi hizmet süresi olduğu tespiti sonrası, işçilerin hizmet döküm cetvellerinden çalıştıkları işverenler tespit edilerek ... A.Ş (asıl işveren yanında geçen çalışma) ve dava dışı başka yüklenici olan MN Pazarlama … isimli şirket ile davalı şirketin hizmet sürelerine göre sorumluluk yüzdeleri belirlenerek ayrıca bizzat davacı tarafça ödendiği tespit olunan tutarlar dikkate alınarak, davacı ile davalı arasında imza edilen sözleşmelerde işçilik hak ve alacaklarından “ davalı yüklenicinin sorumlu olacağının kararlaştırıldığı” ile işçilerin alacak davalarından doğan sorumluluğun tamamının davalı / yükleniciye ait olacağı yönünde düzenleme uyarınca davacının ödediği bedelin tamamından davalıların çalıştırdıkları dönemle sorumlu olacağı, işlemiş faiz yönünden ... 35. İcra Dairesi ... E. dosyasından takip tarihi 15.03.2023 olmakla tüm dava dışı işçi ödemeleri yönünden ödeme tarihi üzerinden 10 yıl geçmediğinden zamanaşımına uğrayan alacak olmadığı, davacının takip talebi ile istediği faiz türünün “ adi kanuni faiz/yasal” faiz oranı olduğu görülmekle; taleple bağlılık ilkesi işlemiş faiz türü yönünden davacının talebi aşılamayacağından ödeme gününden takip tarihine kadar yasal faiz oranı üzerinden işlemiş faiz hesaplaması yapıldığı hususları dikkate alınarak, somut olayın özelliklerine ve dosya kapsamına uygun şekilde hazırlanan bilirkişi raporunda bu yönden yapılan hesaplamalara itibar edilmiş olup, neticeten davanın kısmen kabulü ile, ... 35. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 321.727,56 TL asıl alacak ve 42.054,66 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 363.782,22 TL üzerinden takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-)... 35. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 321.727,56 TL asıl alacak ve 42.054,66 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 363.782,22 TL üzerinden takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-)Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 24.849,96 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.235,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.614,48 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 58.205,16 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 5.235,48 TL peşin/nisbi harcı, 4.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 153,50 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 9.388,98 TL yargılama giderinin kabul red oranı (%83,92) dikkate alınarak; 7.879,17 TLnin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına
7-Davalı tarafından yapılan 11.500,00 TL bilirkişi ücreti, 100,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 11.600,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.865,35 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranı dikkate alınarak tahsili ile hazineye irat kaydına, 2.618,30 TL'sinin davalıdan, 501,7 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara İADESİNE,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 13/04/2026