İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya vereceği taşıma hizmeti için 2020 yılı sonuna kadar ücret hususunda fiziki ağırlık ve hacimsel ağırlıktan hangisi daha yüksek ise o ağırlık üzerinden 1 kg için 5 USD fiyat teklifi verildiğini ve bu fiyata 235 TL ordino ücreti ekleneceği belirtilerek anlaşma sağlandığını, müvekkili taşıma şirketinin davalının İspanya'dan ithal ettiği ürünlerin taşımasını yaptığını, 27/07/2020 tarihinde ürünlerin davalıya teslim ettiğini, taşıma ücretine ilişkin 24/07/2020 tarihli ...695 nolu (2.075 USDx6,8471 TL=) 14.207,73 TL bedelli e-fatura düzenlendiğini ve aynı gün davalının sistemine düştüğünü, davalının yaklaşık 3 ay sonra fatura kapsamında 2.973,84 TL kısmi ödeme yaptığını; kalan 11.233,89 TL'nin tahsili için davalı aleyhine başlatılan İstanbul 18. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibine davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, mahkemenin yetkili olmadığını; icra takibinde icra dairesinin yetkisine de itiraz edildiğini; davaya onu bisiklet ve bisiklet parçası emtiası taşımasının 7 kutu ve 80 kg ağırlığında olduğunu, 1 kg 5 USD'den 80 kg karşılığı 400 USD'nin karşılığı (x6,8471 TLkur=)2.378,84 TL+235 TL ordino ücreti olmak üzere toplam 2.973,82 TL'nin davacıya 09/10/2020 tarihide ödendiğini, faturadaki bedelin nasıl hesaplandığının belli olmadığını belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, TBK'nın 89. maddesi uyarınca davacının yerleşim itibariyle mahkemenin yetkili olduğu; davalının davaya konu faturaya süresinde itiraz etmediği ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun belirlendiği; taraflar arasındaki yazışmalarda kargonun ağırlığına göre ücret alınacağı yönünde açık bir taahhüdün bulunmadığından davalını faturaya göre davacıya ödeme yapması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının icra takibine itirazının iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari faiz işletilerek takibin kaldığı yerden devamına alacağın %20'si oranında 2.246,78 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin adresi itibariyle İstanbul Anadolu asliye ticaret mahkemeleri yetkili olduğundan, yetki itirazının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu; taraflar arasındaki anlaşmanın kargonun ağırlığı üzerinden olmasına ve müvekkilinin o hesaba göre ödeme yapmasına rağmen mahkemenin bu hususu dikkate almadan verdiği kararın kabul edilemeyeceğini; malların gümrükten çekilebilmesi ve vergi hesabının yapılabilmesi için nakliye faturasının kabul edilerek sunulmasının zorunlu olduğunu, faturanın bu sebeple ticari kayıtlara alındığını, zira müvekkilinin faturayı kabul etmediğini davacıya bildirdiğini; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu; ödeme dekontunda da kabul edilen kısmın ödendiğinin belirtilerek itirazın ileri sürüldüğünü ve müvekkilinin temerrüde düşürülmediğinden faiz talep edilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dava, davacının davalıya verdiği faturaya dayalı taşıma hizmet bedelinin tahsili için başlatılmış icra takibine davalının itirazının iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı taşıma şirketi davalının İspanya'dan ithal ettiği bisiklet ve bisiklet parçası emtiasının taşımasını gerçekleştirmiştir. Taşıma hizmeti için davacının davalıya düzenlediği 24/07/2020 tarihli 14.207,73 TL bedelli e-faturada, gerçek ağırlığın 91 birim, hacim ağırlığının 415 birim, geçerli ağırlığın 415 birim, USD kurunun 6,8471 TL olarak yazılıdır. Davalı bu faturanın 2.973,84 TL'sini davacıya 09/10/2020 tarihinde ödemiştir. Davalı yaptığı ödemenin, davacıyla yapılan anlaşma doğrultusunda kargonun ağırlığının 80 kg olduğunu, kg başına 5 USD'den 400 USD karşılığı (6,8471 TL kurdan) ve 235 TL de ordino ücretine ilişkin olduğunu, bu miktarın üzerindeki davacı talebinin anlaşmaya aykırı olduğunu savunmaktadır. Davacı da, ücretin anlaşmaya uygun bir şekilde hacim ağırlığına göre belirlendiğini iddia ederek, fatura bedelinden davalının ödemesinin düşüldüğünü ve 11.233,89 TL asıl alacağın tahsili için takip yapılmıştır. Yargılamada alınmış bilirkişi heyet raporunda, davaya konu faturanın ve davalının ödemesinin her iki tarafın da defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının defterlerine göre davalıdan talep gibi 11.233,89 TL alacaklı, davalının da defterlerine göre yine talep gibi 11.233,89 TL borçlu olduğunun görüldüğü, faturanın davacı tarafından BS, davalı tarafından BA bildiriminin bulunduğu ve faturanın hacme göre fiyatlandırıldığı görüşü bildirilmiştir. Davalının davacıya gönderdiği 22/06/2020 tarihli e-postada taşınacak 15 kolinin ebatlarının 139x76x21 cm olduğu; davacının, davalıya gönderdiği 23/06/2020 tarihli cevabi e-postasında navlun teklifinin 5 USD/kg+235 TL ordino ücreti olduğu, ölçülerden dolayı bu sevkiyatta parça başına 90 USD almak durumunda olunduğu ve davalının bu teklife onay verdiği anlaşılmaktadır. Davaya konu faturada 415 hacim ağırlığı üzerinden (415x5=)2.075 USDx6,8471=14.207,73 TL talep edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre davalının söz konusu faturayı itiraz-iade etmeden defterlerine kaydetmesi ve kendi ticari defterlerinde de davacıya takipteki talep gibi 11.233,89 TL alacaklı göründüğü ve taraflar arasındaki e-postalarda hacim ölçülerine esas veri üzerinden fiyatın müzakere edildiği dikkate alındığında, davaya konu faturadaki tutardan davalının ödemesi düşülerek takipte davacı tarafından 11.233,89 TL'nin talep edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yetkili icra dairesi, İİK'nın 50/1 maddesi yollamasıyla HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre belirlenir. HMK'nın 6. maddesi gereği genel yetkili mahkeme ve icra dairesi davalı borçlunun yerleşim yeri mahkeme icra dairesidir. Sözleşmeden kaynaklanan davalarda, HMK'nın 10. maddesi gereğince borcun ifa yeri mahkemesi de yetkilidir. 6098 sayılı TBK'nın 89/1 maddesine göre ise, aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Davalı vekili icra dairesinin ve mahkemenin yetkisiz olduğunu ileri sürmüş ise de, TBK'nın 89 ve HMK'nın 10. maddesi uyarınca takibin ve davanın açıldığı yer alacaklının ikametgahı mahkemesi ve icra dairesi olduğundan davalı vekilinin yetkiye ilişkin istinaf nedeni de yerinde değildir.
Ayrıca davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden faiz istenemeyeceğini belirtmiş ise de, davaya dayanak takipte işlemiş faiz istenilmediğinden, mahkemece işlemiş faize de hükmedilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 767,39 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 587,49 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 27 TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/04/2026