İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı/borçlu aleyhine.... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile fatura alacağına dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, davalı tarafından hem yetkiye hem de borca itiraz edildiğini, davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, işbu itirazın şeklen de usule aykırı olduğunu, ayrıca taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinde yetkili mahkeme ve icra dairelerinin İstanbul merkez mahkemeleri ve icra daireleri olarak belirlendiğini, takip konusu alacağın davalı adına düzenlenen 10/07/2017 tarihli, "fazla kesilen taşıma primi" açıklamalı ve 34.819,24 TL bedelli fatura ile 10/7/2017 tarihli, "fazla kesilen iadesizlik primi" açıklamalı ve 22.834,32 TL bedelli faturadan kaynaklandığını, söz konusu faturaların yansıtma faturaları olduğunu, davalı tarafından 2016 yılında fazladan yapılan tahsilatlara ilişkin olarak düzenlendiklerini, davalının faiz oranına yaptığı itirazın da haksız olduğu, davalının amacının kötü niyetli olarak takibi durdurmak olduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasını ve iddialarını kabul etmediklerin, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 08/12/2014 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesi ile başladığını, 29/09/2016 tarihinde tarafların karşılıklı olarak sözleşmeyi feshettiğini, bu tarih itibariyle de mal alımınının durdurulduğunu, davacıya son mal iadesinin 05/10/2016 tarihi itibariyle yapıldığını ve taraflar arasındaki alışverişin tam anlamıyla son bulduğunu, taraflar arasındaki sözleşme devam ettiği sürece davalı müvekkilinin bu sözleşmeye uygun olarak çalıştığını, sözleşme uyarınca yapması gereken tüm ödemeleri zamanında yaptığını, sözleşme sona ererken taraflar arasındaki hesapların da gözden geçirildiğini ve karşılıklı mutabakat yapıldığını, bu mutabakat uyarınca da müvekkilinin davacı şirkete ödeme yaptığını, taraflar arasındaki ticaret devam ederken hangi miktarda faturaların düzenlemesi gerektiğini davalıya davacının bildirdiğini, davacının talebi ve onayı olmadan müvekkili tarafından asla fatura düzenlenmediğini, bu durumu gösterir ilgili e-mail ve yazışmaları mahkemeye ibraz edeceklerini beyanla davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın, cari hesap ilişkisinden kaynaklı açılan itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında cari hesap ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda ispat yükünün mal tesliminin yapıldığını iddia eden davacıda olduğu görülmekle, ticari ilişki karşılığı malların teslim edildiğinin davacı yanca ispatlanması halinde, bedelin ödendiği ya da varsa iadenin ise davalı yanca ispatlanması gerektiği, bu kapsamda uyuşmazlık kapsamında alacağın ödenip ödenmediği ile bedelin ticari kayıtlara nasıl işlendiği ve davacının alacaklı olup olmadığı hususunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verildiği, davalı yanın ticari defter ve kayıtlarının incelendiği 04.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı yönünde tespit yapılmış ise de; talimat mahkemesin de hazırlanan 08.07.2020 tarihli bilirkişi raporu ile 08.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının 59,555,34 TL alacaklı olduğunun hesaplandığı, raporlar arasında farklılığın giderilmesi için alınan 09.09.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında cari hesaba yönelik itiraz olması halinde hesap ekstresinin gönderilmesinin ve incelemelerle yardımcı olunacağının bahsedildiği, fakat cevabına ilişkin herhangi bir bilgi yahut belgenin ibraz olunmadığı, taraflar arasında mutabakat metni akdedilmiş olsa dahi davalının iadesizlik ve taşıma primlerini yüksek tutmak amacıyla miktarı fazla gösterilerek fatura düzenlemesi ihtimalinde, bu alacak kalemlerine ilişkin talepte bulunmanın mümkün olabileceği, dava dosyasına mübrez belgeler incelendiğinde davacı tarafından kesilen faturalara davalının itiraz ettiği yönünde herhangi bir belge bulunmadığı, bu sebeple faturanın içeriğinin hukuka uygun olduğunu ispat etmeninin davacının üzerinde olduğu, davacı yanın davalı yandan iadesizlik primi olarak 21.142,89 TL+%8 KDV 1.691,43 TL= 22.834,32 TL, taşıma primi olarak 29.507,83 TL+ %18 KDV 5,311,41 TL= 34.819,24 TL talep edebileceğinin belirtiliği, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre faturanın içeriğinin hukuka uygun olduğunun ispat etmeninin davalının üzerinde olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ve davalı aleyhine kabul edilen kısım üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;
Davacının faturaların içeriğinin hukuka uygun olduğunu ispat edemediğini, müvekkilinin usule uygun olarak tuttuğu ticari defterlerinde bu faturaların yer almadığını ve bu hususun da bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, Davacı şirket ile müvekkili davalı şirket arasında imzalanan sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesi ile alınan bilirkişi raporunda müvekkil şirketin davacı şirkete borcu kalmadığının tespit edildiğini, Yerel mahkemece müvekkili tarafından usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerin değil davacının ticari defterlerinin dikkate alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, Davacı şirket ile ilgili iflas kararı verildiğini ancak yerel mahkeme kararında bu durumdan bahsedilmediğini, kararın ihtimal üzerine oluşturulduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Dosya kapsamından; taraflar arasında 08/12/2014 tarihli bayilik sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme ile davalının, davacının üretimini ve pazarlamasını yaptığı ürünlerin belirlenen faaliyet bölgesi sınırları içerisinde yeniden satışının yapılmasını ve bu amaçla ürünleri davacıdan tedarik etmeyi, davacının ise bu ürünleri yeniden satış için davalıya sağlamayı üstlendiği, taraflar arasında, aralarındaki bayilik ilişkisinin 2016 yılının sonlarına doğru sona erdiği hususunda uyuşmazlık olmadığı, davacının takibe konu edilen faturaların 10/07/2017 tarihli, "fazla kesilen taşıma primi" açıklamalı ve 34.819,24 TL bedelli ve 10/7/2017 tarihli, "fazla kesilen iadesizlik primi" açıklamalı ve 22.834,32 TL bedelli faturalar olduğunu, davalının, 2016 yılında fazladan taşıma primi ile iadesizlik primi tahsil ettiğinin tespit edildiğini ve bu fazladan ödenen bedellerin iadesi için takibe konu faturaların düzenlendiğini iddia ettiği, davalının ise, davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, aralarındaki ticari ilişkide faturaların davacının beyan ettiği miktarlara göre düzenlendiğini, davacının onayı olmadan herhangi bir fatura düzenleyemeyeceğini ve tarafların ticari ilişkinin sonunda hesap mutabakatı yaptıklarını savunduğu, Mahkemece, davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda; davalının ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu ve davalının defterlerinde takip tarihi itibariyle davacıya 82,05 TL borçlu olduğu, davacının düzenlediği faturaların e fatura olduğu, davalı tarafından bu faturalara karşı iade faturasının düzenlendiği nin, davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda ise; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu ve davacının kendi defterlerinde takip tarihi itibariyle takibe konu ettiği iki faturadan dolayı 57.653,56 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bundan sonra alınan 08/02/2022 tarihli mali bilirkişi raporunda davacının cd olarak sunduğu tablolar esas alınarak davalının fazladan tahsil ettiği primlerin hesaplandığı ve davacının toplam 57.653,56 TL asıl alacak ve 1.901,78 TL işlemiş faiz talep edebileceğinin mütalaa edildiği, alınan son heyet bilirkişi raporunda da aynı tespitlere yer verildiği, Mahkemece, davalının, davacının düzenlediği faturalara itiraz etmediği ve fatura içeriğini ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, yargılama sırasında davacı şirketin iflasına karar verildiği, davacı şirket iflas masası vekilinin dosyaya vekaletname sunduğu ve yargılamaya bu vekil ile devam edildiği, Mahkemece iflas idaresinden tasfiyenin hangi usulde yapıldığının sorulmadığı, buna göre İİK'nın 194. maddesi uyarınca davanın ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasına kadar bekletilip bekletilmeyeceği konusunda bir karar verilmediği gibi gerekçeli karar başlığında da davacı olarak iflas idaresinin değil şirketin gösterildiği anlaşılmıştır. Yapılan bu tespitlere göre; her ne kadar Mahkemece, davalı tarafın davacının düzenlediği faturalara itiraz etmediği ve ispat yükünün davalıda olduğu, taraflar arasında cari hesap mutabakatının bulunmadığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve davacı kendi ticari defterlerinde takip konusu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmekte ise de, 04/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda, davalının ticari defterlerinde davacının takip konusu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmediği ve takip konusu faturalara karşı iade faturası düzenlediğinin tespit edildiği, buna göre tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit etmediği ve davacının tek taraflı olarak düzenlediği ve davalı tarafça kabul edilmeyen faturalar ile ticari defterlerine göre alacak talebinde bulunamayacağı, fatura içeriklerini ispat yükünün davacıda olduğu, Mahkemece ispat yükünün hangi tarafta olduğuna dair hatalı değerlendirme yapıldığı gibi, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinde davalıya prim ödeneceğine dair bir düzenleme olmaması ve bu hususta taraflar arasında bir anlaşma/uygulama olduğuna dair bir delil de sunulmamasına rağmen, HMK'nın 31. maddesi gereği hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında; davacı tarafa; takip konusu faturaların dayanağının ne olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı tarafından faturaların ne şekilde düzenlendiği, prim ödemesinin ne olduğu, davacının davalıya ne sebeple, hangi şartlarla prim ödemesi yaptığı, bu hususların taraflar arasında yazılı bir sözleşme ile hüküm altına alınıp alınmadığı hususlarında açıklama yaptırılmak ve bundan sonra mali bilirkişiden, tarafların ticari defterleri üzerinde karşılıklı inceleme yapılmak suretiyle aralarındaki ticari ilişkinin ne şekilde yürütüldüğü, davacı tarafından davalıya prim ödemesi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise primlerin neye göre ve ne şekilde belirlendiği ve iddia edildiği şekilde fazladan ödenen bir bedel olup olmadığı konusunda rapor alınmadığı, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen tablolar esas alınarak düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, iflas idaresinden davacı şirketin tasfiyesinin ne şekilde yapıldığı sorularak, şayet adi tasfiye söz konusu ise İİK'nın 194. maddesi uyarınca ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasına kadar davacı müflis şirketin taraf olduğu davalarda durma kararı verileceğinden, ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasının beklenmediği ve yine karar başlığında müflis şirket yerine iflas idaresinin davacı olarak gösterilmediği, bu şekilde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın açıklanan hususların tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../11/2022 tarihli, 2017/... Esas ve 2022/..Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,
6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.