Marka (Manevi Tazminat İstemli)

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı markaların bilinirliğinin yüksek olduğunu, davalıların aynı sektörde faaliyet göstermelerine rağmen davacıların markalarını bilmemelerinin mümkün olmadığını, buna rağmen davalının kötü niyetli şekilde internet ortamında alan adı, anahtar kelime (keyword), metatag ve benzeri şekillerde kullanarak davacı markalarına tecavüz ettiklerini eylemin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu, “...”, “...” ve “...” ibarelerinin davalı yanca izinsiz kullanıldığını, açıklanan nedenlerle ..." web sayfasındaki 3 adet markaya (...”, “...”) ait davalının web sayfasındaki haksız kullanımlarına derhal son verilmesini, davalının web sitesindeki tecavüz niteliğindeki tüm linklerin erişime engellenmesi açısından ihtiyati tedbir kararı verilmesi, davacının "..."," ...", "..." ibareli markalarına davalı yanca gerçekleştirilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, şimdilik SMK 151/2-b kapsamında 3000 TL maddi, her bir marka için manevi zarar açısından 15.000 TL 'den 45.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiz ile davalıdan tahsiline, marka tecavüzü yaratan tüm linklerin erişime kapatılmasına "..." alan adlı internet sitesine erişimin engellenmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

Davalı vekili 28.2.2025 tarihli beyan dilekçesinde; haksız davanın reddine, rapor kapsamı ile davacının haksızlığı ispat edildiğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmişlerdir.

Dava konusu uyuşmazlık; "..." web sayfasında davacı yana ait 3 adet markaya ait davalının web sayfasındaki haksız kullanımlarına derhal son verilmesi, davalının web sitesindeki tecavüz niteliğindeki tüm linklerin erişime engellenmesi açısından ihtiyati tedbir kararı verilmesi, davacının "..."," ...", "..." ibareli markalarına davalı yanca gerçekleştirilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması şimdilik SMK 151/2b kapsamında 3000 TL maddi, her bir marka için manevi zarar açısından 15.000 TL 'den 45.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiz ile davalıdan tahsiline, marka tecavüzü yaratan tüm linklerin erişime kapatılmasına "..." alan adlı internet sitesine erişimin engellenmesine, hükmün ilanına ilişkin olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava dilekçesi davalı yana tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, her ne kadar davacı yanca reddi hakim isteminde bulunulmuş ise de; İstanbul BAM 37.HD’nin ...esas...karar ve 15.1.2026 tarihli ilamı ile reddi hakim isteminin reddine dair merci kararının kesin olarak reddedildiği, davacı yanın reddi hakim isteminin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı anlaşılmış olup, reddi hakim talebi öncesinde tüm deliller toplanmış, iki farklı heyetten bilirkişi raporu alınmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
Bilirkişiler ..., ..., ...'ın 12/07/2024 tarihli bilirkişi raporlarında; Davalı tarafa ait olduğu belirtilen “...” alan adı yönünden yapılan incelemede ise; 05 Mayıs 2008 tarihinde alan adının alındığı/kayıt edildiği, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde “...” bilgilerinin, web sitesi iletişim bilgilerinde ise “...” bilgilerinin yer aldığını, Neticeten yapılan incelemede, anahtar incelemesi, davalının kullanış şeklinin “SMK mad. 7 (5) marka tescilinden doğan hakların istisnalarına kapsamında olduğunu”, “... +firması +ofisi şeklinde kullanımların hizmetin verildiği yerlere yönelik niteleme amaçlı olduğunu, markasal bir kullanım niteliğinde olmadığını ve marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığını bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ...'ın 18/02/2025 tarihli bilirkişi EK raporlarında; kök rapordaki kanaatlerinin korunduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Davacı yanın raporu itiraz etmesi üzere yeni bir heyet oluşturulmuştur.

İkinci bilirkişi heyeti ..., ... ve ... tarafından düzenlenen ve e imza ile sunulan 26/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı kullanımlarının “...”, “...” ve “...” şeklinde olduğu, bu kullanımların markasal kullanım niteliğinde bulunmadığı, “...” ibaresinin markasal kullanımının bulunduğu, diğer ibarelerin ise hizmet verilen yer ve faaliyet alanını belirtir nitelikte olduğu, ortalama tüketici nezdinde marka algısı oluşturmayacağı, ayırt edicilik ve kaynak gösterme fonksiyonu taşımadığı, davalı kullanımının internet kullanıcılarının arama yaparken bulundukları bölgeyi esas alarak hizmete ulaşmalarını sağlama amacı taşıdığı, ayrıca kullanımın davacı markaları ile karıştırılma ihtimali doğurmadığı, bu kapsamda kullanımın SMK m.7/5-b kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve sonuç olarak somut olayda marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığı yönünde görüş ve kanaatlerini bildirdikleri anlaşılmıştır.
Türk Patent ve Marka Kurumundan marka tescil dosyası celp edilmiştir.
“... ”markasının ...tescil nosu ile ...sınıf hizmetler için 17.4.2014 tarihinden itibaren ... adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
“ ... ”markasının ... tescil nosu ile ....sınıf hizmetler için 17.4.2014 tarihinden itibaren ... adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
“ .... ”markasının ... tescil nosu ile ...sınıf hizmetler için 17.4.2014 tarihinden itibaren ... adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, marka tescil belgesi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu yazısı, ticari sicil kaydı, HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu denetim ve Hüküm kurmaya elverişli bilirkişileri heyetlerinin kök ve ek raporları bir arada incelendiğinde;
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10.01.2017 yürürlük);
Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları)
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.” Olarak düzenlenmiştir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan);
Madde 52 " (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir." hükmü yer almaktadır. Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükmü,
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.; " hükmü,
Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükmü yer almaktadır.
Ancak SMK m.7/3 ve 7/5 hükümlerinin de somut olayda ayrıca incelenmesi gereklidir.
SMK 7/3-d hükmünde işareti kullanan kişinin işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanması ifade edilmektedir.
Anahtar sözcük veya yönlendirici kod olarak kullanılan marka, aslında tek başına tescili mümkün olmayan bir sözcükle birlikte, bir logo, şekil unsuru ile birlikte ayırt edicilik sağlayarak tescil edilebilmiş ise ve internet arama motorlarında kullanılan marka, sadece sözcükten ibaret ise bu durumda marka hakkına tecavüzün söz konusu olup olmadığı, kullanımın dürüst ticari kullanım kapsamında olup olmadığı da tartışılmalıdır.
Zira internette arama motorlarında malı veya hizmeti arayan kimsenin başka türlü ulaşmak imkanı yoksa ya da güç ise, hukuka uygun kullanım gündeme gelecektir.

Dava konusu markaların şekil unsuru barındırmadığı, doğrudan marka adı olan “...”, “...” ve “...” biçiminde tescil edildiği görülmektedir. Marka adı coğrafi bölge adı ile ... Sınıfta tescile konu edilen hizmetlerden olan “...” ibaresinin yan yana gelmesi ile oluşturulduğundan marka adının ayırt ediciliğinin sınırlı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. ....sınıf yönünden davacının markalarının PATENT işi yapan firmalar nezdinde zayıf marka niteliğinde kabul edilmesi gereklidir. (Benzer yönde: Yargıtay 11.HD’nin ...esas... karar ve 6.4.2025 tarihli ilamı)
Davalı tarafa ait olduğu belirtilen ...adresine dair ekran görüntüleri incelendiğinde, davalı kullanımlarının “...”, “...” ve “... firması “ biçiminde yer aldığı görülmektedir. İlgili kullanımlarda coğrafi bölge adı olarak hizmet verilen bölge adının yer aldığı hizmet verilen alanı ifade edecek şekilde “patent firması” veya “patent ofisi” biçiminde kullanımın yer alması nedeniyle bu kullanımın markasal nitelik taşıyan bir kullanım olduğunun ileri sürülmesi de yerinde değildir.
SMK m. 7/5 hükmü " Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:" şeklindedir. Kısaca "dürüst kullanım" olarak adlandırılan bu halde, marka sahibi markasının üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına engel olamayacak ve dolayısıyla bu kullanım SMK m. 29/1-a bağlamında da tecavüz sayılmayacaktır. Burada dürüst kullanımın temel ölçütü markanın, marka sahibi dışındaki kişilerce, dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde kullanılmasıdır.
Bilişim kayıtlarında “güçlü patent” adının bulunduğu tespit edilmektedir. Davacının ise Güçlü ibaresi ile bir markası bulunmadığından, davalının kullanımı ortalama tüketici nezdinde marka algısı oluşturmayacaktır. Zira ortalama tüketici algısı yönünden değerlendirildiğinde ticari dürüstlük kuralı içerisinde internet sitesinde yer alan ve çalışılan bölgeye işaret eden kullanımların, yani internet kullanıcılarına çalışma bölgelerini ve verdikleri hizmeti göstermek adına olduğu, internet kullanıcılarının arama yaparken bulundukları bölge adını girmeleri düşünülerek kendilerine ulaşma imkanı sağladıkları, burada ortalama tüketici nezdinde markasal kullanım söz konusu olmadığı hususu HMK 266 madde kapsamında alınan her iki heyet raporu ve ek rapor içerikleri ile tespit edilmiştir. Bununla birlikte bilişim incelemesi ile sunulan görsellerde davacı tarafın markalarını tescile konu edildiğinden farklı olarak marka örneği ile birlikte kullandığının tespit edildiği, ortalama tüketici algısı açısından bu hususun da göz önünde bulundurulduğunda, davalı kullanımında davacı tarafa ait marka ile karıştırılma ihtimali yaratacak bir kullanımın bulunmadığı, Davalı tarafa ait söz konusu kullanımların hizmet verilen bölge adı ile hizmet türü olan patent firması ve patent ofisi ibaresi içerecek şekilde olduğu, bu kullanımın markasal değil internet kullanıcılarının yakınlarında bulunan patent firmalarına ulaşımını kolaylaştırma mahiyetinde olduğu, SMK m.7/5-b kapsamında kaldığı, Söz konusu hükümde “b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanina ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması” denilmekte olup, dolayısıyla SMK m.7/5 hükmünde belirtilen "verilen hizmetin bulunduğu mahalli işaret eden yani coğrafi kaynağına göre internet kullanıcılarının yakınlarında bulunan patent firmalarına ulaşımını ilişkin kullanım olacağı ve bu kullanımında "dürüst kullanım" kapsamında bulunduğu, dürüst ticari kullanım kapsamındaki davalı kullanımlarının bir marka ihlali yaratmadığı, haksız rekabete neden olmadığı gözetilerek sübut bulmayan davanın esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.(Aynı yönde Yargıtay11.HD’nin ...esas, ... karar ve 22.9.2025 tarihli ilamları)

1-Davanın reddine,
2-732 TL ilam harcının yatırılan 819,72 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 87,72 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacılara iadesine,

3- tecavüz isteminin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

4-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 45.000 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

5-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 3.000 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

6-Davacı tarafın yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

7-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına,

8-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,

Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı 16/04/2026