Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi (Depo Edilmesi İstemli)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 2015 yılında bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile taraflara çeşitli hak ve borçlar yüklendiğini ancak bu yükümlülüklerin sözleşme dengesini müvekkili aleyhine bozduğunu, bu sebeple 04/08/2020 tarihinde sözleşmenin sona erdirildiğini, davalının 5 yıllık ilişki boyunca peşin destek satış destek primi veya iskontolu satış gibi bir desteği olmadığı gibi pazar payı anlamında da sadece tek haneli oranlarda bir katkısının olduğunu, davacının elde ettiği kazancın tamamen kendi emeğinin karşılığı olduğunu, davacının sözleşmeyi sorunsuz sona erdirmek için yaptığı görüş -melerde kendisinden 40.000 TL cezai şart talep edildiğini, bu sebeple davacıya sözleşme gereği verilen teminat mektubunun paraya çevrilmemesi için ihtiyati tedbir kararı aldıklarını, davalının, davacının borç alacak kayıtlarını tuttuğu İBOS sisteminde yalnızca 1.003 TL bedelli faturanın kayıtlı olduğunu ve bunun da tahsil edildiğini, 04/08/2020 tarihinden itibaren de sözleşme sona erdiği için herhangi bir akaryakıt alımı olmadığını, borç doğmadığını, davacının ürün alım taahhüdü nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ettiğini, davalının bu talebini daha önce iletmiş olması halinde eksik ürünün tamamlanacağını ancak davalının 4. yılın bitimine iki gün kala davacının kullanmadığını bildiği KEP adresine ihtarname gönderdiğini, ilk 3 yılda ise davacının taahhüdünü yerine getirdiğini, son yılda ise pandemi nedeniyle taahhüdün yerine getirilmesinin mümkün olmadığını beyanla taraflar arasındaki ürün alım taahhütname sinin geçersiz olduğunun ve davacı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, teminat mektubunun iptaline, yargılama gider leri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP VE KARŞI DAVA: Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ve ürün alım taahhütnamesi uyarınca davacının 5 yıllık bayilik ilişkisi boyunca 460,06 ton eksik ürün alımından dolayı müvekkiline 9.200,92 USD borçlu olduğunu, davacının basiretli tacir olduğunu, sözleşme ile yüklendiği edimleri bilmesi gerektiğini, müvekkilinin alacağı nın tespitinde İBOS sisteminin nazara alınmasının mümkün olmadığını, ticari defterler, ihtarnameler, sözleşmelere göre borcun belirleneceğini, davacının KEP adresini kontrol etmemesinin kendi ihmali olduğunu ve bundan dolayı müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, davacının sözleşme ve tüm eklerinden doğacak borçları için müvekkiline 100.000 TL bedelli teminat mektubu verdiğini beyanla davanın reddine, karşı dava olarak ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.500 USD alacağın 05/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davacı karşı davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı karşı davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı karşı davacı vekili 06/12/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 7.103,72 USD'ye yükseltmiştir.Davacı karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; davalı karşı davacının davasında hukuki yarar olmadığını, davalı karşı davacının müvekkilinin ürün alım taahhüdünü ne zaman, ne şekilde, hangi haksız hareketiyle yerine getirmediğini açıklamadığını, davacı karşı davalının kusuru ile herhangi bir taahhüdünü ihlal etmediğini, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümlerin davalı karşı davacı lehine olduğunu beyanla karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; asıl davanın, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesi sebebi ile ürün alım taahhütnamesinin hükümsüz olduğunun, davacının borçlu olmadığının tespiti ile ...A.Ş tarafından düzenlenen 100.000,00 TL bedelli, ... sayılı teminat mektubunun iptal edilmesi talebine, karşı davanın 1.500 USD alacağın sözleşmenin sona erme tarihi olan 05.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsili talebine ilişkin olduğu, dosya kapsamı üzerinde inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi heyetinin kök raporunda; dava konusu sözleşmenin 05/08/2015 tarihinde imzalandığı ve belirlenen intifa süresi olan 5 senenin sonunda 04/08/2020 tarihinde sona erdiği, ayrıca tarafların, sözleşmenin eki ve ayrılmaz bir parçası olarak Çerçeve Protokol, Ürün Alım Taahhütnamesi, Ticari Koşullar ve Ariyet Demirbaş Belgesi tanzim ederek imza altına aldıkları, davalı karşı davacı taraf olan dağıtıcının, Çerçeve Protokol madde 7 de belirtilen 30.600 Usd + KDV miktarının, TCMB döviz alış kuru üzerinden hesaplanacak olan Türk Lirası karşılığını, fiilen akaryakıt satışına başlanılmasına müteakip fatura karşılığı “Yatırım Katılım Bedeli” adı altında davacı karşı davalıya ödediğini, sözleşmede, taraflar arasında belirlenen kar marjı paylaşımının "Ticari Koşullar" adı altında imza altına alınmış olup, davacı karşı davalı bayinin ağırlıklı olarak %92 kar marjı ile çalıştığı, davacı karşı davalıdan beklenen günlük 3.425 litre satış rakamının, Türkiye’de akaryakıt istasyonlarının satış ortalamalarının altında olduğu, bu sebeple taraflar arasında karşılıklı olarak kabul edilen yıllık 1000 tonluk kota miktarının makul ölçülerde olduğu, sözleşmenin son yılında, sözleşmenin bitim tarihi olan 05/08/2020 tarihi ile Pandemi koşullarının oluştuğu ve 12/03/2020 tarihinden itibaren Türkiye’de ilk kısıtlama kararlarının devreye girmesi nedeniyle yaklaşık 145 günlük süreçte satış kaybının oluşmasının mücbir sebep sayılabileceği, taraflar arasında imzalanan ürün alım taahhütnamesi hükümleri ile sözleşmenin 5. yılında oluşan pandemi nedeniyle bu yılda ürün alım taahhüdüne aykırı davranılmadığının kabul edilmesi ile davacı karşı davalının 460,054 ton - 104,868 ton = 355,186 ton * 20 Usd hesabıyla 7.103,72 USD eksik alımdan kaynaklı borcunun bulunduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun denetime uygun, hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulüne karar verilmiş ve asıl ve karşı davada verilen karara karşı davacı karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI- KARŞI DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; davalı karşı davacının ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, bu nedenle eksik inceleme yapıldığı, kendi edimini ifa etmeyen tarafın karşı taraftan edimin ifasını talep edemeyeceği, davalı karşı davacının 5 yıllık bayilik sözleşmesinde 30.600 USD ödemeyi taahhüt ettiği ancak bu ödemeyi yapmadığının yargılama aşamasında ifade edildiği, bu husus incelenmeden varsayım ile karar verildiği, Mahkemece, talep edilmesine rağmen belirlenen cezai şartın davacı karşı davalının ekonomik olarak mahvına sebep olacağının değerlendirilmedi ği, Yargıtay kararları ile bitirilen yılın cezasının talep edilebilmesi için girilen yılda akaryakıt temin edilmeden ihtar çekilmesi gerektiğinin kabul edildiği, davada, davacı karşı davalının ikinci ve üçüncü yılda taahhütlerini yerine getirdiği, ilk yılda ihtar gönderilmediğinden talepte bulunulamayacağı, 4. yılda ise davalı karşı davacının, davacıyı yanıltıp haklarını kullanmasına engel olmak amacıyla KEP üzerinden ihtar gönderdiği ve davacı karşı davalının eksik ürün alımını tamamlanmasına engel olduğu, son yılda ise pandemi nedeniyle herhangi bir talepte bulunulamayacağı, bu nedenlerle karşı davanın reddi ve asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava, taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesine ek ürün alım taahhüdünün geçersiz olduğu ve borçlu olmadığının tespiti ile sözleşme gereği verilen teminat mektubunun iptali, karşı dava ise ürün alım taahhüdüne aykırılıktan doğan kar mahrumiyeti alacağının tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulüne karar verilmiş, her iki davada verilen karara karşı, davacı karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; taraflar arasında 05/08/2015 tarihli Standart Bayilik Sözleşmesi, Çerçeve Protokol ve Ürün Alım Taahhütnamesi'nin imzalandığı, Çerçeve Protokol'ün "Yatırım Katılım Bedeli" başlıklı 7. maddesinde, maddede sayılan koşulların yerine getirilmesi halinde ve akaryakıt istasyonunun satışa başlamasını müteakip, davalı karşı davacının, toplam 30.600 USD +KDV miktarında yatırım katılım bedelini, fatura tarihindeki TCBM döviz kuru üzerinden hesaplanacak olan Türk Lirası karşılığı olarak ödeyeceğinin kabul edildiği, protokolün 10. maddesinde ise, davacı karşı davalı bayinin, protokol, bayilik sözleşmesi ve sair taahhütleri çerçevesinde ürün alımlarına, iade yatırım bedellerine ilişkin her türlü borç ile cezai şart, kar mahrumiyeti vs her türlü borç ve taahhüdünün garantisini teşkil etmek üzere davalı karşı davacının kabul edeceği bir veya birkaç bankaya ait ve davalı karşı davacının kabul edebileceği metne uygun olmak üzere 100.000 TL banka teminat mektubu vermeyi kabul ve taahhüt ettiğinin hüküm altına alındığı, Ürün Alım Taahhütnamesinde; davacı karşı davalının birinci yıldan başlamak ve sözleşmelerin yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere, yıllık asgari 1.000 ton beyaz ürünü münhasıran davalı karşı davacıdan veya yazılı onayı ile ikmal kaynaklarından satın almayı kabul ve taahhüt ettiğin, satın alma taahhüdünün her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getirilmemesi halinde; anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik alımlarla ilgili olarak 0-100 ton arasında gerçekleşecek eksik alımlarda ton başına 100 USD, 100 ton ile ürün alım taahhüdü arasındaki eksik alımlarda ise ton başına 20 USD tutarının, ödeme günündeki TCMB döviz kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığında kar mahrumiyeti ödeneceği, söz konusu kar mahrumiyeti miktarının, davalı karşı davacı tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyebileceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edebileceği veya anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip davalı karşı davacı tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceği, davacı karşı davalının, kar mahrumiyeti tutarının anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep edilmesine muvafakat ettiği, davalı karşı davacı tarafından yazılı feragatname verilmedikçe herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağının kabul edildiği, davalı karşı davacı tarafından, davacı karşı davalının KEP adresine 02/08/2019 tarihinde gönderilen ihtarnamede; 05/08/2018 ila 04/08/2019 tarihleri arasındaki sözleşme yılında 40,65 ton miktarında eksik ürün satın alındığı ve kar mahrumiyeti alacağının doğduğu, bir an önce ürün alım taahhüdünün yerine getirilmesinin ihtar edildiği, Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporunda; davalı karşı davacının ticari defterlerini incelemeye ibraz etmediği, davacı karşı davalının ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu, davalı karşı davacı tarafından Çerçeve Protokolde düzenlenen 30.600 USD'nin TL karşılığının davacı karşı davalıya ödendiği, davacı karşı davalının kendi defterlerinde en son davalı karşı davacıya 1.003 TL ödediği ve borçlu gözükmediği, davacı karşı davalının birinci yılda 322,104 ton ve dördüncü yılda 33,082 ton eksik ürün aldığı, üçüncü ve dördüncü yıllarda taahhüt ettiği miktarda ürün aldığı, son yılda ise pandemi süreci yaşandığından mücbir sebep nedeniyle taahhüdün geçerli kabul edilemeyeceği ve sonuç olarak davalı karşı davacının 355,186 ton karşılığı 7.103,72 USD kar mahrumiyeti alacağı bulunduğunun tespit edildiği, davacı karşı davalı vekilinin 17/03/2023 tarihli dilekçesi ile talep edilen kar mahrumiyetinin ekonomik olarak mahvına sebep olup olmayacağının incelenmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Yapılan tüm bu tespitlere göre; taraflar arasında imzalanan ürün alım taahhütnamesi ile davacı karşı davalının yıllık 1.000 ton beyaz ürün alım taahhüdünde bulunduğu ve basiretli tacir olan davacı karşı davalının bu taahhüdünün geçerli olduğu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 2015 ila 2020 yılları arasında devam ettiği, davacı karşı davalının, davalı karşı davacıya vermiş olduğu 100.000 TL tutarlı teminat mektubunun kar mahrumiyeti alacağı dahil olmak üzere bütün alacakların teminatını oluşturduğu, ürün alım taahhütnamesinde açık bir şekilde davalı karşı davacının kar mahrumiyeti tutarını anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep edebileceğinin kabul edildiği, bu kabule göre davalı karşı davacının kar mahrumiyeti talebinde bulunabilmesi için, her bir yıllık dönemin sonunda davacı karşı davalıya eksik ürün alımı nedeniyle ihtarda bulunmasının, yeni dönemde ürün tedarikini çekinceli olarak yerine getirmesinin şart olmadığı, davacı karşı davalıya KEP adresinden 2018-2019 dönemi için gönderi len ihtarname gönderilmemiş dahi olsa, davalı karşı davacının sözleşmenin sona ermiş olması sebebiyle tüm dönemler deki eksik ürün alımından doğan kar mahrumiyetini talep edebileceği, Çerçeve Protokol'de yer alan ve davalı karşı davacı tarafından yatırım ve katılım bedeli olarak davacı karşı davalıya ödeneceği kabul edilen 30.600 USD'nin, davacı karşı davalının ürün alım taahhüdünün karşılığı olmadığı, davalı karşı davacı tarafından bu bedelin ödenmemiş olmasının, davacı karşı davalı tarafından ödemezlik defi olarak ileri sürülemeyeceği, kaldı ki bilirkişi raporunda davacı karşı davalının ticari defterlerinde bu bedelin ödendiğine dair kayıt olduğunun tespit edildiği, yine raporda eksik alınan ürün miktarının davacı karşı davalının ticari defterlerinden tespit edildiği, davacı karşı davalının herhangi bir bildirim olmaksızın bu miktarı kendisinin de belirleyebileceği, her ne kadar davalı karşı davacı ticari defterlerini incelemeye ibraz etmemiş ise de, davacı karşı davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve bu defterlerdeki kayıtlardan eksik ürün miktarının tespit edilebildiği, davacı karşı davalının tacir olduğu ve gerek sözleşme hükümleri gerekse TTK'nın 22. maddesi uyarınca kar mahrumiyetinin fahiş olduğu iddiası ile indirilmesini talep edemeyeceği, kaldı ki bilirkişi raporunda davacı karşı davalının alması gereken günlük ürün miktarının Türkiye ortalamasının altında olduğunun tespit edildiği, bu itibarla davacı karşı davalının, karşı davada hükmedilen miktarda borçlu olduğu ve teminat mektubunun iadesini/iptalini talep edemeyeceği, Mahkemece verilen kararın isabetli olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı karşı davalının asıl ve karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı karşı davalının asıl ve karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacı karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince karşı dava yönünden alınması gereken 7.935,50 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.983,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.951,63 TL'nin davacı karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 16/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.