Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacının ayakkabı sektöründe faaliyet gösteren bir kuruluş olduğunu, davacının yüksek miktarda elektrik enerjisine ihtiyaç duyduğundan aracılık hizmeti veren şirketlerle dönemsel sözleşmeler imzaladığını, davacının sözleşme imzaladığı şirketin, davacının tükettiği elektrik tutarı üzerinden oransal komisyon (kar payı) aldığından dolayı davacının en düşük komisyon veren şirket ile en uygun şartlarda sözleşme imzalayıp, enerji tedarikini yapmaya gayret ettiğini, davalı şirketin elektrik tedarik hizmeti sunmakta olan bir şirket olduğunu, davalının sigortalı çalışanı--------, satış ve pazarlama işlerini yürüten saha elemanı olduğunu, 05.10.2022 günü davacının işyerine gelen --------, davacının ödediği %6 komisyonu şirketlerinin %4,5' a çekeceğini, bundan davacının büyük kar sağlayacağı vaadi ile, davacının eski tedarikçi şirket ile sözleşme yenilememeye ve --------Ş. ile sözleşme imzalamasına ikna ettiğini, davacının önüne tip sözleşmeler ve bir takım belgeler konulduğunu, davacının bu sözleşmelerin tip sözleşme olup değiştirilmesinin mümkün olmadığına ikna edildiğini, bu şekilde sözleşmede bir takım boşluk kalan yerler doldurulmadan sözleşmelerin imzalandığını, söz konusu sözleşmelerin birer suretinin davacıya verilmediğini, davacıya düşük komisyon taahhüdü ile sözleşme imzalatan davalının, daha sonra söz konusu sözleşmedeki komisyon (kar) oranı bölümlerinin %10 olarak doldurup, yine sözleşmeye kendileri lehine olacak biçimde sözleşmenin 12 ay boyunca fesh edilemeyeceği, davacının cezai şart ödeyeceği gibi ifadeleri ve bunlara ilişkin tutarlarını, sözleşmeye sonradan ilave ettiklerini, davacının, ---------ve davacı şirket yetkililerinin sonradan sözleşmeyi doldurmak sureti ile sahtecilik ve dolandırıcılık eyleminde bulunduğunu, kendilerine fatura geldiğinde öğrendiklerini, davacının %6 komisyon ile elektrik alırken tamamının %10 komisyon ve cezai şart taahhütleri ile davalı ile sözleşme imzalamasının hayatın olağan akışına ters, basiretli tacir davranışı olarak nitelenmesi mümkün olmayan bir durum olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL' nin dava tarihinden itibaren işleyen ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili le davacıya verilmesine, her türlü haklarının saklı tutulmasına, dava masraf ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar ile özel hukuk hükümleri kapsamında elektrik enerjisi satış sözleşmeleri imzalanmış olup, davacının davalı şirketin kendilerine %4,5 komisyon vaadiyle boş bir sözleşme imzalattığını ve sonradan sözleşmenin %10 komisyon ve cezai şart taahhüdü ile doldurulduğunu ve sözleşmenin bir nüshasının kendilerine verilmediğini iddia ettiğini, elektrik satışında esasında komisyon diye bir olgu mevcut olmayıp, davacının bahsetmeye çabaladığı hususun sözleşmede taraflarca belirlenen kar oranı olduğunu, davacı tarafindan taraflar arasında akdedilen sözleşmenin hükümlerinin genel işlem koşulu olduğu ve sözleşmenin her sayfasının imzalı olmaması nedeniyle hükümsüz olduğu iddiasının hukuka ve sözleşmenin içeriğine açıkça aykırı olduğunu, davacı tarafından sözleşmenin bir nüshasının kendisine verilmediği iddiasının dayanaktan yoksun ve gerçek dışı olduğunu, davalı şirketin --------- sorumluluğuna uyduğunu, taraflar arasında usule ve hukuka uygun olarak tanzim edilip tarafların iradeleri doğrultusunda akdedilen sözleşme davacı tarafindan keşide edilen ihtarname ile hitam tarihinden önce sözleşmeye aykırı olarak feshedildiğini, davalı şirket tüm sözleşme sürecinde sözleşme ve mevzuata uygun fatura tanzim etmiş olmasına rağmen sözleşmenin hitam tarihinden önce haksız feshi nedeniyle cezai şart ödemekten kaçınan davacının ön almak için hukuka ve sözleşmeye aykırı olarak huzurdaki haksız davayı açtığını belirterek; davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacılara yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

Faturalar, bilirkişi raporu, teknik inceleme ve kamera kayıtları ile tüm dosya kapsamı.20.02.2025 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bir elektrik mühendisi ve bir nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 19.05.2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi raporunda özetle; Mali İnceleme Sonuçları; Davacıya ait Yasal defterlerin Vergi Usul Kanunu 223-224-225 maddeleri ile TTK’nın ilgili hükümlerine uygun olarak noter açılış-kapanış tasdikleri ile GIB onaylı e-beratların yasal süresi içerisinde alındığı, dolayısıyla ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğu, Davalıya ait Yasal defterlerin Vergi Usul Kanunu 223-224-225 maddeleri ile TTK’nın ilgili hükümlerine uygun olarak noter açılış-kapanış tasdikleri ile GIB onaylı e-beratların yasal süresi içerisinde alındığı, dolayısıyla ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğu, Davalının davacı adına 2022 ile 2023 yıllarında 4 adet karşılığı toplamda 308.842,14 TL tutarlı fatura düzenlediği, karşılığında davacının davalı adına düzenlediği herhangi bir iade faturasının bulunmadığı, faturaların taraf BA/BS Formlarında usulüne uygun olarak kayıtlı bulunduğu, Davalının davacı adına 4 adet karşılığı 308.842,14 TL tutarlı olarak düzenlediği satış faturalarının davalı ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, karşılığında davacıdan 308.842,14 TL tahsilat gerçekleştirdiği, böylece 29.09.2023 dava tarihi itibariyle davalı nezdinde davacının borç alacağının kalmadığı, Davalıdan 2022 ve 2023 yıllarında toplamda 4 adet karşılığı 308.842,14 TL tutarlı olarak alınan faturaların davacı nezdinde usulüne uygun olarak kayıtlı bulunduğu, karşılığında davalıya banka kanalıyla 308.842,14 TL ödeme yaptığı, böylece 29.09.2023 dava tarihi itibariyle davacı nezdinde davalının borç alacak bakiyesinin kalmadığı, Yukarıda yer verilen tespitlere göre uyuşmazlığa konu faturalarla ilgili taraf ticari defterlerinde mutabakat sağlandığı tespit edilmiştir.
Teknik İnceleme Sonuçları ;. Teklif edilen birim fiyatların sözleşmede belirtilen birim fiyatıyla uyumludur. Sadece teklifte kar %4,5 olduğu halde sözleşmede %10 olarak geçmektedir. Ancak, Sözleşmede kar oranının günün şartlarına göre değiştirilebileceği hususu yer aldığından sözleşme aykırılık yoktur. Taraflar arasında ikili anlaşma yapılmış olup, davacı şirket, Taahhütnamede; Aktif elektrik Enerji Birim Satış Fiyatı, (PTF+DM+YEKDEM)+KAR(%10) yöntemi ile saptanacağı ve son kaynak tedarik tarifesinin altında ve üstünde çıkabileceğini kabul etmiştir. Faturalandırılan bedeller (308.842,14 TL), EPDK fiyatlarından (265.439,10 TL) daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ancak, sözleşmede son kaynak tedarik tarifesinin altında ve üstünde çıkabileceğini kabul edildiğinden sözleşmeye aykırılık yoktur. Davalı, EPDK fiyatların daha yüksek fiyatla satış yapmıştır. Ancak, Aktif elektrik Enerji Birim Satış Fiyatı Taahhütnamesinde; Aktif elektrik Enerji Birim Satış Fiyatı, (PTF+DM+YEKDEM)+KAR(%10) yöntemi ile saptanacağı ve son kaynak tedarik tarifesinin altında ve üstünde çıkabileceği kabul edilmiştir. Bundan dolayı taahhütnameye aykırılık yoktur. Yukarıdaki tespit ve hesaplamalar neticesinde davalı şirket davacıya EPDK Fiyatlarına göre TL daha yüksek fiyattan elektrik enerjisi satmıştır. Ancak, sözleşmede fiyatların EPDK son kaynak tedarik tarifesinin altında ve üstünde çıkabileceği kabul edildiğinden sözleşmeye aykırılık bulunmadığı ve TL fazla fiyatın davacının zararı olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.

DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, sözleşmeye göre fazla tahsil edildiği iddia edilen bedelin tahsili istemine yönelik alacak istemine ilişkindir.
Davacı yanlarca dava dilekçesinde, davalı yanca indirimli elektrik enerji kullanımı nedeniyle elektrik enerji satış sözleşmesinin imzaladıklarını, sözleşme görüşmeleri esnasında vaat edilen enerji birim fiyatı ile faturalandırmaya esas alınan enerji birim fiyatı birbiriyle uyuşmadığı, davalı şirket tarafından davacıya %4,5 kar oranı üzerinden teklifte bulunulduğu, düzenlenen sözleşmenin taraflar arasındaki anlaşmaya uygun bir şekilde doldurulmadığı, davalı şirket tarafından sözleşme içeriğinin sonradan anlaşmaya aykırı olarak %10 kar oranı olarak yazıldığı, davacı şirkete yönelik hile veya aldatma davranışlarında bulunulduğu, haksız tahsilat yapıldığını belirterek alacak davası ikame edilmiştir.
Davalı yanca ise sözleşme asıllarının dosyaya ibraz edildiği, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, sözleşmelerin kitapçık şeklinde olup her sayfasının imzalanmasının gerekli olmadığı, davacı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, kar oranının taraflarca karalaştırıldığı, sözleşmeye uygun faturalandırma yapıldığı belirtildiği anlaşılmıştır.
----------- sayılı ilamında; "...5. Sözleşmede yazan hükümler açısından yapılacak değerlendirmede ise ilgili mevzuat incelendiğinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) 201 inci maddesinde "Senede karşı tanıkla ispat yasağı" başlığı altında;“Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.” hükmü düzenlenmiştir.6. Senede karşı ileri sürülen hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Senede karşı senetle ispat zorunluğu da, 290 ıncı maddede açıkça yazılı olduğu gibi, ancak ispat edilecek iddianın hukuki işlem olması halinde uygulanır. Buna karşılık, senede karşı ileri sürülen iddia (savunma) bir hukuki fiil ise, bu hukuki fiil tanıkla ispat olunabilir.
7. Hukuki fiil terimi, hukuki işlem teriminin karşıtıdır. Hukuki fiil de, hukuki işlem gibi hukuki sonuçlar doğurur. Bu bakımdan hukuki fiil, hukuken önemi olmayan diğer fiillerden ayrılır ve hukuki işleme yaklaşır, ancak hukuki fiil, hukuki işlemden ayrıdır. Hukuki fiiller, genel olarak bir irade beyanını içermezler. İstisna olarak, hukuki fiil bir irade beyanını içerse bile, bu irade beyanı (hukuki işlemdeki gibi) belli bir hukuki sonuç doğurmaya yönelmiş değildir. Hukuki fiiller belli bir hukuki sonuç doğurmak iradesiyle yapılmadıkları ve irade beyanının karşı tarafa ulaşması şart olmadığı için, hukuki fiil (meselâ haksız fiil) hakkında senet alınması (düzenlenmesi) imkânsızdır. Bu nedenle, hukuki fiiller 6100 Sayılı Kanun'un 200 ve 201 inci maddeleri kapsamı dışında kalır ve tanıkla ispat edilebilir. Uygulamada, hukuki fiil yerine daha çok maddi vakıa terimi kullanılmaktadır.
Maddi vakıa terimi, hukuki fiil teriminin tam karşılığı olmadığı için, yanıltıcıdır. Hukuki işlemin içinde de maddi vakıalar vardır; başka bir deyimle, her hukuki işlem maddi bir vakıaya dayanır. Hukuki işlemin kendisi değil de, içindeki maddi vakıalar üzerinde durulursa, maddi vakıaların ispatı bahanesi ile hukuki işlemin tanıkla ispatı mümkün olduğu gibi yanlış bir sonuca varılabilir. Örneğin, bir borcu ödemek, maddi bir vakıadır. Fakat ödeme, bir borcu sona erdirmek amacıyla yapıldığı için, bir hukuki fiil değil, hukuki işlemdir. Bu nedenle, ispat sınırından bir borcun ödendiği, tanıkla ispat edilemez; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. O hâlde, senetle ispat zorunluluğu olup olmadığını belirlerken, ispat edilmek istenen hususun maddi vakıa olup olmadığını değil, hukuki fiil mi yoksa hukuki işlem mi olduğunu araştırmak gerekir. Hukuki işlem tanıkla ispat edilemez; hukuki fiil ise tanıkla ispat edilebilir.8. İmza, metin yazılmadan önce, tamamen veya kısmen boş kâğıda atılmış ise metnin taraflar arasındaki anlaşmaya uygun bir şekilde yazıldığı karine olarak kabul edilir. Beyaza imza atan taraf aksini iddia ediyorsa, iddiasını yazılı delille ispat ile yükümlüdür. ---------- sayılı kararında da bu hususa işaret edilmiş olup ceza davasında dahi imzalı boş belgenin anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğu iddiasının tanık ile ispat edilemeyeceğine değinilmiştir. Yine --------- sayılı kararında da aynı ilkeler açıklanmıştır.... " şeklinde açıklandığı, --------- sayılı ilamında; "..Diğer istinaf sebeplerinin incelenmesiyle ; sözleşmenin tüm sayfalarından bazılarının imzasız olmasının sözleşme bütünlüğünü bozmadığı değerlendirilmiş,alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatı koşullarının da oluştuğu anlaşılmış,bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, özellikle tacir olan tarafların ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü bulunmasına, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ceza koşulunu da içeren sözleşmeyi imzalayan tarafların karşılıklı borç ilişkisi kurarak edimlerini ifa ile yükümlü hâle geldikleri anlaşılmakla, mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı..." şeklinde açıklandığı,
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı yanın sözleşmenin tüm sayfalarında imza bulunmadığı ve sonradan doldurulduğu iddiası bakımından sözleşmenin tüm sayfalarından bazılarının imzasız olmasının sözleşme bütünlüğünü bozmadığını değerlendirildiği, bu haliyle sözleşmenin sonradan doldurulduğuna ilişkin dosya kapsamına sunulan yazılı delil bulunmadığı, yemin teklifinin de şirket yetkilisi tarafından eda edildiği, yazılı delille ispatlanması gerektiğinden bu iddianın ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır.

Mahkememizce yapılan yargılamada kamera görüntüleri ve ses kayıtlarının incelenmesine karar verildiği, bilirkişi raporunda görüntü ve ses kayıtlarının incelendiği görülmüştür. Tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesiyle alınan teknik inclemede yapılan heyet raporunda; davalı şirket davacıya EPDK Fiyatlarına göre TL daha yüksek fiyattan elektrik enerjisi sattığı, ancak, sözleşmede fiyatların EPDK son kaynak tedarik tarifesinin altında ve üstünde çıkabileceği kabul edildiğinden sözleşmeye aykırılık bulunmadığı bildirilmiştir.
Davacının hile veya aldatma davranışlarına ilişkin irade sakatlığı bakımından ise sözleşme tarihinin 05/10/2022 tarihi olduğu, davacının suç duyurusuna ilişkin yapılan soruşturma neticesinde ---------- soruşturma sayılı dosyasında Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, ---------- Değişik iş sayılı kararı ile KYOK kararının kesinleştiği görülmüştür. Davacı tanıklarının dinlenilmesine karar verildiği, davacı tanıklarının davetiyeye rağmen gelmediğinden ihzaren celbine karar verildiği, tanıkların ihzaren celbine rağmen duruşmaya gelmedikleri, davacı vekili tarafından tanıkların dinlenilmesi konusunda 16/09/2025 tarihli celsede takdirin mahkemeye bırakılarak zararın hesaplanmasını talep ettiği, mahkememizce tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verildiği, davacı vekili tarafından aynı duruşmada bedel artırım dilekçesini sunmak üzere talep edilmesi üzerine mahkememizce süre verilmiştir. Celse arasında davacı vekili tarafından 20/09/2025 tarihli talep dilekçesinde bedel artırım dilekçesi sunmak üzere verilmesine ilişkin ara kararından rücu edilmesine karar verilerek yemin deliline dayandığını bildirmiştir. Dava dilekçesinde davacı yanın yemin deliline dayanmadığı görüldüğünden talep yerinde görülmemiştir. Akabinde davacı vekili tarafından 03/10/2025 tarihl dilekçesiyle delil listesinin ıslah edildiği belirterek yemin deliline dayanılmıştır ve tanıkların dinlenilmesi talep edilmiştir. Mahkememizin tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilmesine dair kararın yerinde olduğu ve davacı yanca yemin deliline dayanıldığından dosya da tanık dinlenilmesi mümkün görülmemiştir. Davacı taraf tacir olup, tarafların ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü bulunmasına, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ceza koşulunu da içeren sözleşmeyi imzalayan tarafların karşılıklı borç ilişkisi kurarak edimlerini ifa ile yükümlü hâle geldiği anlaşılmıştır. Davalı şirket yetkilisi yemini eda ettiği görülmüş, davacının davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

1-Davanın REDDİNE,

2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin yatırılan 269,85 TL harcın düşümü ile geri kalan 462,15 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA,

3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,

5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 10.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-3.120,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,

7-Emanete alınan sözleşme asılları ve eklerini talep halinde davalı tarafa İADESİNE,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/04/2026