Ticari Şirket

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin, davalı şirkette şirket müdürü olarak çalışmakta iken ".... Noterliği'nin 20.02.2012 tarih ve .... sayılı Limited Şirket Hisse Devri Senedi" ile şirket ortaklarından ...’a ait hisselerin tamamını devraldığını, müvekkilinin hisse devrinin gerçekleştiği tarihten itibaren, hem şirket ortağı olarak hem de şirketi temsile yetkili müdür olarak görev yaptığını, müvekkilinin şirketteki hissesi resmiyette her ne kadar %1 olarak görülmekte ise de aslen şirketteki ortaklık (hisse) payının %25 olduğunu beyanla müvekkilinin davalı şirketteki ortaklık payının %25 olduğunun tespiti ile müvekkili adına tesciline, yargılama giderleri vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... ve ...'nin davalı olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zorunlu arabuluculuk müessesi yerine getirilmeksizin işbu davanın açıldığını, davacının sembolik olarak %1 oranında hisse payına sahip olduğunu, imzasını kullanması karşılığında ücret yerine net kardan %25 oranında pay teklifinde bulunulduğunu, müdürlük görevine binaen yönetim payı olarak % 15 oranında net kardan ödeme yapıldığını, müdürü ve sembolik olarak hissedarı olduğu şirketin içini boşalttıktan sonra personel ve müşterilerini paravan şirkete transfer ettiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/454 E. Sayılı dosyası ile ikame edilen davada dinlenen tanıkların hisse oranı ile ilgili bilgi sahibi olmadıklarını, beyanlarının duyuma dayalı olduğunu, davacının tüm hak edişlerini aldığını, zor durumda olmadığını, herkesten çok kar payı aldığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; davanın, davacı ...’ın davalı ... ...... Şti.’deki ortaklık payının %25 olduğunun tespiti ile tescili taleplerinden ibaret olduğu, 18/07/2022 tarihli bilirkişi raporunun bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alındığı, davalı şirketin 22.08.1997 tarihinde tescil edilerek kurulmuş olduğu, şirket sermayesinin 1.150.000,00 TL olduğu, davacı ...’ın şirkette 11.500,00 TL karşılık %1 hissesinin mevcut olduğu, ispat kuralları uyarınca davacının iddiasını ispat ile yükümlü olduğu, davacının, imzaları noterce onaylanmış yazılı bir pay devriyle dava konusu payların kendisine devredildiğini ve bu devir keyfiyetinin genel kurul tarafından onaylandığını geçerli delillerle ispat etmesi gerekli olup, davacı tarafından bu hususlara ilişkin olarak bir delil sunulmadığı, fiili olarak ortaklığın tespiti talebi bakımından, devir, nakil, şirketin kendi paylarını iktisabı ve cebri icra yoluyla da kazandığına ilişkin bir delil olmadığı, %1'lik hissesine gümrük mevzuatına uygun olarak hak kazandığı, payın devredebileceğine ilişkin olarak yazılı şekilde ve Noter onayının bulunması gerektiği, limited şirketlerde esas sermaye payının devredilebilir olması, ortaklık sıfatının devren kazanılması anlamına gelmemekte olup esas sermaye payının hukuki işlem ile devredilebilmesinin TTK'nın ilgili hükümleri gereği yazılı şekil şartlarına tabi tutulduğu gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; dosya kapsamındaki taleplerinin Yerel mahkemece yanlış yorumlandığı ve kanuna uygun bir değerlendirme yapılmadığı, davanın pay sahipliğinin tespiti olduğu, Yerel mahkemenin ise davayı, sadece pay devrinin tescili talebi şeklinde yorumladığı, kararda özellikle ispat hukuku açısından dile getirilen görüşlerin hukuki geçerliliğinin olmadığı, pay sahipliğinin tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebileceği, Mahkemece, ortaklıktan çıkma talebi ile açılan davada dinlenen tanıkların, davacının gerçekteki hissesinin %25 olduğuna dair beyanlarının ve yine davalı şirket ortakları ile yapılan yazışmalar ile dönülen sözleşmelerin nazara alınmadığı, bu yazışmalarda davacının %25 hisse sahibi olduğunun davalılarca kabul edildiği, Mahkemece her ne kadar iddianın ispatı bakımından yazılı bir devir sözleşmesi veya delil aranmış ise de, böyle olması halinde zaten dava açılmayacağı, alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığı, şirketin 2020-2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin incelenmediği, daha önceki yıllarda kar payı dağıtılmamışken müvekkilinin müdürlük görevinden ayrılması ve ortalıktan çıkma davası açıktan sonra kar payı dağıtıldığını, bilirkişi heyetince Mahkemece işaret edilen tüm konularda inceleme yapılmadığı ayrıca hukuki görüş bildirildiği ve bu sebeple raporun hükme esas alınamayacağına ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacının, davalı şirkette %25 hisse sahibi olduğunun tespiti ve hisse oranının tescili talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; davacının, davalı şirketin hissedarlarından olan ...'den 20/02/2012 tarihinde %1 hissesini devraldığı, bu tarihten itibaren şirket ortağı ve aynı zamanda şirket müdürü olduğu, ancak şirketteki hisse oranının %1 değil %25 olduğunu iddia ettiği, davalı tarafından ise, davalı gibi gümrük müşavirlerinin şirketin işlemlerinde imzasının kullanılması için şirkete %1 hisse ile ortak edildiklerinin ve bunun karşılığında kendilerine şirket karından %25 pay verildiğinin, şirketteki işleyişin hep bu şekilde olduğunun, davacının ayrıca müdür olması sebebiyle şirket kar payından kendisine %15 oranında ödeme yapıldığının, yani davacıya şirket karından %40 oranında ödeme yapıldığının ancak hissesinin %1 olduğunun savunulduğu, davacının %1 hisse devraldığı ortak veya diğer ortaklardan başkaca hisse devraldığına dair bir resmi senet, yazılı belge sunmadığı, davalı şirket ortakları ile yapılan yazışmalarda da davacının %25 hisse sahibi olduğuna dair bir kabulün bulunmadığı, aksine hep kar payı oranından bahsedildiği, taraflarca imzalanmamış ortaklıktan ayrılmanın sonuçlarına ve rekabet yasağına dair sözleşmede, şirket karının paylaşım oranlarının gösterildiği, davacının şirkette %25 hissesinin olduğuna dair bir düzenleme olmadığı, bu sözleşmede davacının 2016,2017,2018 yılının ilk yarısındaki kar payı oranının %40,2018 yılının Haziran ayından sonrası ve 2019 yılı kar payı oranının ise %25 olarak gösterildiği, buna göre davacının bu tarihlerde şirket müdürlüğünden ayrıldığı nazara alındığında %40 oranındaki kar payının %15'inin müdürlük görevinin karşılığı, (bu husus davacı tarafından da kabul edilmektedir) kalan %25'in ise davalı şirkete kullandırdığı yetki belgesinin karşılığı olduğunun anlaşıldığı, şirket hisse oranı ile kardan verilecek pay oranının aynı şeyler olmadığı, davacıya şirket karından %40 oranında ödeme yapılmasının şirkette aynı oranda hissedar olduğunu ispat etmeyeceği, kaldı ki bu durumda davacının %25 değil, %40 oranında hissedar olduğunu iddia etmesi gerektiği, bu itibarla sunulan yazışma içeriklerinin ve imzasız sözleşmenin davacının iddiasını değil davalının savunmasını desteklediği, davacı tarafından İlk derece mahkemesinin 2019/454 Esas sayılı dosyası ile şirket ortaklığından çıkma talebi ile açılan davada dinlenen tanıkların; davacının fiilen %25 ortak gibi pay aldığını, davacının yetki belgesinin davalı şirket adına kaydedildiğini, bu nedenle davacının başka bir şirkete ortak olmasının mümkün olmadığını beyan ettikleri, söz konusu beyanların tek başına davacının %25 hisse sahibi olduğunu ispat etmediği, aksine davacıya şirket karından %25 pay verildiğini gösterdiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda eksik inceleme olmadığı, davalı şirketin 2020 ve devamında kar payı dağıtmasının ve daha önce dağıtmamış olmasının davacının iddiasını ispat edecek bir vakıa olmadığı, bilirkişi raporunun takdiri delil olduğu ve mahkemece diğer deliller ile birlikte değerlendirileceği, sonuç olarak davacının davalı şirkette %25 hissenin olduğunu ispat edemediği ve Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 16/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.