İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- kayıtlı avukat olarak görev yapan müvekkili ----- ile davalı şirket yetkilisi tarafından verilen ---- Noterliğinin 06.09.2021 tarih ve ----- yevmiye numaralı vekaletnamesi uyarınca taraflar arasında vekalet ilişkisi kurulduğunu, taraflar arasında kurulan vekalet ilişkisi kapsamında düzenlenen ve bir örneği ekte arz edilen Avukatlık Ücret Sözleşmesi 'nin 2 md. “"...iş maktu ücrete de tabi olsa nihai dosya tutarının aynı ilgilendiren dava takip ve işlerde ödeme anındaki aynın güncel değerinin %25 üzerinden bulunacak miktarın avukatlık ücreti olarak vekil eden tarafından avukata verileceği” kararlaştırıldığını, sözleşmenin alt boşluğunda 9625 lik oranın 9615 olarak şirkete temsilen ----- tarafından düzeltilerek imza edildiğini, yine şirketin tüzel kişiliği adına Şirket Sürekli Danışmanlık Hizmeti amacıyla düzenlenen Avukatlık ücret sözleşmesinin 2 m. İle de ödeme günündeki Tavsiye Niteliğindeki ----- Barosu Avukatlık Ücret Tarifesinde gösterilen miktar üzerinden ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı gerçek kişilerden ----: şirketin sahibi ve şirketi temsile yetkili kişisi olduğunu, davalı gerçek kişilerden ----: şirketin mali işlerinden sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olduğunu, davalı gerçek kişi ----: Yurt dışına kaçan yetkili ----- tarafından şirketin tüm idari, mali ve hukuki işlerini yürütmesi için vekaletname ile yetki verdiği kişisi ve temsilcisi olduğunu, bu kişinin mali müdür --- ile birlikte menfaat ve çıkar işbirliği içerisinde hareket ederek kötü niyetli olarak şirkete ait ---- satışını yaptığını, bedelini kendi menfaatleri doğrultusunda kullandığını ayrıca geri alım sözleşmesi ile ----- devir edilen ---- deki 7 adet villayı küçük bedellerle alıp haricen sattığını, satış bedellerini alacaklılarından kaçırdıklarını bu kişilerin bu ve buna benzer çok sayıda işlem yaptığını, alacaklılarını zarara uğrattığını, çok sayıda kişinin mağdur olmasına neden olduklarını, müvekkilinin özen yükümlülüğünün bilinci ile davalıların taraf olduğu dava/icra dosyalarını gereği gibi takip etmesine rağmen haklı bir neden olmaksızın azledildiğini, Vekaletname ile verilen yetki ve taraflar arasında düzenlenen Avukatlık Ücret Sözleşmelerinin imzalanmasını müteakiben müvekkilinin vekaletname ile verilen yetkiler kapsamında Şirket Sürekli Danışmanlık Hizmetinin yanı sıra bir örneği ekte sunulan listede yazılı Dava/İcra dosyaları ile ilgili görevini ifa ederken 1136 sayılı Av. K. ve 6098 sayılı T.B,K. gereği özen yükümlülüklerinin bilinci ile mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde tam bir sadakatle yürüttüğünü, meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunmadığını, Mesleki çalışmalarında görevinin gerektirdiği dürüstlük kurallarına uygun bir şekilde yürüttüğünü, hal böyle iken vekaletname ile şirketin tüm işlerini takip eden ------ başka bir avukata vekaletname verdiğini ve o avukat tarafından da rıza ve muvafakatleri olmadığı halde bazı dosyalara vekaletname konulduğunu, bu nedenle yapılan ikili görüşmelerden olumlu bir sonuç alınamadığını ve akabinde ---- vekaletname ile verilmiş olan yetkisine binaen hiçbir haklı gerekçe göstermeksizin ----.Noterliğinde düzenlettirdiği 05.05.2023 tarih ve ----- Yevmiye numaralı Azilname ile müvekkilini vekillikten azlettiğini, azil nedeniyle müvekkilinin doğan hak ve alacakları ihtar edilmesine rağmen ödenmediğini, İflas Taleplerinin Kabulü İle ----.ve borçlu şirket ortağı durumundaki ----, bu kişinin şirketin tüm idari, mali ve hukuki işlerini takip etmek için yetki verdiği ---- ile Mali İşler Müdürü olarak yetkilendirilen ----- iflaslarını, davalı şirket ve diğer davalıların mal kaçırma girişimlerinin engellenmesi amacı ile tüm malvarlıklarına ihtiyaten tedbir konulmasına ve gerekli tedbirlerin alınmasını, ----- Ticaret Sicil Müdürlüklerine, diğer kurumlara ve bankalara gerekli talimatların yazılmasına ve masa teşkili sağlanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu uyuşmazlık avukatlık vekalet sözleşmesinden kaynaklı alacak olduğunu, ticari ilişkiden kaynaklı bir alacak olmadığını, bu nedenle görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu nedenle görev yönünden itiraz ettiklerini, borçlarının olmadığını, davacının avukat olduğunu, müvekkili----. İle vekalet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede aylık danışman ücreti ve girilen davaların sonucunda miktar üzerinden % 15 ücret ödeneceği kararlaştırıldığını, müvekkili aylık danışman ücreti olarak 117.643,00 TL' nin çeşitli tarihlerde ------ gönderildiğini, bankaya yazılacak müzekkere ile bu husus ispat edileceğini, müvekkile vekalet sözleşmede belirlenen doğmuş ve doğacak tüm vekalet alacağı için, ilk önce ------ bulunan ve şirket borçlarının ödemesi için konkordato komiserleri denetiminde satışı yapılan 6 villadan kalan bir villayı istedi bu gerçekleşmeyince müvekkile ait --- İli --- İlçesi ----- mevkiinde bulunan taşınmazı kendisine verilmesine teklif ettiğini, müvekkilin de bu teklifi kabul ederek, 20.11.2022 tarihinde söz konusu taşınmazı davacının kızı ve halen bu uyuşmazlıkta vekilliğini yapan Av. ---- taşınmaz satış vadi sözleşmesi ile devir ettiğini, davacının avukatlık mesleğinin gerektirdiği özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu sebeple azledildiğini, davanın avukat vekalet sözleşmesinden kaynaklı olduğu için görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan görevsizliğini, davanın arabuluculuk görüşmelerinin yapılmaması ve tutanağının yapılmaması nedeni ile usulden reddini, davanın avukat mesleğinin gerektirdiği özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeni ile haklı azil edildiğinden bir alacağı olmadığından esasdan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Bilirkişi ----- 24/05/2024 tarihli Vekalet ücretine ilişkin ön raporunda; davanın çözüme kavuşturulabilmesi için dosyadaki eksikliklerinin giderilmesi gerektiğinin vurgulandığını, bu bağlamda azlin haklılığını ispat yükü kendisinde olan davalının, iddia ettiği ihmal ve zararları somutlaştıran delilleri dosyaya fiziksel olarak sunması gerektiğini, davacı yönünden ise dosyada yer alan ücret sözleşmesinin oldukça silik olması sebebiyle okunaklı bir örneğinin sunulması, sözleşmede atıf yapılan ----- Barosu tavsiye tarifelerinin temin edilmesi ve vekalet ücreti talep edilen 152 adet işe dair kesinleşme şerhleri ile harca esas değerleri gösteren tevzi formlarının dosyaya kazandırılmasını gerektiği tespit ederek beyan etmiştir.Bilirkişiler ---- ve ----- 11.12.2024 tarihli vekalet ücretine ilişkin Bilirkişi Raporunda; ön rapora rağmen haksız azile ilişkin ispat yükü kendisinde olan davalı tarafından somut olarak ortaya konulamadığını, davacı tarafından ibraz edilen belgelerden ---- İcra Hukuk Mahkemesi'nin ------. Sayılı dosyasında kıymete itiraz kapsamında açılan davada keşif ve bilirkişi ücretinin yatırılmaması üzerine davanın reddine karar verildiğinin görüldüğünü, --- Asliye Ticaret Mahkemesi -----. Sayılı dosyasında harcın yatırılmaması sebebiyle açılmamış sayılma kararı verildiğini, taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin 6. Maddesinde yeteri kadar avansın belge karşılığı verilmesinin zorunlu olduğu ve aksi belgelenmedikçe tüm masrafların avukat tarafından karşılanması gerektiğine yer verildiğini, -----. Asliye ticaret mahkemesinde masrafların verildiğine ilişkin avukata yapılan ödemenin görülmediğini, ücret sözleşmesi gereğince belgelenmesi gerektiğini, kıymete itiraz davasında şirket tarafından davacıya ödeme yapılmadığını, inkar tazminatının avukata ait olacağına ilişkin düzenlemenin geçersiz olduğunu, sözleşmenin en az 1 yıllık olduğunu, 6 Eylül 2021 ile 05.06.2023 arasındaki 1 yıl 9 aylık devre için danışmanlık ücreti hesaplanacağını, ----- Barosunun ücret tarifesine göre 282.500,00 TL 'nin 21 aylık dönem için hesaplandığını, 130.000,00 TL tenzil edilerek 152.500,00 TL bakiye danışmanlık ücreti olduğunu, davalı vekilinin 17.01.2024 tarihli celsesindeki beyanlarının ikrar niteliğinde olduğunu, bu kapsamda bakiye masraf alacağının 31.003,36 TL olduğunu, davacı listesinin ilk 8 sırasındaki işler yönünden ücret alacağının 17.900,00 TL olduğunu, 9-19 sırasındaki işler yönünden ücret alacağının 9.600,40 TL, 23-25-26-148. Sırasındaki işler nedeniyle 33.000,00 TL olduğunu, 23-151 arasındaki 4 dosya haricinde 125 dosya için belgelerin sunulmadığını, davalı tarafça kabulü ya da sübut halinde bu dosyalar için 1.616.750,00 TL olduğunu, 152 sırasındaki borçlu olduğu takip nedeniyle icra mahkemesinde yaptığı itirazlar sonucunda takibin durdurulması ve hacizler fekkine ilişkin işlem sebebiyle talep olanaklı kabul edilirse 1.805.057,60 TL olduğunu, 23-151 arasındaki işler yönünden belge ibraz edilmeyerek masrafların da talep edildiği, bu dosyalar yönünden sübut veya davalı tarafça kabul edilirse masrafların 31.003,36 TL olduğunu beyan ederek tespit yapmışlardır.
Bilirkişi Heyeti Ek Raporunda özetle; davalı şirket tarafından sunulması gereken yasal defterlerin ibraz edilmediğini, şirkete ulaşılamaması nedeniyle celbedilen şirketin vergi ve SGK borçları ile 2023 ve 2024 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannamelerinin incelendiğini, davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin borçların da ilgili icra müdürlüklerinden temin edilerek değerlendirmeye alındığını, ----İcra Dairesi ----Sayılı dosyasının kesinleşmediğinden borçlara dahil edilmediğini, davalı şirkete ait bilgiler incelendiğinde --- ilişkin 28.033,20 TL borcu bulunduğunu, ------ Vergi Dairesi tarafından gönderilen bilgi ve belgelerde ise davalı şirketin 2023 yılına ait 418.095,62 TL, 2024 yılına ait kısmının 178.937,24 TL, 2025 yılına ait kısmının 420.055,34 TL olmak üzere toplam 996.215,09 TL olduğunu, yasal defterler sunulmadığından 2023 ve 2024 hesap dönemlerine ilişkin Kurumlar Vergisi Beyannameleri ile ekinde yer alan mali tabloların incelendiğini, davalının 31.12.2023 tarihli özvarlık tutarının + 10.472.626,62 TL, 31.12.2024 tarihli öz varlık tutarının ise + 10.178.181,10 TL olarak tespit edilerek borca batık olmadığını, şirket aktifinin büyük ölçüde stok kalemlerinden oluştuğunu, likit varlık yapısının ise sınırlı seviyede kaldığını, finansal borç seviyelerinin her iki dönemde de aynı seviyede kaldığının görüldüğünü, borç bakiyelerinde dönemsel bir azalış izlenmemesi, finansal yükümlülüklerin tasfiyesine yönelik belirgin bir ödeme akışının gerçekleşmediğini, borç kalemlerinde dönemler itibariyle kayda değer bir gerileme bulunmadığını, alacak kalemleri aynı kaldığından dönemsel herhangi bir artış veya azalış bulunmadığını, bilanço kalemlerinde hareket bulunmaması, ticari faaliyet hacmi ve nakit döngüsü açısından sınırlı görünüm olduğunu, SGK'ya ----- Aya ilişkin 28.033,20 TL borcu olduğunu, dava tarihi itibariyle ise SGK'ya borcunun bulunmadığını, vergi dairesine ise toplam 996.215,09 TL vergi borcunun yıllara sari olduğunu, yükümlülük kalemleri birlikte değerlendirildiğinde vergi dairesi 996.215,09 TL, 8.327.851,62 TL tutarında bilanço pasifinde izlenen diğer çeşit borçlar, 34.939.998,98 TL tutarında alınan sipariş avansları, mali tablolarda 21.108.327,41 TL tutarında izlenen banka ve finansal borç bakiyeleri olmak üzere toplam 65.372.393,10 TL yükümlülük tutarı olduğunu, yabancı kaynak tutarı olan 77.921.895,71 TL içerisinde %83,89 seviyesinde yükümlülük olduğunu, borca batık olmadığını tespit etmiş olmakla birlikte şirketin 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin pasif mali yükümlülüklerini aynen korumaya devam etmesi, pasif mali yükümlülüklerde kayda değer bir azalış göstermeksizin bilançonun pasifinde taşımaya devam etmesi dikkate alındığında şirketin borçlarını ödememe durumuna girdiğini ve bu durumun genel ve sürekli bir hal almaya başladığını belirtmişlerdir.
Dava, İİK.nun177. maddesinin 1 ve 2. Bentlerine dayalı olarak borçlu şirketin ödemelerini tatil eylemesine, hileli işlemler yaparak alacaklılarını zarara uğratmasına dayandırılan alacaklı tarafından açılan doğrudan iflas davasıdır.
Davacı, davasını davalı şirketle beraber ---- yöneltmiş, mahkememizin 22/11/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında gerçek kişilere yöneltilen iflas davası tefrik edilmiş, mahkememizin -----) sayılı dosyalarda, gerçek kişilerin iflasa tabi olmaması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Her iki karar da istinaf ve temyiz aşamalarından sonra kesinleşmiştir. Eldeki dava davalı şirket yönünden devam etmiştir.
İİK‘nun 177. maddesinde, “Doğrudan Doğruya İflas Halleri“ üst başlığı altında, 177/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen “4” bent ise sırasıyla,”1- Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308. maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır.
İİK m.177 hükmünde iflas sebebi olarak öngörülen ödemelerin tatil edilmesi, borçlunun muaccel borçlarını sürekli ve genel nitelikte ödeyememesi durumu olup ödemelerin tatilinden söz edebilmek için genellik ve süreklilik gerektiği, borçlu muaccel ve çekişmesiz borçlarını ödeyemiyor ve bu husus geçici bir duruma dayanmıyor olmalıdır. İİK 177/1.2 bendi uyarınca borçlunun ödemelerini tatil etmiş olması sebebiyle iflas kararı verilebilmesi için borçlunun muaccel hale gelen ve çekişmesiz olan borçlarını, genel ve sürekli olarak ödeyememe hali içerisinde bulunması gerekmektedir. ( ----. Bam, ----HD,-----) borçlu tarafından ödemelerin tatil edilip edilmediği hususu sadece taraflar arasında ilişki ile sınırlı olarak değil genel olarak incelenerek değerlendirilmelidir.Borçlu, vadesi gelmiş tüm borçlarını uzun süreden beri ödeyemiyor ise borçlunun ödemelerini tatil ettiği kabul edilir. Borçlu ödemelerini tatil ettiğini alacaklılarına açıkça bildirebilir. Ya da borçluya çok sayıda icra takibi başlatılmışsa, icra takipleri neticesinde mallarının büyük çoğunluğu haczedilmişse, borçlu en küçük borçlarını bile ödeyemiyorsa, borçlunun ödemelerini tatil etmiş olduğu sonucuna varılır ----Ödemelerin tatilinin genel nitelikte olması için, mutlaka borçların tümünün ödenmiyor olması şart değildir, bir kısmının ödenmemesi de yeterlidir ancak muaccel bir kaç borcun ödenmemesi, ödemelerin tatili sayılmaz. Ödemelerin tatil edilmiş olmasına ilişkin genellik unsurunda ödenmeyen borçların sayı ve miktarlarına değil borçlunun iş hacmi ve tüm borçlarına nazaran önemli bir bölümünü teşkil edip etmediğine bakılmalı ve her somut olayın özelliğine göre mahkeme tarafından değerlendirme yapılmalıdır. Ödemelerin tatili sebebine dayanarak doğrudan doğruya iflas talep eden alacaklının, dayandığı sebebin gerçekleşmiş olduğu yolunda mahkemede kanaat uyandırmış olması gerekmektedir. Mahkeme, ileri sürülen vakıaların ödemelerin tatili anlamına gelip gelmeyeceğini somut olayın özelliklerine göre takdir edecektir.
İflas talebi İİK'nın 177/son yollaması ile İİK'nın 166/2 fıkrası uyarınca ilan edilmiş, iflas avansının yatırıldığı görülmüştür.Alacaklı, doğrudan doğruya iflas davasında alacağının varlığını ispat etmek zorundadır. Bundan Başka, alacaklı dayandığı doğrudan doğruya iflas sebebini de ispat etmekle yükümlüdür (---- Hukuk Dairesi ---- Esas ------ Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, İİK’nın 177/1. maddesine göre iflas isteyebilmek için davacının öncelikle muaccel bir alacak dolayısı ile alacaklı sıfatı ile alacağın varlık ve miktarını kanıtlaması gerekir.Yargılama sırasında incelenen evrak ve yaptırılan bilirkişi incelemesinden davacı vekilinin, vekalet ilişkisi sebebiyle miktarı net olarak bir ilama veya kesinleşmiş icra takibine dayanmıyor olsa da muaccel bir vekalet ücreti alacağı olduğu varsayılarak aktif husumeti mevcut kabul edilmiştir.Yargıtay --- Hukuk Dairesi'nin 27/05/2009 tarihli-----. sayılı ilamında belirtildiği üzere, "...İcra ve İflâs Kanunu'nun 177/2 hükmü uyarınca, borçlunun ödemelerini tatil ettiğinin kabulü için borçlunun ödeme güçlüğü hâlinde bulunması nedeniyle açık veya zımni iradesiyle genel ve sürekli nitelikte borcunu ödememe durumunda olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlarının sayı ve miktar itibarıyla genel olarak ödenmemesi ve bu durumun geçici veya arızi bir mali sıkıntıdan kaynaklanmaması hâlinde borçlunun ödemelerini tatil ettiği sonucuna ulaşılabilir’
Genellik ve süreklilik halinin mevcudiyetinin tespiti için incelmeler yaptırılmış, bilirkişiden rapor alınmıştır. Bu incelemelerde davalı hakkındaki icra takiplerinde 2017,2018 yılı içinde infazen kapananların mevcut olduğu görülmüştür. Bilirkişi heyeti 2023,2024 yılları mali verilerini inceleyip borçların %83 oranında donuk kaldığını tespit etmişse de, borçların donukluğunun açık veya zımni bir irade ile gerçekleşip gerçekleşmediği, mali bir sıkışıklıktan ileri gelip gelmediği belli değildir. Ayrıca sadece 2023,2024 yıllarına yönelik bir oransal tespit (dava tarihinin 2023 olduğu düşünülürse) süreklilik için yeterli değildir. Dava dilekçesinde davalı şirketin konkordato talebinde bulunduğu ve talebin reddine karar verildiği belirtilmiştir. Konkordato talebinde bulunmak da tek başına iflası gerektirecek şekilde ödemelerin tatil edildiğini göstermez. Öte yandan konkordato talebinin görülüp karara bağlandığına ve iflas kararı verilmediğine göre davalı şirketin borca batık olmadığı da anlaşılmaktadır. (Uyaptan yapılan araştırmada ---- ATM nin ----- sayılı kararla konkordato talebinin kabulü ile tasdikine karar verilmiş, --- Bam----- HD ---- ile istinaf talebi esastan reddedilmiş, Yargıtay ------ HD nin ----Karar sayılı kararla bozulmuştur. Bozma sonra dosya ---- Esas sırası kaydedilmiş, ----- Karar sayılı kararla davanın reddine tedbirlerin kaldırılmasına, iflas verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karar Yargıtay -----HD----- ile incelemeden geçerek kesinleşmiştir.)
Takipli iflasa göre somut olaydaki gibi doğrudan iflas isteminde iflas kararı verilmesi için gereken koşullar farklıdır. Gelinen aşama itibariyle, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle davalının mallarını kaçırdığı yahut alacaklılarının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunun ispatlanamadığı, ödemelerini sürekli ve genel nitelikte tatil eylediğinin ispatlanamadığı, davacı ile davalı arasındaki vekalet ücreti ihtilafının (davacının alacağı olduğu iddiasına karşılık davalının davacıyı azlettiği ve hiç borcu olmadığı, hatta kendisinin alacaklı olduğu, bu sebeple davalıya ödeme yapmadığı savunmasının) eldeki doğrudan iflas davası için yeterli olmadığı, doğrudan iflas koşulları oluşmadığı anlaşılmış davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE;
2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere e duruşma ile bağlanan davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.