İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARARIN YAZ. TARİH: 22.04.2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.03.2023 tarih ve 2018/942 Esas, 2023/202 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı .... Şti. ve ... ile davalı arasında 26/06/2015 tarihli diğer davacılar ile davalı arasında 13/04/2016 tarihinde ... Güneş Enerji sanayi yapım sözleşmelerinin akledildiğini, bu sözleşmeler ile davalı yüklenicinin davacı şirketlere ... İli, ... İlçesi ...Köyü ...Mevkii ... parseller üzerine kurulan 5 adet GES tesisinin yapımını üstlendiğini, davalının sözleşme gereği yükümlüklerini yerine getiremediğini, taraflar arasında uyuşmazlıklar meydana geldiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin açılan dava dosyalarının bulunduğu tarafların bunların çözümü için bir araya gelerek 23/12/2017 tarihinde sulh sözleşmesi aklettiklerini davalının tesisteki eksik işleri 23/12/2017 tarihli sözleşmede taahhüt ettiği sürede bitiremediği, sözleşme ile bu sürenin 31/03/2018 tarihine kadar uzatıldığını, ancak işlerin bu tarihte de tamamlanamadığını, davalıya bir kereye mahsus 15 günlük ek süre verildiğini, davalının ihtara rağmen verilen ek süre içinde de eksikleri tamamlamadığı, temerrüte düştüğü, Menemen Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/35 D.iş sayılı dosyası ile sulh sözleşmesi gereği yapımı tahahüt edilen ve yapılmayan işlerin bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davacıların aynı sözleşme kapsamında hak sahibi olup aynı sözleşme ile kendilerininde borç altına girdiğinden davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğunu ileri sürerek davalının 23/12/2017 tarihli sulh sözleşmesi gereğince yükümlüklerini yerine getirmemesi sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sulh sözleşmesi kapsamında yapılması tahahüt edilip hiç yapılmayan yada eksik bırakılan işler için şimdilik 5.000 TL sulh sözleşmesi kapsamında yapılması tahahüt edilip ayıplı ifa edilen işler için şimdilik 5.000 TL sulh sözleşmesi kapsamında tazmin edileceği tahahüt edilen davacının ...geçici kabulünden sonra yüklenicinin sahalarda yaptığı çalışmalar nedeniyle ürettiği elektriğin ihtiyacının fazlasının satışından gelir elde edememesi sebebiyle şimdilik 5.000 TL sulh sözleşmesi kapsamında tahahüt edilen eksiklerin verilen sürede yapılmaması nedeniyle her bir saha ve davacı için 1.000 USD olmak üzere şimdilik toplam 5000 USD cezai şart olmak üzere toplam fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 15.000 TL nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont avas faiziyle 5000 USD nin fiili ödeme günündeki TCMM döviz satış kuru TL karşılığının temerrüt tarihinden itibaren kamu bankaları ile uygulanacağı bildirilen azami mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir.
ISLAH:
Davacılar vekili 29.06.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile özetle; Bilirkişi raporuna karşı beyanlarını sunarak davada talep ettikleri miktarları ıslah ettiklerini bildirmiş, buna göre dava dilekçesindeki eksik işler için 5.000,00 TL ve ayıplı işler için olan 5.000,00 TL olan taleplerini 299.800,00 TL artırarak 309.800,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile tahsilini, üretim kaybına ilişkin 5.000,00 TL'lik taleplerini 54.485,53 TL artırarak 59.485,53 TL olarak temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile tahsilini, 5.000 USD cezai şart talebini 45.000 USD artırarak 50.000 USD'nin fiili ödeme günündeki TCMB döviz satış kuru TL karşılığının temerrüt tarihinden itibaren kamu bankalarınca bu dövize uygulanan azami mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 23/12/2017 tarihli sulh sözleşmesinin 3.10 maddesi İzmir mahkemeleri yetkili kılındığını ancak sulh sözleşmesinin konusu olan santrallerin kurulmasına dair 26/06/2015 ve 13/04/2016 tarihli ... Güneş Enerji Santrali yapım sözleşmelerinde İstanbul Merkez (Çağlayan Mahkemelerinin Yetkili Kılındığını) bu sebeple mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, davacıların müştereken sahip oldukları hak ve alacak bulunmadığı, birlikte dava açmalarının HMK' ya aykırı olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, eksik ve ayıplı iş bulunmadığını, müvekkilinin sulh sözleşmesine uygun davrandığını, işlerin süresinde tamamlandığını dolayısıyla cezai şart dayanağının olmadığını, sözleşmenin 3.8 maddesinde üretim kaybının uğrayacağı zararı iş sahibi tarafından tazmin edilecektir denildiğini, böyle bir zarar varsa yükleniciden tazmin edileceği yönünde bir ifadenin bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk derece mahkemesinin 17.03.2023 tarih ve 2018/942 Esas, 2023/202 Karar sayılı kararı ile özetle; "...1-Davacı ... A. Ş. 'nin davasının kısmen kabulüne, 4.050,00 TL ayıplı iş bedelinin, 18.750,19 TL eksik iş bedelinin, 20.380,27 TL üretim kaybı bedelinin ayrı ayrı dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınıp bu davacıya verilmesine, fazlaya dair eksik iş bedeli, üretim kaybı bedeli talebinin reddine, 10.000 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarının bu para cinsi üzerinden 1 yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan alınıp, bu davacıya verilmesine,
2-Davacı ...'nin davasının kısmen kabulüne, 4.050,00 TL ayıplı iş bedelinin, 17.375,36 TL eksik iş bedelinin, ayrı ayrı dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınıp bu davacıya verilmesine, fazlaya dair eksik iş bedeli talebinin reddine, 10.000 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarının bu para cinsi üzerinden 1 yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan alınıp, bu davacıya verilmesine,
3-Davacı ... A.Ş.'nin davasının kısmen kabulüne,
4.050,00 TL ayıplı iş bedelinin, 16.362,55 TL eksik iş bedelinin, 17.970,03 TL üretim kaybı bedelinin ayrı ayrı dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınıp bu davacıya verilmesine, fazlaya dair üretim kaybı bedeli talebinin reddine, 10.000 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarının bu para cinsi üzerinden 1 yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan alınıp, bu davacıya verilmesine,
4-Davacı .... Şti.'nin davasının kısmen kabulüne, 4.050,00 TL ayıplı iş bedelinin, 22.686,69 TL eksik iş bedelinin, 3.474,99 TL üretim kaybı bedelinin ayrı ayrı dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınıp bu davacıya verilmesine, fazlaya dair eksik iş bedeli, üretim kaybı bedeli talebinin reddine, 10.000 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarının bu para cinsi üzerinden 1 yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan alınıp, bu davacıya verilmesine,
5-Davacı .... Şti. 'nin davasının kısmen kabulüne, 4.050,00 TL ayıplı iş bedelinin, 21.162,14 TL eksik iş bedelinin, 17.533,98 TL üretim kaybı bedelinin ayrı ayrı dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınıp bu davacıya verilmesine, fazlaya dair eksik iş bedeli, üretim kaybı bedeli talebinin reddine, 10.000 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarının bu para cinsi üzerinden 1 yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan alınıp, bu davacıya verilmesine, " dair karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen 22.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Yargılama esnasında dosyaya sunulan uzman görüşü ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin ısrarla giderilmeden hüküm kurulduğunu, alınan ek bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, hem davalı hem davacı tarafça dosyanın yeni bir heyete tevdi ile yeni bir bilirkişi raporu tanzim edilmesi istenmekteyken mahkemece bu ek raporlara dayalı olarak hüküm kurulduğunu, kısmi dava olarak açılan davada ıslah edilen miktara dava tarihi itibariyle faiz yürütülmesinin usule aykırılık taşıdığını, ilk derece mahkemesinin sözleşmedeki açık metnin yorum yoluyla tersine hükmederek sözleşme serbestisi ilkesine açıkça aykırı davrandığını, yargılama esnasındaki beyanlarını dile getirdikleri üzere sahalarda yapılacak bakım onarım işlemlerinin sulh protokolüne dayalı olarak davacıların kabulünde yapılan çalışmalar olduğunu, eksik iş bedelinin parsel büyüklükleri ve arazi metre karesine göre oranlandığını güneş enerjisi santrallerinde böyle bir değerlendirmede bulunulmasının mümkün olmadığını, aynı sözleşmeden kaynaklı alacağa ilişkin olarak 4 tane itirazın iptali davası açıldığını, daha sonraki süreçte taraflarınca ilgili dosyaların birleştirilmesi talep edildiğini, somut durum itibariyle uyuşmazlıkların tarafları aynı olduğunu, dava konusunun da aynı sözleşme olduğunu, yargılamalar sonucunda verilecek kararların birbiriyle çelişilebilecek nitelikte olduğu hususunun açıkça ortada olduğunu, aynı hukuki ihtilaftan kaynaklı uyuşmazlıkların tek elden çözülmesi gerekliliği ortaya çıkacak mahsuplaşma ihtimali dolayısıyla mahkemenin takdirinde olduğunu, dosyaları üzerinden verilecek olan hükümlerin birbirleriyle çelişmemesi maksadıyla ikame edilmiş olan dosyaların birleştirilerek karar verilmesi gerekliliği bulunmakta iken mahkemece bu taleplerinin reddedildiğini, bu husus sebebiyle dahi ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak dosyanın birleştirilmesi gerektiğini belirterek, istinaf başvurularının ve icranın geri bırakılması taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesince verilmiş olan usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekil eden adına talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davacılar vekili tarafından verilen 07.03.2023 tarihli katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; İlk derece mahkemesi tarafından tüm müvekkiller lehine toplamda 50.000 USD cezai şartın ödenmesine karar verildiğini ancak hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğunu, davacı müvekkilleri aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin ve kısmi red kararının haksız olduğunu, alacaklara temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmediğini kararın bu yönüyle hatalı olduğunu, davanın kısmen reddedilmesinin isabetli olmadığını, dosyada eksik ve ayıplı işlerin hatalı değerlendirildiğini, davalı yanca bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediği hususunda taraf itirazlarının değerlendirilmediğini, davalı yanca bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediği hususunda taraf itirazların değerlendirilmediğinin iddia edildiğini belirterek, davalı yüklenici tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın esası hakkında verilen hükmün belirttikleri yönler ile hukuka uygun olup lehlerine vekalet ücretinin eksik ve hatalı olması, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ile kısmı ked edilen kısım yönünden hükmün isabetsiz olduğu hususları gözetilerek tehiri icra taleplerinin kabulü ile açılan veya açılacak olan icra takibinin yargılama sonuna kadar durdurulması için tehiri icra kararı verilmesini, katılma yoluyla istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılması talepleri doğrultusunda yeniden esas hakkında bir karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Dava eser sözleşmesi ve sonrasında düzenlenen sulh sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Somut olayda, davacılar ile davalı arasında güneş enerjisi santrali kurma konusunda sözleşmeler düzenlendiği, söz konusu sözleşmeler ile ilgili taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 23/12/2017 tarihli "Sulh Sözleşmesi" imzalandığı anlaşılmaktadır. Davacılar vekili, taraflar arasında 26/06/2015 tarihinde ve 13/04/2016 tarihinde Güneş Enerji Sanayi Yapım sözleşmelerinin imzalandığı, davalının sözleşmedeki yükümlüklerini yerine getirememesi nedeniyle 23/12/2017 tarihinde sulh sözleşmesi imzaladıklarını, davalının sulh sözleşmesinde belirtilen sürede işi tamamlamadığını belirterek eksik ve ayıplı iş bedeli, kar kaybı ve cezai şart istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, davacıların birlikte dava açmalarının HMK' ya aykırı olduğunu, eksik ve ayıplı iş bulunmadığını, müvekkilinin sulh sözleşmesine uygun davrandığını, işlerin süresinde tamamlandığını, cezai şartın dayanağının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Sulh Sözleşmesinin 3.1. maddesinde “ Yüklenici’ nin yukarıda sayılan tüm GES’ lerin yapımından kalan toplam alacağın
705.700.- USD olduğu hususunda taraflar mutabakata varmışlardır. Taraflar, bu sözleşmede yer alan
hükümler dışında herhangi bir sebeple arttırılmasını veya azaltılmasını talep etmeyeceklerini ve bu
rakamı kabul ederek sulh olduklarını beyan, kabul ve taahhüt ederler” düzenlemesi yer almaktadır. Sulh sözleşmesinin 3.8. maddesinde ise, ekli listedeki işlerin 31/03/2018 tarihine kadar bitirileceği, bu süre içerisinde tamamlanmaması halinde sözleşme kapsamında yükleniciye gönderilecek ihtarla bu süreye ek olarak 15 gün daha tanınacağı, bu süre içinde de eksik işler tamamlanmaz ise yüklenicinin her bir saha için 10.000 USD cezai şart ödemekle yükümlü olacağı kararlaştırılmıştır.
Davacı ... Şti. ile yapılan sözleşmenin anahtar teslim götürü bedelli sözleşme olduğu, sözleşme bedelinin 1.176.600 USD olduğu, Davacı .... Şti. ile yapılan sözleşmenin anahtar teslim götürü bedelli sözleşme olduğu, sözleşme bedelinin 1.050.400 USD olduğu, davacı ... ile yapılan sözleşmenin anahtar teslim götürü bedelli sözleşme olduğu, sözleşme bedelinin 740.000 USD olduğu, davacı .... A.Ş. ile yapılan sözleşmenin anahtar teslim götürü bedelli sözleşme olduğu, sözleşme bedelinin 710.000 USD olduğu, davacı ... ile yapılan sözleşmenin anahtar teslim götürü bedelli sözleşme olduğu, sözleşme bedelinin 850.000 USD olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu ile dosyaya sunulan uzman görüşü arasında çelişkiler mevcuttur. Söz konusu çelişkileri de giderecek şekilde rapor alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş, maddi gerçeğin ortaya çıkması için 6100 sayılı HMK'nın 266 ve devamı maddeleri ile 281/3. maddesi hükümlerine uygun olarak yeniden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi kurulundan dosya kapsamında mevcut delillere, iddia ve savunmaya göre taraflar ve özellikle davalının bilirkişi raporuna yönelik uzman görüşlerine dayalı teknik ve ayrıntılı itirazları değerlendirilip karşılanmak suretiyle gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınmasıdır. Diğer yandan, davanın kısmi dava olarak açıldığı dikkate alınarak, dava tarihi itibariyle talep edilen (ve dava öncesinde temerrüt oluşmayan) miktarlara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi ve dava öncesi ıslah edilen kısım bakımından ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi, dava öncesi ihtarname ile temerrüde düşürülen talepler bakımından temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği de dikkate alınmalıdır.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile,
2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.03.2023 tarih ve 2018/942 Esas, 2023/202 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı vekili tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf peşin karar harcının istek halinde yatırana ilk derece mahkemesince geri verilmesine,
6-Davacı vekili tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Davalı vekili tarafından yatırılan (7.914,00+179,90) 8.093,90 TL istinaf peşin karar harcının istek halinde yatırana ilk derece mahkemesince geri verilmesine,
8-Davalı vekili tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
9-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.