Alacak (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan satın aldığı sandviç panel ve makas hurda malzemesinin 207.915 TL bedelinin 4 adet çekle ödenmiş olmasına rağmen 19 aydır malların müvekkiline teslim edilmediğini, bedel hususundaki ihtarlara davalının cevap vermediğini ve davalının iş yerinin kapalı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin alacağının tespit edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davaya konu malların davacıya teslim edildiğini, bu hususta ...74, ...75, ...76 ve ...77 nolu 03/09/2018 tarihli 3 adet 50.000 TL ve 57.400 TL bedelli faturaların kesildiğini, bu faturaların davacının defterlerine kaydedildiğini, münhasıran davacının ticari defterlerine dayandıklarını ve davacının BA bildiriminin de istenilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, 23/11/2021 tarihli ara kararında tarafların defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesi hususunda davacıya gerekli ihtarları içeren kesin süre verilerek bilirkişi masrafının yatırılmasının istenildiği, ancak davacının bilirkişi masrafını kesin sürede yatırılmadığı ve dosyada davacının iddiasını ispat eden bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, sözleşmeye göre malların 20/09/2018 tarihinde teslimin gerektiğini, malların tesliminin ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının bu hususu ispatlayamadığını; BA-BS formları malın teslimini göstermekte ise de KDV hariç 5.000 TL'yi geçmeyen faturanın bildirime tabi olmadığını ve bu bildirime tabi olmayan faturalara konu malların yazılı delille ispatının gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında satın alınacak mallar için sipariş avansı olarak verildiği ileri sürülen 3 adet çekin ve nakit ödemenin malların teslim edilmemesine rağmen tahsil edilmesi sebebiyle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, ... sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." hükmünü haizdir. Hükümden anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde ödeme yaptığını ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delillerle kanıtlaması gerekir.
Alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya çeki verdiğini iddia eden davacı, aslın hilafını iddia ettiğinden bu iddiasını ispat yükü altındadır. Kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK'nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede, malların 20/09/2018 tarihine kadar teslim edileceği, 50.000 TL ödemenin nakit olarak 04/09/2018 tarihinde yapılacağı, kalan 157.915 TL'nin de 30/11/2018 tarihli 50.000 TL, 31/12/2018 tarihli 57.915 TL ve 31/01/2019 tarihli 50.000 TL bedelli çeklerle ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı bu ödemelerin yapılmasına rağmen malların teslim edilmediğini, davalı ise teslim edildiğini savunarak davacının ticari defterleri ile BA-BS kayıtlarına delil olarak dayanmaktadır. Dava dilekçesi ekindeki 03/09/2018 tarihli tahsilat makbuzlarına göre davacının davalıya 50.000 TL ödediği, ...52 nolu 50.000 Tl bedelli 30/11/2018 keşide tarihli ve ...53 nolu 57.915 TL bedelli 31/12/2018 keşide tarihli çeki verdiğine dair tahsilat makbuzları sunulmuştur. Ayrıca davacı vekili dava dilekçesiyle, davalının davacıya kestiği ...74, ...75, ...76 ve ...77 nolu 03/09/2018 tarihli 3 adet 50.000 TL ve 57.400 TL (toplam 207.400 TL) bedelli faturaları sunmuştur. Faturalarda teslim alan kısmı boş olmakla birlikte, faturaların davacının elinde olması faturaların kendisine teslim edildiğini göstermektedir. Ayrıca söz konusu faturalara ilişkin davacının BA ve davalının BS bildirimleri, karşılıklı olarak yapılmıştır. Mahkemenin usulüne uygun ihtaratları içeren kesin süreyi havi 23/11/2021 tarihli ara kararı uyarınca, davacı bilirkişi ücretini ödemediğinden HMK'nın 222. maddesine göre defterlerini sunmamış ve bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Buna göre faturaların davacıya teslim edilmiş olması ve tarafların BA-BS kayıtları dikkate alındığında, davacının malları teslim aldığı kabul edilmelidir. Buna göre davacı, mal bedelleri hususunda davalıdan alacaklı olduğunu ispat edememiştir. Faturaların BA-BS bildirimi taraflarca yapıldığından ve 4 adet fatura bedeli de 5.000 TL'nin üzerinde olduğundan, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni de benimsenmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 552,10 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/04/2026