İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ
KARAR
(Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/03/2017 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması neticesinde davacının yaralandığını, çarpışma akabinde davacının hastaneye sevk edilerek tedavisinin yapıldığını, olay nedeniyle davacının yaralandığı ve vücudunda kalıcı sakatlık oluştuğunu, kaza anında kaza tespit tutanağının tutulmadığını, davacı kendi şeridinde seyrettiği esnada sağ tarafta park halinde bulunan ... plakalı araç sürücüsü aniden yola çıktığını, geçiş önceliğine uymaksızın ve manevra kurallarına aykırı olarak U dönüşü yaparak kendi şeridinde seyreden davacının kullandığı aracın önünü kapatmak suretiyle kazaya sebebiyet verdiğini, bu nedenle ... plakalı araç sürücüsü olayda tamamen %100 kusurlu olduğunu, ... plakalı aracın sigortalısı olan Sompo Japan sigortaya başvuruda bulunulduğunu ancak hiçbir sonuç alınamadığını belirterek1.000,00 TL geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı talebinin sigorta şirketinin temerrüte düştüğü başvuru tarihinin 15. günü olan 30/06/2017 tarihinden itibaren itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 120.287,50 TL'ye yükseltmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 1.270,58 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 119.016,99 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 120.287,57 TL’nin 30.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının tazminat taleplerinin söz konusu poliçeler kapsamında ilgili sigorta şirketinden karşılanması gerektiğini, davacı taraf sigortacılık kanunu ve KTK gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartının yerine getirmeksizin dava açtığından davanın usulden reddi gerektiğini, belgeler müvekkil şirkete iletilmediğini, işbu nedenle Trafik Sigortası Genel Şartları gereğince davacının dava açma hakkı bulunmadığını, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 ve 29,12.2022 tarihli kararları ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları a.5. kapsama giren teminat türleri maddesi doğrultusunda Trafik Sigortası Genel Şartları sakatlanma teminatı bakımından ek-2, destekten yoksun kalma teminatı bakımından ise ek-3'te yer alan hesaplama yöntemlerinin esas alınması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere kaza ile davacının sakatlığı arasındaki illiyet bağının ve davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp 3. Üst Kuruluna sevk edilerek Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Yönetmeliğine göre rapor tanzim edilmesi gerektiğini, başvuran karşı araç motosiklet sürücüsünün kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giymediği tespit edildiğini, başvuranın kask ve koruyucu kıyafet giymemesi nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, SGK'dan gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden araştırma yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, 6111 sayılı kanun, KTK ve trafik sigortası genel şartları uyarınca müvekkil şirketin geçici bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkin sorumluluğu ortadan kalktığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından 19/03/2017 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı motosikletin çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı sigorta şirketince kazaya karışan ... plakalı araç için 19/03/2017 kaza tarihini de kapsar şekilde 01.08.2016-01.08.2017 dönem için Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenmiştir.
Davacı tarafça14/06/2017 tarihli evrak kabul kaşesine göre yazılı olarak davalı sigorta şirketine müracaat edildiği anlaşıldığından, eksik olduğu belirtilen yönetmelikteki kriterleri sağlayan maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK'nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerekir. Bu kapsamda başvuru koşulu yerine getirilmiş olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir.
Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar verilmiştir. Bu nedenle iptal kararı gereğince tazminat hesaplarında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve Ekleri uygulanmayacağından bu yöne değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 s. Yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici işgöremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).
İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olması usul ve yasaya uygundur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "... rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir. Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH-2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen
dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine
göre yapılan hesaplamadaki 2. ek raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Somut olayda SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik bedeli hesaplanan tazminattan düşüldüğü anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi de yerinde değildir.
Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 8.216,84 TL harçtan peşin alınan 2.054,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.162,84 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/04/2026