İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Muğla 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.04.2023 tarih 2022/800 E. - 2023/277 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
DAVA: Davacı vekili, müvekkili şirketin kurucu ortaklarından olan ve sonradan ortaklıktan ayrılan davalıya, ortak olduğu dönemde 07.10.2021 tarihinde 70.000,00 TL, 08.10.2021 tarihinde ise 30.000,00 TL olmak üzere banka hesabına havale etmek suretiyle toplam 100.000,00 TL iş avansı verildiğini, ancak davalının 28.02.2022 tarihli hisse devri sözleşmesi ile hisselerini devrettiğini, aldığı iş avansını geri ödemediğini, ayrılış tarihinde 130.275,10 TL cari hesap bakiyesinin bulunduğunu, alacağın 100.000,00 TL'lik kısmına istinaden Bodrum 2. İcra Müdürlüğü'nün 2022/3312 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile %10'dan aşağı olmamak üzere para cezası ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin icra takibine yaptığı itirazın usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, TBK'nın 102. maddesine göre kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödemenin, muaccel borç için yapılmış sayılacağını, borç olarak gönderildiği iddia edilen havale ve EFT'ler için açıklama kısmına geri ödenmek üzere borç para olarak gönderildiğini ifade edecek şekilde açık ve net ifadeler kullanılması gerektiğini, havale dekontlarında iş avansı olarak geri ödenmek üzere gönderildiği yönünde açık veya net hiçbir ifade bulunmadığını, bu nedenle yapılan ödemeler müvekkilinin alacağına mahsuben yapılan ödemeler olarak kabul edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine, %20 'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mali müşavir bilirkişi raporunda davaya konu icra takibindeki alacağın dayanağı olan 07.10.2021 tarihli 70.000,00 TL tutarındaki banka havale dekontu ve 08.10.2021 tarihli 30.000,00 TL tutarındaki banka havale dekontları üzerinde havale işlemlerinin niçin gönderildiğine dair bir açıklama bulunmadığının, davacının resmi defterlerinin tasdik edilmedikleri, HMK md. 222/2 anlamında sahibi lehine delil olma vasfının bulunmadığının, davacı şirketin delil vasfına haiz olmayan defterlerinde kayıtlı davaya konu havalelerin davalıya ödendiğinin kanıtlanmış olduğu, ancak bu ödemelerin niteliği hakkında açıklayıcı bilgiye rastlanılmadığının belirtildiği, ispat yükünün davacıda olduğu, davacının havale bedelini davalıya hangi sebeple gönderdiğini ispat etmekle yükümlü olduğu, davacının delil olarak dayandığı havalelerde herhangi bir ibare yer almadığı, paranın ne için gönderildiğine ilişkin bir açıklama bulunmadığı, paranın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiğinin kabulü gerektiği, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli gerekçeyi içerir nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında da yer aldığı üzere davalıya 07.10.2021 tarihinde 70.000,00 TL, 08.10.2021 tarihinde ise 30.000,00 TL olmak üzere banka hesabına havale etmek suretiyle toplam 100.000,00 TL iş avansı gönderdiğini, ancak şirket kurucu ortağı olması nedeniyle banka dekontlarına açıklama yazılma gereği duyulmadığını, şirket defter ve kayıtlarının incelenmesinde davalının hisselerini devrettiği 28.02.2022 tarihi itibariyle 130.275,10 TL cari hesap bakiyesi ve şirkete borçlu olduğunun tespit edildiğini, bu ödemelerin 100.000,00 TL'lik kısmı için başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, mahkeme gerekçesinde ispat yükünün davacıda olduğu belirtilmiş ise de, davalının cevap dilekçesi ile alacaklı olduğunu iddia etmesi karşısında ispat külfetinin yer değiştirdiğini, davalının cevap dilekçesinde müvekkili şirket tarafından gönderilen takip konusu iş avansının "davalının alacağına mahsuben yapılan ödemeler" diyerek "alacaklı" olduğunu iddia ettiğini, kanıt yükünü üzerine aldığını, ancak alacaklı olduğuna dair hiçbir somut belge ve delil ibraz edemediğini, ispat yükünün davacıda olduğu düşünülse dahi, iddialarının yazılı belge ve kayıtlarla ispat edilmiş olduğunu, davalının eski ortak şirkete borç vermediği gibi mal veya hizmet satışında da bulunmadığını, davalıya yapılan ödemenin bir borcun karşılığı değil bilakis şirket iş avansı ve şirketin alacağı olduğunu, davalıya gönderilen dava konusu edilen iş avansının şirketin Antalya, Akdeniz ve Ege bölgeleri sahil otellerinde yapılacak tanıtım, pazarlama ve promosyon giderleri için gönderildiğini, ancak davalının aldığı avans gereği bu işleri yerine getirmediğini, tanıtım, pazarlama ve promosyon için yapması gereken harcamaları gösterir belge ve makbuzları şirkete sunamadığını ve şirket avans kapamasını yapmadığını, tüzelkişi şirketin muhasebesi, defter ve kayıtları resmi giriş ve çıkışlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, delil olarak sadece banka kayıtları değil şirket defter, belge ve kayıtlarının da gösterildiğini, hükme esas alınan raporda her ne kadar ticari defterlerin tasdiklerinin yapılmamış olması nedeniyle delil vasfı bulunmadığı bildirilmiş ise de defter kayıtları ve muavin döküm kayıtlarında yer alan şirketin alacak kalemlerinin banka yoluyla gönderilmiş olmaları nedeniyle banka kayıtları ve dekontları ile ispat edilen hususlar olduğunu, banka dekontları ile defter kayıtları arasında bir uyuşmazlık veya çelişki bulunmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacı şirket ortaklığından ayrılmadan önce davalıya iş avansı olarak verildiği iddia olunan paranın davalıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı tarafça, davalıya ortak olduğu dönemde 100.000,00 TL iş avansı verildiği, hisse devri sözleşmesi ile hisselerini devreden davalının aldığı iş avansını geri ödemediği iddia edilerek, başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline karar verilmesi talep edilmiş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davacının resmi defterlerinin tasdik edilmemesi nedeniyle HMK md. 222/2 anlamında sahibi lehine delil olma vasfının bulunmadığı, dekontlar üzerinde havale işlemlerinin hangi sebeple gönderildiğinin belirtilmediği, paranın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiğinin kabulü gerektiği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmakta olup, mahkemece bu yöndeki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.