İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
KARAR
İtirazın İptali
Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereğince müvekkili banka tarafından davalı şirkete taksitli ticari krediler kullandırıldığını, diğer davalı ...'in de sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, yapılan tüm uyarılara rağmen davalıların sözleşmeden doğan borçlarını ödememeleri üzerine, 08.05.2018 tarihli hesap kat ihtarının keşide edildiğini, davalıların kendilerine tebliğ edilen hesap kat ihtarına rağmen borçlarını ödememeleri üzerine İstanbul 3. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların borca itirazda bulunarak takibi durdurduklarını, davalıların sözleşmelerden kaynaklanan borçlarını ödemeyerek imzaladıkları sözleşmeleri ihlal ettiklerini belirterek, davalıların itirazının iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; dava konusu iskonto kredilerinden ... no'lu kredinin vade sonu 24.05.2018 ve
... no'lu kredinin vade sonu ise 01.08.2018 tarihi olup, her iki kredinin vade tarihlerinin takip tarihinden sonra olması nedeniyle, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bu krediler için
vade tarihlerine kadar işlemiş faiz de peşin tahsil edildiğinden, iskonto kredileri için takip tarihi
itibariyle mükerrer faize sebebiyet verilmemesi için faiz hesaplanmadığı, netice olarak 05/04/2022 tarihli bilirkişi raporunun 11. sayfasının son kısmındaki tabloda belirtilen hesaplamalar uyarınca davalıların itirazında haksız olduğu gerekçesiyle, davalıların itirazının kısmen iptali ile takibin 366.925,66 TL (taksitli ticari kredi) asıl alacak, 2.599,06 TL (taksitli ticari kredi) işlemiş faizi, 129,95 TL BSMV ve 662,57 TL masraf olmak üzere toplam 370.317,24 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %30 oranda temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, toplam alacak miktarı olan 370.317,24 TL'nin %20'si olan 74.063,44 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 108.312,54 TL'lik talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili; müvekkili şirketin alacağının dava tarihi itibariyle hesaplanması gerekirken, itiraza uğrayan bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle belirlenen alacak tutarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, zira hükme esas alınan rapora itirazları üzerine alınan 26.09.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda, müvekkilinin takip tarihi itibariyle temerrüt faizi oranının %30 olarak kabulü halinde müvekkili bankanın davalılardan takip tarihi itibariyle 507.817,24 TL, dava tarihi itibariyle ise 475.303,85 TL, temerrüt faizi oranının %50 olarak kabul halinde ise takip tarihi itibariyle 508.422,25 TL, dava tarihi itibariyle ise 545.983,11 TL alacaklı olduğunun hesaplandığını, bu nedenle müvekkilinin dava tarihi itibariyle tespit edilen alacak miktarı üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, alacağa uygulanacak temerrüt faiz oranının %50 olarak hükme esas alınması gerektiğini, genel kredi sözleşmelerinin 22. maddesinde, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan bankanın TCMB'ye uygulanacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına bu oranın yüzde yüzünün ilavesiyle bulunacak olan oranın temerrüt faizi olarak belirlendiğini, bu nedenle fiilen uygulanan akdi faiz oranı üzerinden tespit edilen temerrüt faizinin dikkate alınmasının mümkün olmadığını, dosyada mübrez TCMB'ye bildirilen faiz oranlarına göre uygulanabilecek azami kredi faiz oranı %50 olup, bunun %100 fazlası olan %100 oranının uygulanabilecek azami temerrüt faizi oranı olduğunu, ancak takipte %50 oranında temerrüt faizi talep edilmiş olmakla, mahkemece bu oranın dikkate alınması gerekirken %30 temerrüt faiz oranına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı borçlulara keşide edilen hesap kat ihtarnamesi ekinde yer alan hesap özetlerinde asıl alacak tutarları, işlemiş faiz ve BSMV tutarları ve uygulanacak faiz oranlarının açıkça belirtildiğini, davalılarca itiraz edilmeyen hesap kat ihtarının tüm içeriğinin kesinleştiğini, bu nedenle kat ihtarındaki toplam alacak kalemlerinin ve faiz oranlarının dikkate alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı banka ile davalı ... ... Ltd. Şti. arasında 25.07.2013 tarihli 500.000 TL limitli genel ticari kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'in de sözleşmeyi müteselsil kefili sıfatıyla imzaladığı, sözleşme gereğince davacı banka tarafından davalı şirkete nakdi krediler kullandırıldığı, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davacı bankaca keşide edilen 08.05.2018 tarihli kat ihtarnamesi ile toplam 511.047,85 TL borcun 24 saat içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarın 11.05.2018 tarihinde tebliğ edildiği, ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalılar aleyhine İstanbul 3. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile 18.05.2018 tarihinde 373.547,85 TL asıl alacak (ihtiyaç kredisi), 3.009,14 TL işlemiş faiz, 150,45 TL BSMV, 662,57 TL masraf, 137.500 TL asıl alacak (iskonto kredisi), 1.199,30 TL işlemiş faiz ve 59,96 TL BSMV olmak üzere toplam 516.129,27 TL alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek %50 oranında temerrüt faiziyle birlikte tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, davalı borçluların süresinde borca itirazı üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan 05.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafından borçlu şirkete 24.10.2017 tarihinde 46.000 TL iskonto kredisi, 21.11.2017 tarihinde 107.500 TL iskonto kredisi ve 20.03.2017 tarihinde 500.000 TLtaksitli ticari kredi kullandırıldığı, taksitli ticari kredinin en son 20.03.2018 tarihinde 12. taksitinin ödendiği ve 20.03.2018 itibariyle kalan ana para borcunun 359.122,45 TL olduğu, davacı banka tarafından TCMB'ye 24.01.2017 tarihinde yapılan yazılı bildirimde, ticari kredilere en yüksek %50 faiz oranının uygulanacağı bildirildiğinden, genel kredi sözleşmesinin 22. maddesi uyarınca hesap edilen temerrüt faizi oranının %100 olduğu hesaplanmış ise de, bankaca ise %50 oranında temerrüt faizi talep edildiğimiştir. Ancak Yargıtay kararları gereğince bankalarca TCMB'ye bildirilen ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizi tespitinde esas alınamayacağı ve sözleşmede temerrüt faiz oranı da belirlenmemişse, krediye fiilen uygulanan akdi faiz oranı esas alınarak temerrüt faiz oranının tespit edilmesi gerektiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmede temerrüt faizinin oran olarak belirlenmediği, buna göre ... no'lu iskonto kredisine uygulanan akdi faiz oranı %19,68, ... iskonto kredisine uygulanan akdi faiz oranı %18,81 ve ... no'lu taksitli ticari krediye uygulanan akdi faiz oranı %15 olup, sözleşmenin 22. maddesi hükmü gereğince %100 ilavesi ile söz konusu kredilere sırasıyla %39,36, %37,62 ve %30 oranlarında temerrüt faizi uygulanabileceği, kullandırılan iskonto kredilerinin vadelerinin kat tarihi sonrasında dolduğu, iskonto kredilerinde kredi vadelerine kadar hesaplanan faiz tutarı kullandırım aşamasında peşin olarak tahsil edildiğinden, bu krediler için kat tarihi itibariyle faiz hesaplanamayacağı, bu sebeple bu kredilerde davacının sadece kalan ana para borç tutarlarını talep edebileceği, takip tarihi itibariyle davacının taksitli ticari kredi alacağının işlemiş faiz ve BSMV dahil 369.654,67 TL, iskonto kredisi alacağının 137.500 TL olmak üzere toplam 507.817,24 TL olduğu, takip tarihi ile dava tarihi arasında iskonto kredisinin teminatına alınan 30.000 TL, 100.000 TL ve 7.500 TL bedelli çeklerin banka tarafından tahsil edildiği, bu tutarların düşülmesi sonucunda davacının 366.925,66 TL taksitli ticari kredi asıl alacağı, 2.599,06 TL işlemiş faiz, 129,95 TL BSMV ve 662,57 TL masraf olmak üzere toplam 370.317,24 TL alacak talep edebileceği bildirilmiştir.
Davacı vekilinin itirazları üzerine düzenlenen ek bilirkişi raporunda ise; kök rapordaki tespit ve değerlendirmeler muhafaza edilmekle birlikte, temerrüt faizi oranının takip talebindeki gibi %50 olarak kabul edilmesi halinde taksitli ticari kredi alacağı tutarının takip tarihi itibariyle işlemiş faiz ve BSMV ile birlikte toplam 371.115,25 TL olduğu, iskonto kredilerinde ise vade tarihlerine kadar işlemiş faiz peşin olarak tahsil edildiğinden faiz hesaplaması yapılmadığı bildirilmiştir.
Taraflarca akdedilen olan genel kredi sözleşmesinin 22. maddesinde; müşterinin, sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan bankanın TCMB'ye uygulayacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın yüzde yüzünün ilavesiyle bulunacak olan oranın temerrüt faizi olarak hesaplanacağını kabul ve taahhüt ettiği hüküm altına alınmıştır. Yargıtay 11. ve kapatılan 19. Hukuk Daireleri ile HGK'nın yerleşik uygulamaları gereğince, temerrüt faizine esas alınacak faiz oranı, banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan faiz oranı olup, bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için TCMB'ye bildirilen oranın değil, belgelenmesi halinde bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarının esas alınması gerekmektedir. Bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen, ancak müşterilerine uygulamadıkları en yüksek faiz oranları, temerrüt faizinin belirlenmesine esas alınmamaktadır. Bu kapsamda somut olayda mahkemece dava konusu kredilere davacı bankaca fiilen uygulanan akdi faiz oranları esas alınarak tespit edilen temerrüt faizi oranına istinaden yapılan hesaplama doğrultusunda tespit edilen alacağa hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Diğer yandan iskonto kredilerinde kredi vadelerine kadar hesaplanan faiz tutarı bankaca kredi kullandırım aşamasında peşin olarak tahsil edildiğinden, takip tarihinden sonra tahsil edilmiş olan çek bedellerinin asıl alacaktan düşülmesi ve bu kredi borçları için ayrıca faiz hesaplaması yapılmaması da yerindedir.
Yine İİK'nın 68/b maddesinde; krediyi kullandıran tarafından süresi içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan tarafın, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebileceği, kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnamelerin bu kanunun 68/1 maddesinde belirtilen belgelerden sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu hükümler bankalar lehine getirilmiş uygulamalar olup, borçluların, cari hesabın kesilmesine, hesap özetine ve tazmin talebine ilişkin tebligatları almamak suretiyle takibin başlatılmasını geciktirmeleri önlenmiş bulunmaktadır. Yapılan bu düzenlemelerle kredi sözleşmelerindeki adrese çıkarılan hesap özetlerine bir ay içinde itiraz edilmemesi halinde hesap özetinin içeriği takip hukuku yönünden kesinleşecektir. Borçlu, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcu ödedikten sonra genel mahkemede açacağı bir dava ile ileri sürebilecektir. Ancak bu husus bankaca düzenlenen kat ihtarı ve hesap özetinde yer alan alacak miktarının kesin ve bağlayıcı olacağı anlamını taşımamakta olup, alacak miktarının kullandırılan kredinin niteliği, koşulları, ödeme durumu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle davacı vekilinin kat ihtarına davalılarca itiraz edilmemesi nedeniyle, söz konusu hesap kat ihtarnamesinin tüm içeriğinin kesinleştiği ve bu nedenle kat ihtarnamesindeki toplam alacak kalemlerinin ve faiz oranlarının dikkate alınması gerektiği yönünde ileri sürdüğü istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 552,10 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.15/04/2026