Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/10/2023 tarih 2022/526 Esas 2023/682 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

DAVA: Davacı vekili, davacı aleyhine Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2019/12871 E, 2020/486 E ve 2019/12015 E sayılı icra takiplerinin başlatıldığını, icra takiplerinde alacaklı görünen ...'le herhangi bir ilişkisi bulunmadığını, kambiyo senetlerinin bedelsiz olduğunu, müvekkilinin canlı hayvanların toptan ticaretini 02/09/2019 tarihi itibariyle terk ettiğini, iddia edildiği üzere 183 adet küçükbaş hayvanın satın alınması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davalı ...'in müvekkile sattığını iddia ettiği küçükbaş hayvanların nakil belgelerini, ilgili hayvanların kulak küpe numaralarını, ilçe tarım kayıtlarını, hayvanların müvekkile teslim edildiğine ilişkin belgeleri, hayvanların satışına ilişkin belgelerin sunulmadığını belirterek davacının takip dayanağı bonolara istinaden, Fethiye İcra Müdürlüğü 2019/12015 E, 2019/12871 E ve 2020/486 E sayılı dosyalarında davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; Takip konusu senetlerdeki borca ve imzaya itiraz konulu davaların Fethiye İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/66 E, 2019/644 E ve 2019/626 E sayılı dosyalarında derdest olduğunu, davanın konusunun, sebeplerinin ve taraflarının aynı olması sebebiyle derdestlik dava şartının sağlanmadığını, dava konusu senetlerin talil edildiği iddia edilmiş ise de; davalının savcılıkta alınan ifadesinin avukat nezaretinde alınan bir ifade olmadığını, taraflar arasında toplamda 5 senet düzenlendiğini, bu senetlerin bedellerinin 100.000,00 TL, 120.000,00 TL, 130.000,00 TL, 210.000,00 TL ve 500.000,00 TL olduğunu, taraflar arasında gerçekleştirildiği iddia edilen hayvan ticaretinden kaynaklanmadığını, kambiyo senetlerine ilişkin bir borcun var olmadığını ispat etme zorunluluğu halen davacı üzerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/14695 soruşturma sayılı dosyasında 23/01/2020 tarihinde talimat yoluyla alınan beyanında davacı ile 6-7 yıldan beri küçük ve büyükbaş hayvan alışverişi yaptıklarını, satın almış olduğu hayvanların bedelinin teminatı olarak davacıdan değişik tarihlerde bonolar aldığını, aralarında başkaca bir hukuki ilişki bulunmadığını beyan ettiği, yine Fethiye İcra Hukuk Mahkemesinde görülen ve tarafları ile konusu aynı olan 2019/626 E nolu dosyada da davalı vekilince verilen istinaf talepli dilekçede de senetlerin, kuzu ve koyun satışından dolayı verildiğinin ikrar edildiğini, buna göre davalının, takibe konu bonoların hayvan alışverişinin teminatı olduğu yönündeki beyanlarının senedin talili niteliğinde olduğunu beyan ederek ispat yükünü üzerine aldığı, davalının hayvan alım satımı nedeniyle alacaklı olduğunun yazılı delillerle kanıtlanamadığı, davalının yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususunda kesin süre verilmesine karşın, bu konuda beyanda bulunmadığından yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının Fethiye İcra Müdürlüğünün 2019/12015, 2019/12871 ve 2020/486 E sayılı takip dosyaları ve dayanakları bonolardan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili, İİK'nun 67/2. Maddesi uyarınca alacaklının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği halde, hiçbir hukuki geçerliliği bulunmayan bonoları icra takibine konu eden davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin kanuna aykırı olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekili, Taraflar arasında hayvan ticareti veya başka bir hukuksal ilişki bulunmadığı kabul edildiğine göre, bonoların hangi nedenle "teminat" amacıyla verildiğin ve bonoların ihdas nedeninin nasıl tadil edildiği ve neden ıspat yükünün davalıda olduğunun anlaşılamadığını, bonolarda yer alan "bedel" kaydının doğru olmadığını hem borçlu, hem de alacaklı tarafça ileri sürülmesi halinde ispat yükünün "genel ispat yükü kuralı" gereğince davacıya ait olması gerektiğini, davacı tarafça kambiyo senedine karşı yazılı delil sunulmadığı, bonolardaki alacakların ihdas nedenlerinin tadil edildiğine veya teminat olarak alındığına ilişkin yasal hiç bir delil sunulamadığını, müvekkilinin senetlerin teminat için aldığını hiç bir suretle beyan etmediğini, dava dilekçesinde dayanılan tek delilin davalının kolluk huzurunda müdafi olmadan verdiği ifade olup, bu tür ifadelerin hakim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağını, CMK’nın 148/4.maddesinin bu yönde olduğunu, bu nedenle davalının kolluk ifadesinin hükme esas alınamayacağını, bu haliyle davacının ispat yükünü yerine getiremediğini, aksi düşünülse bile çifte tadilin söz konusu olup, ıspat yükünün halen davacıda olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.

Dava, İİK'nun 72. Maddesi uyarınca icra takibine konu bonolar nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
HMK'nun 199. maddesinde “uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” hükmü bulunmakta olup, bu hükme göre vakıayı ispata yarayan yazılı belgelerin de bu kapsamda değerlendirmesi gerektiği, buna göre şikayet üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada Cumhuriyet Savcısını temsilen polis tarafından usulüne uygun şekilde alınan beyan yazılı belge niteliğindedir. (Yargıtay 15. HD'sinin 03.12.2018 tarih, 2018/4115 E-2018/4805 K sayılı kararı).
Davalının Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/14695 soruşturma sayılı dosyasında alınan 23/01/2020 tarihli kolluk ifadesinde davaya konu kambiyo senetlerinin hayvan ticareti karşılığında verildiğini beyan ettiği, bu şekilde davalının imzasını ve ikrarını içeren söz konusu belgenin resmi makamlar önündeki ikrar olup, kesin delil hükmünde olduğundan davalıyı bağladığı, (aynı yönde Yargıtay 3. HD'sinin 17/06/2023 tarih, 2014/18416 E-2015/11231 K sayılı kararı) öte yandan Fethiye İcra Hukuk Mahkemesinde görülen ve tarafları ve dava konusu aynı olan 2019/626 E nolu dosyada da davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde de senetlerin küçük baş hayvan satışından dolayı verildiğinin belirtildiği, bu şekilde dava konusu bonolar üzerinde "nakten" ibaresi bulunmasına karşın, davalı alacaklının takip konusu kambiyo senetlerinin "küçükbaş hayvan ticareti" karşılığında verildiğini belirtmesi nedeniyle takip konusu senetleri tâlil ederek ispat yükünü üzerine aldığı, ancak davalının hayvan satışı nedeniyle davacıdan alacaklı olduğunu yazılı ve kesin delillerle kanıtlayamadığı gibi, yemin deliline de başvurmadığı, bu yöndeki yerel mahkeme gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı dolayısıyla davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, öte yandan İİK'nun 67. Maddesi gereğince davalının icra takibi yapmasında haksız ve kötüniyetli olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle koşulları oluşmamakla davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin de bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, mahkemenin tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 35.336,77 TL'den peşin alınan 8.835,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 26.501,77 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 15/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

.