İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARARIN YAZ. TARİH: 16.04.2026

Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.04.2023 tarih ve 2022/895 Esas, 2023/289 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.

İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalı/borçlu ... A.Ş. ile müvekkili şirket .... A.Ş arasında .... Elektrik Sistemleri Tamamla İşleri için taşeronluk Sözleşmesi imzaladıklarını, taraflar arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesi kapsamında müvekkil şirket tarafından sözleşme konusu Elektrik Sistemleri tamamlama işlerinin imalatlarının yapılması ve davalı borçlu şirket tarafından yapılan işlerin karşılığı olarak sözleşmede kararlaştırılan ücretlerin ödenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, müvekkili şirket sözleşme kapsamında kendi üzerine düşen edimleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmesine rağmen davalı/borçlu şirket tarafından hak etmiş olduğu ücretler kendisine ödenmediğini ve müvekkili şirketin mağdur edilmiş olduğundan davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalı/borçlu taraf icra dosyasına yapmış olduğu haksız itirazı ile takibe, borcun tamamına, faize ve borcun tüm fer’ilerine itiraz ettiğini ve dosyanını durdurulduğunu, taraflarınca dava şartı olan zorunluğu arabuluculuğa başvurulduğunu ve anlaşmaya varılamadığını, Müvekkili şirket sözleşmeye istinaden üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklı üzerine düşen edimleri eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğinin tespiti ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptaline karar verilmesini, davalının yaptığı itiraz haksız olup alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, müvekkilinin telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğramaması adına, davalı/borçlu şirketin banka hesapları, araç ve gayrimenkulleri için araştırma yapılmasına ve ve çıkacak sonuçlara göre borç faiz ve ferileri toplamını aşmayacak, borca yetecek miktarda üzerlerine ihtiyati tedbir konulmasına, davalının İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2018/35179 Esas sayılı dosyasında davalının takibe yaptığı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptaline, takibin devamına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilinin sahibi olan.... Mahallesinde bulunan ...inin Elektrik Sistemleri Tamamlama İşleri 2018 yılında davacı şirkete verildiğini ve taraflar arasında bu konuda sözleşme düzenlendiğini, davacı tarafın, taraflar arasındaki sözleşmeye göre yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiğini belirterek fatura düzenlediği ve işin bedelinin ödenmediği iddiası ile davalı müvekkili şirket aleyhine İstanbul 6. İcra Müdürlüğünde 2018/35179 E sayı ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibine karşı davalı müvekkili şirket adına itiraz edildiğini, itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini ve davacı şirket takibe itirazın iptali konusunda İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/1067 E sayı ile dava açtığını, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda Mahkemenin yetkisizliğine, Milas Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğuna karar verilerek dava dosyası Milas 1. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) gönderildiğini ve 2019/904 Esas sayı ile kayıt yapıldığını daha sonra Muğla Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, diğer aşamalarda davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, mahkemenizin görevsizliğine ve yetkili mahkemenin Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, daha sonra davanın önce zamanaşımı yönünden olmadığı taktirde esas yönünden delillerin toplanarak keşif ve bilirkişi incelemesi de yapılarak reddine karar verilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan etmiştir.

İlk derece mahkemesinin 28.04.2023 tarih ve 2022/895 Esas, 2023/289 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...taraflar arasında elektrik işlerinin yapılmasına yönelik taşeronluk sözleşmesi düzenlendiği ve davacı tarafça edimlerin yerine getirilmesine rağmen davalı tarafça gerekli ödemelerin yapılmadığından bahisle başlatılan takibe itiraz edilmesi ile iş bu dava açılmıştır.
Daha önce davacı tarafça iş bu dava Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, mahkemece Muğla Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi kararı verilmiş ve Mahkememizce de yine görevsizlik kararı verilerek dosyanın Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Ancak taraflardan herhangi biri dosyanın süresi içerinde görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmediğinden HMK'nın 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bunun akabinde davacı tarafça aynı takip nedeniyle iş bu dava açılmıştır.
Davalı vekilince her ne kadar davanın İİK'nın 67. Maddesinde belirtilen 1 yıllık sürede açılmadığı belirtilmiş ise de yerleşik Yargıtay içtihatları ve artık yerleşik hale gelen uygulamaya göre itirazın iptali davasının açılma süresi olan 1 yıllık süre, takip dosyasındaki itirazın alacaklıya tebliği ile başladığından ve iş bu davaya konu takipte böyle bir tebliğ bulunmadığından itirazın iptali davası açmak için öngörülen 1 yıllık süre başlamamıştır.
İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin birinci fıkrasında; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmü yer almaktadır.
HGK’nın 01.03.2017 günlü ve 2015/22-1048 Esas, 2017/380 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; itirazın iptali davası, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gereken bir dava olup, açık kanuni düzenlemeye göre dava açma süresi itirazın tebliği ile başlayacaktır. Ödeme emrine itiraz, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmez ise dava açma süresi başlamayacaktır.
Buna göre; itirazın iptali davası açmak için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren başlar. Bunun dışında bir yol (harici öğrenme v.s) öngörülmemiştir. Nitekim, aynı Kanunun 62/2. madde ve fıkra hükmünde de, itirazın alacaklıya tebliği zorunluluğu getirilmiştir.
Somut olayda; borca itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ edildiğine ilişkin tebligat evrakı ya da şerhine ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığı anlaşılmakla; itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği ve 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı, bu sebeple de itirazın iptali davasının süresinde açıldığı kabul edilmiştir.

Dava ilk olarak Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığından, bu mahkemece tarafların ticari defterleri incelenmiş olup, 09/03/2021 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda tarafların ticari defter kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, davacı tarafça düzenlenen faturaların davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu ve borç kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Usul ekonomisi gereğince mahkememizce yeniden defter incelemesi yapılmamış olup anılan rapor yargılama için yeterli görülmüştür.
Diğer yandan davalı tarafça eksik ve ayıplı işler yapıldığı savunmasında bulunulduğundan, mahallinde keşif yapılmış olup elektrik mühendisi bilirkişi ile incelemeler yapılmıştır. Yapılan inceleme ve düzenlenen rapora göre davaya konu yerde herhangi bir eksik ya da ayıplı imalatın bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı taraf her ne kadar eksik ve ayıplı imalat bulunduğunu ileri sürmüş ise de buna dair yapılan herhangi bir tespit, ayıp ihbarı, tutanak vs. kayıt olmadığından ve keşif mahallinde de eksik işlere rastlanılmadığından, davalı taraf bu iddiasını ispatlayamamıştır. Buna göre davalı taraf, davacı tarafça düzenlenen faturaları kabul edip defterlerine işlemesiyle hizmeti teslim aldığı karinesi oluşmuştur. Davalı taraf ayıp iddiasında bulunarak karinenin aksini ispat etmek istemiş ise de buna yönelik somut delil ibraz edilememiştir.
Tüm belirtilen husular bilirkişi raporları ve dosya kapsamında göre iş bu dava süresinde açılmış olup, ticari defterlere faturaların kaydedilmesi ile malın/hizmetin teslim edildiği karinesi oluşmuş ve bunun aksi de davalı tarafça ispat edilemediğinden, başlatılan takip haklı görülerek takibe yapılan itirazın iptali ile şartları oluşan icra inkar tazminatına hükmedilmesine" dair karar verilmiştir.

Davalı vekili tarafından verilen 29.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Muğla Ticaret Mahkemesinde açılan davaya esas olan olayda, davalı müvekkilinin sahibi olan ... Mahallesinde bulunan....nin elektrik sistemleri tamamlama işlerinin 2018 yılında davacı şirkete verildiğini ve taraflar arasında bu konuda sözleşme düzenlendiğini, davacı yanın, taraflar arasındaki sözleşmeye göre yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiğini belirterek fatura düzenlediğini ve işin bedelinin ödenmediği iddiası ile davalı müvekkili şirket aleyhine İstanbul 6. İcra Müdürlüğünde 2018/35179 E sayı ile ilamsız icra takibi başlattığını, icra takibine karşı davalı müvekkili şirket adına itiraz edildiğini, itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini ve davacı şirketin takibe itirazın iptali konusunda İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/1067 E sayı ile dava açtığını, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davaya davalı müvekkili şirket ardına verilen yanıtta, taraflar arasındaki sözleşmeye (sözleşmenin 7. maddesi) göre anlaşmazlıkların çözümünde Milas Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu belirtildiğinden yetki itirazında bulunulduğunu, yanıt dilekçesinde ayrıca esasla ilgili olarak davacı şirketin sözleşme ile üstlendiği işi sözleşmeye uygun olarak ve süresi içinde tam ve eksiksiz olarak tamamlamadığı, ayıplı imalat bulunduğu, sözleşmeye göre (sözleşme 4/1. madde) işin eksiksiz ve kusursuz olarak tamamlanması durumunda yüklenicinin hakkedişini düzenleyeceği ve bu durumun yapılacak kontrolde davalı şirket tarafından eksik ve kusurlu imalatların tespiti durumunda davacı şirkete tamamlatacağı ve işin tamamlandığına ilişkin taraflar arasında tutanak düzenlendikten sonra ödemeye geçileceğinin belirtildiği, davacı yanın ise işi belirlenen süre içinde ve kusursuz olarak tamamlamadığı halde hakkediş düzenlediği ve fatura düzenleyerek davalı müvekkili şirkete gönderdiği, oysa işin kusursuz ve eksiksiz olarak tamamlanmaması ve birçok elektrik eksikliği ve arızası sonunda otel konuklarının özellikle 2018 Nisan ila Eylül aylarında birçok yakınmalarına neden olunduğu ve bu konuda tutanaklar düzenlendiği, bu nedenle eksik ve kusurlu işlerin başka firmalara tamamlatılmaya çalışıldığı ve bu nedenlerle davalı müvekkili şirketin maddi ve manevi zarara uğratıldığı açıklanarak ve borcun muaccel duruma gelmediği belirtilerek Yargıtay kararlarına göre gönderilen faturaya yasal süre içinde itiraz edilmemesinin faturada belirtilen işin yapıldığının kabulü anlamına gelmediği uyuşmazlık durumunda işin istenildiği şekilde tam ve kusursuz olarak yapıldığının ispatı gerektiği, bunun için de işin yapıldığı yerde bilirkişiler kanalı ile keşif yoluyla inceleme yapılarak tüm delillerin, tanıkların dinlenilmesi, ticari defterlerin incelenmesi yoluyla değerlendirilmesi ve ayıplı imalat bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğinin belirtildiğini ve belirtilen nedenlerle davacı yanın haksız olduğu açıklanarak davanın reddine karar verilmesinin istenildiğini,
-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda Mahkemenin yetkisizliğine, Milas Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğuna karar verilerek dava dosyası Milas 1. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) gönderildiğini ve 2019/904 E sayı ile yapılan yargılamada tarafımızdan, tanık dinlenilmesi, yerinde bilirkişiler kanalı ile keşif yapılarak davacı şirket tarafından üstlenilen işlerin tam ve kusursuz olarak yapılıp yapılmadığının tespiti ve sonrasında tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasının istenildiğini, bir kısım tanıkların dinlenildiğini, ticari defterler üzerinde inceleme yapıldığını ve yapılan ticari defterin incelemeleri sonunda verilen bilirkişi raporuna taraflarınca itiraz edildiğini, keşif yoluyla, davacının, üstlenilen işleri tam ve kusursuz olarak yapıp yapmadığı konusunda ise inceleme yapılmadığını, daha sonraki aşamada Muğlada Ticaret Mahkemesi kurulması üzerine dava dosyasının 07.09.2021 tarihinde Muğla Ticaret Mahkemesine gönderildiğini, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 26.10.2021 tarih ve 2021/792 5541 sayı ile ve dava şartı eksikliği gerekçesi ile görevsizlik ve Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin Ticaret Mahkemesi sıfatı ile görevli olduğuna karar verdiğini, daha sonra 31.12.2021 tarihinde verilen ek kararla karara karşı istinaf yoluna gidilmemesi ve davacı tarafından süresi içinde dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesi isteğinde bulunmadığı gerekçeleri nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu aşamadan sonra arabulucu şartı yerine getirilerek anlaşmazlık tutanağı düzenlendiğini ve davacı vekili tarafından 18.07.2022 tarihinde 2022/895 E sayı ile bu davanın açılarak ve önceki davadaki isteklerin aynen yenilenerek İstanbul 6. İcra Dairesinin 2018/35179 E sayılı takibine borçlu davalı müvekkili şirket tarafından yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesinin istenildiğini,
Usuli itirazlarının reddedilmesi hususunda;

Muğla Ticaret Mahkemesinin önceki karar gerekçesinde belirtilen nedenlerle bu davaya bakmaya Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin Ticaret Mahkemesi sıfatı ile yetkili olduğu gerekçesi ile görevsiz kararı verilmesi gerektiği yolundaki itirazlarının reddedilmesi ve yine davacının üstlendiği işin tarihi, fatura tarihi, davacı yanın icra takibine başladığı tarih ve Muğla Ticaret Mahkemesi'nin, davanın açılmamış sayıldığına ilişkin kararı dikkate alındığında dava için hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile zamanaşımı itirazlarının reddi kararlarının yanlış bir uygulama olduğunu, Muğla Ticaret Mahkemesi'nin, hak düşürücü süre itirazlarını, icra takibindeki durma kararının alacaklıya tebliğ edilmediği bu nedenle itirazın iptali davası açmak için bir yıllık sürenin başlamadığı gerekçesi ile reddedildiğini, İcra takibine taraflarınca yapılan itirazın alacaklı tarafça haricen de olsa öğrenildiğini ve alacaklı taraf İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde itirazın iptali konusunda dava açtığını, davacı alacaklının durma kararını UYAP'tan öğrendiğinin belli olduğunu, bu bakımdan Adalet Bakanlığı'na yazı yazılarak davacının icra müdürlüğününün durma kararını UYAP'tan görme tarihinin sisteme girdiği tarihin sorularak hak düşürücü süre itirazlarının kabulüne karar verilmesinin gerektiğini,
-İİK 67.maddede itirazın iptali davasını açma tarihinin itirazın alacaklıya tebliği ile başlayacağı düzenlemesi bulunsa da bir çok Yargıtay kararında alacaklının itirazın bir an önce iptalini veya kaldırılmasını sağlamak ve varsa alacağına bir önce kavuşablmek için dava açmasına engel olmadığı yolunda kararının olduğunu, olaya bakıldığında davacının borca itiraz iradesini öğrendikten sonra davasını açtığının görüldüğünü, davacının daha sonra davasını takip etmeyerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinden sonra bu davayı açmakta hukuki yararının da bulunmadığını, davacının İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı itirazın iptali davası ile itirazdan haberdar olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, bu davanın görülmesi sırasında davacının dava açma süresinin usule uygun olup olmadığını dikkate almayan mahkemenin aynı konuda daha sonra hak düşürücü sürenin başlangıcının itiraz iradesinin alacaklıya tebliği ile başlayacağı ve dosyada alacaklıya tebliğin yapılmadığı ve hak düşürücü sürenin başlamadığı yolundaki kararının yerinde olmadığını,
-İcra takibine, borçlu müvekkili şirket tarafından 16.10.2018 tarihinde itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğunu, bu tarihten itibaren bir yıllık süre içinde icra dosyasında alacaklı şirket tarafından herhangi bir işlem yapılmadığını ve dosyanın takipsiz bırakıldığını ve bir yıllık süreden sonra icra dosyasının düştüğünü, icra dosyası düştüğünden alacaklının yeniden icra takibi yapması gerekirken bu yola gidilmediğini ve aradan 5 yıla yakın bir süre geçtikten sonra itirazın iptali konusunda dava açıldığını, oysa davanın açıldığı tarihte geçerli bir icra takibi bulunmadığını, bu bakımdan davacının yeniden icra takibi veya doğrudan alacak davası açması gerekirken geçerli bir icra takibi bulunmadığı halde icra takibine itirazın iptali davası açamayacağından davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini,
-Dava eser sözleşmesinden kaynaklandığı için eser sözleşmesinden kaynaklanan anlaşmazlıklarda zamanaşımı süresi 2 yıl olarak belirtilmiş olmakla ve fatura tarihleri 2018 yılına ait olduğundan dava tarihi de dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolduğunun anlaşıldığını, bu bakımdan yanıt dilekçesinde de ileri sürdükleri gibi davacının üstlendiği işin tarihi, fatura tarihi, davacı yanın icra takibine başladığı tarih ve mahkemenin davanın açılmamış sayıldığına ilişkin kararı dikkate alındığında dava için zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın zamanaşımından ötürü reddine karar verilmesinin gerektiğini,
-Davacı şirketin açtığı davanın ilk kez ve icra takibinden hemen sonra açılan bir dava olmayıp İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ve Milas 1. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemeleri'nden gelen görevsizlik kararına dayılı olması nedeni ile davacı şirketin, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.12.2021 tarih ve 2021/792-551 sayılı kararına karşı yasal yola başvurarak ya istinaf isteğinde bulunması ya da davanın görülmesi için dava dosyasının Milas Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini istemesi gerekirken bu yollara başvurulmayıp Muğla Ticaret Mahkemesi'ne dava açmasının doğru bir yöntem olmadığını,
-Bilirkişi incelemesinin eksik olduğunu, 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı gibi keşif incelemesinin eksik olduğunu, dava dosyasında mahkemenin daha önceki ara kararına göre villalardaki eksik işlerin niteliklerinin belirtilmesi konusunda 15/7/2018,01/08/2018, 05/06/2018,20/08/2018, 06/08/2018,18/09/2018, 23/08/2018 ve 04/09/2018 tarihli "Telafi Hizmet Formu"na göre eksik ve kusurlu imalatların neler olduğunun belgelendiğini, bilirkişi incelemesinde, en azından, dosyada bulunan ve her villa için belirtilen Telafi Hizmet Formu belgelerindeki arıza ve eksikliklerin maliyetlerinin belirtilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir inceleme ve açıklama yapılmaması ve inceleme ve değerlendirme yapılmadan raporun sonuç bölümünde davacı tarafından üstlenilen işlerin sözleşmeye uygun yapıldığı değerlendirmesinin doğru bir değerlendirme olmadığını,
-Bilirkişi raporundaki "…Otel ve Villalardaki Elektrik Sistemleri tamamlama işleri kapsamında mahallinde yapılan incelemede 6003 ve 6049 numaralı villaların elektrik tesisatları incelenerek yapılan tespit ve fotoğraflar aşağıda sunulmuştur. Otel ve 66 adet villanın Elektrik Sistemlerini tamamlama işleri sözleşmesi kapsamındaki işlerin eksik yapıldığıyla ilgili davalı tarafından yerinde 6003 ve 6049 nolu villaların tesisatları "Telafi Hizmet Formu"nda belirtilen arızalar gereği yerinde incelendiğinde, aydınlatma, priz, telefon, klima, TV, otomasyon vs tesisatların genel olarak aktif ve çalıştığı otomasyona bağlı bazı kumandalı araçların çalışmadığı görülmüştür…" açıklamasının da bilirkişi incelemesinin eksik yapıldığını ortaya koyduğu halde yeniden keşif ve inceleme isteklerinin reddi ve bilirkişiden dosya içinde her villa için ayrı ayrı olarak bulunan Telafi Hizmet Formlarında belirtilen eksikliklerin giderilmesi konusunda piyasa değerlerine göre maliyet hesaplaması yapılması konusunda ek rapor alınmasına karar verilmesi gerekmekte iken isteklerinin reddine yönelik kararın yanlış bir karar olduğunu,
Yukarıdaki açıklamalar ve resen dikkate alınacak diğer nedenlere dayalı olarak Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.04.2023 tarih ve 2022/895 2023/289 sayılı kararının kaldırılmasına ve inceleme sonuna kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında 19.04.2018 tarihli "... Elektrik Sistemleri Tamamlama İşleri Taşeronluk Sözleşmesi" isimli eser sözleşmesinin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı vekili, davacı yüklenicinin eser sözleşmesi kapsamında edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, ancak davalı iş sahibi tarafından hak ettiği iş bedelinin ödenmediğini ve başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasına açmıştır .
İtirazın iptali davasının açılması için kanun koyucu bir yıllık hak düşürücü süre öngörmüştür. Bu süre ödeme emrine itirazın alacaklıya veya vekiline 2004 sayılı Kanun’un 62/2 nci maddesi çerçevesinde tebliğinden itibaren başlar ve tebliğ 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) hükümleri çerçevesinde sağlanır.
Yerleşik uygulamada da bu sebeple ödeme emrine itiraz 7201 sayılı Kanun’un düzenlediği şekilde alacaklı veya vekiline tebliğ edilmemişse, sair suretlerle itirazdan haberdar olunduğu ileri sürülse dahi hak düşürücü sürenin başlamayacağı kabul edilmektedir (Hukuk Genel Kurulu'nun 21.10.2015 tarihli, 2013/19-2415 E., 2015/2335 K. sayılı kararı).
Ne var ki, bu yönde tebligat kendisine yapılmamış olsa bile, alacaklı ödeme emrine itirazın hükümden düşürülmesi için öngörülen kanuni yollara başvurabilir ve bu hâlde salt ödeme emrine itiraz alacaklıya henüz tebliğ edilmediği gerekçesiyle erken dava açıldığından bahsedilemeyeceği açıktır. Alacaklı, bu şekilde itirazın iptali yönünde Mahkemeye başvurduğunda, başka bir anlatımla, ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğunu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini Mahkemeye verdiği dava dilekçesiyle bildirdiğinde, tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurları aynı anda tümüyle gerçekleşmiş olacağından, itirazın iptali dilekçesinin verilmesi ödeme emrine itirazın tebliği hükmünde sayılmalı ve hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kabul edilmelidir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/13-602 Esas ve 2019/218 Karar sayılı kararı)
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine faturadan kaynaklanan cari hesaba dayalı alacağın tahsili talebiyle 09.10.2018 tarihinde takip başlattığı, ödeme emrinin 11.10.2018 tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun 16.10.2018 tarihinde süresinde borca itiraz ettiğinden takibin durduğu görülmüştür. Her ne kadar dosya kapsamında borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğine dair evraka rastlanılamamış ise de, davacı alacaklının duran icra takibinin devamı için 13.11.2018 tarihinde İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1067 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davasını açtığı, İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1067 Esas ve 2019/695 Karar sayılı dosyasında yetkisizlik kararı verildiği, dosyanın gönderildiği Milas 1.Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)'nin 2019/904 Esas ve 2021/548 Karar sayılı kararı ile Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi kurulduğundan bahisle dosyanın Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği; Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/792 Esas ve 2021/551 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği, verilen kararın istinaf edilmemesi üzerine kesinleştiği, tarafların kararın kesinleşme tarihinden iki hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi üzerine Mahkemece 26.10.2021 tarihli ek karar ile "davanın açılmamış sayılmasına" karar verildiği, verilen ek kararın da istinaf edilmemesi üzerine kararın 26.01.2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

Davanın açılmamış sayılması kararı ile dava açılması ile meydana gelmiş olan sonuçlar ortadan kalktığından dava açılmasıyla meydana gelmiş olan hak düşürücü sürenin korunmuş olması sonucu da hükümsüz hale gelmiştir. Buna göre davacı alacaklının duran icra takibinin devamı için 13.11.2018 tarihinde İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1067 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davasını açtığından dava açılış tarihi ödeme emrine itirazın tebliği hükmünde sayılmalı ve hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kabul edilmelidir. Buna göre İİK’nın 67. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin 13.11.2018 tarihi itibariyle işlemeye başladığı, eldeki itirazın iptali davasının ise 18.07.2022 tarihinde tarihinde açıldığı anlaşıldığından itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından Mahkemece "davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine" karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile işin esası hakkında karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olmuştur.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile,

2-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.04.2023 tarih ve 2022/895 Esas, 2023/289 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Davanın hak düşürücü süre nedeni ile REDDİNE,

4-Davacı tarafından yatırılan 1.847,29 TL'den alınması gereken 732,00 TL'nin mahsubu ile kalan 1.115,29 TL'nin davacıya iadesine, (Mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine),

5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgâri Ücret Tarifesi'nin 7/2.maddesine göre hesaplanan 17.307,35 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücreti olan 1.560,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, (Mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine),

9-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, harç alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan toplam (179,90 TL + 1.668,00 TL) 1.847,90 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde yatıran davalıya iadesine,

10-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 166,50 TL istinaf yargılama giderinden oluşan toplam 658,50 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

11-HMK'nın 333/(1).maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve istem halinde artan gider ve delil avanslarının ilgililerine iadesine,

12-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.