(İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)

DAVANIN VE KARŞI DAVANIN

KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davacı-karşı davalı vekili tarafından davalı-karşı davacı aleyhine, karşı davacı tarafından karşı davalı aleyhine açılan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davalarında mahkemece asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı/karşı davacı vekili tarafından karşı dava yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

İSTEM;
Davacı/karşı davalı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 28.09.2016 tarihinde, "Atatürk Orman Çiftliği - A.O.Ç. Hayvanat Bahçesi Yenileme Alanı Asma- Germe Sistem Membran Çadırlar ve Modüler Binalar Yapım İşi" kapsamında Dış cephe CTP Rölyef Yapılması Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca müvekkili tarafından "Temalı Oyun Grubu Çadırı (TOGÇ) ve Yetişkin Oyun Çadırı (YOÇ)" dış cephesinde kaplamış olan çelik karkas üzerine, davalının projede gösterdiği yerlere CTP (Camelyafı Takviyeli Polyester) esaslı rölyeflerin imal ve montajlarının yapılacağını, TOGÇ işine çizimlerin teslim edildiği 15.10.2016 tarihinde başlandığını, davalıdan kaynaklanan sebeplerle 22.08.2017 tarihinde bitirilerek, geçici kabul tutanağı düzenlenmesinin talep edildiğini, ancak taleplerinin yerine getirilmediğini, YOÇ çizimlerinin 5,5 ay gecikme ile 13.03.2017 tarihinde, nihai renklerin de 12.04.2017 tarihinde gönderildiğini, 22.02.2018 tarihinde bitirildiğini, sözleşmede her bir projenin 120 günde bitirileceğinin kararlaştırılmasına rağmen davalıdan kaynaklanan sebeplerle 310'ar günde tamamlanabildiğini, ilk sevkiyatın 15-18 Kasım 2016 tarihinde gerçekleştiğini, ancak davalının henüz montaj öncesi işlerin tamamlanamadığını belirtmesi üzerine sevkiyatın durduğunu, müvekkilinin yer darlığı sebebiyle imalatı beklettiğini, davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, işi üçüncü bir taşerona yaptırdığını, müvekkilinin 11 no'lu KDV dahil 30.287,00 TL tutarındaki hakedişini ödemediğini, 10 no'lu hakedişten kestiği 39.364,00 TL tutarındaki nakdi teminatı, 2 adet 250.000,00 TL bedelli avans teminat senedini iade etmediğini, müvekkilinin sadece tamamladığı işlere ilişkin rötuş, düzeltme ve tamir işlerinin kaldığını, ancak 2. zeyilnamede belirtilen 15'lik montaj ödemesini ve hakedişleri ödemediğinden ekip gönderilmediğini, davalının müvekkiline ait malzemeleri ve aletleri, müvekkilinden izin almadan kullanarak üçüncü kişilere tamamlattığını, bu kişilerin yaptığı imalatların işin tekniğine uygun olup olmadığının bilinmediğini, dolayısıyla müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davalıdan kaynaklanan gecikme sebebiyle montaj için istihdam edilen iki personele 5 ay boyunca fazladan maaş ödemek zorunda kaldığını, davalının 16.04.2017 tarihinde montaj için davet ettiğini, 18.04.2017 tarihinde montaj ekibinin gönderildiğini, gecikme sebebiyle yeni işler alınamadığı gibi uzman personellere ücret ödemesi yapıldığını, dava konusu malzemelerin raf ömrü kısa olduğundan alınıp, stoklanamadığını, USD cinsinden temin edilen malzemedeki kur artışı sebebiyle zarara uğradıklarını, sözleşmede toplam 4.000 m2 imalat yapılması hususunda anlaştıklarını, ancak TOGÇ işinde 326 m2, YOÇ işinde 866 m2 olmak üzere toplam 1.192 m2 ilave imalat yapıldığını, ayrıca müvekkilinin ölçüm metodunu kabul etmeyerek, davalının hakedişleri kendi yöntemiyle yaparak sözleşmeden saptığını ve bu sebeple müvekkilinin zarara uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin talep haklarını saklı tutarak, gecikme sebebiyle uğranılan zarara karşılık; gecikme sebebiyle TOGÇ için 5.000,00 TL, YOÇ için 5.000,00 TL zararın, kur artışı sebebiyle uğranılan zarara karşılık 8.000,00 TL nin, ilave imalat bedeli olarak 3.000,00 TL'nin, ana sözleşmeye uyulmaması ve yenilenen sözleşmeler sebebiyle uğranılan zarara karşılık 3.000,00 TL'nin, davalının uhdesinde kalan malzemelere karşılık 5.000,00 TL'nin, 11 no'lu hakkediş alacağı karşılığı 30.287,00 TL'nin ve 39.364,00 TL nakdi teminat alacağının ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, teminat senedinin de iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

YANIT:
Davalı-karşı davacı vekili tarafından verilen davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacının sözleşme konusu işleri sözleşmeye uygun tamamlayarak teslim edemediğini, davacının işi 22.02.2018 tarihinde tamamladığını beyan ettiğini, 23.03.2018 tarihli ihtamamesinde de bir kısım rötuş, düzeltme, boya tamiri kalemleri kaldığını bildirdiğini, ileri sürdüğü zaman diliminde personel istihdam etmesinin kendi işletmesinin kararı olduğunu, zararının tazmini talebinin sözleşmenin 8. maddesine aykırı olduğunu, projelerin geç teslim edilmediğini, döviz kurundaki dalgalanmanın bilinmez ve öngörülemez bir durum olmadığını, sözleşmenin birim fiyat sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla yapılan her imalat ölçülerek, bedelinin hakedişle ödeneceğini, davacının zarara uğradığını ileri sürdüğü zeyilnameleri sözleşme serbestisi kapsamında imzaladığını, bir kısım malzemenin iade edilmediği iddiasının soyut olduğunu, somutlaştırılmadığını, davacının hiçbir malzemesinin kendilerinde olmadığını, taraflarca 11 no'lu hakediş düzenlenmediğini, kesin hesap tanzim edildiğinde, sonucuna göre nakit teminatın iadesinin söz konusu olabileceğini, yine zeyilname hükümleri uyarınca işin sorunsuz teslimi halinde iki adet toplam 400.000,00 TL tutarlı senetlerin iade edileceğini, ancak işin sorunsuz olarak teslim edilmediğini belirterek, asıl davanın reddine karar verilmesini, karşı davasında ise; davacının eksik ve kusurlu bıraktığı işlerin nam ve hesabına üçüncü şahıslara yaptırılması ile gecikme cezalarından doğan alacaklarından dolayı fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000,00 TL'nin ticari reeskont faizi ile davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep etmiş, 22.02.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile ise, davalının işi yarım bırakması nedeniyle uğradığı zararlar ile nam ve hesabına yaptırdığı işlerin toplam tutarının 119.411,15 TL olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği bildirilerek talep sonucunun 119.411,15 TL olarak arttırıldığı görülmüştür.

ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/04/2022 tarihli ve 2018/439 Esas ve 2022/330 Karar sayılı kararında özetle; Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup davacı taşeron, davalı yüklenicidir. Asıl dava bakiye iş bedeli alacağı, maddi tazminat, teminatların iadesi istemlerine, karşı dava ise davacı nam ve hesabına giderilen eksik ve kusurlu işlerin giderim bedeli ile gecikme cezası istemlerine ilişkindir.

Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmış, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri ile yazışmalar dosyaya kazandırılmış, dosya uzman mali müşavir, inşaat mühendisi ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişilerden oluşan heyete tevdi edilerek davaya konu uyuşmazlık noktaları bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02/07/2019 tarihli kök raporda özetle; asıl dava bakımından davacının alacak taleplerinin bir kısmının değerlendirilmiş olduğunu, diğer kısmının ise belgeleri sunulmamış olduğundan hesaplama yapılamadığını, işin ne kadarının davacı tarafından yapıldığı ve kalan işim boyutu bilinemediğinden 30.287,00 TL'den davacıya ödenecek meblağın hesabının yapılamadığı, karşı davanın mahkemece kabul edilmesi halinde davacı nam ve hesabına yapılan işlere ilişkin belgeler sunulduktan sonra hak edilen meblağın belirlenebileceğini, davacının 39.363,64 TL nakit teminat kesintisinin ve teminat senetlerinin iadesi şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığını, karşı dava bakımından ise davalı karşı davacı nam ve hesabına yaptırdığı işlerin bedelini ve gecikme cezasını talep etmekte ise de sözleşmenin feshedilmiş olduğu nazara alınarak bu bedellerin talebinin mümkün olup olmayacağının takdirinin mahkemeye ait olduğunu, mahkemece bu alacakların talep edilebileceği görüş ve kanaatine varılması halinde davalı karşı davacının öncelikle nam ve hesabına yaptırdığı işlerin belgelerini sunması gerektiği yönünde kanaat bildirilmiş; tarafların itirazlarının değerlendirilmesi bakımından düzenlenen 29/01/2020 tarihli ek bilirkişi raporunu takiben dosyaya kazanadırılan bilgi ve belgeler ışığında düzenlenen 20/08/2019 tarihli son ek bilirkişi raporunda, davacı tarafından eksik bırakılan işlerin boyutu dosya kapsamından tespit edilmemiş ise de karşı davacı defter kayıtlarına göre karşı davacı tarafından nam ve hesaba yaptırıldığı bilidirilen alacak tutarının, ... isimli sanatçıya ödenen 35.400,00 TL, ... Boya San. Tic. Ltd. Şti.'den alınan malzeme tutarı 10.551,32 TL, ... Makine Tic. Ltd. Şti.'ne yapılan kira ödeme tutarı 41.113,17 TL, ... Boya Ltd. Şti.'den alınan malzeme tutarı 9.174,50 TL, 18/03/2019 tarihli kesin kabulde eksiklikler nedeni ile davalı karşı davacı şirketin sözleşme alacağından yapılan nefasat kesintisi tutarı 23.172,16 TL olmak üzere toplam 119.411,15 TL kadar olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler, denetime elverişli bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde asıl dava bakımından; davacı tarafından açılan iş bu davanın, işlemden kaldırıldığı 02/11/2021 tarihinden itibaren HMK'nın 150/4 maddesi hükmüne uygun olarak süresinde yenilenmediği anlaşılmakla, HMK'nın 150/5. maddesi hükmünce açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmiş, karşı dava bakımından ise; davalı- karşı davacı, karşı dava dilekçesinde eksik ve kusurlu işlerin davacı-karşı davalı nam ve hesabına yaptırılması ile gecikme cezalarından dolayı 20.000,00 TL'nin tahsilini istemiş, 20/08/2021 tarihli bilirkişi raporunu takiben karşı davasını ıslah ederek müvekkilinin karşı davalının işi yarım bırakması nedeniyle uğradığı zararlar ile nam ve hesabına yaptırdığı işlerin toplam tutarının 119.411,15 TL olduğu bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden talep sonucunu bu miktara çıkardığını bildirerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş ise de; taraflar arasında varlığı uyuşmazlık konusu olmayan 28/09/2016 tarihli eser sözleşmesinin davalının Ankara 35. Noterliğinin 11/04/2018 tarih ve 11622 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiği, sözleşmeyi fesheden tarafın kural olarak menfi zararlarını isteyebileceği, sözleşmenin feshi halinde sözleşme ortadan kalktığından sözleşmeye dayanılarak zarar istenemeyeceği, bir başka anlatımla sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan müspet zararlar ile gecikme cezasının fesih halinde istenemeyeceği (Emsal: Yargıtay 15. HD.'nin 09/12/2013 tarih ve 4520/6581 sayılı ilamı ile 10/09/2019 tarih ve 236/3412 sayılı ilamı), dava ve ıslah dilekçesinde talep edilen eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelinin akdin ifasına yönelik olumlu zarar niteliğinde olduğu, bu nedenle somut olayda sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacının sözleşmenin ifasını talep anlamına gelen eksik ve kusurlu işlerin giderim bedelini talep edemeyeceği, öte yandan davalı-karşı davacının ıslahla bilirkişi raporuna atıf yaparak talep ettiği nefaset kesintisine yönelik alacak kalemini dava dilekçesinde açıkça talep etmediği, dava dilekçesinde açıkça talep edilmemiş bir alacak kaleminin ıslah yoluyla arttırılıp davaya konu edilmesinin mümkün olmadığı (Emsal: Yargıtay 15. HD.'nin 18/02/2020 tarih ve 2019-2163/636 sayılı ilamı) belirtilerek karşı davada talep edilen tüm alacak kalemleri yönünden karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı davanın ise reddine dair karar verildiği görülmüştür.

Davalı/karşı davacı vekili tarafından verilen 25/09/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, müvekkili firmanın karşı davalıdan sözleşmenin ifasını talep etmiş gibi hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, karşı davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediği, kusurlu olan tarafın karşı davalı firma olduğu, müvekkili firmanın sözleşmeyi fesihte haklı olduğu gibi tespitlerin tamamının, kuşkuya yer vermeksizin yapılmış olmasına karşın müvekkili firmanın haklı nedenle fesih nedeniyle uğradığı zararın tazminine yönelik taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 25.01.1984 tarih, 1983/3 Esas, 1984/1 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğunu, nefaset kesintisinin karşı davalının aynı sözleşmedeki aynı kusurlu hareketleri nedeniyle meydana getirdiği zararın karşılanması gereken kalemlerden bir tanesi olduğunu, dolayısıyla gerekçeli kararda yer verilen nedenlerle müvekkilinin hukuken tam anlamıyla hak kazandığı bir alacağa ulaşmasının engellenmesinin çok açık bir şekilde hakkaniyete aykırı olduğunu, karşı davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiğinin, işi tamamlamadan iş yerini terk ettiğinin, bu sayede müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeyi feshetmekten başka bir çaresinin kalmadığını, sözleşmeyi fesihte haklı olduğunu, karşı davalının eksik ve kusurlu işlemleri nedeniyle zarara uğradığının hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmiş olmasına rağmen tazminata hükmedilmediğini, bunun kanuna, Yargıtay içtihatlarına ve vicdana aykırı olup kusurlu olanın kusurundan fayda sağlamasının önünü açtığını, hiç kimsenin kusurundan fayda sağlayamayacağını, buna karşın verilen kararın, sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal ettiği, kusurlu hareket ettiği ve karşı tarafı zarara uğrattığı sabit olan bir kişinin verdiği zararı, tazmin etmek zorunda kalmadığı sonucunu doğurduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkemenin karşı davanın reddine dair verdiği kararın kaldırılmasını ve karşı davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;

Dava ve karşı dava, taraflar arasındaki 28/09/2016 tarihli, konusu "Dış Cephe CTP Rölyef İmalatı" olan eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı-karşı davalı taşeron, davalı-karşı davacı ise yüklenicidir. Davacı asıl davasında sözleşmenin davalı yanca haksız feshedildiğini belirterek bakiye iş bedeli alacağı ile bu sebeple uğradıkları zararlara ve davalı elinde kalan malzemelere ilişkin olarak maddi tazminat ile teminatların iadesine karar verilmesi isteminde bulunmuş, karşı davacı ise bu fesih nedeniyle davacı taşeron adına üçüncü kişilere tamamlattırılan eksik ve kusurlu işlerin giderim bedeli ile geç teslim nedeniyle gecikme tazminatı isteminde bulunmuş ve ıslah dilekçesi ile toplam taleplerini 119.411,15 TL'ye yükseltmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda bilirkişi kurulundan alınan kök ve ek raporlar ile tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda asıl davanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık yenileme süresi içerisinde yenilenmemiş olması sebebiyle asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı davada ise sözleşmenin karşı davalı yüklenici tarafından feshedilmiş olduğu, fesheden tarafın ancak bu sebeple uğradığı menfi zararları talep edebileceği, karşı davaya konu olan eksik ve ayıplı işlerin giderim bedeli ile geç teslim nedeniyle gecikme cezası isteminin ise sözleşmenin aynen ifası kapsamında talep edilebilecek müspet zarar kalemlerine ilişkin olduğu, yine ıslah dilekçesinde talep edilen nesafet bedeli alacağının ise dava dilekçesinde yer alan bir talep olmayıp, ıslah dilekçesi ile davada talep edilemeyeceğinden karşı davacının tüm taleplerinin de reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı-karşı davacı vekili karşı davada verilen karar yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı/karşı davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/04/2022 tarihli 2018/439 Esas 2022/330 Karar sayılı kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davalı/karşı davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davalı/karşı davacıdan karşı dava için alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından davalı/karşı davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile kalan 462,15 TL istinaf karar harç bedelinin davalı/karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davalı/karşı davacı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 14/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.